Haydi Öğrenelim!
Geyik:
(i.) 1- Karısı ya da çok yakın İlişkilerde bulunduğu kadın tarafından aldatılan, ihanete uğratılan erkek, boynuzlu. Örn:: Şu geyiğin boynuzlarını bu kış odun yerine satalım. (Samim Aşkın, Halk Plajı) 2- Gevezelik, boş konuşma. Örn:: Eskiden çok daha güzel eşşek muhabbetleri yapardık, geyiğin allahı. (Alp Buğdaycı, Kan Sıcak Akacak)
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
teçhiz:
1- Donatma, hazırlama, hazırlık yapma. 2- Düşmanlara karşı dini, vatanı, milleti ve namusu her türlü tehlikeden korumak için ordu hazırlama, orduyu silah ve malzeme ile donatma. Örn:: “Kim Allah yolunda savaşan bir gaziyi teçhiz ederse o da Allah yolunda savaşmış gibi sevap alır.” (Hadis) 3- Ölen bir kimsenin yıkanıp kefenlenmek suretiyle gömülebilecek hâle getirilmesi.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
tedavi:
ad 1. (hastalığı) iyileştirme, sağaltma, sağaltım. 2. MEC. aksayan bir şeyi düzeltme, yoluna koyma, iyi duruma getirme. 3. (hastalığı) iyileştirmek, sağaltmak. 4. MEC. (bir şeyi) düzeltmek.(Konusu: , Kökeni: arapça)
Tedü:
(t.i. ka.erk.) Bilge, zeki, anlayışlı kimse. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)
tedvin:
1- Yazılı şeyleri bir araya getirme, düzene koyma, kitap yazma, kaydetme. 2- Herhangi bir ilim dalının dağınık hâldeki konularını bir araya getirerek düzene sokma ve kitap şekline getirme. 3- Hz. Peygamber’in vefatından sonra, İslam coğrafyasının dört bir tarafına dağılan sahabelerden hadislerin toplanıp bir araya getirilmesi. Hz. Peygamber’in hadislerini onun hayatında bizzat duyan ve öğrenen sahabeler, Hz. Peygamber’in vefatından sonra İslam devletinin sınırlarının genişlemesiyle beraber İslam’ın yayıldığı yerlere dağılmışlardır. Tefsir, kelam, fıkıh gibi İslami ilimlerin oluşma döneminde Hz. Peygamber’in görüşlerini içeren hadislere çok büyük ihtiyaç duyulmuştur. Özellikle tabiiler ve sonraki dönemde, hadisler bir araya getirilmeye; tedvin edilmeye başlanmıştır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
teenni:
1- Acele etmeme, yavaş davranma, ağırdan alma, ihtiyatlı olma. 2- Bir iş yaparken ilerisini düşünüp istişare yaparak karar verme, acele etmeme; işi vaktinde ve kurallarına uygun yapma. “Teenni Allah’tan, acelecilik ise şeytandandır.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Tefci:
(Kar.) (bkz:: Defçi)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
tefekkür:
1- Düşünme, derin düşünme, fikir yürütme, kavramaya çalışma, kafa yorma. 2- Var olan bir şeyin manasını anlamaya çalışma ve eşyanın bilgisini zihinde toplayabilmek için aklın hareket hâlinde olması, derin derin düşünmesi. Örn:: “Yeryüzünü yayıp genişleten ve onun üzerine yerinden oynatılmaz dağlar yerleştirip vadilerinden nehirler akıtan ve orada her türlü bitkiden iki cins yaratan ve gündüzü geceyle örtüp bürüyen Allah’tır. Doğrusu, bütün bunlarda tefekkür edenler için mutlaka (çıkarılacak) dersler vardır.” (Kur’an-ı Kerim Rad suresi 13/3 ncü Ayet) 3- Allah’ın ayetleri, yarattığı tüm varlıklar ve onun tarafından meydana getirilen olaylar üzerinde kafa yorup düşünme; ibret alma, yaratan ile yaratılanlar arasında ilgi kurma, Allah’ın Rablığını kavramaya gayret etme. Örn:: “Müminler ki; ayakta dururken, otururken ve uyumak için uzandıklarında Allah’ı anar, göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde tefekkür ederler...” (Kur’an-ı Kerim Al'i İmran suresi 3/191 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Tefhim:
(a.i. erk.) Anlatma, bildirme.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
tefrika:
1- Parçalanma, ayrılma, gruplaşma, fırkalaşma, nifak. Örn:: “Tefrika girmeden bir millete düşman giremez; / Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.” (M. A. Ersoy) 2- Doğruluğu din ve akıl yoluyla belirlenmiş olan konularda ayrı hareket etme. Farklı konularda özgür bir şekilde görüş bildirmek tefrika değildir. İslam dini, inanç esaslarında, ibadetle ilgili hükümlerde, müminlerin doğruluğu hakkında görüş birliğine vardığı şeylerde ve İslam toplumunun birlik ve beraberliğini sarsacak konularda tefrikaya düşmeyi yasaklamıştır. Örn:: “Hepiniz birden Allah’ın dinine sımsıkı tutununuz. Tefrikaya düşmeyiniz…” (Kur’an-ı Kerim Al'i İmran suresi 3/103 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
tefsir:
1- Kapalı bir şeyi açma, bir manayı açığa çıkarma ve bir şeyi açıklama. 2- İnsanın bilgi birikimi ve Arap diline hâkimiyeti ölçüsünde Kur'an-ı Kerim metninin içerdiği manaları ortaya çıkarması, yorumlaması. 3- Kur’an-ı Kerim ayetlerinin anlamlarını açıklamaya, hükümlerini ve bu hükümlerin dayandığı gerekçeleri açığa çıkarmaya ve ayetleri belirli bir yöntem çerçevesinde yorumlamaya yarayan ilim dalı. 4- Ayetlerin ve surelerin inişini, indiriliş sebeplerini, Mekki ve Medeni olarak düzenlenmesini, nasihini, mensuhunu, tek bir olaya mı yoksa genel olaylara mı işaret ettiğini, ayetlerdeki kapalılıkları, söz sanatlarını ve cümle yapılarını bilmeye yarayan ilim dalı. Alanlarında uzman olan İslam bilginlerinin Kur'an-ı Kerim’in kapalı ifadelerini, belirli bir metot ve kural dâhilinde açığa çıkarma faaliyeti olan tefsir iki çeşittir: 1. Rivayet Tefsiri: Kur’an-ı Kerim’i daha çok hadis ve sahabelerin açıklamalarına dayanarak yorumlama biçimi. 2. Dirayet tefsiri: Kur’an-ı Kerim’i açıklarken sadece rivayetlerle yetinmeyip dil, edebiyat, dinler tarihi, sosyoloji, psikoloji ve tarih gibi bilimlerden yararlanarak yapılan tefsir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
tefsir usulü:
Konusu her yönüyle Kur’an-ı Kerim olan ve onun en doğru biçimde anlaşılmasına yardımcı olmayı amaç edinen ilim dalı, ulumulkur’an ilmi. Kur’an-ı Kerim’i anlama süreci içerisinde oluşan tefsir usulü, Kur’an-ı Kerim incelemelerinde izlenmesi gereken ilke ve yöntemleri belirleyen, sınırları ve amacı belli bir ilim dalıdır. Bu ilim dalı Kur’an-ı Kerim’in inişi, tertip edilişi, toplanması, yazılışı, okunuşu, mucize oluşu, nasih ve mensuhu, Mekki ve Medeni oluşu, nüzul sebepleri vb. dil ve tarih çerçevesinde incelenebilecek Kur’an-ı Kerim’le ilgili konuların tamamını içerir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Tega Tana:
El kılıcı, ya da elin kenarı.(Konusu: Aikido Terimi, Kökeni: )
Tegabun Suresi:
(a.i. سورة التغابن) tagabun suresi; adını, dokuzuncu âyette geçen ve aldanma, kâr-zarar manasına gelen "teğâbün" kelimesinden alır. kur'an-ı kerim'de 64 ncü sure, 28 nci cüz, 555 nci sayfadadır. 18 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 108 nci sıradadır. tahrim suresi'nden sonra, saff suresi'nden önce medine döneminde inmiştir. medine'de inen 28 tane sureden biridir. teğabun suresi'nde Allah’ın kudretinden, Allah’ı inkar eden daha önceki kavimlerin durumundan, Allah’ın her şeyden haberdar olduğundan, Allah’a inanıp iyilik yapanların cennete gideceklerinden, Allah’ı inkar edenlerin cehenneme gideceklerinden, Allah’tan başka ilah olmadığından, insanların affedici olması gereğinden bahsedilir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)
Teğabün suresi:
Kur’an-ı Kerim’in altmış dördüncü suresidir. Medine’de inmiştir. On sekiz ayettir. Adını dokuzuncu ayette geçen ve “kâr-zarar” anlamına gelen “teğabün” kelimesinden almıştır. Surede, Allah’a iman, ibadet ve güzel ahlak konuları üzerinde durulur. Tüm insanlara şu dört hususun önemi hatırlatılır: 1. İçinde yaşamakta olduğunuz evren sahipsiz değildir. 2. Bu evren amaçsız yaratılmamış ve evrenin varlığı bir hikmete dayanmaktadır. 3. Allah, insanları en güzel biçimde yaratmış, küfür ve imanı seçmede serbest bırakmıştır. Fakat, herkes seçiminin sonucuna katlanacaktır. 4. İnsanlar başıboş ve sorumsuz bırakılmamıştır. Surede, inkârcılar Hz. Peygamber aracılığıyla doğru yola davet edilir ve ahirette hesap verecekleri hatırlatılır. İman edenlere de seslenilerek bazı talimatlar verilir. Bu talimatlar şunlardır: Dünyada hiçbir felaket Allah’ın izni olmaksızın insanın başına gelmez. Şartlar kötü bile olsa sabırlı olmak gerekir. “İman ettim.” demekle her şeyin bittiğini sanılmamalıdır. İman edildikten sonra Allah’a ve Resulüne itaat edilmesi gerekir. Mümin, yalnızca Allah’a güvenir. Bir mümin için mal, evlat ve eş önemli birer imtihan sebebidir. Her insan gücü oranında sorumluluk taşır. Fakirlere ve ihtiyaç sahiplerine karşılıksız borç vermenin önemini ve geleceği sadece Allah’ın bildiğini hatırlatan ayetlerle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Teğmen:
Teğmen; birçok ülkenin Kara kuvvetlerinde asıl görevi takım komutanlığı olan ve Asteğmen ile Üsteğmen arasındaki askerî rütbedir. Osmanlı'da Mülâzımı Sâni olarak anılırdı. Sözcük anlamı eski Türkçede hücum eden saldıran demektir. NATO kodu OF-1'dir.(Konusu: Askeri Rütbe, Kökeni: )
Teğmen:
Teğmen; birçok ülkenin Hava kuvvetlerinde asıl görevi takım komutanlığı olan ve Asteğmen ile Üsteğmen arasındaki askerî rütbedir. Osmanlı'da Mülâzımı Sâni olarak anılırdı. Sözcük anlamı eski Türkçede hücum eden saldıran demektir. NATO kodu OF-1'dir.(Konusu: Askeri Rütbe, Kökeni: )
Teğmen:
Teğmen; birçok ülkenin Deniz kuvvetlerinde asıl görevi takım komutanlığı olan ve Asteğmen ile Üsteğmen arasındaki askerî rütbedir. Osmanlı'da Mülâzımı Sâni olarak anılırdı. Sözcük anlamı eski Türkçede hücum eden saldıran demektir. NATO kodu OF-1'dir.(Konusu: Askeri Rütbe, Kökeni: )
tehdit:
savunmasız taşa saldırıya, yeterince korunmayan taşa saldırıya, daha kuvvetli taşa daha zayıf taşla yapılan saldırıya tehdit denir.(Konusu: satranç terimi, Kökeni: )
tehdit:
ad 1. göz korkutma, gözdağı. 2. gözdağı vermek, korkutmak. 3. tehlikeli bir durum yaratmak.(Konusu: , Kökeni: )
teheccüd namazı:
Gecenin son üçte birlik bölümünde uykudan kalkarak kılınan nafile namaz. Teheccüd namazı, Hz. Peygamber’in önemli sünnetlerindendir. O, seher vakti denilen gecenin son üçte birinde kalkar, Kur’an-ı Kerim okur, Allah’ı zikreder ve tefekkür yapardı. Yatsı namazından sonra henüz uyumadan kılınan nafile namaza ‘gece namazı’ anlamında ‘salatıleyl’ denir. Teheccüd namazı ise seher vaktinde uykudan kalkılarak kılınır. En az iki rekât kılınır. Dört, altı veya sekiz rekât olarak da kılınabilir. Örn:: “Kim geceleyin uyanır ve hanımını da uyandırarak beraberce iki rekât teheccüd namazı kılarlarsa, Allah katında bu kişiler, ‘Allah’ı çokça zikreden erkekler ve kadınlar’ olarak kaydedilirler.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Tehemtem:
(f.i. erk.) İri yan, boylu boslu yiğit. Eski İran kahramanı Zaloğlu Rüstem'in lakabı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Tehiyye:
(a.i. ka.) 1- Selam. Selam verme. 2- Hayır dua etme. 3-. Beka. 4- Mülk, malikiyyet.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
tehlike:
ad 1. büyük zarara ya da yok olmaya yol açabilecek durum ya da şey. 2. istenmeyen ama gerçekleşme olasılığı bulunan kötü durum.(Konusu: , Kökeni: )
tehlikeli:
sıfat zarara, sıkıntıya yol açma olasılığı bulunan, tehlikesi olan.(Konusu: , Kökeni: )
tehlikeli eğim çıkış:
(T-3b) Trafik Tehlike Uyarı İşareti: yukarı doğru eğim vardır.(Konusu: , Kökeni: )
tehlikeli eğim iniş:
(T-3a) Trafik Tehlike Uyarı İşareti: aşağı doğru eğim vardır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
tehlikeli madde taşıyan taşıt giremez:
(TT-16b) Trafik Tanzim İşareti: bu işaret levhası, tehlikeli madde taşıyan taşıtların girmesinin yasak olduğu yol girişlerinde kullanılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
tehlikeli madde taşıyan taşıtların izleyecekleri mecburi yön (ileri):
(TT-43b) Trafik Tanzim İşareti: tehlikeli madde taşıyan araçların yönlendirilmesi, bu işaret levhaları ile yapılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
tehlikeli madde taşıyan taşıtların izleyecekleri mecburi yön (sağ):
(TT-43c) Trafik Tanzim İşareti: tehlikeli madde taşıyan araçların yönlendirilmesi, bu işaret levhaları ile yapılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
tehlikeli madde taşıyan taşıtların izleyecekleri mecburi yön (sol):
(TT-43a) Trafik Tanzim İşareti: tehlikeli madde taşıyan araçların yönlendirilmesi, bu işaret levhaları ile yapılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
Tehlikeli Tonlama:
(Fr. ıntonations dangereuses) Güçlü duyguların anlatımında tiz tonlara çıkma tehlikesi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
tehlikeli viraj yön levhası:
(T-33a) Trafik Tehlike Uyarı İşareti: bu işaret levhaları, görüşü artırmak ve sürücülere daha iyi kılavuzluk sağlamak amacı ile güvenli seyir olasılığı bulunmayan keskin virajlarda, tehlikeli viraj işaret levhalarından sonra kullanılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
tehlikeli viraj yön levhası:
(T-33b) Trafik Tehlike Uyarı İşareti: bu işaret levhaları, görüşü artırmak ve sürücülere daha iyi kılavuzluk sağlamak amacı ile güvenli seyir olasılığı bulunmayan keskin virajlarda, tehlikeli viraj işaret levhalarından sonra kullanılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
tehlikeli viraj yön levhası:
(T-33c) Trafik Tehlike Uyarı İşareti: bu işaret levhaları, görüşü artırmak ve sürücülere daha iyi kılavuzluk sağlamak amacı ile güvenli seyir olasılığı bulunmayan keskin virajlarda, tehlikeli viraj işaret levhalarından sonra kullanılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
tehlikeli viraj yön levhası:
(T-33d) Trafik Tehlike Uyarı İşareti: bu işaret levhaları, görüşü artırmak ve sürücülere daha iyi kılavuzluk sağlamak amacı ile güvenli seyir olasılığı bulunmayan keskin virajlarda, tehlikeli viraj işaret levhalarından sonra kullanılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
tehlikeli viraj yön levhası:
(T-33e) Trafik Tehlike Uyarı İşareti: bu işaret levhaları, görüşü artırmak ve sürücülere daha iyi kılavuzluk sağlamak amacı ile güvenli seyir olasılığı bulunmayan keskin virajlarda, tehlikeli viraj işaret levhalarından sonra kullanılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
tehlikeli viraj yön levhası:
(T-33f) Trafik Tehlike Uyarı İşareti: bu işaret levhaları, görüşü artırmak ve sürücülere daha iyi kılavuzluk sağlamak amacı ile güvenli seyir olasılığı bulunmayan keskin virajlarda, tehlikeli viraj işaret levhalarından sonra kullanılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
tehlil:
‘Allah’tan başka iman edip ibadet yapılacak hiçbir tanrı yoktur.’ anlamına gelen ‘La ilahe illallah’ kelimeitevhidini söyleme, tekrarlama. Tehlil okumayı, Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamber tavsiye etmiştir. Hz. Peygamber, ölüm anında en son sözü tehlil olan kimsenin cennetlik olacağının müjdesini vermiştir. Örn:: “Ölmek üzere olan hastalarınıza tehlil okumalarını teşvik ediniz.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
TEISOKU:
(teisoku) Ayağın taban kısmı.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
TEISOKU:
(teisoku) Ayağın taban kısmı.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Tein:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Teizm:
(fr.i. theisme) (fel.) Tanrıcılık. En geniş tanımıyla en az bir Tanrı'nın var olduğu inancıdır.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)
Teizm:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Tej:
Tej; Etiyopya'da Bal şarabı veya bal likörünün toz haline getirilmiş yaprak veya gesho dallarıyla tatlandırılmış hafif ve tatlı bir içkidir. Tej genellikle ev yapımıdır ancak Etiyopya'da "tej evleri" nde bulunur.(Konusu: İçki Çeşitleri, Kökeni: )
tek:
sıfat 1. eşi benzeri olmayan, biricik. "Tanrı, tektir" 2. bir. "Tek kişi çıkıp da seni desteklese, iş olurdu" 3. yalnızca, yalnız, sadece, salt. "Tek bu iş bile zordur" 4. ad bir çift oluşturan, birbirini tamamlayan ya da aynı işi yapan, aynı türden olan şeylerden her biri. "Ayakkabımın teki delinmiş" 5. ad sek olarak bir kadehin yarısı kadar olan içki. "Ayaküstü iki tek atıp sarhoş oldu" 6. hiçbir. "Seni orada tek kişi görmemiş" 7. belirteç başına getirildiği tümceye ısrarlı istek kavramı katar. "Tek söylesin de ne derse desin!" 8. yalnız başına, yanında kimse bulunmadan, kendi kendine. "Evde tek başına kalmıştı" 9. herhangi birinin yardımı, desteği olmadan, kendi kendine, yalnız olarak. "İşi tek başına yürütüyor" 10. (olumlu tümcelerde) yalnız bir. "Tek bir gün kalıp gitti" 11. (olumsuz tümcelerde) hiçbir. "Köyde tek bir gün kalmış değildi" 12. tek kişinin kullanabileceği, tek kişiye göre, tek kişi için olan (yatak, yer vb.). "Otelde tek kişilik odalar doluydu" 13. tek kişinin yapacağı (iş), tek kişinin oynayacağı (oyun) vb. "Tiyatroda tek kişilik bir oyun vardı" 14. eksik hazırlıkla bir iş yapmaya kalkışmak. 15. beceriksiz bir biçimde alay etmeye kalkışmak. 16. ARGO mastürbasyon yapmak.(Konusu: , Kökeni: )
tek:
sıfat 1. hareketsiz, sessiz, uslu. 2. bir taraf öbür tarafa karşı kimi eylem ve çalışmalar içinde bulunmak. \"Düşmanın tek durmadığı belliydi\" 3. çapkınlık, yaramazlık yapmak. \"Erkekler pek tek durmazlar\"(Konusu: , Kökeni: )
Tek Atmak:
(d.) İçki içmek, bir dublenin yarısı kadar içkiyi bir yudumda İçmek. Örn:: Karagöz- Samatyada bir tek attım tezgah başı boş iken. Birkaç tabak kadeh çaldım meyhaneci yok iken. (Karagöz, Şairlik)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
tek başına:
belirteç 1. yalnız başına, yanında kimse bulunmadan, kendi kendine. "Evde tek başına kalmıştı" 2. herhangi birinin yardımı, desteği olmadan, kendi kendine, yalnız olarak. "İşi tek başına yürütüyor"(Konusu: , Kökeni: )
Tek Çarık Yüzbaşı:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Hakkı Kamil BEŞE Kitabın Konusu: Vatanını çok seven ve orduya tam kırk beş yıl hizmet ettikten sonra, yüzbaşı olarak emekli olan bir adamın öyküsüdür. Kitabın Ana Fikri: Emekli olan bir yüzbaşı ve çevresine topladığı bir kaç memurla köylerini kalıkndırmak istemeleri ve bu uğurda sarfettikleri çabaları ve azimleriyle neler başardıklarını anlatmaktadır.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Tek Dalma:
(Güreş Ter.) Aniden rakibin tek bacağını iki elle kavram girişimi. Bu sırada arka ayak önde, kafa içeriye alınmış durumdadır.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Tek El Yerden Pas:
(Hentbol Ter.) Genellikle kale çizgisi oyuncularına aktarılan pas türü. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Tek Kağıtlı:
(d. fars. kağaz, kağıt, türk.) Bir tek sigara açılıp içine esrar konularak yapılmış esrarlı sigara. Örn:: Tek kağıtlı içerdi hep. Sigarayı usulca açar, tütünleri çıkarır, parmaklarını bir kuyumcu ustalığıyla çalıştırırdı. (İrfan Yalçın, Genelevde Yas) Tek Kağıt diye de söylenir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Tek Kol:
(Güreş Ter.) Rakibin sol kolu bilekten yakalanıp sağ elle çekilirken sol kol omuz üstüne alınarak sola yarım dönüş yapılır. Rakibin bu hareketle omuzdan öne indirilmesi hareketidir. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Tek Parti:
Kısa Adı: TEK Parti Genel Merkezi: Kavaklıdere, Ankara Kuruluş Tarihi: 15.03.2015. Öncülü; Alternatif Parti olarak adını değiştirdi. Genel Başkanı: Kurucu:Eran Tapan Genel Başkan: Süleyman Yağcıoğlu Sona Eriş Tarihi: FAAL Sona Eriş Nedeni: FAAL Siyasi Pozisyonu: Merkez Sağ İdeoloji: * NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
Tek Tek:
(d.) Hapishanede bir kişilik hücre, ihtilaftan men hücresi. Örn:: Üstüne bir de firar için ceza tek teklere tıkacaklar aylarca ekmeğimi farelerle paylaşacağım. (Alp Buğdaycı, Kan Sıcak Akacak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Tek Tek:
tek tek bir bir, birer birer.(Konusu: İkileme, Kökeni: )
Tek Tıklama:
"Tüm Windows işletim sistemlerinde, kullanıcı ve bilgisayar arasındaki etkileşimin büyük kısmı fare ile sağlanır. Örneğin bir programı çalıştırmak için, işaretçiyi simgesinin üzerine getirmeli ve farenin sol tuşuna iki kere basmalısınız. Sadece simgeyi seçmek isteyenler ise, tuşa bir kez basmalılar. İşte, fare tuşuna sadece bir kez basmaya genel olarak ""tek tıklama"" adı veriliyor."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Tek Tük:
(sf. be.) Seyrek, seyrek olarak "Tek tük satıldığı oluyordu" NOT: Biri Anlamlı, Diğeri Anlamsız Kelimelerden Oluşur. (Konusu: İkileme, Kökeni: )
tek yönlü yol:
(B-16) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası, üzerinde konulduğu yolun tek yönlü yol olduğunu gösterir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
tekabbelallah:
1- Namazı birlikte kılan Müslümanların birbirlerine söyledikleri “Allah kabul etsin!” anlamında bir dua sözü. 2- Zekât ve sadaka verdikten, hac ve umre yaptıktan, oruç tuttuktan veya herhangi bir hayırlı işi bitirdikten sonra müminlerin birbirlerine “Allah kabul etsin!” anlamında söyledikleri dua sözü.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Tekagami:
Ters Kote gaeshi.(Konusu: Aikido Terimi, Kökeni: )
Tekalp:
(t.i. erk.) Eşsiz, benzersiz yiğit.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Tekasür Suresi:
(a.i. سورة التكاثر) tekasür suresi; çokluk yarışı ve çoklukla övünmek demektir. kur'an-ı kerim'de 102 nci sure, 30 ncu cüz, 600 ncü sayfadadır. 8 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 16 ncı sıradadır. kevser suresi'nden sonra, maun suresi'nden önce mekke döneminde inmiştir. mekke'de inen 86 tane sureden biridir. cahiliye arapları, mal, evlat ve akrabalarının çokluğunu bir gurur ve şeref sebebi sayarlar, hatta bu hususta yaşayanlarla yetinmeyip kabilelerinin üstünlüğünü geçmişleriyle de isbat etmek için kabirlere gider, ölmüş akrabalarının çokluğuyla övünürlerdi. sûrede onların bu tutumu eleştirilmekte ve gerçek üstünlüğün ahirette ortaya çıkacağı belirtilmektedir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)
Tekasür suresi:
Kur'an-ı Kerim’in yüz ikinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Sekiz ayettir. Adını birinci ayette geçen ve ‘dünya malını artırıp çoğaltmada yarış etme’ anlamına gelen “tekasür” kelimesinden almıştır. Sureye, insanların hayatın aldatıcı şeyleri ile uğraşıp dünya malını biriktirmeye olan düşkünlüklerinden bahsedilerek başlanır. İnsanların dünya malına olan bu tutkularının, ölüm kendilerine ansızın gelip malları ile aralarını ayırıncaya ve onları kabirlere götürünceye kadar devam ettiği anlatılır. Ayrıca surede, müşriklerin ölümü ve ahireti gereği gibi düşünmediklerinden dolayı dünyaya taparcasına bağlandıkları belirtilir. Ahiret duygusu gelişen ve cehennemin ne olduğunu bilen insanlarda dünyaya olan bağlılığın aşırı olamayacağı vurgulanır. Ahirette, insanların dünyada iken elde ettikleri her türlü nimetten hesaba çekileceğini bildiren ayetle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Tekay:
(t.i. erk.) Eşsiz ay.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Tekbıyık:
(Kar.) Tuzsuz Bekir dizisinden bir kabadayı tipi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
tekbir:
1- Büyük görme, yüceltme, ululama, büyüklüğünü kabullenme. 2- Allah’ın büyüklüğünü, yüceliğini anmak için söylenen ve “Allah en büyüktür.” anlamına gelen ‘Allahu Ekber’ sözü. Tekbir, iman ifadesidir. İnsan bu cümleyi söyleyerek kimi ilah olarak tanıdığını, kime ibadet edeceğini ilan etmiş olur. Örn:: “(Ey Muhammed) şöyle de: “Hamt Allah’a mahsustur. Allah, çocuk edinmemiştir, onun mülkünde hiçbir ortağı da yoktur. O, âcizlik sebebiyle bir yardımcı da edinmemiştir. Onu sürekli tekbir ederek yücelt.” (Kur’an-ı Kerim İsra suresi 17/111 nci Ayet) 3- Namaza başlarken söylenen ‘Alllahu Ekber’ sözü. 4- Kurban bayramının arefe günü sabah namazından, bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar olan sürede farz namazlardan sonra söylenen ‘Allahu Ekber Allahu Ekber. La ilahe illallahu vallahu ekber. Allahu ekber velillahil hamd.’ şeklindeki teşrik tekbiri. Teşrik tekbirinin anlamı şöyledir: ‘Allah en büyüktür, Allah en büyüktür. Allah’tan başka tanrı yoktur. Allah en büyüktür. Bütün hamt ve övgüler Allah’adır.’ Örn:: “Yüreklerden taşsın / Yine, imanlar! / Itrî, bestelesin Tekbîr’ini; / Evliyâ, okusun Kur’an’lar! / Ve Kur’an’ı göz nuruyla çoğaltsın / Kayışzade Osman’lar!” (A. N. Asya)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Tekcan:
(t.i. erk.) Çok değerli, eşsiz kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Tekdoğan:
(t.i. erk.) Eşsiz, benzersiz doğmuş olan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Teke Düşmek:
(d.) (Kumarbaz ya da kumar meraklısı) Parasına özellikle göz dikmiş daha usta hileci bir kumarbazla teke tek oynama durumunda kalmak. (oynama durumunda bırakılmak) Örn:: Vay Paytoncu vay. Biz teke düşecek hırbolardan mıyız? (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Teke Düşürmek:
(d.) (Birisinin) Teke düşmesini sağlamak. Örn:: Çok uğraştım kandırdım, bitirime gitmesine mani oldum ve nihayet teke düşürerek iyi parasını aldım. (Hulusi Kodaman, Zar-Kağıt Oyunları ve Hileleri) (bkz:: Teke Düşmek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
tekebbür:
1- Kibirlenme, büyüklenme, böbürlenme, kendini üstün görme. 2- Kişinin, kendisini yaratan Allah’ı ve yaratılış amacını unutarak daha çok maddi olan şeyleri öne çıkarmak suretiyle kendini üstün görüp ibadet yapmaktan yüz çevirmesi ve başkalarını da küçük görmesi. Örn:: “Yeryüzünde tekebbürde bulunanları ayetlerimden uzaklaştıracağım (onları anlamayacaklar). Onlar, bütün mucizeleri görseler yine de iman etmezler. Doğru yolu görseler o yola girmezler. Fakat, azgınlık yolunu görseler hemen o yola girerler. Bu durum, onların ayetlerimizi yalanlamalarından ve onlardan gafil olmalarından ileri gelmektedir.” (Kur’an-ı Kerim A'raf suresi 7/146 ncı Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Tekecan:
(t.i. erk.) 1- Mert, sözünde duran. Özü sağlam kimse. 2- Çayırlarda biten bir bitki.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Tekel Bayii:
(d. türk. a. bayi, türk. e.) Ayyaş, sürekli sarhoş, alkolik.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Teker Teker:
(be) Ayrı ayrı, birer birer, tek tek olarak. "Onları teker teker arayıp durumu anlattım"(Konusu: İkileme, Kökeni: )
Tekerlek:
(sf.i.) Edilgin eşcinsel. (erkek) Örn:: Fingirdek ulan tekerlek kuş mu yestehledi başına. (Mahir Dedeoğlu, yayımlanmamış şiirler)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Tekerlekli Sahne:
(Yun. ekylema - Alm. fahrende Bühne - İng. rolling stage) Antik Yunan tiyatrosunda görülen, arkadan gelen, kimi oda içi sahnelerini sunmak amacıyla, oyun yerine itilerek tekerlek üzerinde getirilen sahne, küçük düzey.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Tekerleme:
(Ort. O.) Söyleşmenin en önemli kesimi. Kavuklu ile Pişekar arasında geçen ve çoğu kez bir düşün anlatılmasına dayanan çene yarışı.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
tekfin:
İnsana saygının ve değer vermenin bir ifadesi ve son insanlık görevi olarak ölen bir kişinin baştan ayağa beyaz bez ile usulüne göre sarılması, kefenlenmesi. Şehitler öldükleri sırada üzerlerinde bulunan elbiseleri ile gömüldüklerinden kefenlenmezler. Örn:: “Ölülerinizi beyaz bez ile tekfin ediniz.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
tekfir:
1- Birinin İslam’dan çıkıp küfre girdiğini söyleme. 2- Bir Müslümanı yaptığı bir iş, davranış veya düşüncesinden dolayı dinden çıkmakla suçlama, kâfirlikle itham etme. Küfre girdiği, dinî delillerle kesin olarak kanıtlanmayan bir insanı küfürle suçlamak veya işlediği günahlardan dolayı dinden çıkmasına hükmetmek İslam’a göre büyük günahtır. İslam dini müminlerin birbirlerini rastgele tekfir etmelerini yasaklamıştır. Örn:: “Bir Müslüman,herhangi bir mümini tekfir ettiğinde, tekfiri gerektiren suç o kişide varsa sözünde isabet etmiştir. Eğer söylediği tekfir ifadesi o kişide yoksa söyleyen kişi kâfir olur.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Tekfur:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Tekgül:
(t.i. ka.) Gül ailesi içinde benzeri olmayan güzellikte. Yalnız gül.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)
Tekila:
Tekila; alkollü Meksika içkisidir ve ismini Jalisco eyaletine bağlı bir kasaba olan Tequila'dan alır. Sulu bir meyve olan ve Anadolu'da Sabır Otu ismiyle de bilinen Agave bitkisinin bir çeşidi olan Agave tequiliana bitkisinin damıtılmasıyla gerçek tekila yapılır. Eğer 2 aydan 1 yıla kadar bekletilmiş bir tekilaysa Reposado (bekletilmiş), eğer bu süreden daha fazla bekletilmiş ise Anejo (yıllanmış) adını alır. Damıtılmış İçeçekler: Absent • Aquavit • Arak • Armanyak • Brendi • Changaa • Cin • Kalvados • Konyak • Likör • Mastika • Pastis • Pisco • Rakı • Rom • Tekila • Tsipouro • Uzo • Viski • Votka (Konusu: İçki Çeşitleri, Kökeni: )
Tekin:
(t.i. erk.) 1- Boş, ıssız. 2- Sakin, rahat, uslu. İçinde kötülük bulunmayan. 3- Tek, eşsiz. 4- Uyanık, tetikte. 5- Şehzade, prens. 6- Uğurlu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Tekin Akmansoy:
Dizi Karakteri: Nuri Kantar Dizi Adı: Kaynanalar. 1974-1988 arasında TRT'de 9 sezon ve 59 bölüm olarak yayımlandı. 9 yıllık aradan sonra 1997-1999 yılları arasında da Kanal D'de 3 sezon ve 156 bölüm yayımlandı. Sonrasında transfer olduğu TRT'de ise 2000 ve 2002 arası 99 bölüm yayımlandı. 1974-2004 yılları arasında toplam 14 sezon 314 bölüm sürdü.(Konusu: Film & Dizi Karakteri, Kökeni: )
Tekinalp:
(t.i. erk.) Tek ve eşsiz yiğit.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Tekinay:
(t.i. erk.) Biricik ve hayırlı ay.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Tekindağ:
(t.i. erk.) Uğurlu dağ.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Tekinel:
(t.i. erk.) Hayırlı el.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Tekiner:
(t.i. erk.) Tek, eşsiz ve hayırlı kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Tekinsoy:
(t.i. erk.) İyi soydan gelen kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Tekir:
Bilimsel Adı: Mullus surmuletus. Familyası: Deniz Balığı. Diğer Adı: İrilerine balıkçılarımız Çuka adını verirler. Kırmızımtrak renkli, küçük pullu, bıyıklı, Eti lezzetli bir balık. Dünyanın tropikal ve ılık denizlerinde yaşayan Barbunya'ya benzeyen bir balık. Çenesinde iki adet bıyık olduğundan “tekir” adıyla anılır. Çoğu parlak kırmızıdır. Diğerleri siyah, sarı lekeli ve çizgilidirler. Bıyıklarıyla kumları karıştırarak yiyecek araştırırlar. Deniz solucanları, karides ve yumuşakçalarla beslenirler. Dili bulunmaz. Çoğunlukla sürüler halinde dolaşırlar. Daha küçük balıklar tekir balığını takip ederek onun besin artıklarıyla geçinirler. Yumurtlama periyodu Marmara Denizi’nde Mayıs başından Temmuz sonuna kadar devam eder. Ege Denizi’nde ise Mart-Haziran, Akdeniz’de Mayıs-Ağustos ayları arasında ürerler. Etinin lezzeti eski Roma çağlarından beri namlıdır. TEKİR ile BARBUNYA'nın ARASINDAKİ FARK: Çoğu zaman birbiri ile karıştırılan iki kuzendir barbunya ve tekir. Yaşam alanları, renkleri, biçimleri hemen hemen birbiri ile aynıdır. Dikkatli olmayan gözler aradaki farkı kolay kolay anlamazlar. Tekirin başı daha uzuncadır ve tabi sırt yüzgecinde bulunan hareler ise oldukça belirgindir. Doğal kafa yapılarından dolayı barbunyaların ağızları göz hizasına kadar gelir, fakat tekirlerde bu böyle değildir. Tanımayanlara “barbunya” diye satıldığı olur. Barbunyanın eti daha lezzetlidir. HANGİ AYDA YENİR: Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )
Tekirdağ:
Tekirdağ Tarihi; Osmanlı döneminin sonlarında Edirne vilayetine bağlı bir sancak merkezi idi. 93 Harbi'nde (1878) Rus, Balkan Harbi'nde (1912) Bulgar ve I. Dünya Savaşı'ndan sonra (1920-1922) Yunan işgali yaşayan il, Kurtuluş Savaşı ile gelen zaferin ardından 13 Kasım 1922 tarihinde kalıcı olarak Türk topraklarına katıldı.(Konusu: İl Tarihi, Kökeni: )
Tekirdağ:
Tekirdağ İlçeleri: 1-Çerkezköy (01.04.1958) 2-Çorlu 3-Ergene (06.12.2012) 4-Hayrabolu 5-Kapaklı (06.12.2012) 6-Malkara 7-Marmaraereğlisi (04.07.1987) 8-Muratlı (01.09.1957) 9-Saray 10-Süleymanpaşa (06.12.2012) 11-Şarköy (Konusu: İl İlçeleri, Kökeni: )
Tekirdağ:
Tekirdağ; Doğudan İstanbul, Güneyden Marmara Denizi ve Çanakkale, Batıdan Edirne, Kuzeyden Kırklareli ili ile komşudur. Kuzeydoğudan Karadeniz ile çevrilidir.(Konusu: İl Komşuları, Kökeni: )
Tekirdağ:
Nesiyle Meşhur: Köftesi, Şarabı, Rakısı, Kirazı, Üzümü, Ayçiçeği meşhurdur.(Konusu: İl Nesiyle Meşhur, Kökeni: )
Tekirdağ:
Tekirdağ'da Gezilecek Yerler: Tekirdağ Şehitler Abidesi, Tekirdağ Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, Rakoczi Müzesi, Çorlu Kalesi, Hora Feneri, Eriklice Köyü, Namık Kemal Evi, Uçmakdere, Şarköy, Hoşköy, Kumbağ, Mirliva Hüseyin Paşa Cami, Rüstem Paşa Cami, Gazi Ömer Bey Türbesi.(Konusu: İl Gezilecek Yerler, Kökeni: )