Haydi Öğrenelim!
Bosna Hersek:
Yer Aldığı Kıta: Avrupa Kıtası'nda, Balkanlar'da (Balkan Yarımadası) yer alır.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Mastır:
(bkz:: Mastur)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Mastır:
(İngilizce “master”) Usta, uzman kişi. (Eğitim) Yüksek lisans derecesi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Mastika:
Mastika; mastik likörü ya da sakız likörü'de denir. İsmini Yunancada sakız ağacı anlamına gelen "mastik" sözcüğünden alır. Yunanistan'da Sakız aromalı Uzo'ya "mastika" denir. Makedonya'da Sakız ağacından yapılan bir Likör olan mastika üzümden ve anasonsuz olarak sarı ve beyaz çeşitleriyle üretilir. Aperatif olarak içilir. Damıtılmış İçeçekler: Absent • Aquavit • Arak • Armanyak • Brendi • Changaa • Cin • Kalvados • Konyak • Likör • Mastika • Pastis • Pisco • Rakı • Rom • Tekila • Tsipouro • Uzo • Viski • Votka (Konusu: İçki Çeşitleri, Kökeni: )
Mastika:
(İçecek) Anason aromalı alkollü içki türü. (Kimya) Sakız reçinesinden elde edilen madde.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Mastor:
(yun.sf.i. mastoras, uzman marifetli'den ) 1- Uyuşturucu kullanarak ya da içki içerek sarhoş olmuş, çok eşrimiş. (kimse) Örn:: Çek mastor çek, Dalgana bak. (anonim şarkı) (bkz:: Mastur) 2- Karagözcü argosunda Mastör Yani (Rum sarhoş ve kabadayı tipi) elinde içki şişesiyle dolaşan dengesiz bir kişidir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Mastor:
(Argo/ağız) Çok sarhoş kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Mastorlamak:
(yun.f. türk. e.) Mastor haline gelmek, uyuşturucu içki içerek sarhoş olmak. Mastorlaşmak diye de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Mastorlamak:
Sarhoş etmek. (Argo) Aşırı derecede içki içirmek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Mastorlaşmak:
Çok sarhoş olmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Mastör Yani:
(bkz:: Mastor)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Mastur:
1. (Eski kullanım) Örtülü, gizli. 2. (Tasavvuf) Kendini gizleyen, içe dönük kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Masturi:
Mastur olma durumu. (Eski kullanım) Gizlilik, kapalılık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Mastürbasyon:
Cinsel organlara dokunarak kendi kendine cinsel haz sağlama; istimna, onanizm.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Masum:
(a.i. erk.) 1- Suçsuz, kabahatsiz, günahsız, ismet sahibi. 2- Saf, temiz. İmam-ı Rabbani'nin oğlu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
masum:
1- Suçsuz, günahsız, kabahatsiz, korunmuş. Örn:: “…Masum, Allah’ın günah işlemekten koruduğu kimsedir.” (Hadis) 2- Peygamberlerin kasıtlı olarak günah işlemekten uzak olmaları hâli. Peygamberler, bizzat Allah tarafından günahtan uzak tutuldukları ve işlemelerine izin verilmedikleri için günahsızdırlar. Özellikle de peygamberler inanç, ibadet, ahlak ve tebliğ alanında masumdurlar.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Masume:
(a.i. ka.) İmamiye mezhebinde günahsız sayılan ehl-i beyt mensubu. (bkz:: Masum) (Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Masun:
(a.i. erk.) Korunmuş, korunan. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Masune:
(a.i. ka.) (bkz:: Masun)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Masyon:
(ek.) (türk. e. -ma, fr. sonek) Argo sözcükler oluşturmada kullanılmış sonek: Atmasyon, Uydurmasyon vb. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Maşa:
(Alm. Klammer - Fr. pince - İng. clip) Perdeyi tutan mandal.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
maşallah:
‘Allah’ın istediği olur!’, ‘Allah nazardan saklasın!’, ‘Allah korusun!’ gibi anlamlara gelen hayret, dilek, beğenme ve dua cümlesi. Örn:: “Bahçene girdiğin zaman ‘Maşallah, kuvvet Allah’a mahsustur.’ demen gerekmez miydi?” (Kur’an-ı Kerim Kehf suresi 18/39 ncu Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
maşatlık:
Yahudi ve Hristiyan ölülerinin gömüldüğü mezarlık.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Maşuk:
(a.i. erk.) Sevilen, sevilmiş.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Maşuka:
(a.i. ka.) (bkz:: Maşuk)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Maşuki Tarikatı:
İsmail Maşuki (d. 1508, Aksaray - ö. 1529, İstanbul), Türk tasavvuf tarihinde "Oğlan Şeyh" veya "Çelebi Şeyh" diye de bilinen, Bayrami-Melami tarikatı kutbu ve şeyhi. Maşuki, müritlerine bazen "Allah, Allah" zikri yerine "Allahım, Allahım" dedirtirmiş.[1] Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle oniki öğrencisiyle birlikte padişahın yanına gelen İsmail Maşuki, padişahın önündeki sorgulamasında vahdet-i vücuda dair görüşünde ısrar etmiş ve Şeyhülislam İbn Kemal'in fetvasıyla ve Ebusuud Efendi'nin de destekleriyle, zındıklık ve mülhidlik ile yargılanarak öğrencileriyle birlikte Sultanahmet'teki At Meydanı'nda idam edilmiştir.(Konusu: Din (Tarikat), Kökeni: )
Mat:
(Satranç) Şahın kaçamayacağı şekilde sıkıştırılması durumu. Donuk, parlak olmayan yüzey.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
mat ağı:
şah'ın, açık bir yerde, mat tehlikesini içeren kuvvetli hücumlara uğramasıdır.(Konusu: satranç terimi, Kökeni: )
MATA:
(mata) uyluk, baldır.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Matador:
(İspanya) Boğa güreşinde boğayı öldüren kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Matafora:
(Denizcilik) Filikaları indirip kaldırmaya yarayan düzenek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Matafyon:
(Ağız) Saçma, anlamsız söz veya iş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
MATE:
(mate) Bitti, dur, bırak.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Matematik:
Sayı, şekil ve ilişkileri inceleyen bilim dalı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Matematikçi:
Matematik bilimiyle uğraşan kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Matematiksel:
Matematiğe ilişkin, matematikle ilgili.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Materyal:
Malzeme, gereç. (Felsefe) Madde.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
materyalist:
(bkz:: dehri)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Materyalist:
Materyalizm görüşünü benimseyen kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Materyalizm:
(fr.i. materialisme) (fel.) Maddecilik, özdekçilik. Her şeyin maddeden oluştuğunu ve bilinç de dahil olmak üzere bütün görüngülerin maddi etkileşimler sonucu oluştuğunu öne süren felsefi kuram.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)
materyalizm:
(bkz:: dehriye)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Materyalizm:
(Felsefe) Varlığın temelinin madde olduğunu savunan görüş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Matine:
(fr.i. matinae'den) Olay. Örn:: Olur böyle matineler.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Matine:
(Sinema/Tiyatro) Gündüz yapılan gösteri.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Matiz:
(yun.sf.i. methysos, içkici, içkiye düşkün'den) 1- Karagözcü argosunda Tuzsuz Deli Bekir karakterine verilen ad. (Uğur Göktaş, Karagöz Terimleri Sözlüğü) 2- Sarhoş, çok sarhoş. (kimse) Örn:: Ortaoyunlarında Zenneye Gaca denilir. Taşralı Bekçi, Gözlemeci taklidini yapan Hırbo, Frenk, Balama, Sarhoş Matiz diye anılır. (Refik Ahmet Sevengil - Sami Önal, İstanbul Nasıl Eğleniyordu) (Alman argosunda Matakerdo içkicinin çing. matto matti'den geldiği belirtilir. (bkz:: Matto)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Matiz:
(Ort. O. Kar.) Sarhoş.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Matiz:
(Argo) Sarhoş kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Matiz Olmak:
(d. yun. türk.) Sarhoş olmak, esrimek. Örn:: Oynaşıma gerdan kırarım. Atalım çakalım matiz olalım. (Rozika Hanım, kanto) Örn:: Matiz oldun mu her bi boku yerler tabi. (İrfan Yalçın, Genelevde Yas)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Matizci:
(yun.i. türk. e.) Sarhoş kişileri dolandıran, soyan hırsız.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Matizci:
Sürekli içki içen kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Matizcilik:
(yun.i. türk. e.) Sarhoşları soyma, sarhoş dolandırma. Örn:: Matizcilik iyice sarhoş olup sokaklara düşmüş kişilerin yanına yaklaşmak, onları kendine açındırarak paralarını almak, zenaatının kısa adıdır. (Servet Kabaklı, Beşikten Zincire Yetim Ahmet)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Matizcilik:
Sürekli sarhoş olma durumu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Matizlemek:
(yun.f. türk. e.) Sarhoş olmak, esrimek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Matizlemek:
Sarhoş etmek veya sarhoş olmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Matizlik:
Sarhoşluk durumu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Matkap Deliği:
(burr-hole) Kemiklere, özellikle kafatasına uygulanan cerrahi yöntemler sırasında açılan delik. Bur-hol.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Matlaşmak:
Parlaklığını yitirip donuklaşmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Matlaştırılmak:
Mat hâle getirilmek, parlaklığı azaltılmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Matlaştırma:
Bir yüzeye parlaklık kazandırmama, parlaklığı azaltma işlemi. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Matlaştırmak:
Parlaklığını gidermek, donuk hâle getirmek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Matlub:
(a.i. erk.) İstenilen, aranılan, talep edilen şey.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Matlube:
(a.i. ka.) (bkz:: Matlub)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Matmazel:
Evlenmemiş kadınlar için kullanılan ünvan (Fransızca kökenli).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Matrağa Almak:
(d. a. türk.) 1- Birisi ile alay etmek, birisini alaya almak. Örn:: Hem arka olmamışlar hem de dayağı yedikten sonra matrağa almışlardı. (Orhan Kemal, Suçlu) 2- (Bir işe, bir olaya, bir habere) Gereken önemi vermemek, hafife almak. Örn:: -Söylemesine söylemiş ama İşi matrağa almamak lazımmış. (Adnan Veli, Mapushane Çeşmesi)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Matrağına:
(a.zf. türk e.) Alay olsun diye, Matrak olsun diye, şakadan. Örn:: arkadaşlar matrağına cebime esrar koymuşlar polisler kaçak çakmak taşı ararken enselediler. (Orhan Kemal, Dünyada Harp Vardı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Matrak:
(a.sf.i. mıtrak'tan) 1- Eğlenceli, neşeli. (nesne, kimse, olay): Örn:: derdin ne, erdiğin ne matrak menzil senin ey düşler budalası. (Hulki Aktunç, Sarhoş Bacağı) 2- Alay, şaka, eğlence.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Matrak Geçmek:
(d. a. türk.) Alay etmek, eğlenerek (boşa) vakit geçirmek, şaka yapmak. Örn:: Bu İstanbul'un kanları gibi var mı? Adamım matrak geçerler. (Orhan Kemal, Gurbet Kuşları) Matrak Yapmak diye de söylenir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Matrak Yapmak:
(bkz:: Matrak Geçmek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Matrakbaz:
(Körm. O.) Tahta kılıçlar ve kalkan yerine yuvarlak yastıklarla yapılan bir spor ve dans gösterisi olan matrak oyununu yapanlara verilen ad.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Matrakçı:
(a.i. türk. e.) Şakadan, eğlenceden, hoşlanan kimse.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Matrakuka:
(i.) Erkeklik organı, penis. Örn:: Yahu beş kuruşluk anamalımız yok sen kalkmış matrakukası kıllı heriflere çatıyorsun. (Y. Kenan Karacanlar, Babıali Kaldırımlarında Bir Adam)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Matriarkal:
(Toplum bilimi) Anaerkil; yönetimin kadınlarda olduğu toplumsal düzen.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Matris:
"İki boyutlu bir düzlem üzerine yerleştirilmiş bir dizi aygıtı ya da veriyi tanımlamak için kullanılan terimdir. Örneğin yazıcıların baskı kafaları, ""matris"" düzenine uygun olarak düzenlenmiştir."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Matris:
(Matematik) Sayıların satır ve sütunlar hâlinde düzenlendiği tablo. (Genel) Bir şeyin oluştuğu temel yapı veya kalıp.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Matto:
(çing.i.) Kabadayı ve sarhoşlar gurubuna girer. Karagözcü argosundaki isimleri Matiz ve Matto'dur.(Uğur Göktaş, Karagöz Terimleri Sözlüğü) (bkz:: Matiz)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
matuh:
(bkz:: ateh)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Matuk:
(a.i. erk.) Azat olunmuş, özgürlüğü bağışlanmış.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Matuke:
(a.i. ka.) (bkz:: Matuk) (Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Maturidi:
İnançla ilgili konularda ehlisünnet mezheplerinden Maturidi Mezhebi’ne bağlı olan kişi.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Maturidilik:
İnanç konularında Ebu Mansur Muhammed b. Muhammed el-Maturidi’nin görüşleri çerçevesinde oluşan ehli sünnet mezhebi. Kurucusu olan İmam Maturidi, Türkistan’daki Semerkant şehrine bağlı Maturid köyünde tahminen h.238/852 yıllarında doğmuş, h.333/944 yılında Semerkant’ta vefat etmiştir. Döneminin ünlü âlimlerinden dersler alan İmam Maturidi, Ebu Hanife’nin kelam anlayışının temsilcisi olarak bilinir. Bu konuyla ilgili en meşhur eseri “Kitabu’t- Tevhit”tir. Maturudi, aklı bilgi kaynağı olarak yeterince kullanmış bir İslam bilginidir. Başlıca görüşleri şunlardır: 1- Allah akılla bilinir fakat dinî emir ve ibadetler ise akılla bilinemez. 2- Allah’ın zatından ayrılmayan sıfatları vardır. 3- Cennete giden müminler, Allah’ı göreceklerdir. 4- Büyük günah işleyen, yaptığı günahın haram oluşunu inkâr etmedikçe dinden çıkmaz.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Maun:
(a.i. erk.) Zekat. Kur'an-ı Kerim'in 107. suresi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Maun:
(Botanik) Tropikal bölgelerde yetişen, sert ve dayanıklı bir ağaç türü. Bu ağaçtan elde edilen koyu renkli değerli kereste.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Maun Suresi:
(a.i. سورة الماعون) mâ'ûn suresi; zekat vermek yahut bir şeyi geçici olarak kullanması için birine vermek şeklinde yardım demektir. kur'an-ı kerim'de 107 nci sure, 30 ncu cüz, 602 nci sayfadadır. 7 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 17 nci sıradadır. tekasür suresi'nden sonra kafirun suresi'nden önce mekke döneminde inmiştir. mekke'de inen 86 tane sureden biridir. dini yalanlayan, iyilikten uzak duran kimseler hakkında inmiştir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)
Maun suresi:
Kur’an-ı Kerim’in yüz yedinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Yedi ayettir. Adını yedinci ayette geçen ve ‘komşuların günlük olarak birbirinden alıp verdikleri ihtiyaç maddeleri’ anlamına gelen “maun” kelimesinden almıştır. Sureye, ahiret gününü inkâr eden ve bu inkârları nedeniyle yetimlere kaba davranan, fakirlere de maddi yardımda bulunmayıp onları yedirip içirmeyen Mekke müşriklerini kınamakla başlanır. Çünkü onların ihtiyaç sahiplerine çok cimri davrandıkları ve fakirleri kazançlarından mahrum bıraktıkları nakledilir. Surede, insanlar yaptıkları her şeyde samimi olmaya davet edilir ve bu çerçevede ibadetlerin de özünde samimiyet olması gerçeği vurgulanır. Gösteriş için namaz kılan ve kıldığı namaz, ahlakında en küçük bir değişiklik yapmayan münafık tabiatlı insanlar eleştirilir. İnancında ve ibadetlerinde bozukluk olan insanların komşuluk ilişkilerini gözetmedikleri anlatılır. Bu kişilerin günlük ev eşyalarını veya komşuların zorunlu ihtiyaçlarını karşılamakta cimri davrandıkları haber verilerek sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
maunet:
1- Yardım, destek. 2- Allah’ın, mümin bir kuluna darda kaldığı ve sıkıntıya düştüğü zaman gönderdiği olağanüstü yardımı ve desteği.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Mauritius:
Resmi Tam Adı: Mauritius (Morityus) Cumhuriyeti Fransızca: République de Maurice(Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )
Mauritius:
Bağımsız Ülke: Birleşmiş Milletler üye ülke. Birleşik Krallık'tan (Büyük Britanya) 12 Mart 1968 yılında bağımsızlığını kazanmıştır.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )
Mauritius:
Yönetim Şekli: İktidar Yapısı: Üniter Devlet. İktidar Kaynağı: Parlamenter Cumhuriyet.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )
Mauritius:
İdari Yapısı: 4 Ada Bölgesi: 1- Mauritius adası (Merkez Ada) 2- Rodrigues (Port Mathurin) 3- (Agaléga Adaları (Vingt Cinq) 4- Cargados-Carajos Adaları. Merkez Ada Bölgeleri: 1- Black River (Bambous) 2- Flacq (Centre de Flacq) 3- Grand Port (Mahébourg) 4- Moka (Moka) 5- Pamplemousses (Triolet) 6- Plaines Wilhems (Beau Bassin-Rose Hill) 7- Port Louis (Port Louis 8- Riviere du Rempart (Poudre d’Or) 9- Savanne (Souillac)(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )
Mauritius:
Komşuları: Afrika Kıtası'na bağlı bir ada ülke konumunda olup, Madagaskar'ın doğusunda Hint Okyanusu'nun güneybatı kısmında yer almaktadır.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )
Mauritius:
Resmi Dili: YOK Bölgesel Dili: İngilizce ve Fransızca(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )
Mauritius:
Plaka Kod: MS(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )
Mauritius:
Tel. Kodu: +230 Bölge 2 – Çoğunlukla Afrika Kıtası, bazı Atlas Okyanusu (Atlantik Okyanusu) ve Hint Okyanusu Adaları numaralandırma Plan Alanı içindedir.(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )
Mauritius:
Dini: Hinduizm, Hristiyanlık, İslamiyet Mezhebi: Roma Katolik Kilisesi NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi NOT2: İslamyet'in 2 ana mezhebi: Sünnilik, Şiilik(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )