Haydi Öğrenelim!
rivayet tefsiri:
Kur’an-ı Kerim’i ayetlerle, Hz. Peygamber’in hadisleri ve sahabenin sözleri ile açıklama, tefsir etme. Rivayet tefsirinin en önemli özelliği Hz. Peygamber’in hadisleri ve sahabenin sözlerinin ağırlıklı olmasıdır. Bu tefsirlerde Kur’an dili ve kavramları ile ilgili sahabe ve tabiin rivayetleri de yoğunluktadır. Bu tür tefsirlerde rivayetlere öncelik verilir. En önemli rivayet tefsiri İbn Cerir et-Taberi (310/922)nin yazdığı Camiu’l-Beyan adlı eseridir.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Dama:
(ita. dama) 1- Karelere ayrılmış bir tahta üzerinde iki oyuncu tarafından dama taşları ile oynanan oyun. 2- Bu oyunda, karşı tarafın birinci sırasına kadar yürütülerek istenen şekilde oynanma üstünlüğü kazanmış taş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Dama Etmek:
(d. it. dama, türk.) Bitti buraya kadar son buldu demek. Örn:: Atlı ve çifte katlı Beşiktaş tramvayları burada dama derlerdi. (Sermet Muhtar Alus, İstanbul Kazan Ben Kepçe)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Damacana:
(ita.i. < damıcana < İtal. damigiana) Su veya sıvı maddeleri taşımaya yarayan, ağzı dar, karın kısmı şişkin ve yuvarlak, üstü hasırla kaplı büyük şişe(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Damacı:
(ita.t.i.) Dama oyuncusu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Daman:
(f.i. erk.) 1- Etek. 2- Bir dağ silsilesinin eteğinde uzanan bölge.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
damar:
ad 1. GÖVDEBİLİM (ANATOMİ) TERİMİ canlı varlıklarda içinde kanın ya da besleyici sıvıların dolaştığı kanal. 2. yeraltında belli bir maden alanı ya da katmanı. "Yeni bir altın damarı bulundu" 3. mermerde ve kimi değerli taşlarda, tahta kesitlerinde renk ayrılığı gösteren dalgalı çizgi. 4. BİTKİLİM TERİMİ içinde besisuyunun dolaştığı odunsu dokudan boru. 5. HAYVANBİLİM (ZOOLOJİ) TERİMİ böceklerde kanat zarını tutmaya yarayan organ. 6. MEC. özyapı, yaradılış, huy, mizaç. "Yine kötülük damarın kabardı" 7. MEC. kan bağı, soy. "Çocuk damarına çekmiş" 8. üzerinde çok damar bulunan, çok damarlı. 9. katmanlı.(Konusu: , Kökeni: )
Damarcı:
(esk. türk.sf.i. tamar, damarcı) Damardan uyuşturucu zerkine alışkın tiryaki. (kimse).(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Damasko:
(ita.i. damasco) [Dimaşk (Lat. Damascus) şehrinin adından] Şam şehrinde dokunan ipek kumaşın taklidi olarak sonradan Avrupa’da özellikle Fransa ve İtalya’da üretilen, çözgü ve atkı ipliklerinin farklı parlaklıkta olması sebebiyle yüzünde parlak, tersinde mat çiçek ve süs motifleri bulunan, ipekli veya yün keten karışımı, iki yüzlü döşemelik kumaş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Damat:
(fars.i. damad) Eşcinsel ilişkide aktif durumda olan kimse. Örn:: Gelin hanginiz damat hanginiz? (Yalçın Doğan, Kodes A.Ş.) (bkz:: Gelin)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Damat Ferit:
Rıfat Ilgaz'ın yazdığı Hababam Sınıfı kitabındaki ana karakter. Roman içinde bulunmasa da senarist Umur Bugay tarafından yaratılan hayalî karakter. Tarık Akan tarafından canlandırılan karakter, sadece Hababam Sınıfı ve Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı filmlerinde bulundu. 6 Edebiyat B sınıfının 322 no'lu öğrencisidir. Sınıfta Güdük Necmi ile aynı sırayı paylaşmıştır. Çoğunlukla İnek Şaban ve Güdük Necmi ile birlikte dolaşır. "Damat" lakabı okul dışında kızlarla ilişkilerinden dolayı kullanılmaktadır. (Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )
Damga:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Reşat Nuri GÜNTEKİN Kitabın Konusu: Hikayenin kahramanı İffet, küçük yaşlardan itibaren çok neşeli, hareketli bir çocuktur. Yaşı büyüdükçe olgunlaşır ve fikirleri de giderek değişik bir boyuta geçer. O, ailesi gibi saraylı veya padişaha bağlı değil; hürriyet taraftarı, demokratik aydın bir kişi olmak istemektedir. Kitabın Ana Fikri: Hiç bir zaman insanları gerçek anlamda tanımadan onların hakkında bir karara varmamalı ve bir insan için hayatımızı feda etmek istiyorsak bu kişinin hayatımızı feda etmeye değer biri olup olmadığnı düşünmeliyiz. Diğer Kahramanlar: MUZAFFER: İffet’in abisidir. Uyuşuk, tembel, miskin, kibirli biriydi. MAHMUT EFENDİ: İffet ve Muzaffer’e haftada iki gün ders verirdi . HATİCE HALA: İffet’in halasıdır,elinde iki kız çocuğuyla dul kalmış ve Karamürsel’de yaşıyor. HALİS PAŞA : İffet’in babasıdır. CEMAL KERİM BEY: İffet’in çocuklarına ders verdiği mebustur. VEDİA HANIM: Cemal Kerim Bey’in ikinci hanımıdır.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Damgalı:
(esk. türk.i. tamgadari) 1- Para. Sikke. Kaime. 2- Gammaz, ispiyoncu. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Damkoruğu:
(kulakotu) Damkoruğugillerden ılık iklimlerde yetişen bir bitkidir. Çiçekleri kırmızıdır. Yaprakları etli ve çiçeklerin dibindedir. Haziran - Ağustos ayları içinde toplanır. Çoğu zaman taze halde kullanılır. Faydası:: Basur memelerini giderir. Nasırları söker.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Damla:
(t.i. ka.) 1- Bir sıvıdan ayrılarak düşen parça halinde, küçük miktar, katre. 2- Belli miktarlarda akıtılarak kullanılan ilaç.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)
Damlacı:
(esk. türk.sf.i. damla, damlacı) Prostatlı yaşlı (adam)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Damlamak:
(f.) Gelmek, gelivermek. Örn:: -Cerrahpaşaya gideceğim. Yarın sabah erkenden buraya damlarım. (Osman Cemal, Kaygılı Çingeneler) Örn:: Serseri-Haydi Allahaısmarladık. Sabah onda damlarım ben abla. (Çetin Altan, Suçlular)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Damper:
(ing.i. dumper) 1- Bâzı kamyonlarda kasanın kaldırılarak yükün boşaltılmasını sağlayan mekanizma. 2- Motorlu taşıtlarda sarsıntıyı önlemek için titreşimlerin etkisini zayıflatmaya yarayan ve bir yay yâhut gazın sıkışıp genişlemesi esnâsında darbeleri yutması prensibine dayanan, genellikle yağ içinde çalışır bir nevi amortisör.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)
Damperli:
(ing.t.sf. ve i.) Kum, çakıl, taş vb. şeylerin naklinde kullanılan damper tertîbatlı kamyon.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)
Damping:
(ing.i. dumping) 1- Belirli bir malı, rekābet şartlarına uymak veya bir pazarı ele geçirmek amacıyle dış ülke piyasalarında iç piyasadan daha ucuza satma. 2- İç piyasada rekābet ve bir nevi hasım eritmek maksadıyle bir malı benzerlerinden ucuza satma, sürüm alanı açmak için fiyatları aşırı kırma.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)
damsız:
sıfat damı olmayan. "Köylerde, damsız evlerde yaşamak güçtü"(Konusu: , Kökeni: )
damsız:
belirteç yanında bir kadın bulunmaksızın, dam (II) olmaksızın. \"Bu kulübe damsız girilmez\"(Konusu: , Kökeni: fr+t)
Dan:
Siyah kemer rütbesi(Konusu: Aikido Terimi, Kökeni: )
DAN:
(dan) Ustalık seviyesi. Siyah kuşak derecesi.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Dan Dun Etmek:
(d.) Anlamsız konuşmak. Boşa konuşmak. Yapamayacağı şeyleri söylemek. Örn:: Tabiyahu. Ödü kopmuş enayinin. Dan dun etsin de bak. (Orhan Kemal, Babalar ve Oğullar)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Dana:
(f.i. erk.) 1- Bilen, bilici, bilgin.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Dana:
(i.) (Danimarka'dan n.) Danimarka para birimi. Danimarka kronu.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Dandik:
(çing.sf. dandiş'ten) (Uyuşturucu maddeler için) Sahte. Çok düşük nitelikli. Örn:: Eroin olmayan sahte mala dandik denir. Bunları Alkapon daha çok bir daha karşılaşmayacağı kişilere yani turistlere sokuştururdu. (Celalettin Çetin, eroin üzerine röportaj) (An.ge.) Örn:: Cinayetim ön sayfa, gerisi dandik tayfa. (Hulki Aktunç, Yeraltı Destanları) Örn:: Ne kadar dandik bir ticaret anlayışımız var. (Behiç Pek, Zalak Mahmut) Dandig diye de söylenir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Dandik:
(fr. veya ing. sf. fra. dandin veya İng. dandy "fazlaca nazik ve kibar kimse" sözcüğünden alıntıdır.) (arg.) Düşük nitelikli, kötü, sahte. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)
Dandikten:
(sf. zf.) Sahte, göstermelik. Örn:: Genellikle İki kayıt defteri olurdu. Biri esas kayıt defteri bir dandikten kayıt defteri. (Murat Belge, Ülkücü Cengizhan Cengiz Açıklıyor) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Dandini:
(ing.i.) (ses taklidi k.) 1- Bebekleri uyuturken veya oynatıp hoplatırken söylenen tekerlemelerde geçer. “Dandini dandini hoppala.” Epeyce dandiniler yaptı, hayli hoplattı (Mehmet Âkif). 2- Karmakarışık, düzensiz. “Dandini oda.” 3- Hoppa, delişmen.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)
Dandun:
(d. ono.) Anlamsız boş gürültü. Gevezelik, zevzekçe konuşma. (bkz:: Tantun)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Danduna Gitmek:
(bkz:: Tantuna Gitmek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Dang:
(fr.i. dengue < İsp.) [Bir Afrika dilinden] Bir cins sivrisinek yoluyle geçen bir virüsün meydana getirdiği, baş ve vücutta, özellikle eklem yerlerinde yaygın ağrılar, ateş, deride kırmızı lekeler şeklinde beliren ve 5 – 6 gün devam eden, gribe benzer salgın hastalık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Dangıl:
(sf.) (dangalak'tan) Kaba saba, nezaketsiz, hödük. Örn:: Bütün zamanların gelmiş geçmiş en dangıl resepsiyoncusuna. (Engin Ardıç, Doğru Söyleyeni Dokuz Köyden)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
danışma:
ad 1. danışmak eylemi. Benzer: istişare 2. kimi kuruluşlarda, kuruluşun işlerine ilişkin sorulara karşılık vermek, yol göstermek için kurulmuş kol. "Baktım, danışmada kimse yoktu, bekledim" Benzer: müracaat enformasyon(Konusu: , Kökeni: )
Daniel Gabriel Pancu:
(lakabı/sp.) Kadıköy Panteri(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )
Danikavak:
(i.) (Kumarda) Parası bitip tefeciden ya da bir başkasından faizle aldığı parayla oynayan kişi. Örn:: Kazanmazsa borçlu kalır. Buna danikavak derler. (Hulusi Kodaman, Zar-Kağıt Oyunları ve Hileleri)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Danimarka:
Resmi Tam Adı: Danimarka Krallığı Danca: Kongeriget Danmark İngilizce: Denmark (Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )
Danimarka:
Yer Aldığı Kıta: Avrupa Kıtası'nın Kuzey Avrupa bölgesinde yer alır. Baltık Denizi ile Kuzey Denizi arasında, Jütland Yarımadası ve 483 ada üzerinde kurulmuş olan en küçük İskandinavya ülkesidir.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )
Danimarka:
Bağımsız Ülke: Birleşmiş Milletler üye ülke. Danimarka Avrupa’daki en eski devletlerden (8'inci yüzyıl) ve dünyadaki en eski krallıklardan biridir. Özerk Bölge: Faroe Adaları, Grönland(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )
Danimarka:
Yönetim Şekli: İktidar Yapısı: Üniter Devlet. İktidar Kaynağı: Parlamenter Demokrasi, Anayasal Monarşi. NOT: Monarşi; Mutlak Monarşi veya Meşruti Monarşi (Parlamenter Monarşi, Anayasal Monarşi, Meşrutiyet) olarak ikiye ayrılır. (Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )
Danimarka:
İdari Yapısı: 14 Eyalet: 1- Kopenhag Eyaleti 2- Frederiksburg Eyaleti 3- Roskilde Eyaleti 4- Storstroms Eyaleti 5- Bornholms Eyaleti 6- Fyns Eyaleti 7- Sonderjlands Eyaleti 8- Ribe Eyaleti 9- Vejle Eyaleti 10- Rinqkobing Eyaleti 11- Viborg Eyaleti 12- Nordjylands Eyaleti 13- Aarhus Eyaleti 14- Vestsjeland.(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )
Danimarka:
Komşuları: Güneyinde Batı Almanya, Doğusunda Baltık Denizi, Batısında Kuzey Denizi ile çevrilidir. İsveç Doğu komşusudur.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )
Danimarka:
Resmi Dili: Danca Diğer Diller: Almanca, İngilizce(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )
Danimarka:
Tel. Kodu: +45 Bölgeler 3/4 – Avrupa Kıtası numaralandırma Plan Alanı içindedir.(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )
Danimarka:
Dini: Hristiyanlık, İslamiyet Mezhebi: Lutheryanlık NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi NOT2: İslamiyet'in 2 ana mezhebi: Sünnilik, Şiilik(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )
Danimarka:
Danimarka Bayrağı: Kırmızı zemin üzerine bayrağın köşelerine doğru uzanan beyaz haç; haçın yatay kısmı bayrağın gönder tarafına doğru kaymıştır. Danimarka bayrağı simgesi diğer kuzey ülkelerince (Finlandiya, İzlanda, Norveç, İsveç) sonradan kabul edilmiştir. Danimarka bayrağı Dünya'nın en eski bayraklarından birisidir.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )
Danimarka:
Milli Marşı: "Der er et yndigt land" (Bir Güzel Ülke Vardır) Danimarka'nın ulusal marşıdır. 1819 yılında Hans Ernst Krøyer tarafından yazılan marş, 1835 yılında Adam Oehlenschläger tarafından bestelendi. Aynı yıl ülkenin ulusal marşı olarak kabul edildi. Yaygın olarak sadece ilk kıta ve dördüncü kıtanın son üç mısrası söylenir.(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )
Danimarka:
Genel Bkş: Almanya, Danimarka'nın tek kara komşusudur. • İlk olarak Vikingler’in hüküm sürdüğü bir ülke olan Danimarka, 980 yılından beri bağımsızlığını koruyor. 400’den fazla adadan oluşan ülke, yüz ölçümü açısından dünyanın en büyük adası Grönland ile Faroe Adaları’nı da içinde bulunduruyor. • (Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )
Danimarka:
FE Danimarka'nın Dış ve Askeri İstihbarat Teşkilatı. Danimarka Savunma İstihbarat Servisi (DDIS) (Danca: Forsvarets Efterretningstjeneste, kısaca FE (genellikle ancak yanlış olarak çevirisiyle: FET)), Danimarka'nın dış istihbarat yanı sıra, Danimarka askeri istihbaratından sorumlu olan bir Danimarka istihbarat birimidir. PET Danimarka'nın İç İstihbarat Teşkilatı. Politiets Efterretningstjeneste (Danimarka Güvenlik İstihbarat Servisi) (Konusu: Ülke İsth. Teş., Kökeni: )
Danimarka Milli Tk:
milli tk.lakabı: Danimarka Dinamiti (Danish Dynamite)(Konusu: Lakap Milli Tk., Kökeni: )
Daniska:
(alm.i. kent adı Danzig'den) 1- Örnek, en iyi örnek. Örn:: Mesela Cennetin bahçelerinden karanfil toplarmış sevgilim.. İyi mi?-Fevkaladenin daniskası ağabeyciğim. (Adnan Veli, Mapusane Çeşmesi) Örn:: Kanuna bakılırsa yeri yurdu olmayan ve başkalarının sırtından geçinen her tufeyliye bu isim verilmeli. Öyle ise benden ala serseri mi olur? daniskası. (Server Bedi, Hey Kahpe Dünya) 2- (Bir konunun, işin, eylemin) Temeli, özü.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Daniska:
(alm.i.) [Danzig şehrinin adından] En âlâ, en iyi şey. [İsim tamlamalarının ikinci öğesi olarak kullanılır] “Eğlencenin daniskası.” “Aptallığın daniskası.” (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Almanca)
Daniş:
(f.i. erk.) 1- Bilim, bilgi, ilim. Ehl-i daniş: Bilgi sahipleri. Daniş-Merd: Bilgili, Tanzimattan önce kadıların yanında stajer olarak çalışan kimse. Danişmend: Sultan Melikşah'ın alimlerinden emir Danişmend'in kurmuş olduğu bir Türk devlet ve sülalesi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Daniyal:
(ibr.i. erk.) Ben-i İsrail peygamberlerinden biri. "Tanrı benim yargıcımdır" anlamına gelir. İki tane Daniyal vardır: a) Babil'lilerce esir olmuş genç Daniyal, b) Hz. Nuh ile Hz. İbrahim arasında geçen zamanda yaşayan Daniyal.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: İbranice)
Dans:
(fr.i. danse) Bir müzik temposuna uyularak yapılan vücut hareketleri, raks.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Dans Düzencisi:
(Alm. Choreograph - Fr. choreographe - İng. choreographer) Kurallı dansları düzenleyen ve yöneten, bu alanda uzmanlığı olan sanatçı.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Dans Düzeni:
(Alm. Choreographie - Fr. choreographie - İng. choreography) Kurallı dansların düzeni. Bir balet topluluğunu, müzik eşliğinde, konuya ve müziğe uygun bir yolda, teknik ve kavram yönünden doğru ve güzel dans hareketleri içine oturtma işi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Dans Etmek:
(bkz:: Kiminle Dans Ediyorsun)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Dans Etmek:
Yanlış: Dansetmek, Parketmek, Terketmek Doğru: Dans Etmek, Park Etmek, Terk Etmek(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )
Dansçı:
(fr.t.i.) 1- Dans etmekte olan kimse. 2- Dans etmeyi meslek edinmiş kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Dansçı Kadın:
(İt. ballerina) Commedia dell'Arte türünün oyunlarında dans eden kadın.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Dansimetre:
(fr.i. dansimètre) Sıvıların yoğunluğunu ölçmeye yarayan âlet, yoğunluk ölçer.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Dansing:
(ing.i. dancing-house “dans evi”nin kısaltılmış şekli) Dans edilen eğlence yeri.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)
danslı komedya:
(Alm. Balletkomödie - Fr. comedie-ballet - İng. ballet-comedy) İçinde ya da perde sonunda danslar yapılan komedya türü. Örn. Moliere.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Dansör:
(fr.i. danseur) Dans etmeyi meslek edinmiş erkek. Erkek dansçı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Dansöz:
(fr.i. danseuse) Dans etmeyi meslek edinmiş kadın. Kadın Dansçı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Dantel:
(fr.i. dentelle > Yun. dantella) 1- Elde veya makinede iplikle örülen ve kumaştan bir zemîni bulunmayan, delikli, ince ağımsı örgü. (halk ağzı.) tentene. 2- Bu tarzda dokunmuş elbiselik kumaş. 3- teşmil. Üzerinde sanatkârâne çalışılmış örgüye benzer ince iş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Dantela:
(yun.i. dantella) (bkz:: Dantel)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Dantelağacı:
(fr.b.i.) Tropikal Amerika’da, Antiller’de yetişen, dantele benzeyen, kabuk lifleri hasır ve sünger gibi kullanılan, çok dallı, dallarının ucunda başak veya salkım şeklinde çiçekler açan ağaç. Lagetta.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Dantelalı:
(yun.t.sf.) (bkz:: Dantelli)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Dantelli:
(fr.t.sf.) Üzerine dantel dikilmiş, dantelle süslenmiş. “Dantelli yaka.” (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Danyal Topatan:
(lakabı/sin.) Camako(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )
Dap-Shut:
(Badminton Ter.) File önünden teğet geçen topun sonlandırılması. Öldürme vuruşu. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Dâr:
(ed-Dâr) “Zarar verici şeyler dâhil her şeyi yaratan; insanları çeşitli biçimlerde zarara sokanları, azgınları ve sapkınları zarara uğratan.” anlamında Allah’ın Esmâ-i Hüsnâ'sından biri. Örn:: “Allah’ın kullarına kim zarar verirse Dâr olan Allah da onları zarara uğratır.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Dar Açılı Işın:
(Alm. kleiner Lichtkegel - Fr. faisceau etroit - İng. narrowangle beam) 45 - 90 kadar olan açılarla sahneye verilen ışın.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Dar Ses:
(Alm. begrenzte Stimme - Fr. voix restreinte - İng. restrained voice) (Sınırlı ses) Tiyatro konuşmasında tiz ve pes tonları kolayca veremeyen ses.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Dara:
(ita.i. tara < Ar. ṭarḥ “indirme”) 1- Bir nesnenin içine konarak tartıldığı kabın boş durumdaki ağırlığı. 2- Boş bir kabın ağırlığını bulmak için terâzinin öbür kefesine konan ağırlık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Daralı:
(ita.t.sf. ve zf.) (tartılan nesne için) kabı ile birlikte.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Darasız:
(ita.t.sf. ve zf.) (kabıyla tartılan nesneler için) Darası alınmadan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Darcan:
(t.i. erk.) 1- Aceleci, sıkıntılı. 2- Serçe.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Darekutni:
(a.i. erk.) Ebu'l-Hasen Ali b. Ömer. Tanınmış muhaddislerdendir (917-995) yılları arasında yaşamış 80 yaşında Bağdat'ta vefat etmiştir. Hadis sahasında kıymetli eserleri vardır. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Darga:
(t.i. erk.) Başkan, lider.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Darı:
(akdarı) Buğdaygillerden, kuraklığa dayanıklı bir bitkidir. Tohumları besin olarak kullanılır. Faydası:: Darı unundan yapılan yiyecekler, zihin yorgunluğunu giderir. Sinirleri kuvvetlendirir. Hamilelere de faydası vardır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Darimi:
(a.i. erk.) Ebu Muhammed b. Abdurrahman. Hadis bilgini. Müslim ve Ebu İsa hadislerini Darimi'den aldıklarını söylerler. En meşhur eseri Camiu's-Sahih'dir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Darmstadtiyum:
Sembolü: Ds Atom Numarası (Proton Sayısı): 110 Atom Ağırlığı: 282 g/mol Elektron Sayısı: 110 Element Serisi: Geçiş Metalleri Periyodik Tablodaki Grup, Periyod: 8B, 7 Yoğunluk: 34.8 g/cm3 (öngörülen) Erime Noktası: ? °K - ? °C Kaynama Noktası: ? °K - ? °C Oda Koşulunda Maddenin Hali: Olasılıkla Katı Görünümü: Bilinmiyor, olasılıkla beyaz veya metalik gri Keşif: Bilinmiyor Darmstadtiyum Kullanım Alanları ve Özellikleri: Elementin araştırmalar dışında herhangi bir kullanımı yoktur.(Konusu: Elementler, Kökeni: )
Darp:
(blow) Vurma, vuruş.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Darphane:
(b.i) Para basılan yer.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )
Darphane:
(a.i. darb, fars. hane) Kumar oynanan yer, bitirim yeri, kumarhane, kumar oynanan kahvehane.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
dârülaceze:
1- Acizler, düşkünler, yoksullar evi. 2- Kimsesiz çocukları, yaşlı ve muhtaçları barındırmak amacıyla 1896’da İstanbul’da açılan ve bugün de varlığını sürdüren bir hayır kurumu.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Dârülerkam:
Mekke döneminde Hz. Peygamber’in, Müslümanlara İslam’ı anlattığı, gelen vahyi tebliğ ettiği, topluca ibadet veya çeşitli görüşmelerin yapıldığı ve İslami eğitimin verildiği Erkam b. Ebi’l-Erkam (ö. 55/675)’ın evi. Erkam b. Ebi’l-Erkam İslam’ı ilk kabul edenlerdendir. Kendisi, yedinci Müslüman olduğunu söylemiştir. Başta Bedir ve Uhut olmak üzere bütün savaşlara katılmıştır. Hz. Erkam, evini İslam’ın ilk yıllarında Hz. Peygamber’e ve ilk Müslümanlara bir sığınak olarak açmıştır. İslam’a gönül verenler orada toplanıp cemaat hâlinde namaz kılmışlardır. Dinî hükümleri Müslümanlar burada öğrenmişlerdir. Hz. Muhammed, Hz. Ömer Müslüman olduktan sonra bu evden ayrılmıştır. Yapmış olduğu hizmetlerden dolayı Müslümanlar arasında Erkam’ın evi hep saygıyla anılmıştır. Daha sonra Hz. Erkam bu evi Müslümanlara vakfetmiştir. Haremişerif’in çevre düzenlemesi sırasında bu ev Harem’in sınırları içerisinde kalmıştır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
dârülhadis:
1- Hadis öğretimi yapılan medrese. 2- Hadis ilimlerinin öğretildiği ve hadis ilimlerinde uzmanların yetiştirildiği yüksek öğretim kurumları.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
dârülhuffaz:
Kur’an-ı Kerim ezberletilen, Kur’an ilimleri okutulan ve hafız yetiştirilen okul.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
dârülkurra:
Kur’an-ı Kerim okuma ilmini uzmanlık derecesinde öğreten okul. Dârülkurrada, Kur’an-ı Kerim’deki kelime ve cümlelerin okunuşlarıyla ilgili incelikler ve adına ilmikıraat denilen bilgiler öğretilmiştir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Dârünnedve:
Müslümanlıktan önce, Hz. Peygamber’in dedelerinden Kusay b. Kilab (ö. 480?) tarafından kurulan, Mekke’de Kureyş kabilesinin ileri gelenlerinin toplanıp siyasi, hukuki ve idari konuları görüştükleri, ayrıca nikâh vb. törenler için de kullandıkları yer. Darunnedve, Kusay b. Kilab tarafından M.S. 440 tarihinde Kâbe’nin güney batısında ve Kâbe’ye dönük olarak yaptırılmıştır. Bir meclis işlevini gören Dârünnedve’ye kırk yaşını aşanlar üye olarak katılmıştır. İslamiyet’ten sonra ise burası, Hz. Muhammed’e karşı çıkan Mekke müşriklerinin, Müslümanlar aleyhine toplanıp karar verdikleri bir yer olarak işlevini sürdürmüştür. Darunnedve, Mekke’nin fethinden sonra Müslümanların eline geçmiştir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
darüsselam:
1- Selamet yurdu, barış, huzur ve esenlik yeri. 2- Cennet. Örn:: “Şüphesiz ki Allah sizi dârüsselama davet ediyor. O, dilediği kimseleri dosdoğru yola iletir.” (Kur’an-ı Kerim Yunus suresi 10/25 nci Ayet) 3- (Büyük D ile) Bağdat.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )