Haydi Öğrenelim!
ZANSHIN:
(Zanşin) Tetikte olmak, altın his, kusursuzluk..
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Ojeci:
(tic.sf.i. m. türk e.) Oje, tırnak cilası koklama alışkanlığı olan. (kimse)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Ojit:
Bazı volkanik kayaçlarda bulunan koyu renkli mineral.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Ok:
(Okçuluk Ter.) Yayla atılan, ahşap, alüminyum, karbon gibi türlü yapıda olan, ince, uzun, ucu sivri araç.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
ok:
ad 1. yay ile hedefe atılan, bir ucunda sivri bir demir, öteki ucunda küçük bir kertik bulunan, ince ve kısa tahta çubuk. 2. yön göstermek için belli yerlere konulabilen ve oka benzeyen im. 3. kimi araçlarda ya da aygıtlarda bu adı taşıyan düz ve uzunca bölüm. \"Arabanın oku kırılmış\" 4. MATEMATİK TERİMİ bir dairede bir kirişin ortasından bu kirişi gören yayın ortasına indirilen doğru parçası. 5. geniş bir yeri yetersiz bir araçla ısıtmaya çalışmak. 6. çok önemli bir iş için yetersiz olanaklardan yararlanmaya çalışmak.(Konusu: , Kökeni: )
Ok-kol Çizgisi:
(Okçuluk Ter.) Kirişi çeken kol ile okun profilden hemen hemen aynı hizada olması durumu.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Okaliptus:
(sıtma ağacı) Mersingiller familyasından; Anavatanı Avusturalya olan, her zaman yeşil bir ağaç cinsidir. Bazılarının boyu 150 m'ye ulaşır. Ender olarak ağaçcık şeklinde bulunur. Çiçekleri beyaz-sarı veya kırmızı renktedir. Meyvesi tepeden 4-5 yarıkla açılan kapsüldür. Odunu sert ve reçinelidir. Yapraklarında uçucu yağ, reçineler, acı madde ve tanen vardır. Uçucu yağı çok miktarda sineol taşır. Yurdumuzda Güneydoğu Anadolu'da yetiştirilir. 160'dan fazla türü vardır. Faydası:: Öksürüğü keser. Solunum yolları hastalıklarında faydalıdır. Boğaz ve burun iltihaplarını giderir. Göğsü yumuşatır. Nezlede faydalıdır. Ateşi düşürür. Vücudu kuvvetlendirir. Bronşite ve diğer solunum yolları hastalıklarında faydalıdır. İdrar yollarını temizler. Astım ve Veremde faydalıdır. Sıtmanın önünü alır. Basur memelerinden kaynaklanan şikayetleri giderir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Okaliptüs:
Güzel kokulu yaprakları olan uzun ağaç türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Okan:
(t.i. erk.) 1- Anlayışlı. Anlama, öğrenme. 2- Tanrı, oğuz. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Okan Bayülgen:
Okan Kaan BAYÜLGEN (d:1964; ö:) 1970'te anne ve babası boşanmış olan Bayülgen'in annesi İsmet Görgün ile evlenmişti. Daha sonra İsmet Görgün onu nüfusuna geçirmek isteyince soyadı farkında olmadan Görgün olarak değişmiştir; ama kendi isteğiyle mahkemeye başvurmuş ve babası olan Ümit Bayülgen'in soyadını tekrar almıştır.(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )
Okanalp:
(t.i. erk.) 1- Anlayışlı yiğit. 2- Tanrısal gücü olan yiğit.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Okanay:
(t.i. erk.) Anlayışlı kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Okandan:
(t.i. erk.) Tanrı'dan gelen, Tanrı'nın verdiği.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Okaner:
(t.i. erk.) (bkz:: Okanalp)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Okapi:
Afrika’da yaşayan, zürafagillerden memeli hayvan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Okatan:
(t.i. erk.) Ok atan, ok fırlatan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Okatay:
(t.i. erk.) Ok atay.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Okay:
(t.i. ka.erk.) 1- Baht, talih, şans. 2- Bahtlı, talihli. 3- Beğenme. 4- Satürn gezegeni. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)
Okazyon:
Fırsat. Uygun durum veya zaman.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Okbaş:
(t.i. erk.) Usta ok atıcısı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Okboğa:
(t.i. erk.) Hızlı ve boğa gibi güçlü.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Okbudun:
(t.i. erk.) Birlik içinde olan. Dürüst soya mensup.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Okcan:
(t.i. erk.) Canlı, hareketli canı tez.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Okçuluk:
Türklerin en eski sporlarından olan okçuluk ile ilgili pek çok terim Türkçede yer etmiştir. Zamanla modern okçuluk adıyla olimpik nitelik kazanan bu spor dalı ile ilgili yabancı kaynaklı terimler kullanılmaya başlanmıştır. Aşağıda sıralanan terimler arasında geleneksel Türk okçuluğuna dair terimlere de yer verilmiştir. Okçuluk terimleri içinde aletlerle ilgili olanlarının fazlalığı dikkat çekmektedir.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Okçuluk Yarışma Alanı:
(Okçuluk Ter.) Erkeklerde 90 m.’ye, bayanlarda 70 m.’ye kadar uzanan; tekrarlama, atış, malzeme koyma ve bekleme çizgilerinin de olduğu alan.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Okçun:
(t.i. erk.) Uzak, öte, uzakta bulunan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Okdağ:
(t.i. erk.) Dağlarda gezen okçu. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Okdemir:
(t.i. erk.) 1- Demir gibi sağlam ve atak. 2- Demirden yapılmış ok.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Oker:
(t.i. erk.) Hızlı, canlı, hareketli kimse. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Okergün:
(t.i. erk.) Ok ergin.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Okey:
Tamam, uygun anlamında kullanılan söz. Taşlarla oynanan bir masa oyunu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Okeylemek:
Uygun bulmak. Onaylamak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Okgüç:
(t.i. erk.) Ok gibi güçlü ve hızlı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Okhan:
(t.i. erk.) Hızlı, atak ve güçlü lider, han.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Okkan:
(t.i. erk.) Hareketli ve güçlü soydan gelen kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Oklofobi:
(ing.i. ochlophobia) kalabalıklardan ve serseri güruhlarından korkma. (bkz:: oklokrasi, enoklofobi)(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
oklokrasi:
Oklokrasi (Yunanca: οχλοκρατία, okhlokratía; Latince: ochlocratia), bilgisi ve yetkinliği olmayan geniş halk kitlelerinin desteğini alan popülist siyasetçilerin devlet yönetiminde mutlak güç elde etmesiyle oluşan bir yönetim tabiri. kalabalıkların iktidarı.(Konusu: , Kökeni: )
Oklüzyon:
(occlusion) Kapanış, kapanma, tıkanma, ağzın, dişlerin birbirine değerek kapanması olgusu. (Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Okman:
(t.i. erk.) 1- Ok gibi hızlı, güçlü kimse. 2- Okçu. Kemankeş. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Oksal:
(t.i. erk.) Ok at anlamında.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Oksalat:
Oksalik asidin tuzu veya esteri.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Oksalik:
Kuzukulağı asidiyle ilgili olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Oksalmış:
(t.i. erk.) Ok atmakla meşhur.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Oksar:
(t.i. erk.) Ok atışına hazırlan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Oksay:
(t.i. erk.) Ok ve Say'dan birleşik isim.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Oksev:
(t.i. erk.) Oku sev anlamında kullanılan isim.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Okseven:
(t.i. erk.) Ok seven.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Oksidasyon:
Fazla oksijene maruz kalma sonucu oluşan şarap hatası. Bu tür şaraplar oksidize olarak tanımlanır.(Konusu: Şarap Terimi, Kökeni: )
Oksijen:
Sembolü: O Atom Numarası (Proton Sayısı): 8 Atom Ağırlığı: 15.9994(3) g·mol−1 Elektron Sayısı: 8 Element Serisi: Diğer ametaller Periyodik Tablodaki Grup, Periyod: 6A, 2 Yoğunluk: 1.429 g/cm3 Erime Noktası: -218.4 ° C (54.750008 K, -361.12 ° F) Kaynama Noktası: -183.0 ° C (90.15 K, -297.4 ° F) Oda Koşulunda Maddenin Hali: Gaz Görünümü: Renksiz Keşif: Joseph Priestly (1774) Oksijen Kullanım Alanları ve Özellikleri: Oksijen, insan yaşamı için en önemli elementtir. Saf oksijen, nefes alma problemlerini tedavi etmek amacıyla kullanılırken aynı zamanda uzay araçlarının içinde yaşamaya olanak sağlar. Endüstride ise oksijen, ağırlıklı olarak çelik ve diğer metal alaşımlarının imalatında kullanılır.(Konusu: Elementler, Kökeni: )
Oksijen:
Atom numarası 8 olan, yanmayı sağlayan gaz elementi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Oksijenlemek:
Oksijen kazandırmak. Havalandırmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Oksijenli:
İçinde oksijen bulunan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Oksilit:
Patlayıcı madde yapımında kullanılan kimyasal bileşik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Oksit:
Oksijenin başka bir elementle birleşmesiyle oluşan bileşik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Oksitlemek:
Bir maddeyi oksijenle birleştirmek. Yükseltgenme sağlamak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Oksitlenebilir:
Oksitlenme özelliği bulunan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Oksitlenmek:
Oksijenle birleşmek. Paslanmak veya yükseltgenmek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Oksitleşme:
Oksitlenme olayı. Yükseltgenme süreci.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Oksiyür:
Bağırsaklarda yaşayan küçük parazit kurt.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Okso:
(yun.em. ekso, dış, dışarı) Defol git, yallah anlamlarında kullanılır. Oksi, Oksu biçimlerinde de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Okso Etmek:
(d. yun. türk.) Kovmak, birisinin gitmesini, defolmasını sağlamak. Örn:: niye koyvermiyorsunuz yakasını? İşi bitti İse okso edin vurun kıçına tekmeyi gitsin. (Tarık Dursun K. Evlere Şenlik) Oksilemek, Oksolamak, Oksulamak biçimlerinde de kullanılır. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
oksoloji:
(ing.i. auxology) gelişme bilimi. insanın büyümesini inceleyen tıp dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: İngilizce)
Oksu:
(t.i. erk.) Hızlı ve düzenli akan su.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Okşak:
(t.i. erk.) 1- Benzeyiş. 2- Benzeyen, andıran.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Okşamak:
(f.) Dövmek, dayak atmak. Örn:: Hırsızlığı allah göstermeye kapıda durursun arada bir üç beş serseriyi okşarsın en fazla. (Hulki Aktunç, Yanardöner)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Okşan:
(t.i. ka.) Daima övülen, beğenilen insan ol.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)
Okşayı Okşayı Vermek:
(d.) Üst üste, birkaç yumruk, birkaç tekme atmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Oktan:
(t.i. erk.) Ok atan okçu. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Oktan:
Petrol türevi hidrokarbon. Yakıtın vuruntuya dayanıklılık derecesini belirten ölçü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Oktant:
Sekizde bir parça. Astronomide açı ölçmeye yarayan araç.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Oktar:
(t.i. erk.) Ok atan okçu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Oktav:
Sekiz sesten oluşan dizi. Bir sesin sekizinci dereceden benzeri.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Oktay:
(t.i. erk.) Öfkeli, sinirli, kızgın.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Oktay Kaynarca:
Dizi Karakteri: Süleyman Çakır. Dizi Adı: Kurtlar Vadisi. Osman Sınav'ın yarattığı Türkiye'nin politik konularını ele alan Türk film ve dizi serisi(Konusu: Film & Dizi Karakteri, Kökeni: )
Oktay Kaynarca:
Dizi Karakteri: Hızır Çakırbeyli Dizi Adı: Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz. 2015-2021 yılları arasında Atv'de yayımlanan, Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz Türk dizisi.(Konusu: Film & Dizi Karakteri, Kökeni: )
Oktay Yurtalan:
(lakabı/müz.) Ragga Oktay(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )
Oktrua:
Bir imtiyaz veya ayrıcalık verme işi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Oktuğ:
(t.i. erk.) Ok tuğ. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Oktuna:
(t.i. erk.) Ok tuna. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Oktüre:
(t.i. erk.) Ok türe. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Oktüremiş:
(t.i. erk.) Ok türemiş.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Okul:
(Alm. schule - Fr. ecole - İng. school) Tiyatroda yeni bir görüş, başka bir duyuş, anlayış ve heyecan getiren ve bunları birtakım kurallara bağlayan çığır.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
okul:
ad 1. okuyup yazma öğretiminden başlayarak en yüksek düzeyde bilim ve sanat bilgisi vermeye değin çeşitli derecede toplu öğretimin yapıldığı, verildiği yer. 2. bir okuldaki öğrencilerle öğretmenlerin ve öteki görevlilerin tümü. \"Okul bugün erken dağılmış\" 3. anlayışları, görüşleri birbirine benzeyen, bir öğretiye bağlanan sanatçıların ya da bilimcilerin, felsefecilerin vb. oluşturdukları akım. Benzer: ekol(Konusu: , Kökeni: )
okul bölgesi azami hız sınırı:
(TT-29b) Trafik Tanzim İşareti: okul ya da oyun alanları gibi çocukların sık sık geçtiği yol kesimlerinde azami hız sınırını belirtmek için kullanılır. okul bölgesi azami hız sınırı levhasını gören sürücüler hızlarını düşürmeli ve ani bir duruş için hazırlıklı olmalıdırlar.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
okul geçidi:
(T-12) Trafik Tehlike Uyarı İşareti: sürücülere yönelik hazırlanmış tehlike uyarı işaretidir. okul geçidine yaklaşıldığını bildirir ve öğrenciler bu levhanın bulunduğu yerlerden taşıt yolunu kullanarak karşıya geçemezler.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
okul geçidi:
(B-14b) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası, konulduğu yerde çocukların geçebileceğini ve sürücülerin bu kesimden geçerken daha dikkatli davranmaları, okul geçidinden geçen çocuk ve yayalara ilk geçiş hakkını vermeleri gerektiğini bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
Okula Koymak:
(bkz:: Çocuğu Koymak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Okulu Kırmak:
(d.) (Öğrenci) Evden okula gidecekmiş gibi çıkıp başka bir yere gitmek, okuldan kaçmak. Örn:: 18 Şubat, Bugün kırk arkadaş okulu kırıp sinemaya gittik ama çıkışta miting yaptığımızı sanan polislerden mariz yedik. (Hasan Kaçan, Haşan Kaçan Beyin Mektep Anıları) (bkz:: Asmak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Okuma Kurulu:
(Fr. comite de lecture) "Edebi Heyet" de denir. Tiyatroya sunulan oyunları inceleyen kurul. Bu terim bize Comedie Française'den geçmiştir.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Okuma Oyunu:
(Alm. Lesestück - İng. closet drama) Yazarınca oynanmak için değil, okunmak için yazılmış oyun. Sahne gereklerine önem vermeyen oyun. Konusu teknik güçlüklerle kurulu, çok kişili, çok dekor isteyen, oynanmaya elverişli olmayan oyun. Örn. Hümanistlerin "Dialog"ları.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Okumak:
(f.) 1- (Kumarda) Anlamak, Söylemek. Kumar argosunda okumak söylemek manasına kullanılır. (Hulusi Kodaman, Zar-Kağıt Oyunları ve Hileleri) 2- Anlatmak, söylemek, İtiraf etmek. Örn:: İş vermek veya okumak yapılan hırsızlıkları itiraf etmek demek. (Nazlı Ilıcak, Allah Kurtarsın) 3- Küfür etmek, uzun uzun sövmek. Örn:: İşvebaz- Yani okur musun? İbiş- Okurum. İşvebaz- Nasıl okursun? İbiş- Silsilesinden okurum. (Haldun Taner, Sersem Kocanın Kurnaz Karısı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Okumayı Bilmeyen Kitap Çalamaz, Okumayı Bilen Hırsız Değildir.:
(Konusu: , Kökeni: )
Okume:
Afrika kökenli, hafif ve yumuşak bir ağaç türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Okunaklı:
(sf.) Hoş, güzel. (kız, genç kadın)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
OKURI IPPON KUMITE:
Kombinasyon antrenmanı.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Okus Pokus:
Sihirbazlık sözü. Hile veya göz boyama anlamında kullanılan ifade.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Okuş:
(t.i. erk.) 1- Zeka, akıl, anlayışlılık (Öküs'ten) 2- Çağrı, davet. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Okuşlu:
(t.i. erk.) Zeki, akıllı, anlayışlı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Okutan:
(t.i. erk.) Eğitici, öğretmen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)