MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Animato:

(it.zf. animato < Lat.) (müz.) Batı müziğinde bir parçanın canlı çalınacağını göstermek üzere nota üzerine yazılan terim.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Mazo:  

(Kısaltma) Mazoşist anlamında kullanılan argo ifade.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Mazohizm:  

(fr.i. Mazochisme) Cinsi haz duymak için, eziyet çekme arzusu. Cinsel sapıklıklara girer. Mazoşizm, adını Alman romancısı Leopold von Sacher Masoch'tan almıştır. Mazoşizm, istenilen ıstırabın cinsine (fiziki veya ruhi) ve kullanılan yollara göre (yapmacık haller, küçük düşürücü veya sakatlayıcı alışkanlıklar) değişik dereceler gösterir. (Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)

Mazoşist:  

Fiziksel ya da ruhsal acıdan haz duyan kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Mazoşizm:  

(fr.i. masochisme) (ruhb.) Özezerlik. XIX. yüzyılda yaşamış Avusturyalı ro­mancı Leopold von Sacher Masoch’un ro­manında anlattığı cinsel uygulamalarına dayanılarak, yazarın adıyla anılan bir cinsel tutuma verilen addır. Bu kavramla, kendine eşi tarafından eziyet, ulandırma ve ceza gibi acı verici davranışlar uygulanmaksızın cin­sel doyuma ulaşamayan bireyin cinsel tu­tumları anlatılır. (Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)

Mazoşizm:  

Acı çekmekten zevk alma eğilimi veya bu durumu ifade eden psikolojik kavram.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Mazot:  

(rus.i. mazut'an) 1- İçki. Alkollü içecek. Örn:: Dişçi Ayan mazot almaya gitti. (Hüseyin Çağın, Çingeneler Zamanı) 2- Sigara, tütün. 3- Esrar vb. uyuşturucu. 4- s. içkili, sarhoş, esrik. Örn:: Şenliği adam başlattı. Adam baştan ayağa mazot. (Halİt Çapın, Trenin Birinde Adamın Biri)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Mazot:  

Ham petrolün damıtılmasıyla elde edilen, yakıt olarak kullanılan dizel türü akaryakıt.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Mazot Almak:  

(d. rus. türk.) 1- Tiryakisi olduğu içki, sigara, uyuşturucu vb.ni içmek. Örn:: Leş gibi şarap kokuyorsun. Sen bu kadar mazot aldıktan sonra dünyaya kafa tutarsın be. (Orhan Kemal, Tersine Dünya) 2- Yemek yiyerek karnını doyurmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Mazotlamak:  

1. Mazot ile çalışır hâle getirmek veya mazot eklemek. 2. (Mecaz) Bir şeyi hızlandırmak, güçlendirmek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Mazotu Yerinde Olmak:  

(d. rus. türk.) 1- İyice içki içmiş, uyuşturucu vb. kullanmış olmak. 2- İçki, sigara, uyuşturucu gibi ihtiyaçlarını sağlamış, stoklamış, zulalamış bulunmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

mazur:  

(bkz:: özürlü)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Mazurka:  

(Müzik/Dans) Polonya kökenli, üç zamanlı ölçüde ve genellikle hareketli tempoda olan bir halk dansı ve müzik türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Mazyar:  

(a.i. erk.) Taberistan'daki Karini hükümdarlarının sonuncusu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

ME:  

(me) Göz.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

Me’cüc:  

(bkz:: Ye’cüc ve Me’cüc)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

meal:  

1- Anlam, kavram, mefhum. 2- Kur’an ayetlerinin tam karşılıkları başka dillere aktarılamadığından, ayette anlatılmak istenileni kelimesi kelimesine değil de biraz eksiği ile başka bir dile çevirme, yakın anlamlar verme. Örn:: “Meal” kelimesi Kur’an-ı Kerim’in aynen tercümesine imkân olmadığı için kullanılmaktadır. Böylelikle mealde, Kur’an-ı Kerim metninin anlamının aynen verilmesine ilişkin bir eksikliğin olduğu ima edilmektedir. Bu yüzden meal kelimesi Kur’an-ı Kerim tercümelerinde daha yaygın ve geçerli bir terim olarak kullanılmaktadır. Türkçede birçok meal çalışması yapılmıştır. Her mealde yorumsal özellikler vardır. Hiçbir meal Kur’an-ı Kerim değildir. Mealler, meali hazırlayan kişinin dil, din, kültür, tarih ve sahip olduğu diğer ilimlerin etkisi altında ortaya çıkan bir çeviridir. İslam âlimlerine göre, ibadetler Kur'an-ı Kerim’in asıl metinleriyle yapılır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Mearic Suresi:  

(a.i. سورة المعارج mi‘rāc "merdiven" ve ma‘rec "çıkacak yer"in çoğul şekli me‘āric) mearic suresi; üçüncü âyetindeki "el-meâric" kelimesinden almıştır. meâric, "ma'rec"in çoğulu olup "yükselme dereceleri" demektir. kur'an-ı kerim'de 70 nci sure, 29 ncu cüz, 567 nci sayfadadır. 44 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 79 ncu sıradadır. hakka suresi'nden sonra, nebe suresi'nden önce mekke döneminde inmiştir. mekke'de inen 86 tane sureden biridir. me'aric suresi'nde kur’ana inanmayanlara yönelik ikazlardan, Allah’ın büyüklüğünden, kıyamet günü'nde inkar edenlerin durumundan, cennete gireceklerin özelliklerinden bahsedilir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)

Mearic suresi:  

Kur'an-ı Kerim’in yetmişinci suresidir. Mekke’de indirilmiştir. Kırk dört ayettir. Sure, adını üçüncü ayette geçen ve “yükseklikler” anlamına gelen ‘meâric’ kelimesinden almıştır. Sureye, Mekke müşriklerinin Hz. Peygamber’e “dünyada ve ahirette başlarına gelecek belanın ne zaman gerçekleşeceğini” sormalarına cevap verilerek başlanır. Onların bu tip alaycı ve inkârcı yaklaşımlarına Hz. Muhammed’in sabretmesi, onlara iyilikle davranması istenir. Onların arzu ettiği azabın kıyamet gününde mutlaka başlarına geleceği belirtilirken kıyamet tasvirleri de çokça yapılır. Cehennem ehlinin karşılaşacağı korkunç azaplar anlatılarak insanların ateşten kurtulmak için iman etmeleri ve fakirlere karşı cömert davranmaları tavsiye edilir. Bu çerçevede cehennem azabından kurtulmak için Allah’a iman, namaz kılma, fakirlere yardım etme, Allah’ın emirlerine karşı duyarlı olma, namusu koruma, emaneti muhafaza etme, sözünde durma ve davalarda dosdoğru şahitlik yapma öğütlenir. Bu sayılan kurallara uymayanların cehennemdeki durumları anlatılır. Müşriklerin, mezarlarından korkudan dolayı gözleri dönmüş bir vaziyette kalkışlarını ve mahşer yerine koşuşlarını anlatan ayetle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Mebde:  

(a.i. ka.erk.) Baş, başlangıç, ilke. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

Mebhur:  

(a.i. erk.) Soluyan, soluğan, nefes darlığına yakalanmış olan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Mebhure:  

(a.i. ka.) (bkz:: Mebhur)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Mebruk:  

(a.i. erk.) Tebrike şayeste. Kullu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Mebruke:  

(a.i. ka.) (bkz:: Mebruk)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Mebrur:  

(a.i. erk.) Beğenilmiş, hayırlı, yararlı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Mebrure:  

(a.i. ka.) (bkz:: Mebrur)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Mebsude:  

(a.i. ka.) (bkz:: Mebsut)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Mebsut:  

(a.i. erk.) Açılmış, yayılmış. Uzun uzadıya anlatılan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Mebşure:  

(a.i. ka.) Yüzü beyaz, gösterişli güzel kadın.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

mecazıkur’an:  

1- Kur’an-ı Kerim’de mecazi anlamda kullanılan kelimelerin açıklamasını ve yorumunu konu alan ilim dalı. 2- Kur’an-ı Kerim’de mecazi anlamda kullanılan kelimelerin tefsiri ile ilgili olarak yazılan eserlerin ortak adı.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

mecburi:  

sıfat yapılması, yerine getirilmesi kaçınılmaz, zorunlu.(Konusu: , Kökeni: )

mecburi asgari hız:  

(TT-41a) Trafik Tanzim İşareti: otoyol veya benzer standarttaki yollarda levhada belirtilen hızdan daha düşük bir hızla seyir edilemeyeceğini bildirir. mecburi asgari hız Levhası olan yollarda üzerinde bulunan asgari hız dikkate alınmalıdır. levha üzerinde 30 km, 50 km, 70 km gibi farklı asgari hız limitleri belirtilebilir. trafik mavisi zemin üzerine beyaz rakam renklerinde üretilir. levha şekli yuvarlaktır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

mecburi asgari hız sonu:  

(TT-41b) Trafik Tanzim İşareti: bu işaret levhası, daha önce uygulanmış olan asgari hız kısıtlamasının sona erdiğini bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

mecburi atlı yolu:  

(TT-40a) Trafik Tanzim İşareti: bu işaret levhası, atlıların bu işaretin konulmuş olduğu yolu kullanmak zorunda olduklarını bildirir. levha ayrıca, diğer yol kullanıcılarına (yayalar hariç) atlı yolunu kullanma haklarının olmadığını bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

mecburi atlı yolu sonu:  

(TT-40b) Trafik Tanzim İşareti: bu işaret levhası, atlı yolunun sona erdiğini bildirir. sadece mecburi atlı yolu işaret levhası ile belirtilen zorunluluğunun sona erdiğini belirtmek için kullanılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

mecburi bisiklet yolu:  

(TT-38a) Trafik Tanzim İşareti: bu işaret levhası, bisikletlilerin bisiklet yolunu kullanmak zorunda olduklarını ve diğer araçların aynı yolu kullanma haklarının olmadığını bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

mecburi bisiklet yolu sonu:  

(TT-38b) Trafik Tanzim İşareti: bu işaret levhası, bisiklet yolunun sona erdiğini bildirir. mecburi bisiklet yolu işaret levhası ile belirtilen zorunluluğunun sona erdiğini belirtmek için kullanılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

mecburi yaya yolu:  

(TT-39a) Trafik Tanzim İşareti: bu işaret levhası, yayaların bu işaretin konulmuş olduğu yolu kullanmak zorunda olduklarını bildirir. levha ayrıca sürücülere, yaya yolunu kullanma haklarının olmadığını bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

mecburi yaya yolu sonu:  

(TT-39b) Trafik Tanzim İşareti: bu işaret levhası, yaya yolunun sona erdiğini bildirir. mecburi yaya yolu işaret levhası ile belirtilen zorunluluğunun sona erdiğini belirtmek için kullanılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

Mecdi:  

(a.i. erk.) (bkz:: Mecid)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Mecdide:  

(a.i. ka.) Rızkı bol, nasibi açık, bahtiyar.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Mecelle:  

Osmanlılarda Tanzimat’tan sonra, İslam hukuku kurallarına ve bu konudaki değişik çalışmalara dayanılarak hazırlanmış olan ilk medeni kanun çalışması. Hanefi Mezhebi içtihatları çerçevesinde hazırlanan Mecelle’de, sosyal ve ekonomik şartlardaki değişmeler ve yeni ihtiyaçlar dikkate alınmıştır. Mecelle, 1869-1876 yılları arasında Ahmed Cevdet Paşa (1823- 1895) başkanlığındaki bir komisyonca hazırlanmış, parça parça yürürlüğe konulmuş, 16 kitap ve 1851 maddeden oluşmuştur. Mecelle, 4 Ekim 1926 yılında yeni Medeni Kanun’un uygulanmaya başlamasıyla beraber yürürlükten kaldırılmıştır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Mecerre:  

(a.i. ka.erk.) 1- Samanyolu. 2- Harekete müsait yol, cadde veya yer. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

Mecid:  

(a.i. erk.) Çok ulu, yüce, şan ve şeref sahibi. Allah'ın sıfatlarından. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır. Abdülmecid, Allah'ın (Mecid'in) kulu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Mecid:  

(el-Mecid) “Her türlü lütuf ve nimeti kullarına verme hususunda cömert, övülmeye layık, güç ve kuvvet sahibi.” anlamında Allah’ın Esmâ-i Hüsnâ'sından biri. Örn:: “Ey Allah’ım! Rahmetin, esenliğin, bağışın İbrahim Peygamber ve ümmetinin üzerine olduğu gibi Hz. Muhammed ve onun ümmetinin de üzerine olsun. Şüphesiz sen Hamid ve Mecid’sin.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Meciddin:  

(a.i. erk.) Dinin ululuğu, büyüklüğü. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Mecide:  

(a.i. ka.) Büyük ulu. Şan ve şeref sahibi.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Mecidit:  

(Mineroloji terimi) kalsiyum ve uranyumun hidratlı doğal sülfatı. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Meclis:  

Bir oyunun içinde -kişilerin sahneye girişleri ve çıkışlarıyla bölümcük adını alan- en küçük parça. (bkz:: Bölümcük, Kesim)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

meclis:  

ad 1. bir konuyu görüşmek, konuşmak, tartışıp karara bağlamak üzere bir araya gelmiş kimseler topluluğu. 2. bu tür bir topluluğun yaptığı toplantı. 3. böyle bir toplantının yapıldığı yer. 4. dostlar toplantısı. \"Arkadaşlar, meclisiniz şen olsun\"(Konusu: , Kökeni: arapça)

Mecnun:  

(a.i. erk.) 1- Cin tutmuş, cinlenmiş. 2- Delice seven, tutkun. Leyla ile Mecnun hikayesinin erkek kahramanı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Mecra:  

(a.i. ka.erk.) Suyun aktığı yatak, su yolu. Bir işin gidiş yolu. Bedendeki ahlatın alıştığı yol. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

Mecusi:  

Mecusilik dininden olan kimse, Zerdüşti, ateşperest; ateşe tapan.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Mecusilik:  

1- Ateşe tapanların bağlı bulundukları din. 2- Temel inançları ateşe tapmak olan Zerdüştlük, Mithrailik, Zürvailik, Manilik, Mazdekilik dini gibi çeşitli fırka ve dinlerin ortak adı. Mecusilikte iki ilah vardır: Hayır ilahı Ehrimen, şer ilahı Hürmüz. Evrende iyilik çoğaldığı zaman iyilik ilahının, kötülük çoğaldığı zaman da kötülük ilahının galip geldiğine inanılır. Tarihte Müslümanlar, Mecusilere karşı ehlikitap muamelesi yapmışlardır. Onların canlarını, mallarını, namuslarını, dinlerini cizye karşılığında korumayı garanti etmişlerdir. Fakat İslam âlimleri, Mecusiler müşrik oldukları için kestiklerinin yenmeyeceği ve onların kadınlarıyla evlenilmeyeceği şeklinde görüş bildirmişlerdir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Mecut:  

(a.i. erk.) Talihi açık, mutlu, şanslı kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

meczup:  

1- Allah aşkıyla kendinden geçmiş kimse. 2- Allah aşkının vermiş olduğu coşkuyla alışılmış davranışların dışında kalan kişi. 3- Halkın alışılmış değerlerine ve hayat tarzına aykırı davrandığı için deli gibi muamele gören kimse.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Meç:  

Meç 16. ve 17. yüzyıllarda Erken Modern Avrupa'da kullanılan ve çoğunlukla agresif saldırılar için ideal olan ince, keskin sivri uçlu kılıç türüdür. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Meda:  

(a.i. ka.erk.) Mesafe. Son. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

Medaim:  

(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: )

Medar:  

(a.i. ka.erk.) 1- Dayanak. 2- Dönence. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

Meddah:  

(Körm. O.) Gülünç öyküler anlatan ve taklitler yaparak bir olayı canlandıran sanatçı. Omuzunda bir mendil, elinde bir sopa vardır. (bkz:: Taklitçi)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Medeni:  

(a.i. erk.) 1- Medine'ye mensup, şehirli, şehir halkından olan. 2- Bir memleketle ilgili olan. 3- Terbiyeli, görgülü, nazik. Daha çok lakab olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Medeni sure:  

Hz. Peygamber’e Medine’ye hicretinden sonra inen sureler. Mekke’de inen surelerin içinde Medeni ayetler; Medine’de inen surelerin içinde de az da olsa Mekki ayetler bulunabilir. Medeni sure ve ayetlerin özellikleri şunlardır: 1- Medeni sureler daha çok ibadet ve muamelata ilişkindir. 2- Toplumsal ilişkiler ve yönetim işlerini düzenlemeyi öğreten ayetler sıklıkla yer alır. 3- Mekki ayetlere göre daha uzundurlar. 4- Bir kısım ayetler İslam toplumunun koruması altına giren Yahudi, Hristiyan ve münafıklarla ilgili davranışları belirler. 5- Zaferde ve yenilgide, zenginlikte ve fakirlikte, savaşta ve barışta uygulanması gereken ahlaki kuralları açıklarlar. 6- Savaş ve barış hukuku ile ilgili ayetler vardır. 7- Hitap şekli olarak daha çok “Ey iman edenler…” ifade kalıbı kullanılır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

medeniyet:  

ad ➽uygarlık.(Konusu: , Kökeni: arapça)

Medeniyet Hayvansever Ekonomi ve Tarım Partisi:  

Kısa Adı: MEHTAP Genel Merkezi: Ankara Kuruluş Tarihi: 14.10.1988 Genel Başkanı: Cevat Bitirgen Ürgüplü Sona Eriş Tarihi: 17.09.1990 Sona Eriş Nedeni: Kongre kararıyla kapandı. Siyasi Pozisyonu: * İdeoloji: * NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )

Medeniyet Yuları:  

(d. a. medeniyyet, türk.) Kravat.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Medet:  

(t.i. erk.) Yardım eden.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Medid:  

(a.i. erk.) 1- Uzun, çok uzun süren. Arap aruzunun 2- bendi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Medide:  

(a.i. ka.) (bkz:: Medid)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Medih:  

(a.i. erk.) Methetmeye, övmeye sebeb olan şey, övme mevzuu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Mediha:  

(a.i. ka.) (bkz:: Medih)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Medikososyal:  

Toplum hekimliğiyle ilgili olan. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Medine:  

(a.i. ka.) Arabistan'da bir şehir. Hz. Peygamberin kabrinin bulunduğu şehir. Hacıların Mekke'den sonra ziyaret ettikleri şehir.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Medine:  

Hz. Peygamber’in hicret edip ilk İslam devletini kurduğu, yeryüzünde namaz kılmak için yolculuğun yapılması tavsiye edilen üç mescitten biri olan Mescidinebi’nin bulunduğu, Arabistan’ın Hicaz bölgesinde bir şehir. Medine, Mekke’den yaklaşık 400 kilometre kuzeyde Kızıldeniz’den yaklaşık 200 kilometre içerdedir. Deniz seviyesinden yüksekliği 639 metredir. Medine’nin hicretten önceki adı “Yesrib”tir. Mekkeli Müslümanların buraya göç etmesiyle Hz. Peygamber tarafından adı “Medine” olarak değiştirilmiştir. Hz. Muhammed’in kabri, “Ravzayımutahhara” buradadır. Hz. Peygamber’in hicretiyle şehrin vahyin nuruyla aydınlandığını ima etmek için “Nurlu Şehir” anlamında “Medineyimünevvere” de denir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Meditasyon:  

Meditasyon, zihni sakinleştirmek, farkındalığı artırmak ve iç huzuru bulmak amacıyla yapılan, düşünce ve duyumları yargısızca gözlemlemeye dayalı bir zihin egzersizidir. Sessiz bir ortamda, rahat bir oturuşla günde 5-10 dakika nefese odaklanarak başlanabilir; düzenli uygulama stresi azaltır ve duygusal dengeyi güçlendirir.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Medius:  

Orta, ortada bulunan.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )

Mediyastin:  

(Tıp) Göğüs boşluğunda, akciğerler arasında kalan bölge.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Medomalakufobi:  

(ing.i. medomalacuphobia) ereksiyonu (penis dikliğini) kaybetmekten korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Medortofobi:  

(ing.i. medorthophobia) dikleşmiş penisten korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

medrese:  

1- Ders yapılan yer, okul, mektep. 2- İslam tarihinde dinî ilimler ile sosyal ve fen bilimlerinin öğretildiği yüksek öğretim seviyesindeki eğitimöğretim kurumu, fakülte. İslam’ın ilk asırlarında eğitim-öğretim faaliyetleri daha çok âlimlerin denetiminde mescit ve camilerde yürütülürdü. Hicri III. asır ile V. asır arasında başta Horasan ve Maveraünnehir olmak üzere İslam dünyasının ilim merkezlerinde medreseler kurulmaya başlandı. İlk olarak Hicri V. asırda Selçuklular tarafından “Nizamiye Medreseleri” kuruldu. Medreselerin bulunduğu başlıca yerler Kurtuba, Bağdat, Horasan, Maveraünnehir, Semerkand, Buhara, Mısır, İstanbul, Konya, Kayseri, Sivas, Bursa, Erzurum, Edirne, Elâzığ vb. idi.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Meduv:  

(a.i. erk.) Davet olunmuş, çağırılmış, davetli. Hz. Peygamber (s.a.s)'in isimlerinden.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Medüz:  

(Zooloji) Denizanalarına verilen ad.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Medya:  

Kitle iletişim araçlarının tümü (televizyon, gazete, internet vb.).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

medyan:  

turnuva sonunda eş puan ile bitiren oyuncular arasında eşitlik bozma sistemi. eşit puanla bitiren tüm oyuncuların rakiplerinin puanları en yüksek ve düşük atılmak üzere toplanır. yüksek katılımlı turnuvalarda en alt ve üstten iki oyuncu da çıkartılabilinir.(Konusu: satranç terimi, Kökeni: )

Medyatik:  

1. Medya ile ilgili olan. 2. Medyada sık yer alan, tanınmış kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Medyen:  

(bkz:: Ashabımedyen)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Medyum:  

Ruhlarla iletişim kurduğunu iddia eden kişi. (Genel) Aracı, ortam.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Medyum Keto:  

Hacı Aydoğan GEÇTİ(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )

Mefahir:  

(a.i. ka.erk.) İftihar edilecek, övünülecek şeyler. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

Mefhar:  

(a.i. erk.) Övünme. Övünmeye sebeb olan, güvenmeyi gerektiren. Mefhar-i kainat: Muhammed (s.a.s).(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Mefharet:  

(a.i. ka.) İftihar duyma, övünme.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Mefkure:  

(a.i. ka.) Ülkü, ideal.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Mefred Baba:  

(d. a. mefred, İri, türk.) (esk.) Erkeklik organı, penis. Örn:: Bir eliyle eleği yer diğer eliyle de Mefred Babayı tutardı. (Gökhan Akçura, Ivır Zıvır Tarihi) (bkz:: Müfred)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Mefruz:  

(a.i. erk.) Farz olunmuş, varsayılmış.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Mefruza:  

(a.i. ka.) (bkz:: Mefruz)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

mefsedet:  

1- Bozulmaya neden olan, fesat ve zarar içeren. 2- Ruhi veya bedenî, bireysel veya toplumsal, dünyevi veya uhrevi zararları acıya yol açan nedenler. 3. İslam dininin korunmasını ilke edindiği can, mal, akıl, namus ve din emniyetini ihlal eden zararlar ve kötülükler. Örn:: “Mefsedetleri ortadan kaldırmak menfaatleri elde etmeye çalışmaktan daha önemlidir.” (Mecelle Maddesi)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Meftuh:  

(a.i. erk.) 1- Açılmış, açık. 2- Ele geçirilmiş.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Meftuha:  

(a.i. ka.) (bkz:: Meftah)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Meftun:  

Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın yazdığı Şıpsevdi kitabındaki baş kahramanı. Alafrangalığın aşırı etkisinde kalmış. Bu konudaki bilgileri de hep kitaplardan kaynaklanıyor. Taklitçi ve sahte fikirlere sahip. Parayı çok seviyor. Onu ilk önce züppe, Batıyı her davranışına kaynak yapmış bir kişi olarak tanıyoruz. Sonra para hırsı onu sahtekar, bencil bir kişiliğe sokuyor. Sonunda yenilince de kaçıyor.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Meftun:  

(a.i. erk.) 1- Fitneye düşmüş, sihirlenmiş. 2- Gönül vermiş, tutkun vurgun. Hayran olmuş, şaşmış.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Meftune:  

(a.i. ka.) (bkz:: Meftun)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

WhatsApp