Haydi Öğrenelim!
Hayatengiz:
(a.f.i. ka.) Yaşatan, yaşamaya zorlayan.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
DESHI:
(Deşi) Çırak.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Desibel:
(fr.i. décibel) Bir sesin şiddetinin seçilen standart bir sesinkine oranının logaritması olarak verilen ses şiddeti ölçü birimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Desigram:
(fr.i. décigramme) (mat.) 1 gramın onda birine eşit ağırlık birimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Desikatör:
(fr.i. dessiccateur) Fırın, ocak vb. yerlerde kurutulmuş şeylerin kuru kalmalarını veya daha da kurumalarını sağlamak maksadıyle kondukları, içlerine nem çekici madde yerleştirilmiş ve genellikle camdan yapılmış kapaklı kap, bir nevi kurutma kabı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Desilitre:
(fr.i. décilitre) (mat.) 1 litrenin onda biri değerindeki hacim ölçüsü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Desimetre:
(fr.i. décimètre) (mat.) 1 metrenin onda biri değerindeki uzunluk ölçüsü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Desinatör:
(fr.i. dessinateur) Mesleği desen çizmek olan kimse. 2- Mimarlık, endüstri v.b. model çizen sanatçı. 3- (mim.) Çizim işlerinde çalışan mimar yardımcısı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Deskripsiyon:
(fr.i.) Bir kavramı bütün öğeleri ile eksiksiz anlatmak, özel ve değişmez niteliklerini sayarak bir kimseyi veya nesneyi tanıtmak, tarif etmek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
desmoloji:
(ing.i. desmology) bağbilim. ligamentleri (vücudun muhtelif eklemlerinde, organlarında bulunan bağlara verilen isimdir.) inceleyen bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Despinis:
(yun.i.) Bayan, genç bayan, kız. T.iç.bk. Aftos.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Despot:
(fr.i. sf. despote < Yun.) 1- Bir ülkeyi zora ve baskıya dayanarak yöneten kimse, müstebit, diktatör. 2- (teşmil.) Her dediğini yaptırmak isteyen, karşısındakine hak tanımayan, etrâfındakilere hükmetmeyi seven kimse, zorba. 3- (i.) Osmanlı Devleti zamânında Rumlar’ın dînî liderlerine verilen isim, Rum metropoliti. 4- Eskiden Bizans prenslerine verilen unvan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Despotizm:
(fr.i. despotisme) Despotluk, istibdat. İster bireysel, ister sıkıca birbirine bağlı bir grup tarafından olsun mutlak siyasi bir güç ile hükmeden tek bir idari otoriteye sahip hükümet biçimidir.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)
Despotizm:
(fr.i. despotisme) Despotluk, istibdat, diktatörlük.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Despotluk:
(fr.t.i.) 1- Bir ülkeyi zora ve baskıya dayanarak yönetme, millete istediği gibi hükmetme, istibdat, dikta, diktatörlük, despotizm. 2- (teşmil.) Karşısındakine zorla hükmetme, zorbalık. 3- Rum dînî başkanlığı. 4- Bizans İmparatorluğu’nda despotlar tarafından kurulan bağımsız devletlere verilen isim. “Mora Despotluğu.”(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Destabilite:
(fr.i.) Düzgün gidişini bozma, istikrarsızlaştırma.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Destan:
(f.i. ka.erk.) 1- Hikaye, kıssa. 2- Hile, mekr, tenvir. 3- Rüstem'in babasının lakabı.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Farsca)
Deste:
(f.i. ka.) 1- Demet, tutam, takım. 2- Kabza, tutacak yer. 3- On yapraklık altın varak defteri.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Deste:
(İsi. Tiy.) Şiilerde, "Muharrem" ayı töreninde geçit alayı.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Deste:
(Güreş Ter.) Geleneksel Türk güreşinde derecelerin en küçüğü. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Deste Deste:
(be.) Birçok desteler durumunda, demet demet. NOT: Aynı Kelimenin Tekrarıyla Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )
Deste Kaçkını:
(d. fars. dest, elden deste. türk.) (İskambil destesindeki konçinalardan telmihle) Giyimi güzelce ama bulunduğu yere ya da kendisine yakışmayan. (kimse) Örn:: Hacivat- Karagöz halimi beğendin mi? Karagöz- Vay Hacivat Allah bilir tanıyamadım. Ulan sen adeta deste kaçgını bir bey olmuşsun. (Karagöz, Ağalık)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Destegül:
(f.i. ka.) Gül demeti, destesi.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Destek:
(Alm. Sstütze - Fr. bequille - İng. brace) Bir dekoru ya da bir dekor parçasını arkadan tutan destek.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Destek Demiri:
(Alm. Fusseisen - Fr. patin - İng. sill) Dekorda kapıları yada kemerleri alt taraftan sağlamlaştırmakta kullanılan demir kelepçe.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Desteklemek:
(f. fars. türk.) 1- (Birinin) Yakasına yapışmak. 2- (Dolmuş, minibüs şoförü) Araca yolcu doldurmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Destekleyici Işık:
(Alm. allgemeine Beleuchtung - Fr. lumiere d'appoint - İng. full in light) Ana ışıkları destekleyen ışıklama; ana ışıktan ötürü ortaya çıkan keskin gölgeleri yumuşatmak, ya da tüm ortadan kaldırmak üzere önden ve yandan verilen az ve yumuşak ışıklama.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Desteksiz Atmak:
(d. fars. destek, küçük el, türk.) Çok abartılı konuşmak. Yalan söylediği hemen belli olmak. Desteksiz Sallamak diye de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Destroyer:
(ing.i. destroyer) Torpidobotları batırmakta kullanılan, torpidobotlar ortadan kalktıktan sonra 2000 – 3000 tonluk, çok hızlı giden, ağır silâhlarla donatılmış küçük kruvazörler hâlini alan savaş gemisi, muhrip.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)
destur:
1- İzin, müsaade. Örn:: “Karacoğlan der ki: Ben de ben olsam / Güzeller üstüne serdar ben olsam / Mevlam destur verse, bir top gül olsam /Sokulsam zülfünün aralarına.” (Karacaoğlan) 2- Halk arasında “İzin verin, yol verin.” anlamında, kuytu, karanlık ve süprüntülü yerlerden geçerken söylenen bir seslenme sözü.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Deşa:
(em.) Çekil, git, uzaklaş anlamında kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Deşarj:
(fr.i. décharge) 1- Doluluğunu, gücünü yitirme, Boşalma. 2- (mec.) Gerginliği geçip rahatlama, içini dökerek rahatlama, gevşeme, hafifleme.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Deşifraj:
(fr.i.) (müz.) Bir müzik notasını ilk görüşte okuma, çalma. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Deşifre:
(fr.sf. déchiffré) Gizi çözülmüş, içeriği bilinir olmuş, açıklanmış. "Bu yazının deşifresi zor" sıf. (Fr. déchiffré) Türkçe’de “bir şeyin şifresini, anlaşılması güç tarafını çözmek” anlamına gelen Deşifre etmek ve “gizli yanı açığa çıkmak” mânâsındaki Deşifre olmak kullanışlarında geçer.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Detant:
(fr.i. détente < lat. detendere a.a. < Lat de+ tendere, tens- germek → de+ tansiyon) (Devletler arasındaki siyâsî ilişkilerde) Yumuşama. Soğuk Savaş döneminde stratejik silahların geliştirimesiyle başlayan gerginliğin bloklararası yumuşama politikasına verilen ad.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Detay:
(fr.i. détail) 1- Bir şeyin önemce ikinci ve daha geri derecede olan öğelerinden her biri.2- Sanat ve yazın alanında bütünü daha da değerli kılan öğeler. Ayrıntı, teferruat.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Detektif:
(ing.i.) (bkz:: Dedektif)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)
Detektör:
(fr.i.) (bkz:: Dedektör)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Deterjan:
(fr.i. détergent < Lat.) Petrol türevlerinden yapılan, arıtma, temizleme özelliği olan, Toz, sıvı veya krem hâlindeki temizleyici madde.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Determinant:
(fr.i. déterminant) (mat.) Kabul edilen bâzı kurallara uygun olarak eşit miktarda satır ve sütun meydana getirecek şekilde düzenlenmiş olan ve kendileriyle belirli kurallara göre hesap yapılan sayılardan ibâret tablo. [Birinci dereceden denklem sistemlerinin kolayca ve çabucak çözülmesini sağlar](Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Determinasyon:
(fr.i. détermination) (fel.) Bir kavramın içeriğinin, anlamının, kapsamının kesin olarak belirlenmesi. Belirlenim.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Determinist:
(fr.i. déterministe) (fels.) Determinizmi benimsemiş kimse veya görüş, belirlenimci, gerekirci, muayyeniyetçi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Determinizm:
(fr.i. determinisme) (fel.) Belirlenimcilik, gerekircilik. Evreninin işleyişinin, evrende gerçekleşen olayların çeşitli bilimsel yasalarla, örneğin fizik yasaları ile, belirlenmiş olduğunu ve bu belirlenmiş olayların gerçekleşmelerinin zorunlu olduğunu öne süren öğretidir.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)
Determinizm:
(fr.i. déterminisme < Alm.) (fels.) Fizik, metafizik, ruh ve ahlâk alanlarında her olayın zarûrî olarak bir sebebe bağlı bulunduğunu ve dâima aynı sebeplerin aynı sonuçları doğurduğunu savunan görüş, belirlenimcilik, gerekircilik, muayyeniyetçilik, îcâbiye.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Deuce:
(Tenis Ter.) Oyuncunun oyunu alabilmesi için iki sayı kazanmasını gerektiren eşitlik durumu. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Deus ex Machine:
(Lat.) 1- "Makine ile inen Tanrı" anlamına gelir. Eski Yunan tragedyalarının özellikle Aiskhilos'un oyunlarının sonunda, ortadaki sorunu çözmek için gökten inmiş duygusunu sağlayacak bir Tanrıyı temsil eden oyuncu, vinçlerle skenenin çatısından indirilirdi. 2- Bu terim daha sonraları -ve bugün- olayların akışına, gelişmesine dayanmayan, tepeden inme, inandırıcı olmayan çözümler için kullanılmaya başlamıştır. (bkz:: Tepeden İnme)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Dev Danio:
Bilimsel Adı: Danio aequipinnatus. Familyası: Akvaryum balığı. Anavatanı Asya, Hindistan. Beslenme Biçimi Hem etçil, hem otçuldur. Barışçıl bir balık türüdür. Üremeye Uygun bulduğu yerlere 1000'e kadar yumurta bırakabilir. Sürü balığıdır. Erkekler daha küçüktür ve renkleri daha belirgindir. Çok aktiftir, bu aktiflik sakin akvaryum balıklarını rahatsız eder. Bu yüzden kendi gibi aktif balıklarla bakılmalıdır.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )
Dev Kukla:
(Kuk.) İki insan boyunda (kimi kez daha da büyük) yapılıp hareket ettirilebilen donanma, şenlik kuklası ki daha çok Osmanlı İmparatorluğu çağındaki şenliklerde gösterilirdi. Bu, içinde adam ya da adamlar girerek hareket ettirilen büyük boy bir kuklaydı. Eski kaynaklar buna "su ret-i div-i mehib" demektedir.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Deva:
(a.i. ka.erk.) İlaç. Çare, tedbir. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
Devalüasyon:
(fr.i. dévaluation < İng.) Sâbit döviz kuru sisteminde dış dengeyi sağlamak amacıyle millî paranın dış değerinin hükûmet tarafından düşürülmesi. Ulusal paranın yabancı paralara göre değerinin belli ölçüde düşürülmesi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Devalüe:
(fr.sf. dévalué) Türkçe’de “paranın değerini düşürmek” anlamına gelen Devalüe etmek söyleyişinde geçer.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Devam:
(Judo Ter.) Oyunun sürmesi yönündeki hakem komutu. Yoshi.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
devam:
ad 1. sürüp gitme, kesilmeme, sürekli olma, sürme, süreklilik. \"İşlerin devamı önemlidir\" 2. (sürmekte olan bir şeyin) ardından gelen bölüm, arkası, gerisi, süreği. \"Yazının devamı yarına kalmış\" 3. bir yere belli bir amaçla ve gereken zamanlarda gitme, gelme. \"Okula devam zorunludur\" 4. ek, parça, bölüm. \"Orası bahçenin bir devamıydı\" 5. ünlem (sözünü, işini) kesme, sürdür, devam et! 6. (başlanmış bir işi) sürdürmek. \"Bunu yapmaya devam etmek onu üzer\" 7. (başlanmış bir iş) sürmek. \"Olay devam etmekteydi\" 8. (bir yere) sürekli olarak, her zaman gitmek. \"O meyhaneye devam edenleri tanırız\"(Konusu: , Kökeni: )
devamlı:
sıfat 1. hiç kesintiye uğramayan, ardı ardına gelen, bitmeyen, sürekli. "Onun devamlı bir baş ağrısı vardır" 2. işine, görevine düzgün giden. "O, devamlı bir öğrencimizdir" 3. belirteç her zaman, sürekli bir biçimde, sürekli olarak, boyuna.(Konusu: , Kökeni: ar+t)
devamlı iki çizgi:
(YI-5) Trafik Yatay İşareti: iki yönlü çok şeritli yollarda kullanılır. yolu bölünmüş yol şekline getirir. trafik akışına göre her iki yönde hareket eden araç sürücülerinin kendine göre gidişe ayrılan şeritlerde geçme yapabilseler dahi karşı yöndeki araç trafiğine ayrılmış şeritleri kesinlikle kullanamayacaklarını belirtir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
devamlı yol çizgileri:
(YI-2) Trafik Yatay İşareti: geçme yasağı getirir. iki şerit ve iki yönlü karayolunda, dönemeç, tepeüstü, kavşak, okul ve yaya geçidi, demiryolu geçidi, dar köprü ve tünel gibi yerlerin yaklaşımında şerit değiştirilemeyeceğini ve öndeki araçların geçilemeyeceğini belirtir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
devamyolu:
bir konumda zorlayıcı hamle serilerinin her birine devamyolu denir. devam yolu şeklinde ayrı yazılırsa anlam karışıklıklarına yol açabilir. "devam yolunu bulamadı" devam edecek hamle bulamadı anlamına gelirken "devamyolunu bulamadı" ise seri hamleleri içeren bir yolu bulamadığı anlamına gelir.(Konusu: satranç terimi, Kökeni: )
Devan:
(f.i. erk.) 1- Koşan, seğirten, hızlı yürüyen. 2- Koşmak. Süratle, hızla gitmek.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Deve:
(esk. türk.i. f. Veden) 1- İri yarı, uzun boylu adam. Örn:: Beraber olursak şu deveyi belki marizleriz diyordum. (Oğuz Aral, Utanmaz Adam) 2- Aptal, salak. Örn:: -Deveye bak. Ulan içeri girecek değil ya kızılbaş. (Orhan Kemal, Suçlu) (bkz:: Yok Deve 3- (esk.) Hamam sorumlusu hamamcı ağa.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
deve:
ad 1. HAYVANBİLİM (ZOOLOJİ) TERİMİ gevişgetirenlerden, anayurdunun Asya olduğu sanılan, çöl yaşamına dayanıklı, sarı esmer renkte, yüksek boylu, uzun ve eğri boyunlu, sırtında bir ya da iki hörgüç bulunan, yük taşımakta yararlanılan, eti yenilebilen memeli bir hayvan. 2. ARGO uzun boylu kimse.(Konusu: , Kökeni: )
Deve Edilmek:
(bkz:: Deve Olmak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Deve Olmak:
(d.) (Bir nesne özellikle para vb.) Ortadan kaybolmak, alınmak, çalınmak. Örn:: -Bir de baktın mangizler deve olmuş ha? (Orhan Kemal, Suçlu) Deve Edilmek, Deve Yapılmak diye de söylenir. Güvemli Abdullah da farkına varıyor çuvallarından birinin deve yapıldığının. (Fakir Baykut, Tiftik Spor)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Deve Yapmak:
(d.) (Bir nesneyi, parayı vb.) Almak, ortadan kaybetmek, çalmak. Örn:: Ben bu parayı deve yaparaktan ve sizi kuracağım Hamsi Holding'e ortak ederekten. (Süavi Süalp-Bülent Arabacıoğlu, Gündüz İnsan Gece Hırt) Deve Etmek biçiminde de kullanılır. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Deve Yuları:
(Güreş Ter.) Rakibin başını koltuk altına alarak çenesinin altından avuçlama hareketi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Deveci:
(i. esk.) Dersi anlayarak değil ezberleyerek öğrenen öğrenci. Örn:: Bir şeye aklı ermezdi fakat durmaz ezberlerdi. Ezberlerken sallanırdı. Böylelerin mektepte adı Deveci idi. (Dr. Rıza Nur, Hayat ve Hatıratım) Eşanl. Hafız, İnekçi.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Devedikeni:
(chardon) Bileşikgillerden; tarlalarda yetişen 1 metre kadar boyunda bir bitkidir. nce ve çengellidir. Yaşken güzel kokuludur. Kuruyunca bu koku kaybolur. Faydası:: Ateşi düşürür, terletir ve vücuda rahatlık verir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Devekulağı:
(büyük dulavratotu) Bileşikgillerden bir çeşit bitkidir. Yaprakları enli ve yeşildir. Altları sincabi renktedir. Kökü kalındır. Çiçeklerinde ince, uzun dikenleri vardır. Kökleri toplanır, ince ince dilimlenip, kurutulur. Acıdır. Yaprakları da gölgelik bir yerde kurutulur. Faydası:: İdraryollarında biriken kum ve taşların dökülmesine yardımcı olur. Kanı temizler. Terletir, vücuda biriken zararlı maddelerin atılmasını sağlar. Romatizma ve nikrisin şikayetlerini giderir. Vücuda rahatlık verir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Developman:
(fr.i. développement) Fotoğrafçılıkta filmi banyo etmek için kullanılan, kimyevi bir tür banyo maddesi. Film banyosu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Devetabanı:
(phlodentron) Bileşikgillerden geniş yapraklı, her türlü toprakta yetişebilen bir bitkidir. Çiçekleri, yapraklarından önce açar, altın sarısı rengindedir. Hekimlikte çiçekleri ve yaprakları kullanılır. Çiçekleri Nisan'da, yaprakları ise, Haziran ve Temmuz aylarında toplanıp, kurutulur. Faydası:: İdrar söktürür. Ağrıları dindirir. Sinirleri yatıştırır ve vücuda kuvvet verir. Astım, nefes darlığı, bronşit ve soğuk algınlığında şikayetleri geçirir. Göğsü yumuşatır, öksürüğü keser. Nezle ve ciğer iltihabında da kullanılır. Yaraların iyileşmesinde ve çıbanların olgunlaşmasına yardımcı olur.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Deveye Binmek:
(d.) 1- Esrar çekmek, esrar esrikliği içinde yükselme, sallanma duygusuna kapılmak. 2- İçki içip sarhoş olmak. Örn:: Gene kafayı çekmiş yani deveye binmişti. (Orhan Kemal, Tersine Dünya)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
devim:
FİZİK TERİMİ ad ➽devinim2.(Konusu: , Kökeni: )
Devirmek:
(esk. türk.f. fevr) 1- (Erkek için) Birini altına alıp cinsel isteğine alet etmek. Örn:: -Hee o mu tamam tamam biz onu devirdik be o mu o hiç yaramaz. (Ahmet Çakal, Serseriler Arasında) 2- (İçki) İçmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Devlan:
(çing.zf.) Hızla, çabucak, süratle.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Devleddin:
(a.i. erk.) Dinin mutluluğu, uğuru, büyüklüğü. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Devlet:
(a.i. ka.erk.) Bir hükümet dairesinde teşkilatlandırılmış olan siyasi topluluk. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Devlet Giray: Kırım hanı (1530-1577). Mübarek Giray'ın oğlu.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
devlet:
ad 1. toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal örgütlü bir ulusun ya da uluslar topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık. \"Türkiye Cumhuriyeti egemen bir devlettir\" 2. TOPLUMBİLİM TERİMİ toplumun siyasal örgütlenişi ve örgütlerinin tümü. 3. ulusa bağlı olarak devletin yönetim katı, yönetim. \"Devlet, halkını düşünür\" 4. MEC. mutluluk; talih. \"Bu iş olursa ne devlet!\"(Konusu: , Kökeni: arapça)
Devlet Ana:
Kitabın Türü: Kitabın Yazarı: Kemal TAHİR Kitabın Konusu: Eserde Osmanlı imparatorluğunun aşiretlik devrine inilerek Söğüt’teki yaşam tarzı dikkatlere sunulmuştur. Bu mekan içerisinde Osmanlı imparatorlğunun yükselmesine sebep olan tarihi şahsiyetler dahil edilmiştir. Bu şahsiyetler içinde osmanlı aşiretinin kurucusu Ertuğrul Gazi ile oğlu Osman Bey ve onun oğlu Orhan Bey mütelaa edilmektedir. Kitabın Ana Fikri: (Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Devlet Devrim:
Devlet MUHSİN (d:1944; ö:) (Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )
Devlet Kuşu:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Orhan KEMAL Kitabın Konusu: Aşkı ile ailesinin zenginlik özlemi arasında kalan bir gencin hikayesi. Kitabın Ana Fikri: Sanayileşme sürecinde kendine yer bulamamış, aylak, yoksul ama fazla çaba harcamadan zengin olma hayalleriyle yaşayan insanları anlatıyor.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Devlet Partisi:
Kısa Adı: Genel Merkezi: Çankaya, Ankara Kuruluş Tarihi: 12.11.2020 Genel Başkanı: Yaşar Erçapan Sona Eriş Tarihi: FAAL Sona Eriş Nedeni: FAAL Siyasi Pozisyonu: İdeoloji: NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
devlet yolu numarası:
seyir halinde bulunulan veya girilecek yolun, bir devlet yolu olduğunu ve numarasını bildirir. beyaz çerçeveli, mavi zemin rengi üzerinde beyaz renkli harf ve rakamlarla gösterilir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
Devlet-i Aliyye-i Osmaniye:
(tar) Osmanlı imparatorluğu.(Konusu: Dip Notlar , Kökeni: )
Devlethane:
(b.i) Eskiden, kendisine saygı duyulan biriyle konuşulurken incelik gereği eviniz sözcüğü yerine kullanılırdı.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )
Devletşah:
(f.i. erk.) XV. yy. yetişen en tanınmış İran edebiyatçısı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Devran:
(a.i. erk.) 1- Dünya, felek. 2- Zaman. 3- Talih, yazgı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Devran Çağlar:
Mustafa Dağlar(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )
Devre:
(Futbol Ter.) Futbol karşılaşmasının 45’er dakikalık iki bölümünden her biri. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Devre:
(Sutopu Ter.) Dört tane yedi dakikalık süreden oluşan sutopu oyun bölümü. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Devre:
(Tekvando Ter.) Jeon.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Devrem:
Aynı dönemde askerliğe adım atmış kişiler için kullanıldığı gibi aynı dönemde silah altına alınmış askerlerin birbirine hitap şeklidir. Bu hitap şeklini komutanlardan erlere kadar tüm askeri personel kendi devreleri için kullanır. Uzun Dönem askerlikte bir yılın içinde 4 devre vardır. Bu devreler Şubat, Mayıs, Ağustos ve Kayım Aylarıdır. Kısa dönem devreleri ise Nisan, Ağustos, Aralık aylarıdır. Komutanlarda ise askeri okuldan mezun oldukları yıla göre devre derler. jandarmada aynı tertip askerlerin ya da rütbelilerin birbirine hitap şeklidir. karacılar birbirine "tertip", denizciler "kura" der. ARAŞTIR ????(Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )
Devrik Yatış:
(Cimnastik Ter.) Cimnastikte, sırt üstü yatışta, bacakların kaldırılarak ayakların baş ucunda yere değdirildiği durum.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Devrim:
(t.i. erk.) 1- Hareket halinde bir şeyin bir eğri çizerek dönmesi, devretmesi. 2- Köklü değişiklik, inkılap. 3- Eski olduğu fark edileni yıkıp yerine yeni olduğu farz edileni koymak. 4- İhtilal.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Devrim Hareketi:
Kısa Adı: Genel Merkezi: Çankaya, Ankara Kuruluş Tarihi: 18.11.2020 Genel Başkanı: Erçin Fırat Sona Eriş Tarihi: FAAL Sona Eriş Nedeni: FAAL Siyasi Pozisyonu: İdeoloji: NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
Devrim Partisi:
Kısa Adı: * Genel Merkezi: İzmir Kuruluş Tarihi: 09.11.1961 Genel Başkanı: * Sona Eriş Tarihi: 1961 Sona Eriş Nedeni: Milli Birlik Komitesi'nin 1 sayılı kararına aykırı görüldüğünden faaliyete geçemedi. Siyasi Pozisyonu: * İdeoloji: * NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - II (1960 - 1980)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
Devrimci Halk Partisi:
Kısa Adı: DHP Genel Merkezi: * Kuruluş Tarihi: * Genel Başkanı: * Sona Eriş Tarihi: * Sona Eriş Nedeni: * Siyasi Pozisyonu: * İdeoloji: İdeolojisinin PKK'nın Türkiye'deki sol örgütlere yönelik eleştirisinden kaynaklanmasından dolayı, PKK'nın Türk partisi olarak eleştirilen siyasi parti. NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
Devrimci Halk Partisi:
Kısa Adı: DEV PARTİ Genel Merkezi: Yenimahalle, Ankara Kuruluş Tarihi: 28.09.2011 Genel Başkanı: Mehmet Ömer Gürcan Sona Eriş Tarihi: 20.07.2017 Sona Eriş Nedeni: Feshedildi Siyasi Pozisyonu: Aşırı Sol İdeoloji: Sosyalizm NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
Devrimci İşçi Partisi:
Kısa Adı: DİP Genel Merkezi: Ankara Kuruluş Tarihi: 17.11.1995 Genel Başkanı: * Sona Eriş Tarihi: 21.02.1999 Sona Eriş Nedeni: Kongre Kararı ile kapatıldı. Siyasi Pozisyonu: * İdeoloji: * NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
Devrimci İşçi Partisi:
Kısa Adı: DİP Genel Merkezi: Ankara Kuruluş Tarihi: 23.06.2007 Genel Başkanı: Sungur Savran Sona Eriş Tarihi: FAAL Sona Eriş Nedeni: FAAL Siyasi Pozisyonu: Aşırı Sol İdeoloji: Troçkizm, Komünizm, Sosyalizm NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
Devrimci Sosyalist İşçi Partisi:
Kısa Adı: DSİP Genel Merkezi: Ankara Kuruluş Tarihi: 25.04.1997 Genel Başkanı: * Sona Eriş Tarihi: FAAL Sona Eriş Nedeni: FAAL Siyasi Pozisyonu: Aşırı Sol İdeoloji: Troçkizm, Anti-kapitalizm, Anti-milliyetçilik NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
Devriye Gezmek:
(d. a. türk.) (Tombalacı vb. için) Müşteri bulmak amacıyla dolaşmak tur atmak. Örn:: Sabah sabah ne ayak koşisan? Zaten zabaha kadar devriye gezmişem anam ağlamış. (Ahmet Çakal, Serseriler Arasında)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )