MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Polarizasyon:

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Dingi:  

(ing.i. dingy) (den.) 1- Bir çifte kürekli küçük savaş gemisi sandalı, küçük patalya. 2- Askerî uçaklardaki kauçuktan şişirme sandal. 3- Yelkenli veya motorlu küçük yarış teknesi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)

Dingil:  

(sf. i.) 1- Aptal, salak. 2- Kaba saba taşralı. Örn:: Öt bakalım ulan dingil sabah sabah ne istiyorsun? (Metin Kaçan, Ağır Roman) (bkz:: Dangıl)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

dingil:  

ad 1. taşıtın altına enlemesine yerleştirilmiş ve uçları tekerleklerin merkezinden geçen mil. Benzer: aks 2. sıfat ARGO kaba saba kimse, taşralı, aptal, salak.(Konusu: , Kökeni: )

dingil başına … tondan fazla yük düşen taşıt giremez:  

(TT-23) Trafik Tanzim İşareti: bu işaret levhası tek dingil başına levhada yazılı olan tondan fazla yük düşen araçların girişinin yasak olduğunu bildirir. bu işaret levhası izin verilen dingil ağırlığının yasada belirtilmiş normal ağırlıktan daha az olmasının zorunlu olduğu yollarda kullanılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

dini:  

(sf.) 1- din üzerine olan, din ile ilgili. "Kimsenin dinsel inanışına karışılmaz" eşanl:: dinsel. 2- bir dinin kurallarına uygun olarak yapılan tören. 3- (topb.) genellikle ilkel toplumlarda, büyüsel nitelikli uygulamaların tümü.(Konusu: , Kökeni: )

dini bilgi:  

Dinsel bilgi, bilenle bilinen arasındaki bağın, bu iki unsurun dışında aşkın bir varlığa olan itikatla, inançla kurulan bilgi türüdür. Bu bilgi, tanrı ile inanan arasında bir inanç bağı olması bakımından özneldir.(Konusu: , Kökeni: )

dini tören:  

ayin(Konusu: , Kökeni: )

Dinlendirici Alıştırmalar:  

(Cimnastik Ter.) Cimnastik çalışmalarında, tek yönlü yüklenmeler yüzünden yorulan vücudu dinlendirmek için uygulanan neşeli, hafif devinimler.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Dinleyici:  

(Alm. Zuhörer - Fr. auditeur - İng. listener) Söylenen ya da çalınan bir şeyi dinleyen kimse. Radyo oyunlarının dinleyicisi gibi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Dino:  

Taş devrindeki Fred Çakmaktaş'ların köpek gibi havlayan evcil dinozoru. Çakmaktaşları çok seven hayvanları Dino Fred, işten geldiğinde hemen suratını yalamaya başlar. Fred her seferinde elinden zor kurtulur, Çakıl Çakmaktaş ve Bambam`ı eğlendirmeyi her zaman başarmışdır. (Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )

Dinofobi:  

(ing.i. dinophobia) baş dönmesinden ve anaforlardan (burgaç), sürekli dönen herhangi bir şey korkusu. (Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Dinozor:  

(fr.i. dinosaure < lat. < yun.) (hayb.) Dinozorlar takımından, ilk çağlarda yaşamış, günümüzde sâdece fosilleri bulunabilen, boyu 20 metreden uzun, et yiyici iri sürüngen.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Dinozor:  

Yanlış: Dinazor Doğru: Dinozor(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Dinozorlar:  

(fr.t.ç.i.) (hayb.) Birinci zamanda yaşamış ve soyları tükenmiş olup görünüşte birbirlerinden çok farklı olmakla birlikte uzun kuyruklu, iri gövdeli, uzun boyunlu, küçük başlı, sağlam ve hafif omurgalı, arka bacakları ön bacaklarından daha uzun olmak gibi ortak özelliklere sâhip bulunan, boyları bir kaç desimetreden 30 metreye kadar değişebilen omurgalı hayvanların sürüngenler takımı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Dinsel Oyun:  

(Alm. geistlihes Sprel - İng. sacred represen falions) Ortaçağda kilisenin dinsel törenlerinden gelişen Xlll. ve XV. yüzyılda biçimlerini bulan oyunlar. (bkz:: Ortaçağ Tiyatrosu)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Dinyester Irmağı:  

Dinyester veya Turla, Doğu Avrupa'da bir nehirdir. Dinyester, Ukrayna'nın Polonya sınırında bulunan Drohobych şehrinden doğar ve Karadeniz'e akar. Kısa bir mesafe Ukrayna-Moldova sınırında ilerler sonra Moldova'dan ayrılır ve Transdinyester’de 398 km devam eder. Bu bölgeden ayrıldıktan sonra tekrar Moldova - Ukrayna sınırına yönelir, ve Ukrayna'nın Karadeniz sahilinde bulunan haliç şekindeki Dinyester Limanı'nda denizle buluşur.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )

Dionysia:  

(Yun) Dionysos şerefine kutlanan törenlere verilen ad. Bunlar: 1- Büyük Dionysia ya da Kent Diyonysiası; 2- Küçük Dionysia ya da Kır Dionysiası; 3- Lenaia, üzüm töreni olarak üç çeşit olurdu. Kır Dionysiaları ve Lenaia bağ bozumu zamanı Büyük Dionysialar da ilkbaharda Nisan ayında yapılır ve altı gün sürerdi; dört günü tiyatro temsilleri için ayrılmıştı. Büyük Dionysialar Yunanistan'ın en büyük törenleri idi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Dionysos:  

Yunan mitolojisinde Tanrı. Zeus ile Semele'nin oğlu; nereden geldiği kesin olarak bilinmiyor. Kimi Trakya'dan, kimi Anadolu'dan, Yunanistan'a geldiğini söyler. (bkz. Euripides:"bakkar'lar") Bu Yunan Tanrısı, doğa yenileyicisi ve yaşamın simgesi olan şarap Tanrısı (Lat. Bacchus) Dionysos'un karşıtı Apollon Tanrısı olur. Dionysos'un simgesi Anlos'dur. (nefesli alet) Apollon'un simgesi Lyra'dır. (telli alet) Bu iki Tanrıdan gelen karşıtlı sanat akımları üzerinde Nietsche'nin tiyatro için çok önemli olan bir kitabı vardır: " Die Geburt der Tragödie aus dem Geiste der Musik" (Müziğin ruhundan tragedyanın doğuşu)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

dip dekoru:  

(Alm. Hintergrundsdekoration - Fr. decor de fond - İng. background setting) Sahne üzerinde, dipteki bir aralıktan, açıklıktan (pencere, kapı gibi) ötede görünen resim ya da renkli pano.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Dipfriz:  

(ing. deep freeze) Oda sıcaklığındaki şartlarda kolayca bozulabilen yiyecek, içecek, kimyevî madde vb.ni yapılarına uygun çok düşük derecelere kadar soğutup uzun müddet saklamaya yarayan buz dolabı veya buzdolabının bir bölümü, derin dondurucu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)

Diplarya:  

(yun.i. diplariya) (hayb.) Pisi balığının küçüğü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)

Diplemek:  

(f.) Şişedeki ya da bardaktaki içkiyi bir dikişte sonuna kadar içmek. Örn:: Hemen şarabımı açıp Sofraya kurulmuşum anadın mı. Aga bi dikerim şişeyi Aynen diplerim. (Haşan Kaçan, Hasanın Saksısı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Diplofobi :  

(ing.i. diplophobia) çift görme korkusu.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Diploma:  

(yun.i.) (Fahişe için) Çalışma izin belgesi, vesika.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Diploma:  

(ita.i. diplome < yun.) Bir kimsenin bir öğrenim dönemini tamamladığını, bir sanat ve meslekte çalışmaya hak kazandığını, bir unvânı hakettiğini gösteren resmî belge, şahâdetnâme. “İlkokul diploması.” “Hukuk diploması.” “Uçuş diploması.”(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Diplomalı:  

(yun.sf.i. türk. e.) Vesikalı, çalışma izin belgeli. (fahişe) Örn:: Sermayesine türlü mandepsi atar da kuruş bırakmaz diplomalı yengelerimizde. (Kemal Gökhan Gürses. Aydınlarla Zontaların Savaşı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Diplomalı:  

(ita.t.sf.) Bir okuldan mezun olduğuna, bir meslek veya sanatta çalışmaya hak kazandığına dâir elinde resmî belgesi olan, yetkisi diploma ile belgelenmiş bulunan. “Diplomalı sağlık memuru.” “Diplomalı ebe.”(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Diplomasız:  

(ita.t.sf.) Diploma gerektiren bir meslekte diploması olmadan çalışan kimse. “Diplomasız dişçi.”(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Diplomasi:  

(fr.i. diplomatie) 1- Milletler arası ilişkileri düzenleyen antlaşmalar bütünü, milletler arası dış siyâset. 2- Devletini dış ülkelerde temsil etme işi, diplomat olan kimsenin mesleği. 3- Bu işi yapanların meydana getirdiği topluluk. 4- (mec.) Güç bir müzâkerede gösterilen manevra ustalığı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Diplomat:  

(fr.i. diplomate) 1- Bir devleti dış ülkelerde temsil etmekle görevli kimse. 2- (teşmil.) İşlerini kurnaz bir beceriklilikle ve usta manevralarla yürüten kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Diplomatik:  

(fr.sf. diplomatique < lat.) Dış siyâsetle ilgili, diplomasiyle alâkalı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Diplomatlık:  

(fr.i.) 1- Diplomat olma, dış siyâsetle uğraşma mesleği. 2-( teşmil.) Bir işi taktik kullanarak ve ustalıklı manevralarla yürütme, beceriklilik, kurnazlık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Dipnot:  

(fr.b.i.) Metin içinde geçen herhangi bir bilgi ile ilgili olarak sayfa altına, çalışmanın sonuna konulan açıklama veya kaynak bilgisi, haşiye. Bir metinde bir husûsu bildirmek veya açıklamak için sayfa altına konan not.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Dipsofobi:  

(ing.i. dipsophobia) içki veya içmekten korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

dipteroloji:  

(ing.i. dipterology) Sinekbilim. sinekleri inceleyen bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Dirahşan:  

(f.i. ka.) Parlak, parlayan.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Dirayet:  

(a.i. ka.erk.) Zeka, bilgi, kavrayış. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

dirayet tefsiri:  

(bkz:: tefsir)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Direk:  

(esk.i. türk. tiremek'ten) 1- Sayılardan bir, 1. 2- (Öğrenci için) 1 numara. 3- (İskambil oyununda) As, birli. 4- 100 lira. Örn:: Helbet birkaç direk bağırtırız. (Ahmet Çakal, Serseriler Arasında) 5- 1000 liralık.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Direksiyon:  

(fr.i. direction < lat.) 1- Otomobil vb. motorlu taşıtlarda tekerleklere yön vererek arabanın istenen tarafa gitmesini sağlayan düzenek. 2- Bu düzeneğin, şöförün elleri arasına alarak idâre ettiği simit şeklindeki yuvarlak kısmı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Direksiyon Sallamak:  

(d. fr. direction, türk.) (Profesyonel sürücü için) Çalışmak, dolmuşta, yük kamyonunda vb. çalışmak. Örn:: -Kardeşim bir kan dalgasından içerde bir kaç aylığına onun arabasında direksiyon sallıyorum. (Süavi Süalp, Işıklar Sönerken)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Direkt:  

(fr.i. direct < lat.) 1- Araya bir vâsıta girmeden, doğrudan doğruya, dolaysız, aracısız, vâsıtasız. Karşıtı: ENDİREKT: “Direkt uçak seferleri.” “Direkt satış.” “Direkt temas.” 2- (zf.) Doğru olarak, doğruca, doğrudan, dosdoğru. [Direk şeklinde de kullanılmaktadır] “Direkt Erzurum’a giden bir otobüs buldum.” “Direkt size geldim.” 3- (i.) (sp.) Ayak tabanları yerden kalkmadan ve vücut öne eğilmeden kolun sert bir hareketiyle düz yönde atılan yumruk. [Sağ elle atılana sağ direkt, sol elle atılana sol direkt denir](Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Direkt:  

Yanlış: Direk Doğru: Direkt(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Direkt Hata:  

(Voleybol Ter.) Bir oyuncunun topu hiç kimseye değmeden hatalı kullanması.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Direkt Kırma:  

Bir oyuncunun rakibin açığını atılan iki zardan sadece birinin sayısı ile kırması. (Konusu: Tavla Terimi, Kökeni: )

Direkt Vuruş:  

(Boks Ter.) Dirsekleri bükmeden rakibe doğrudan doğruya yapılan vuruş. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Direkten Dönmek:  

(d.) (Birisin bir işi, bir edimi) Başarılı olmasına ramak kaldığı halde başaramamak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Direktif:  

(fr.i. directif < lat.) Uyulması gereken noktaları, yapılması gereken işleri bildiren emir, tâlîmat.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Direktör:  

(gnl.ter.) Bir spor organizasyonunun yönetiminden sorumlu olan kişi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Direktör:  

(fr.i. directeur < lat.) Bir kurumu, bir işi yönetmekle görevli en yüksek rütbeli yönetici, müdür.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Direm:  

(f.i. erk.) 1- Akça, para. 2- Gümüş para.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Direnç:  

(t.i. erk.) Karşı koyan kuvvet, mukavemet. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

direşken:  

sıfat bir işi yılmaksızın sonuna değin götüren ya da düşüncesinde sonuna değin direnen (kimse). Benzer: sebatkar(Konusu: , Kökeni: )

dirhem:  

1- Gümüş para, sikke. Örn:: “(Kafile Mısır’a vardığında) Yusuf’u değersiz bir pahaya, sayılı birkaç dirheme sattılar.” (Kur’an-ı Kerim Yusuf suresi 12/20 nci Ayet) 2- İslam’ın ilk dönemlerinde kullanılan ve daha sonraları da Müslüman toplumlarında geçerli olan gümüş para birimi. Dirhem, İslam hukukunda bazı cezaların ve mali sorumlulukların belirlenmesinde ölçü kabul edilmiş, İslam tarihinin çeşitli dönemlerinde farklı ağırlıklarda basılmıştır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Dirican:  

(t.i. erk.) Güçlü, canlı kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Diriğ:  

(f.i. erk.) Esirgeme, acıma.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Dirije:  

(fr.sf.) 1- Belirli bir plan veya yönde yürütülen bir amacı, bir eğilimi yansıtan, Güdülebilen, yönetilebilir. 2- Güdülebilen, yönlendirilebilen, yönetilebilir. 3- Belirli bir plan veya yönde yürütülen bir amacı, bir eğilimi yansıtan. Örnek: "Çalıkuşu, bizim milli eğitim davamızı ele alan güdümlü bir romandır." N. Cumalı(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Diril:  

(ing.i. drill < alm.) Şilte yüzü, mintan vb. şeyler yapılan yerli dokuma pamuklu bez.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)

Diriliş:  

Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Lev Nikolayeviç TOLSTOY Kitabın Konusu: Adalet sistemindeki yanlış uygulamalar ve bu uygulamalara maruz kalan bir kadın ve aynı kaderi paylaşan diğer mahkumların yaşadıkları olayları anlatmakta ve eleştiriler yapmaktadır. Kitabın Ana Fikri: Dünyada tam anlamıyla adalet yoktur. Herkesin bir suçu ve günahı olacağı için dünyada kimsenin kimseyi cezalandırmaya hakkı olamaz. Ancak bütün sistemlerde bazı kimseler insanları cezalandırmaya devam etmektedir.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Diriliş Partisi:  

Kısa Adı: DİRİ P Genel Merkezi: Ankara Kuruluş Tarihi: 26.03.1990 Genel Başkanı: Sezai Karakoç Sona Eriş Tarihi: 19 Mart 1997 Sona Eriş Nedeni: 19 Mart 1997 tarihinde Anayasa Mahkemesi kararıyla kapatıldı. üst üste iki genel seçime mazeretsiz olarak girmedi. Siyasi Pozisyonu: Aşırı Sağ İdeoloji: Muhafazakârlık, İslamcılık NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )

dirim:  

ad 1. ➽yaşam. Benzer: hayat 2. yaşama gücü.(Konusu: , Kökeni: )

dirimbilim:  

bileşik · ad ➽yaşambilim. Benzer: biyoloji(Konusu: , Kökeni: )

Dirsehan:  

(t.i. erk.) Dede Korkut hikayelerinde, çocuğu olmadığı için hor görülen sonra da Boğaç Han adında yiğit bir oğula sahip olan kahramanın adı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Dirsek:  

(Tekvando Ter.) Palkoop.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Dirsek:  

(Basketbol ter.) Serbest atış çizgisi ile boyalı alanın köşesinin birleştiği bölgeyi belirtmek için kullanılan terim.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Dirsek Bloğu:  

(Tekvando Ter.) Bir elin desteği ile rakibe yapılan engelleme. Geudeureo Maggi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Dirsek Kırma:  

(Güreş Ter.) Rakibin dirseğini ters yönde zorlama. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Dirsek Teması:  

(Cimnastik Ter.) Yan yana sıralanmak için yeterli mesafe sağlamak üzere bükük dirseklerin birbirlerine zorlukla dokunması durumu.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Disakuzi:  

(dysacousia) Seslerin frekanslarının ve yoğunluğunun değişik şekilde algılandığı işitme kusuru.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Disartri:  

(dysarthria) Kas kontrolünde bozukluk sonucu cümlelerin hatalı birleşmesiyle karakterli konuşma bozukluğu.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Discus / Diskus Balığı:  

Bilimsel Adı: Symphysodon. Familyası: Akvaryum balığı. Ciklitgiller familyasından çok bilinen bir türüdür. Ülkemizde Fransızcadan türeyen “Yassı Daire” anlamına gelen Diskus adı layık görülmüştür. Güney Amerika'daki Amazon ırmağı anayurdudur. Uzak Doğu Asya ülkelerinde süs balığı olarak üretimi sanayi haline gelmiştir. Birçok hobici bu balığı beslemek ister ancak yüksek fiyatları pek çok kişiye olanak vermez.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )

diseksiyon:  

(dissection) Parçalarına ayırma. Organları usulüne uygun kesme.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Disfazi:  

(dysphasia) Beyin lezyonu sonucu oluşan uyum eksikliği ile sözcüklerin yerinde kullanılamamasına bağlı konuşma bozukluğu(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Disfori:  

(dysphoria) Huzursuzluk, ajitasyon hâli.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Dish:  

(Basketbol Ter.) Çembere topla yönelen oyuncunun topu boş arkadaşına yollaması. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Dishabiliofobi:  

(ing.i. dishabiliophobia) birisinin yanında soyunmak korkusu.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Disimilasyon:  

(fr.i. dissimilation) (dilb.) Benzeşmezlik, aykırılaşma. 2- (ing.i. disimilasyon) Organizmadaki besin maddelerinin içerdiği enerjinin serbest duruma geçmesiyle yıkılması.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Disiplin:  

(fr.i. discipline < lat.) 1- Bir toplulukta geçerli olan yasa ve kuralların bütünü. “Disiplin yönetmeliği.” “Disiplin gereği.” 2- Bu yasa ve kurallara titizlikle uyulması durumu, düzen, intizam, zapturapt.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Disiplinli:  

(fr.sf.) Disiplini olan, kendine göre belli bir düzeni bulunan, düzenli olarak yönetilen.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Disiplinsiz:  

(fr.sf.) Disiplin kurallarına uymayan ya da disiplini olmayan, bir düzene uymayan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Disk:  

"Bir bilgisayar ile birlikte kullanabileceğiniz depolama aygıtlarına verilen genel isimdir. Birçok farklı disk çeşidinden bahsedebiliriz. Örneğin floppy disketler bir çeşit disktir. Ancak depolama alanları kısıtlı olduğundan günümüzde daha çok CD ve DVD kullanılır. CD (Compact Disc) en az 650 MB'lık veriyi saklayabilir. DVD (Digital Versatile Disc) ise 4 GB'ı aşan verileri depolamak için idealdir. Sabit diskler ise bilgisayara bağlıdır ve işletim sistemi dahil olmak üzere tüm kalıcı veriler burada saklanır. Piyasada farklı kapasitelere sahip sayısız marka ve modelde sabit disk bulabilirsiniz. Bazen ""hard disk"" olarak da adlandırılabilirler.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Disk:  

(fr.i. disque < lat. < yun.) 1- Eskiçağ’da olimpiyat oyunlarında ve bugün atletizm karşılaşmalarında sporcuların uzağa fırlattıkları yuvarlak, yassı, ortası şişkince ağır spor âleti. 2- (teşmil.) Biçimi yassı ve yuvarlak olan şey, kurs. “Debriyaj diski.” 3- Plak, gramafon plağı. 4- (tıp.) Omurların arasını dolduran ve omurganın hareketini sağlayan jelatinimsi, ortası sert bir çekirdek durumundaki bölüm. “Disk kayması.” “Disk iltihâbı.”(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Disk Atma:  

(Atletizm Ter.) Etrafı metalle çevrili, yassı, yuvarlak; erkeklerde 2 kg. ve 22 cm. çapında, bayanlarda ise 1 kg. ve 18 cm. çapındaki aracı uzağa atmaya dayalı atletizm yarışması.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Diskalifiye:  

(gnl.ter.) Aykırı bir durum sonucunda yarışma ve oyun dışında kalma. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Diskalifiye:  

(Basketbol Ter.) Teknik ve sportmenliğe aykırı hataların devamı halinde verilen men cezası. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Diskalifiye:  

(Boks Ter.) Peş peşe gelen üç ihtar ile yenik ilan edilme. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Diskalifiye:  

(Judo Ter.) Rakibe tam puan verilmesi. Hansoku Make.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Diskalifiye:  

(fr.sf. disqualifié < ing.) Dilimizde “spor karşılaşmalarında bir sporcuyu veya takımı kurallara aykırı bir hareketinden dolayı yarış dışı bırakmak” anlamına gelen Diskalifiye etmek ve “yarış dışı kalmak” anlamındaki Diskalifiye olmak kullanılışlarında geçer.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Diskçalar:  

(fr.i. di'skçalar) Özel yöntemlerle yoğun disk üzerine kaydedilen müzikleri dinlemeye yarayan araç.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Disket:  

(ing.i. diskette) Bilgisayardaki işlemleri kaydetmek için kullanılan kare şeklindeki manyetik araç.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)

Diskimsi:  

(fr.t.sf.) Disk biçiminde olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Diskinezi:  

(dyskinesia) İstemli hareketlerin yapılması gücünün azalması/bozulması.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Diskjokey:  

(fr.i. disc-jockey < ing.) Radyo ve diskoteklerde plak ve ses bantlarıyle yapılan müzik yayınlarını yöneten kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Diskli:  

(fr.t.sf.) Diski olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Disko:  

Resmi olarak ceza alan askerlerin cezalarını çekmeleri için gönderilen kışlanın içerisinde olan cezaevleridir. Diskoda yatan askere büyük bir baskı yapılır, sabah 4-5 gibi kaldırılır, gün içerisinde aynı yer 10-20 defa süpürtülür. Telefon mektup dahil dışarıyla irtibat kurmasına izin verilmez. En kötüsüde resmi olarak ceza aldıkları içinde diskoda yattıkları süre askerlikten düşmez. gelince şafağı kaldığın yerden saymaya devam edersin. Diskoluk cezaların bazıları: sana emanet edilmiş olan askeri malzemeleri (silah, kasatura, araç) kaybetme yada zarar verme, nöbette uyuma, emre itaatsizlik, kavga etme vb..(Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )

Disko:  

(fr.i. disco) Plaktan ya da banttan çalınan müzikle dans edilen yer. (bkz:: Diskotek)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Diskotek:  

(fr.i. discothèque) 1- Plak ve bant koleksiyonu. 2- Plak veya bant çalınarak dans edilen klüp, disko.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Diskotek Çocuğu:  

(d. fr. discothĞque, türk.) Hayatını kazanma sorunu olmayan yeni yetme genç. Dünyadan habersiz. (genç)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Diskpleyır:  

(ing.i.) (bkz:: Diskçalar)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)

Diskur:  

(fr.i. discours < lat.) (alay yoluyle.) Bir kimsenin bir konu hakkındaki fikirlerini bildirmek, öğüt vermek veya birini azarlamak için yaptığı uzun konuşma.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

WhatsApp