MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Lazer:

Yoğun ve tek yönlü ışın üreten cihaz. Çok güçlü pırıltılar oluşturan, değişik alanlarda kullanılan yoğunlaşmış ışık kaynağı.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Aksesuvar Masası:  

(Alm. requi sitentisch] - İng. standbye table) Oyuncuların el altında bulundurdukları sahne takımları masası.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Aksesuvarcı:  

Alm. requisiteur) Aksesuvarı, yani sahne takımlarını hazırlayan görevli kişi. (bkz:: Sahne Donatması)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Aksevil:  

(t.i. ka.) (bkz:: Sevil)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Aksın:  

(t.i. erk.) Temiz, doğru, dürüstsün.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

aksi:  

sıfat 1. olumlu olmayan, karşıt, ters, zıt (davranış, tutum, yanıt vb.). "Bu aksi söz onu çok üzdü" 2. uygun olmayan, ters, kötü (zaman). "Bu iş aksi bir zamana rast geldi" 3. huysuz, titiz, geçimsiz, inatçı, kötü (kimse). "Aksi bir adama benziyor" 4. (iş) yolunda gitmemek, olumlu yönde gelişmemek. "Derken işlerim aksi gitmeye başladı" 5. birinin isteği doğrultusunda olmamak, ona karşı koymak.(Konusu: , Kökeni: )

aksine:  

belirteç ➽tersine.(Konusu: , Kökeni: )

aksioloji:  

(ing.i. axiology) değer bilimi. doğadaki değerleri inceleyen bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Aksiyom:  

(fr.i. axiome < Yun) (mant.mat.) Doğruluğu apaçık bulunan, kanıtlanması gerekmeyen ve kendiliğinden apaçık olduğu gibi önermelerin ön dayanağı olan temel önerme. Eş anlamlısı: Belit, müteârife.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Aksiyon:  

(Alm. Handlung - Fr. action - İng. action) 1- Eylem, Bir iş, hareket yapmak, bir davranışta bulunmak. 2- Davranış, Bir değişiklik getirebilecek etki uyandırabilecek düşünce ya da hareket. 3- Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi; bu hareketten ortaya çıkan gelişim. 4- Baş olgu, Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, öykü, gelişim. 5- Sıra olaylar, Bir oyunun metninde yer alan arka arkaya sıralanmış durumlar ve olaylar. 6- İç aksiyon, Oyunun havasını kuran gelişim. 7- Dış aksiyon, Oyunun olaylarında var olan hareket ve durumların gelişimi. 8- Konuşma aksiyonu, Oyunun konuşmalarında var olan devingenlik. Oyunu ileriye götüren anlatımdaki itici güç.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Aksiyon:  

(fr.i. action < Lat) 1 Etki ve değişiklik yapabilen fiil, eylem, düşünce, hareket ve iş. 2- (tic.) Anonim veya komandit şirketlerde sermâyedarın haklarını gösteren hisse senedi, esham. 3- (fiz.fels.) Başkasında veya başka bir şeyde değişiklik yapma, tesir etme gücü. 4- (fels.) Bir düşünce veya görüşü fikrî plandan fiilî plana aktarma. 5- (ed.) Bir tiyatro eserinde, bir epik şiirde konuyu meydana getiren olaylar ve bunların zincirleme gelişmesi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

aksiyon:  

ad 1. eylemek işi. 2. bir değişiklik doğurabilen etkileyici davranış. Benzer: amel aksiyon 3. yasadışı siyasal ve toplumsal hareket. 4. RUHBİLİM TERİMİ belli bir amaç için ve belli bir yöntem kullanılarak yapılan iş. 5. FELSEFE TERİMİ bir kimsenin, bir dış etkiyle olmayan, doğrudan doğruya kendisinin gerçekleştirdiği davranış, bilinçli bir kararın gerçekleştirilmesi. 6. TİYATRO TERİMİ bir yapıtta, arka arkaya dizilmiş durumlar ve olaylar ve bunların oluşturduğu devingenlik. 7. DİLBİLGİSİ TERİMİ olumlu ya da olumsuz olarak zaman kavramı taşıyan ya da zaman kavramıyla birlikte kişi kavramını veren, öznenin yaptığı ya da konusu olduğu iş, oluş, kılış, devinim, yargı vb.yi belirten, anlatan sözcük. Benzer: fiil (Konusu: , Kökeni: )

Aksiyona Dayanan Oyun:  

f. (Alm. Handlungsdrama) Karakter oyununun tam tersi olan, kişilerin yaratılışından değil, durumların gerektirdiği ya da istem dışı davranışlardan, eylemlerden gelişen oyun. Bunlarda karakter çizilişinden çok, eylem birinci plandadır.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Aksiyoner:  

(fr.i. actionnaire) 1- Eylem yapmayı iş edinmiş kimse. Eş anlamlısı: Eylemci. 2- (tic.) Bir ortaklıkta pay sahibi olan kimse. Hisse sahibi, hissedar. Eş anlamlısı: Paydaş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Akson:  

(fr.i. axone < Yun.) (gövb.) Sinir uyarmalarını sinir hücresinin gövdesinden diğer sinir hücrelerine taşıyan uzantı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Aksoy:  

(t.i. erk.) Temiz soylu. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Aksu:  

(t.i. ka.) 1- Temiz, pırıl pırıl su gibi. 2- Nehir.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Aksun:  

(t.i. erk.) (bkz: Aksu)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Aksuna:  

(t.i. ka.) Ak renkli yaban ördeği.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Aksuner:  

(t.i. erk.) (bkz:: Aksungur)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Aksungur:  

(t.i. erk.) Doğan cinsinden bir nevi av kuşu. Aksungur b. Abdullah. Melikşah zamanında Halep'in hakimliğini, yöneticiliğini yapan Türk Emiri.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Aksüyek:  

(t.i. erk.) Eski Türklerde soylu anlamında kullanılırdı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

akşam:  

ad 1. gündüzün sona erdiği, gecenin başladığı saatler. "Bugün akşama doğru bize gel, bir akşam yemeği yiyelim" 2. gece. "Dün akşam gözüme uyku girmedi"(Konusu: , Kökeni: )

Akşam Güneşi:  

Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Reşat Nuri GÜNTEKİN Kitabın Konusu: Akşam Güneşi adlı eser Nazmi çocukluk yıllarından başlayarak öğrenimini, gençlik yıllarını, mesleki yaşantısını ve mesleğinden ayrıldıktan sonraki yaşantısını ve çevresindeki insanları anlatan bir eser. Kitabın Ana Fikri: İnsanlar hayata bir defa gelirler ve bu hayatlarını iyi değerlendirmek zorundadırlar. İnsanlar hayatlarının belli dönemlerindeki yaptıklarından dolayı bir ömür boyu zorluk çekebilirler ve bunu belki hayatlarıyla ödeyebilirler.Karakterler: Nazmi, Jülide, Şükran.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

akşam namazı:  

Güneşin batmasından yatsı namazının vaktinin girmesine kadarki süre içerisinde kılınan üç rekâtlık farz namaz. Akşam namazının farzından sonra iki rekât sünnet kılınır. Örn:: “Yıldızlar doğmadan önce akşam namazını kılmak için acele ediniz!” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Akşemseddin:  

(t.a.i. erk.) Dinin güneşi. Türk din bilgini ve hekim. (Şam 1389-Göynük 1459) Fatih'in hocasıdır. İstanbul'un fethinde bulundu. Ünlü sahabi komutan Eba Eyyub el-Ensari'nin mezarını bulduğu söylenir. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Tür+Ar)

Akşın:  

(t.i. ka.erk.) 1- Az ak, akımsı. 2- Derisinde, kıllarında ve gözlerinde doğuştan boya maddesi bulunmadığı için her yanı beyaz olan. (insan, hayvan) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. (Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

Akşit:  

(t.i. erk.) Kutlu uğurlu. 2- Ak. 3- Güneş, nur, aydınlık. Akşit Muhammed b. Tugac: İhşidiler devletinin kurucusu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Akt:  

(fr.İ.) 1- Edim, eylem, iş. 2- (tiy.) Oyununda yapıtın her bir bölümü, perde.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Aktaç:  

(t.i. erk.) Beyaz taç.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Aktan:  

(t.i. erk.) Aydınlık, mehtaplı gece.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Aktar:  

(t.i. erk.) Parlak, aydınlık sabah.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Aktarma:  

(i.) Rulet vb. oyunlarda oyuncu ile krupiyenin anlaşarak fişi kaybeden renkten kazanan renge son anda koyması. Örn:: Maryo Seranın İflasında kendi kumar kaybı kadar bu aktarmaların da çok tesiri olmuştur. (Hulusİ Kodaman, Zar-Kağıt Oyunları ve Hileleri) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Aktarma:  

(Voleybol Ter.) Topu başka bir oyuncuya yollama. Pas. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Aktarma Alanı:  

(Atletizm Ter.) Bayrak yarışlarında bayrağın değiştirileceği mesafe.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Aktaş:  

(t.i. erk.) Mermer(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Aktaş Sınır Kapısı:  

Bulunduğu İl: Ardahan Açıldığı Tarih: 24.07.1995 Bağlandığı Ülke: Gürcistan Karşıdaki Sınır Kapısı: Kartsakhi Sınır (Gümrük) Kapısı Geçiş Şekli: Karayolu Hakkında: Aktaş Sınır Kapısı, Türkiye ile Gürcistan arasında Ardahan’ın Çıldır ilçesi sınırlarındaki Kenarbel köyünde bulunuyor. 2012’den bu yana yolcu ve araç trafiğine açık olan sınır kapısı, bölgede Sarp ve Türkgözü sınır kapılarına alternatif konumda. (Konusu: Sınır Kapıları, Kökeni: )

Aktay:  

(t.i. erk.) Beyaz tay. Türkler'de çok kullanılan bir isimdi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Aktekin:  

(t.i. erk.) Parlak, görkemli, temiz huylu yiğit.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Aktemür:  

(t.i. erk.) Akdemir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Aktif:  

(fr.s. actif < Lat.) 1- (sıf.) Canlı, çalışkan, hareketli (kimse). 2- Etkileyen, etkili, etken. 3- İşler durumda olan, işleyen, çalışan. 4- (tic.) Bir ticarethanenin, bir ticaret ortaklığının para ile değerlendirilebilen mal ve haklarının tümü. 5- (dilb.) Öznesi belli olan ve işi doğrudan doğruya öznenin yaptığını belirten, anlatan. (eylem. Eş anlamlısı: Etken.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Aktif Blok:  

(Voleybol Ter.) Bloktaki oyuncuların ellerinin filenin öbür tarafına geçmesi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Aktif Hareket:  

(Yüzme Ter.) İlerlemeyi sağlayan hareket. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Aktif Ötanazi:  

(active euthanasia) Hekimin derin sedasyonu takiben letal dozda bir anestezik ya da uyuşturucu madde vererek hastanın yaşamını sonlandırması.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Aktif Pencere:  

Masaüstünüzde aynı anda birden fazla pencere açık olabilir. Ancak o an hangi pencere ile çalışıyorsanız, ona aktif pencere ismi verilir. Aktif pencere diğer tüm pencerelerin üzerinde görülür ve çerçevesi diğer pencerelerin çerçevelerine oranla çok daha canlı bir renge sahiptir.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

aktif satranç:  

taraflara verilen toplam sürenin 30 dakika olduğu oyunlar.(Konusu: satranç terimi, Kökeni: )

Aktimur:  

Osman Gazi'nin yeğeni.(Konusu: , Kökeni: )

Aktin:  

(Biy.Sp.Ter.) Kas kasılmasında rol oynayan bir protein çeşidi.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Aktinit:  

(fr.i. actinite < Yun.) (kim) Aktinyum, protaktinyum, toryum, tulyum, küryum, amerikyum, berkelyum ve plutonyum ışınetkin elementlerinin ortak adı; bunlara aktinitler de denir.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

aktinobiyoloji:  

(ing.i. actinobiology) radyasyonun yaşayan organizmalar üzerindeki etkisini inceleyen bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

aktinoloji:  

(ing.i. actinology) ışınsal etki bilimi. Işığın kimyasallar üzerindeki etkisini inceleyen bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Aktinyum:  

Sembolü: Ac Atom Numarası (Proton Sayısı): 89 Atom Ağırlığı: 227 g/mol Elektron Sayısı: 89 Element Serisi: Aktinit - Geçiş Metali Periyodik Tablodaki Grup, Periyod: 3B, 7 Yoğunluk: 10,07 g/cm³ Erime Noktası: 1050.0 ° C (1323.15 K, 1922.0 ° F) Kaynama Noktası: 3200.0 ° C (3473.15 K, 5792.0 ° F) Oda Koşulunda Maddenin Hali: Katı Görünümü: Metalik gri katı, gümüşi Keşif: Andre Debierne (1899) Aktinyum Kullanım Alanları ve Özellikleri: Metalik oksitlenmesiyle aktinyum (III) oksit oluşur. Bu oksit aktinyum oksalatın 1000-1100 derecede kızdırılmasıyla elde edilir. Nemli havada kolayca oksitlenir. Aktinyum, 1899 yılında Fransız kimyager Andre-Louis Debierne tarafından keşfedilmiştir.(Konusu: Elementler, Kökeni: )

Aktinyum:  

(fr.i. actinium < Yun.) (kim) Uranyum ve radyumla birlikte uranyum oksit mâdeninde bulunan, simgesi Ac, Atom sayısı 89, Atom ağırlığı 227 olan radyoaktif element.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Aktivist:  

(fr.i. ve s. activiste) 1- Eylem yapan yada eylemlere katılan, düşüncesini eylemleriyle gerçekleştiren yada buna çalışan. (kimse, topluluk) Eş anlamlısı: Eylemci. 2- (fels.) Aktivizm yandaşı kimse. Eş anlamlısı: Eylemci.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Aktivite:  

(fr.i. activité) 1- Etkin olma durumu, çalışma, iş yapma, işlerlik. Eş anlamlısı: Etkinlik. 2- (ruhb.) Bir canlının iç yada dış uyaranların etkisiyle giriştiği çalışma durumu. 3- (topb.) İnsanın çevresiyle arasındaki ilişkileri düzenleyen her türlü eylemi. 4- (fels.) Devinenin, eylemde bulunanın niteliği. 5- (fels.) Etkili olma durumu, etkileme gücü. Eş anlamlısı: Etkililik. 6- (fiz. ve kim.) Birim zamanda ışınetkin bozunuma uğrayan atom sayısı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Aktivizm:  

(fr.i. activisme) (fel.) Etkincilik. Genel anlamda eylemcilik veya aktivizm, toplumsal değişme ya da politik değişiklik meydana getirmek için kasıtlı bir biçimde yapılan eylem olarak tanımlanabilir. Bu eylem çelişmeli tartışmalarda taraflardan birini desteklemek ya da muhalefet etmektir.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)

Aktivizm:  

(fr.i. activisme) (fels.) İnsan yaşamının ve düşüncesinin temel gerçekliğinin eylem olduğunu öne süren öğreti. Eş anlamlısı: Eylemcilik, Etkincilik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Aktize:  

(eşanl.) (bkz:: Akoza)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Aktolga:  

(t.i. erk.) (bkz:: Tolga)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Aktör:  

(fr.i. acteur < Lat.) 1- (tiy.,sin.) (erkek) oyuncu. 2- (mec.) Kendini olduğundan başka türlü gösterebilen, gösteren kimse. 3- (mec.) Bir konuda etkin olan kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Aktörlük:  

(fr.t.i.) 1- (tiy.,sin.) Sahne ve perde sanatçılığı, oyunculuk. 2- (mec.) Olduğundan başka türlü görünme.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Aktris:  

(fr.i. actrice) (tiy.,sin.) (kadın) Sahne veya perde için yazılan eserlerde rol alan kadın oyuncu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Aktüalite:  

(fr.i. actualité) 1- İçinde yaşanılan zamânın şartlarıyla ilgili olma durumu, güncellik. 2- Günün konusu olan şeyler, yeniliği sebebiyle dikkati çeken olaylar: Eş anlamlısı: Güncellik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Aktüalizm:  

(fr.i. actualisme) (fel.) Edimselcilik. Yerkabuğu gelişiminin, bugünkü kuvvet ve olaylarla açıklanabileceğini ileri süren bir jeolojik görüş. Bu görüş K.A.V. Hoff tarafından ortaya atılmış, Ch. Lyell tarafın­dan tamamlanmıştır.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)

Aktüalizm:  

(fr.i. actualisme) 1- (fels.) Varlığın ve gerçeğin etkinlik olduğunu, herşeyin eylemde bulunduğunu, etkinliğin bir taşıyıcı gerektirmediğini öne süren öğreti. 2- (ruhb.) Öğrenmenin etkinlikle elde edilebileceğini öne süren öğreti. Eş anlamlısı: Etkincilik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Aktüel:  

(fr.i. actuel) Günün konusu olan, bugünlerde ya da bugün olan, şimdiki, bugünkü (olay, haber vb.) Eş anlamlısı: Güncel.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Akupunktur:  

(fr.i. acupuncture, acuponcture) (Milletlerarası bir terim olan Latince kökenli kelime Almanca Akupunktur’dan Türkçe’ye geçmiş olabilir) Çin’de çok eskilerden beri uygulanan, oradan dünyaya yayılan, vücudun belli noktalarına altın iğneler batırma biçiminde yapılan bir sağaltım, iğne ile sağaltım.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Akupunktur:  

Yanlış: Akapunktur Doğru: Akupunktur(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Akustik:  

(bkz:: Ses Dağılımı)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Akustik:  

(fr.i. acoustique < Yun) 1- (fiz.) fizik biliminin, sesin oluşumu, yayılması, duyulması, özellikleri vb. ile uğraşan kolu. Eş anlamlısı: Yankıbilim. 2- Kapalı bir yerde seslerin dağılım biçimi, ses dağılımı ya da kapalı bir yerin, sesin dağılması yönünden özelliği, niteliği. Eş anlamlısı: Yankılanım. ad(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Akustikofobi:  

(ing.i. acousticophobia) yüksek gürültü korkusu. aniden ve yüksek frekansta çıkan seslerden korkmak anlamına gelen fobi türüdür. gürültünün korkutucu olduğuna dair bir his duyduğunuzda ortaya çıkabilir. (Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Akut:  

(acute) Hızlı gelişen, hâd, şiddetli. Hassas, nafiz, delici.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Akut:  

O an meydana gelen.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )

Akut:  

(Biy.Sp.Ter.) Kısa süreli, ani.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Akut:  

(alm.sf. akut < Lat.) Kısa zamanda kendini gösteren, çabuk ilerleyen, had. Çabuk ilerleyen ya da ilerlemiş, iveğen. (hastalık)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Almanca)

Akut yorgunluk:  

Antrenman yüklenmelerinden dolayı kaynaklanan kısa süreli yorgunluk.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )

Akuzatif:  

(fr.i. accusatif) (dilb.) Tümcede eylemden etkilenen varlığı bildiren “–i” (“–ı”, “–ü”, “–u”) ekini almış ad; örneğin “dün Çankaya’yı gezdik”, “bahçeyi suladım” tümcelerinde adlar belirtme durumundadır. Yükleme hâli, yükleme durumu, belirtme durumu, yapma durumu, -i hâli, mefûlünbih.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Akü:  

(fr.i. accu) Akümülatör sözcüğünün kısaltılmışı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Akü Doldurmak:  

(d. fr. accumulateur den akü, t.) 1- (Erkek) Cinsel gücü artıran ya da artırdığı sanılan şeyler yemek. 2- İçki içmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Akümülatör:  

(fr.i. accumulateur) (fiz.) Elektrik enerjisini, gerektiğinde kullanılmak üzere kimyasal enerji olarak depo eden aygıt. Eş anlamlısı: Akımtoplar.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Aküsü Bitmek:  

(d. fr. accumulateur'den akü, t.f.) 1- Daha öncekinden dolayı yeni bir cinsel ilişkiye giremeyecek durumda olmak. 2- Gücü tükenmek İyice yorulmak. Yaşlılıktan Ötürü cinsel gücü tükenmek. (Aküsü boşalmak, Aküsü tükenmek biçimlerinde de kullanılır.) (bkz:: Pili Bitmek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Akvarel:  

(fr.i. aquarelle < İtal) Suluboya resim.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Akvaryum:  

(fr.i. aquarium < Lat.) 1- Süs balıklarını, su bitkilerini beslemeye yarayan cam kap. 2- Su hayvanlarının ve bitkilerinin incelenmek veya teşhir edilmek için canlı tutulduğu binâ yâhut bölme.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Akya:  

(yun.i.) (Kaynağı belli olmamakla birlikte Lat. "Lichia amia"dan) (bkz::Akya balığı) (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)

Akya Balığı:  

Bilimsel Adı: Lichia amia. Familyası: Uskumrugiller (Scombridae) familyasındaki bir deniz balığı türüdür. Beyaz etli ve pulsuz balık sınıfındandır. Yağlarını karaciğerlerinde depolarlar. Genellikle yağsız olurlar. Diğer Adı: Kuzu, Leka, İskender balığı, Hanım Balığı, Pulsuz ve Çıplak. Bu adların takılmasının nedeni bedeninde neredeyse hiç pul bulunmamasıdır. Yaşadığı Denizler: Türkiye sularında Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz'de yaşar. Yaşam Alanları: Dipte kıyılara yakın küçük sürüler halinde dolaşır. Beslenme Şekli: Yumuşakçalar, kabuklular ve küçük balıklarla beslenir. Yırtıcı olan akya, balık sürülerine acımasızca saldırmasıyla Lüfer'i andırır. Kuyruk yüzgeci çatal şeklinde olduğundan Carangidae (çatal kuyruklu) sınıfındandır. Üreme Dönemi: Üreme dönemi Nisan-Ağustos ayları arasındadır. HANGİ AYDA YENİR: Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )

Akya Balığı:  

(yun.i.) Uskumrugillerden, kofanaya çok benzeyen, lüfer ve kofanadan yan çizgisinin eğriliği ve onlar gibi sivri dişlerinin olmaması ile ayrılan, göz bebeğinin etrâfı altın gibi parlak, sırtında 8 kısa diken bulunan, vücûdu çok ufak pullarla kaplı, sırtı koyu mâvi, yanları kurşunî, karnı beyaz, 15 – 20 ilâ 60 kilogram ağırlığında, eti pek lezzetli olmayan bir Akdeniz balığı, ak balık. Lichia amaia.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)

Akyaka Sınır Kapısı:  

Bulunduğu İl: Kars Açıldığı Tarih: 1993 (karayolu) 04.09.1953-11.07.1993 (demiryolu) Bağlandığı Ülke: Ermenistan Karşıdaki Sınır Kapısı: Gümrü (karayolu) Akhurik (demiryolu) Geçiş Şekli: Karayolu, Demiryolu Hakkında:(Konusu: Sınır Kapıları, Kökeni: )

Akyazılı:  

(d. esk.) (Bektaşi ermişi İbrahim-i Sani'nin Akyazılı Sultan lakabından) Rakı. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Akyazılı Görmek:  

(d. esk.) (Özellikle Bektaşiler için) Rakı içmek. (bkz:: Akyazılı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Akyıl:  

(t.i. erk.) Temiz, güzel sene. Erkek ve kadın adı olarak da kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Akyıldız:  

(t.i. erk.) Akşama doğru doğan parlak yıldız. Çoban yıldızı, sabah yıldızı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Akyiğit:  

(t.i. erk.) Dürüstlüğü ve temizliğiyle tanınmış yiğit.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Akyol:  

(t.i. erk.) Dürüst, doğru ve iyi yol.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Akyuvar:  

(Biy.Sp.Ter.) Lokosit. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Al Midilli:  

Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: John STEİNBECK Kitabın Konusu: Hikaye Jody isminde bir çocuğun üzerine kurulmuştur. Gelişme döneminde ki bir çocuğun merak ve öğrenme duygularının kontrol edilemeyeceğini ve bu yaştaki çocukların sevgi ve merak yönelmelerini anlatmış. Bu bazen bir tay bazen bir ihtiyar bazen de nasıl olduğunu bilmediği, bu yüzden çok merak ettiği uludağlar olmuştur. Kitabın Ana Fikri: İnsan her zaman sevdiğini merak eder ama merak ettiğini sevmeyebilir.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Âl-i İmrân suresi:  

Kur’an-ı Kerim’in üçüncü suresidir. Medine’de inmiştir. İki yüz ayettir. Hz. Meryem’in babası olan İmran’ın ailesinden bahsedildiğinden dolayı sureye “İmran’ın ailesi” anlamında Âl-i İmrân suresi denilmiştir. Sureye, Allah’ın bir ve eşsiz oluşunu ve her şeyin onun varlığıyla ayakta durduğunu bildiren ayetle başlanır. Kur’an-ı Kerim’in, kendinden önceki ilahî kitapların asıllarını tasdik ettiğinden bahsedilir. Yerde ve gökte hiçbir şeyin Allah’a gizli kalmayacağı belirtildikten sonra insanın ana rahmindeki cinsiyetini belirleyenin de Allah olduğu vurgulanır. Surede, Kur’an-ı Kerim’in özellikleri üzerinde durulur. Bu çerçevede Kur’an ayetlerinin bir kısmının “muhkem” bir kısmının da “müteşabih” olduğu haber verilir. Kötü niyetli insanların, değişik anlamlara ve yorumlara müsait olan müteşabih ayetleri dillerine dolayarak yanlış hükümler çıkardıklarına değinilir. Müminlerin böyle bir davranıştan kaçınmaları tavsiye edilir. Yüce Allah’ın, ayetler konusunda müminlerin sapıklığa düşmemeleri için öğretmiş olduğu bir duaya da surede yer verilir. Surede, doğru yolu bulmanın ancak Allah’ın yardımı ile olduğu hatırlatılır ve Allah’ın yardımı olmazsa malın ve diğer maddi değerlerin insana yarar sağlamayacağı ele alınır. Allah’a inanıp ibadet edenler övülür ve onun katında tek dinin İslam olduğu vurgulanır. Dinlerini değiştiren, peygamberlerini öldüren İsrailoğulları kınanır. Peygamberliğin bir bağış olduğu hatırlatılır. Hz. Muhammed’in Müslümanlar için bir örnek olduğu belirtilir. Hz. Meryem’in doğumu, onun Zekeriya Peygamber’in gözetiminde yetiştirilmesi, Yahya Peygamber’in doğumu ele alınır ve Hz. İsa’nın yaratılışı ile ilgi kurulur. Daha sonra, Hz. İsa’nın Allah tarafından bir mucize olarak yaratılması ve büyümesi konu edinilir. Hz. İsa’ya küçüklüğünden itibaren verilen mucizeler söz konusu edilir ve Âdem Peygamber’i annesiz babasız yaratan Allah için Hz. İsa’yı babasız olarak yaratmanın da zor olmadığı vurgulanır. Hz. İsa’yı tanrı ve Allah’ın oğlu olarak kabul eden Hristiyanlar kınanır. Surede, peygamberliğin kesintisiz devam ettiği, bazı peygamberlere inanıp bazılarına inanmamanın yanlışlığı haber verilir. Surede, yeryüzünde ilk yapılan mabedin Kâbe olduğu belirtildikten sonra hac ibadetinin önemi anlatılır. Haccın bütün dünya Müslümanlarını bir araya getiren bir ibadet olduğu haber verilir ve müminlerin; Allah’ın dinine sarılmaları, ayrılığa düşmemeleri, dine zarar veren tüm hareketlere karşı tavır almaları emredilir. Surede, Uhut Savaşı sahnelerine; Allah’ın müminlere yardımına ve şehitlik konusuna da değinilir. Uhut Savaşı’nda müminlere ihanet eden münafıkların iç yüzleri sergilenir. Müminlerin birbirleriyle istişare etmelerinin önemi üzerinde durulur. Allah’ın yaratıcılığındaki eşsizlik vurgulanır ve bu çerçevede, akıllı insanların evrenin yaratılışındaki uyumdan, gece ile gündüzün birbirini takip etmesinden ve tabiat olaylarından dersler çıkarmaları öğütlenir. Hicret ve cihadın önemi anlatılır. Müminlere, sabırlı olmalarını ve ülke sınırlarını korumalarını emreden ayetle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Al'i İmran Suresi:  

(a.i. سورة آل عمران) al-i imran suresi; 34-37. âyetlerde hz. meryem'in babasının mensub olduğu imran ailesinden söz edildiği için sûre bu adı almıştır. kur'an-ı kerim'de 3 ncü sure, 3 ncü cüz, 50 nci sayfadadır. 200 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 89 ncu sıradadır. enfal suresi'nden sonra, ahzab suresi'nden önce medine döneminde inmiştir. medine'de inen 28 tane sureden biridir. daha çok ibadet ve muamelât yani hukuki konulardan bahseder.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)

Ala:  

(it.önek) Alaturka, Alafranga gibi sözcüklerde olduğu gibi, "biçiminde", "tarzında" , "gibi" anlamıyla italyanca önek görevli sözcük.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Âlâ suresi:  

Kur’an-ı Kerim’in seksen yedinci suresidir. Mekke’de inmiştir. On dokuz ayettir. Adını birinci ayette geçen ve “en yüce” anlamına gelen “âlâ” kelimesinden almıştır. Sureye, evren ve evrende var olanları eşsiz güzellikte yaratan Allah’a övgüyle başlanır. Ayrıca Hz. Muhammed’in kalbine Kur’an-ı Kerim ayetlerinin yerleştirilmesinden, onun da bu ayetlerle insanlara öğüt vermesinden bahsedilir. Kur’an-ı Kerim’in öğüdüne kulak verenlerin kurtulacağı, bu öğütleri ciddiye almayanların da ateşe gireceği anlatılır. Ateşten kurtulmak için ruh ve gönül temizliği ile namaz kılmanın önemi vurgulanır. Bütün ilahî kitaplarda konu edilen ahiret gerçeği vurgulanarak sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Alaaddin:  

(a.i. erk.) Dini yüceltmek için din uğruna çalışan kimse. Alaaddin Keykubad (1192-1237) Anadolu Selçuklu Sultanı. Türk dil kuralları açısından "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Alabalık:  

Bilimsel Adı: Salmo trutta. Familyası: Alabalıkgiller (Salmonidae) familyasındaki bir tatlı su balığı türüdür. Nerdeyse tüm alabalıklar yırtıcı beyaz etli ve pulsuz tatlı su balıklarıdır. Yağlarını karaciğerlerinde depolarlar. Genellikle yağsız olurlar. Sadece Deniz Alabalığı aynı Somon balıkları gibi denizde yaşayıp sırf yumurtlamak için akan tatlı sulara girer. Pasifik okyanusu somonu ile yakın akraba olan Gökkuşağı Alabalığı, suni göllerde yetiştirilmek için Amerika'dan getirilmiştir. Aynı Çay Alabalığı gibi o da balık üretiminde tanınmış bir balık türüdür. Türkiye'nin neredeyse her yerinde ve her mevsim bulunan alabalık üretilen küçük veya büyük çiftliklere rastlamak mümkündür. Ülkemiz 185 bin tonluk yıllık üretimle Avrupa birincisi.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )

WhatsApp