Haydi Öğrenelim!
Tezehhür:
(a.i. ka.) Çiçeklenme.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
tarih:
ad 1. bir olayın gününü, ayını ve yılını bildiren söz ya da rakam. "Cumhuriyet, 29 Ekim 1924’te kuruldu. Doğum tarihini söyler misin?" 2. ülkeleri, ulusları, toplumları, kuruluşları etkileyen eylemlerden doğan olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki nedensel bağları, bunların daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her ulusun kurduğu uygarlıkları, ulusların kendi iç sorunlarını vb. inceleyen bilim. "Uygarlık tarihi. Türk tarihi. İslam tarihi. Edebiyat tarihi" 3. evrensel tarihin herhangi bir bölümünü ele alan anlatı. "Eskiçağ tarihi" 4. bir konuyu geçmişi ve gelişimi içinde inceleyen anlatı. "Mimarlık tarihi" 5. tarih kitabı. "Namık Kemal’in tarihi Osmanlı’yı anlamaya yeter mi?" 6. okullardaki tarih dersi. "Bugün tarihten yazılı olduk"(Konusu: , Kökeni: arapça)
Tarih Aykırılığı:
(Lat. anachronismus - Fr. anachronisme) Tarih sırasını, tarih tutarlığını bozmak. Tiyatro yazınında ve mizansende güldürü sağlayan, yadırgatan bir öge olarak kullanılır. Örn. Shakespeare oyunlarına yazı makinesi, gözlük gibi öğeler sokmak.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Tarih Komedyası:
(Alm. geschichtliche Komödie - Fr. comedie historique - İng. historical comedy) Konusu tarihten alınmış komedya türü.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Tarih Orunlaması:
(Fr. allegorie de l'histoire - ing. historicalallegory) Yaşanan zamanda geçen politik bir olayı, geçmişteki benzer bir durumla anıştırmak. (karşılaştırıp anlatmak)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Tarih Oyunu:
(Alm. geschichtlihes Drama - Fr. piece historique - İng. historical play) Bir tarih olayını ele alıp o olayın geçtiği çağı, çevreyi, insanlarını yansıtan oyun.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
tarihi:
sıfat tarihle ilgili, tarihsel.(Konusu: , Kökeni: arapça)
tarikat:
1- Yol, takip edilen metot, meslek, yapılan iş. 2- Tasavvufta Allah’ın hoşnutluğunu elde etmek ve Allah’ı görüyormuş gibi ibadet yapma bilincini kazanmak için girilen ve kendisine ait kuralları olan yol. Örn:: “Şeriat, tarikat yoldur varana/Hakikat meyvası andan içerü.” (Yunus Emre) 3- Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamber’in sünnetinde emredilen şeyleri ilahî aşkın etkisiyle coşkulu bir biçimde yaşama yolu.Örn:: “Mumsuz baldır şeriat, tortusuz yağ tarikat / Dost için balı yağ, pes niçin katmayalar” (Yunus Emre) 4- Kişinin, İslam’ın emir ve yasaklarına göre hareket eden, kâmil bir mürşidin önderliğinde, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak ve Hz. Muhammed’in örnek ahlakıyla ahlaklanmak amacıyla yapmış olduğu manevi yolculuk; bu uğurda takip ettiği yol, metot.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Tarim:
(f.i. ka.) 1- Çardak. Kubbe. 2- Gökyüzü.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Tariz:
(a.i. farfe'den) Aşk, sevda.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Tarizan:
(i.) Aşık(lar) sevdalı(lar)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Tarkan:
(lakabı/müz.) Megastar, Boğazın Prensi(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )
Tarkan:
Tarkan TEVETOĞLU (d:1972; ö:)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )
Tarkan:
(t.i. erk.) 1- İslam'dan önce Türklerin kullandığı, vekil, vezir, bey gibi unvan. 2- Ayrıcalıklı, saygın kişi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Tarla:
(i.) Esrarı katılmış, sarılmaya hazır sigara.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Tarlakoz:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Tarlatan:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Tarpan:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Tart:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Tartaglia:
(İt.) Commedia dell'Arte türündeki kekeme tipi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Tartar:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Tartarat:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Tartarik:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
tartı:
ad 1. tartmak eylemi ya da biçimi. "Birçok madde tartıyla satılır" 2. ağırlık. "Gelen kömürün tartısı belli mi?" 3. tartma aracı, tartaç, terazi. 4. DEN. yelkenli bir gemide, yelkenleri kaldırıp indirmeye yarayan ip. 5. MEC. oran, karar, ölçü. "Elinin tartısı yokmuş"(Konusu: , Kökeni: )
Tartı Vurgusu:
(Alm. metrische betonung - Fr. accent metrique) Sözcüklerin ağırlığını ve hafifliğini düzenleyen vurgu.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Tartma:
(Güreş Ter.) Rakibini kucağa alıp ayağını yerden kesme.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Tarzan:
Fırt dergisinde yayınlanan, Tekin Aral'ın yazdığı, Latif Demirci'nin çizdiği mizahi karakter. ilk kez 1976 yılında Fırt dergisinde İrfan Sayar'ın fırçasından karısı Ceyn ile kendisine ormanı mekan tutmuş Tarzan ve Arap Kadri, ormanda adalet mekanizmasının işlemesini sağlarken kendi otoritesini ve hükmünü yürütmeyi kafasına koyar.(Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )
Tarzan:
(bkz:: Bakımsız Tarzan)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Tas:
(a.i. tass, çanaktan) Kalçalar, kıç.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
tas:
ad 1. içine genellikle sulu şeyler konulan, bir tabanı olan yarımküre biçiminde, metal kap. 2. sıfat bir tasın alacağı miktarda olan. \"Birkaç tas su içti\" 3. ARGO kalçalar, kıç. 4. çok düz ve açık. 5. saçsız, dazlak (baş). tas içeren sözcükler(Konusu: , Kökeni: arapça)
tasadduk:
1- Bağışlama, sadaka verme, yardım etme, hayır yapma. Örn:: “Yarım hurma bile olsa tasadduk ederek kendinizi ateşten koruyunuz.” (Hadis) 2- Allah yolunda harcama yapma; zekât ve fitre verme. “Sizden birine ölüm gelip de; ‘Rabb’im, ölümümü bir süreye kadar erteleseydin de tasadduk eden iyilerden olsaydım.’ demeden önce size verdiğimiz rızıktan fakirlere sadaka verin.” (Kur’an-ı Kerim Münafikun suresi 63/10 ncu Ayet) 3- Allah’ın rızasını elde etmek amacıyla helal yollardan sahip olunan kazancın bir bölümünü ibadet niyetiyle ihtiyaç sahiplerine verme. “Şayet, borçlu kimse darlık içindeyse, bolluğa erişinceye kadar beklemek gerekir. (Alacağınızı) tasadduk ederseniz bu durum sizin için çok daha hayırlıdır.” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/280 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Tasağa Almak:
(d.) 1- (Birisiyle) Alay etmek, gırgır geçmek. 2- (Bir şeye) Gereken önemi vermemek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Tasağıma Kadar:
(d.) Bana ne, beni ilgilendirmez, ne yaparsan yap anlamlarında kullanılır. Örn:: Karagöz- Hanımefendi sen de Arapın arkasından taşağına kadar. (Karagöz, Abdal Bekçi)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Tasak:
(i.) Cesaret. Yiğitlik. Erkeklik.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Tasak Altı Okka:
(d. türk. a. ukka'dan, okka) Mert, cesaretli, güçlü anlamlarında kullanılır. Örn:: Laçoda taşak altı okka paparonlara aldırmadan yürüdü gitti.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Tasak Geçmek:
(d.) 1- Alay etmek, gırgır geçmek. Örn:: Bana bak orda yan gelmiş yatıyorsun. Gecenin bu saatinde bizimle tasak geçiyorsun. (Öztürk Serengil, Yeşilçamı Benden Sorun) 2- (Bir şeye, bir konuya) Gereken önemi vermemek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Tasak Kebabı:
(d. türk. ar. kebbeb'den, kebap) 1- İstirahat, dinlenme. 2- (Özellikle bir işi yapmak gerekirken o işi yapmayıp oyalanan kimselerle ilgili olarak kullanılır.) 3- (Erkek) Bir ısınma aracının yakınında tembelce durma, yatma, dinlenme. Tasak Keyfi de denir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Tasak Keyfi:
(bkz:: Tasak Kebabı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Tasak Yapmak:
(d.) Dinlenmek, tembellik, avarelik etmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Tasaklı:
(sf.) Cesur, güçlü, mert. Örn:: Karının taşaklısı başka.. (Fakir Baykurt, Yüksek Fırınlar) Örn:: Taşaklı karı helal olsun yani. (İrfan Yalçın, Genelevde Yas)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
tasarım:
ad 1. bir şeyin biçimini kafada oluşturma işi ve bu yolla düşünülmüş biçim. 2. tasarçizim. 3. FELSEFE TERİMİ algılanmış olan bir olayın ya da nesnenin bilinçte sonradan ortaya çıkan imgesi, bilinç içeriği, algı.(Konusu: , Kökeni: )
tasavvuf:
1- İslam’ın ruhi ve manevi yönünü öne çıkaran, insana Allah’ı görüyormuşçasına bir ibadet ve davranış bilinci kazandırmayı hedefleyen düşünce biçimi, hayat tarzı. 2- Kötü huyları terk edip güzel huylar edinme; Hz. Muhammed’in edep ve ahlakını davranış hâline getirme yolu. Örn:: “Tasavvuf güzel ahlaktır.” (Seri es-Sakati) 3- Gönlü Allah’tan alıkoyan her şeyden arındırma, dünya ve içindekilerin geçici olduğunu bilip hayata bir yolcu gibi bakabilme anlayışı. 4- Kâmil bir insan olabilmek için kalp ve dille sürekli Allah’ı zikretme ve Hz. Muhammed’i hayatın bütün alanlarında örnek alma. Örn:: “Tasavvuf, karşılıklı dostluk ve sevgidir. Hiçbir kaygı duymadan Allah ile birlikte olmaktır…” (Ebu Bekir Şibli)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Tasbaz:
(Körm. O.) Geniş entarisinin içine sakladığı boş ya da yemek dolu tabak ve çanakları çıkararak gözbağcılık ve el çabukluğu yaparak hüner gösteren oyuncu.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
tasdik:
1- Doğrulama, gerçekliğini kabul etme, inanma, iman etme, gönülden bağlanma. Örn:: “Kim bir falcıya veya kâhine gider onun söylediklerini tasdik ederse, Muhammed’e geleni inkâr etmiştir.” (Hadis) 2- Allah’ın, peygamberi aracılığı ile göndermiş olduğu şeylerin doğruluğuna kesin olarak inanma, içtenlikle bağlanma. Örn:: “Müminler, kıyamet gününü kesinlikle tasdik ederler.” (Kur’an-ı Kerim Mearic suresi 70/26 ncı Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Tasfiyehane:
(b.i) Arıtım işinin yapıldığı yer. Şeker, petrol vb. maddelerin arıtıldığı yer.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )
tashih:
(amendment) Düzeltme. Resmî bir kütüğün, bir hukuki işlemin düzeltilmesi. Tashihî karar. Cinsiyet tashihi.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Tası Kırmak:
(d. a. türk.) Kıç üstü düşmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Taslak:
(Alm. Entwurf - Fr. esquisse - İng. sketch) Bir dekorun taslak biçiminde ön hazırlığı. (bkz:: Eskiz)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Tasma:
(i.) 1- (Kumarda) Toy, hileyi anlamayan oyuncu. 2- Kravat.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Tasvir:
(a.i. ka.) 1- Betimleme. 2- Resim.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Tasvir:
Karagöz oyunu figürüne verilen ad.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Taş:
(i.) Para, Lira.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
taş:
ad 1. kimyasal bileşimi ve fiziksel durumu değişiklikler gösteren, rengini içindeki maden tuzlarından ve oksitlerinden alan, katı, sert ve sağlam madde. 2. bu maddeden kopmuş parça. \"Kıyıda küçüklü büyüklü taşlar vardı\" 3. kimi işlerde ve yerlerde kullanılmak üzere bu maddeden özel olarak hazırlanmış gereç. \"Kaldırım taşı, değirmen taşı\" 4. yapı işlerinde kullanılmak için bu maddeden hazırlanmış yapı gereci. \"Bahçe duvarı taşı\" 5. mücevherlerde kullanılan yüksek değerli taş. 6. dama, domino, satranç gibi oyunlarda kullanılan, metal, kemik, tahta vb.den yapılmış parçalardan her biri. 7. HEKİMLİK TERİMİ vücudun kimi organları içinde, özellikle sidikkesesi, safrakesesi vb.de oluşan, türlü biçim ve oylumdaki katı madde. 8. YERBİLİM TERİMİ kimi kütlelerden kopan ya da koparılan parça. 9. MEC. üstü kapalı bir biçimde söylenen iğneleyici, dokunaklı söz. 10. sıfat taştan oluşmuş, taştan yapılmış. 11. TARİH TERİMİ insanın ortaya çıkışı ve taştan araçlar yapmasından başlayarak kalkolitik çağın sonuna değin geçen tarihöncesi dönemi. 12. MEC. bir şeyin henüz gelişmemiş, ilkel durumu. 13. çok katı, çok sert. 14. ARGO (kadın için) vücudu diri, taze.(Konusu: , Kökeni: )
Taş Arabası:
(d.) Bön, aptal, avanak. Örn:: Ulan bu kayarto bizi taş arabası mı belledi? Mangiz yetiştiremez olduk. (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Taş Gibi:
(d.) 1- (Kadın, kız için) Vücudu diri, taze, gergin. Örn:: Bir de sıyırınca her şey görünüyordu. Kızın bacakları taş gibiydi. (anonim, Derin Gırtlak) 2- Yeterince uyuşturucu kullanıp iyice esrimiş, sarhoşlamış.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Taş Koymak:
(d.) 1- Durmak. 2- Susmak, sözü kesmek. Örn:: Nuri- Hatta bir keresinde de hiç unutmam affedersiniz. Osman -Taş kooy. (Aziz Nesin, Toros Canavarı) 3- (Birisinin) sözüne karışmak, sözünü kesmek. 4- (Birisinin) İşini bozacak, amacına aykırı olacak biçimde davranmak. Örn:: Raconuma taş koyanı kırka doğrarım.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Taş Tutmak:
(d.) Parası olmak, para kazanmak. Örn:: Karagöz- Taş tutsam burada ne işim var? Eve giderim mis gibi karıcığımla otururum. (Karagöz, Ters Evlenme) Örn:: Peder bey -nur içinde yatsın- sağlığında biraz dünyalıklıydı. Taş tutardı. (Tarık Dursun K. Kamyon Deviren)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Taşaltı Balığı:
Bilimsel Adı: Cottus gobio. Familyası: Tatlı su balığı. Kuvvetli akan dere ve ırmakların berrak sularında taşlar arasında yaşar. Boyları ortalama 12-13 santimetre en çok 20 santimetre olur. Su içindeki balık yavruları bitkiler ve özellikle Alabalık yumurtalarıyla beslenir. Tatlısu Levreği ve Turna balığı için de kendisi yem olur. Üreme devresi şubat mayıs arasıdır. Eti gevrek ve lezzetlidir.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )
Taşan:
(t.i. ka.erk.) Coşkulu, taşkın. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)
taşbilim:
bileşik · ad taşların yapısını inceleyen yerbilim dalı. Benzer: litoloji(Konusu: , Kökeni: )
Taşboğa:
(t.i. erk.) Taş gibi sert, boğa gibi güçlü kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Taşcan:
(t.i. erk.) Taş gibi sağlam kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Taşdemir:
(t.i. erk.) Taş ve demir gibi güçlü, sağlıklı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Taşel:
(t.i. erk.) Sağlam güçlü el. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Taşemen:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Taşemengiller:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Taşer:
(t.i. erk.) Sağlam güçlü kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Taşeron:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Taşgan:
(t.i. ka.erk.) Pınar, kaynak. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. (Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)
Taşıma:
(Voleybol Ter.) Topun oyuncuya değip durması sonucu oluşan hata. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Taşınabilir Geri Lambaları:
(İng. length) Perde ya da pano arkalarında kullanılan yukardan aşağıya dizilmiş lambalar.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Taşınabilir Sahne:
(Alm. Bewegliche Bühne) Taşınabilen, katlanıp kurulabilen sahne.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Taşınabilir Yansıtıcı :
(Alm. Versatzbeleuchtung - Fr. reflecteur de plateau - İng. standard flood) İstenilen yere taşınabilen yansıtıcı lamba.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
taşınmak:
nesnesiz (nesne almayan) eylem 1. taşımak eylemine konu olmak. "Masa biraz daha öteye taşındı" 2. başka bir yere gitmek, göçmek. "Onlar bu evden taşındılar" 3. bir yere sık sık gitmek zorunda kalmak. "Suçsuz yere bir yıl mahkemelere taşındı, sonunda aklandı"(Konusu: , Kökeni: )
Taşısıran Balığı:
Bilimsel Adı: Cobitis taenia. Familyası: Spined loach, Avrupa'da yaygın olarak kullanılan bir tatlı su balığıdır. Yavaş akıntılı nehirler veya göllerin suyu berrak kumlu zeminlerinde yaşar. Çeşitli türleri vardır. 5-12 santimetre boyda olabilen taşısıran gününü kumlu diplerde geçirip geceleri avlanır. Küçük organizmalar ve hayvanlarla beslenir; bu arada avları ile beraber kumları da ağzına alarak çiğner. Nisan-haziran arası ürer; yapışkan yumurtalarını taşlara köklere bitki saplarına bırakır. Taşısıran balıkları doğa dengesi yönü ile değerlidir.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )
taşıt:
ad otomobil, tren, gemi, uçak gibi taşıma araçlarının ortak adı. "Bir taşıta binip uzaklaştı"(Konusu: , Kökeni: )
taşıt giremez:
(TT-19) Trafik Tanzim İşareti: bu işaret levhası bisiklet, motorlu bisiklet ve el arabası dışındaki her türlü taşıtın girmesinin yasak olduğunu bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
taşıt paneli:
(PL-10) Trafik Panel İşareti: P-1 ve P-2 nolu işaret levhaları ile birlikte, hangi araçlar için park yasağı olduğunu belirtmek amacıyla, (panel levha kullanılmamış ise tüm araçlar için yasaktır anlamı taşır) 1- P-3 nolu park yeri işaret levhası ile birlikte, park yerinden yararlanabilecek araçların gösterilmesi amacıyla, (park yerinden tüm araçlar yararlanabiliyorsa panel levhaya gerek yoktur) 2- TT-35a,b,c,g,h nolu mecburi yön gösteren işaret levhaları ile birlikte, belli türdeki araçların yönlendirilmesi amacıyla. 3- TT-5 nolu taşıt trafiğine kapalı yol işaret levhası ile birlikte, o yola girmesi yasaklanan araçları göstermek amacıyla kullanılabilir. bu panel levhalardan en çok iki tanesi bir işaret levhasının altında kullanılabilir. park yerinden yararlanamayacak araçlar ile park yasağı dışında tutulan araçlar, ilgili araç figürü üstüne “hariç” yazılarak belirlenir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
taşıt trafiğine kapalı yol:
(TT-5) Trafik Tanzim İşareti: bu işaret levhası, yolun her iki yöndeki taşıt trafiğine kapalı olduğunu bildirir. sadece yaya trafiğine açık yolların girişlerinde kullanılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
Taşıyıcı:
(Kar.) Tasvirleri ustasının evinden alıp oyun yerine taşıyan çırak.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Taşıyıcı:
Boyanın, içinde pigmentin dağıldığı sıvı kısmı. Bağlayıcı ve tinerin birleşiminden oluşur.(Konusu: Boya Terimi, Kökeni: )
Taşikardi:
(Biy.Sp.Ter.) Kalp atım hızının artması. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Taşist:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Taşizm:
(fr.i. tachisme) Lekecilik. Resim sanatında düzensiz biçimli renk lekeleri ve damlalarının kullanılmasını temel alan sanat biçimidir. Terim, Fransızca "tache" (leke) sözcüğünden türetilmiştir. Bu anlayış önceden bir resmetme eylemini yadsıyarak, sanatsal yaratmada rastlantısalcılığın ön plana alınmasını öngörmektedir.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)
Taşizm:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Taşkan:
(t.i. erk.) Sağlam, güçlü soydan gelen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Taşkın:
(t.i. erk.) 1- Taşmış halde bulunan. Coşkun. Aşırı. 2- Akarsuların yatağa sığmayacak miktarda su taşıması sırasında meydana gelen su yayılması olayı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Taşkınay:
(t.i. ka.erk.) (bkz:: Taşkın) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)
Taşkıner:
(t.i. erk.) Coşkulu, coşkun kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Taşlama:
(Güreş Ter.) Rakibin belini kontrol altına aldıktan sonra ayakla sağ topuğundan yana doğru çekme. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
taşlar:
şah, vezir, kale, fil, at ve piyon'ların tümünü kaplayan bir deyimdir.(Konusu: satranç terimi, Kökeni: )
Taşlevreği:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Taşlı Köy:
d. (türk. fars. kuy'dan köy) Mezarlık.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Taşlı Köyü Boylamak:
(d.) Ölmek. Taşlı köyü boylarsın ne olacak? (Orhan Kemal, Avare Yıllar)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Taşlık:
(i.) Mezarlık.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Taşpudra:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )