Haydi Öğrenelim!
Atlet:
(fr.i. athlète < Lat. < Yun.) 1- Atletizm dalında spor yapan kimse. 2- (Atlet fanilası’ndan kısaltma yoluyle) Yaka kısmının ön ve arkası yanlara doğru çok açık, kolsuz, pamuklu erkek fanilası.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Ahlaki Redaet:
(mental examination of the victims of sexual assault) Kişinin maruz kaldığı cinsel eylemin sonuçlarını kavrayıp ruhsal yönden mukavemet edebilmesi. Akıl sağlığı yerinde olmayan kişilere karşı işlenen cinsel eylemlerde sanığın cezasını ağırlaştırıcı bir durum. olup olmadığının değerlendirilmesi esasına dayanır. (Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Ahlas:
(a.i. erk.) 1- Saf, halis, karışımsız. 2- İyi yürekli, temiz kimse. 3- Kur'anî ıstılahta, Allah'a halis olarak yönelip ihlaslılıkta ileri bir dereceye varmış kul.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Ahlat:
(yun. sf.i. (akhladi) yaban armudu) Taşralı kaba. (kimse) Örn:: Zavallı ahlatlar Paris budur sanıyorlar. (Raymond Gueneau-Tahsin Yücel Zazie Metroda)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Ahlat:
(yaban armudu) Gülgillerden; kendi kendine yetişen ve üzerine armut aşılanan bir ağaçtır. Yemişi iyice olgunlaştıktan sonra yenir. Faydası:: Meyveleri, ishal keser. Zehirli hayvan sokmalarında da filizleri dövülüp, konur.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Ahlat:
(yun.i. akhladi) (bitb.) 1- Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yaban armudu, dağ armudu. 2- Bu ağacın, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. 3- (arg) Kaba adam, yol iz bilmez kimse. 4- (öz.i. a'hlat) Bitlis iline bağlı ilçelerden biri. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Ahmed:
(a.i. erk.) Çok, en çok övülmüş, methedilmiş. Kur'an-ı Kerim'de Saf suresinin 2. ayetinde: Hz.İsa, İsrailoğullarına: "...adı Ahmed olan peygamberi de müjdeleyici olarak geldim" şeklinde geçen isimlendirme ile Peygamberimizin isimlerinden birisi olarak anıldı ve kullanılmaya başlandı. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır. Ahmed-i Muhtar, Hz. Muhammed (s.a.s)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Ahmedilik:
(bkz:: Kadıyanilik)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Ahmediye Cemaati:
Ahmedîlik (Urduca: احمدیہ) veya resmî olarak Müslüman Ahmediye Cemaati (Urduca: جماعت احمدیہ مسلمہ), Mirza Gulâm Ahmed tarafından Hindistan'ın Pencap eyâleti sınırlarında kalan Kadıyan kasabasında kurulan dinî hareket.(Konusu: Din (Tarikat), Kökeni: )
Ahmer:
(a.i. erk.) Kırmızı, kızıl.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Ahmet:
Yaşar Kemal'in yazdığı Ağrı Dağı Efsanesi kitabındaki ana karakter. Sarışın, mavi gözlü, sarı sakallı cesur bir insan. İnandıkları değerler için her şeyini verebilir. Geleneklerine bağlılığıyla eserde ön plana çıkıyor. Kimi zaman duygularını kaval çalarak ifade ediyor.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )
Ahmet:
(bkz:: Amet)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Ahmet b. Hanbel:
(bkz:: Hanbeli Mezhebi)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Ahmet Celal:
Yakub Kadri Karaosmanoğlu'nun yazdığı Yaban kitabının baş kahramanıdır. 1.nci Dünya savaşı'nda kolunu yitirmiştir. Yaşamaya küskün, karamsar bir şehirli tipidir. Köylüler ile olumlu ilişkiler kuramaz. Gerçekçi olmasına karşın gerçekler karşısında şaşkına dönen bir tiptir. İdealist düşüncelere sahiptir. Olaylara ve köy gerçeğine karamsar gözle bakar ve köylünün durumundan Türk aydınını sorumlu tutar.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )
Ahmet Cemil:
Halit Ziya Uşaklıgil'in yazdığı Mai ve Siyah kitabının baş kahramanı. Huzurlu, mesut ve kendi kendisine yeten mütevazı bir ailenin çocuğudur. Ahmet Cemil kırılgan bir kişiliğe sahip, romantik bir şairdir. Pek çok hayali vardır. En büyük hayali, tanınmış bir edebiyatçı olmaktır. Ahmet Cemil, hayalperestliği, kırılgan kişiliği, çekingenliği, karamsarlığı ve pasifliği ile Servet-i Fünun neslinin tipik bir örneğidir.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )
Ahmet Çavuş:
(a. d. i. t. k.) (Polis için) Rüşvet.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Ahmet Faik Şener:
(lakabı/müz.) Balarısı Ahmet(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )
Ahmet Hamdi Akseki:
Görev Başlangıcı: 29 Nisan 1947 Görev Bitişi: 9 Ocak 1951 tarihleri arasında Diyanet İşleri Başkanlığını yapmıştır. Sonra Gelen: Eyüp Sabri Hayırlıoğlu (Konusu: Diyanet Bşk., Kökeni: )
Ahmet Kaptan:
Orhan Kemal'in 72. Koğuş kitabının ana karakteri. Adam öldürmekten sabıkalı Ahmet Kaptan, cezaevinde en fakir mahkûmların yaşadığı, en pis koğuş olan 72. Koğuş 'ta kalmaktadır. Mahkûmların yere serdikleri çimento çuvallarının üzerinde uyuduğu, çok yoğun bir sefaletin yaşandığı bu berbat koğuşta tüm olumsuzluklara rağmen kendi saf iç dünyasını korumayı başarmıştır. Annesinin kendisine o günler için hatırı sayılır bir para olan 150 lira göndermesi sayesinde yaşam koşulları değişecektir.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )
Ahmet Kerim:
Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun yazdığı Hüküm Gecesi kitabında ana karakter. Tam Bir Muhaliftir. Herkesin ak dediğine kara der. Kendi bildiğini okur. Kişiliğini Sinop sürgününe gitmeden önce tanır ama iş işten geçtikten sonra.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )
Ahmet Kostarika:
Ahmet TURGUTLU (d:1927; ö:1994) (Asıl adının Ahmet Turgutlu olduğunu bildiğimiz “kostarika” lakabının ortaya çıkışı, kendisinin 1950′li yılların ortasında, yaşadığı hayatını geçirdiği Sarıyer’de işlettiği “Kostarika Meyhanesi”dir.(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )
Ahmet Mahmut Ünlü:
(lakabı) Cübbeli Ahmet Hoca(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )
Ahmet Mekin:
Ahmet KURTDERELİ (d:1932; ö:) (Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )
Ahmet Mete Işıkara:
(lakabı) Deprem Dede(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )
Ahmet Özhan:
Ahmet Şükrü KATIGÖZ (d:1950; ö:) (Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )
Ahnef:
(a.i. erk.) 1- Ayakları çarpık ve eğri büğrü olan. Daha çok lakap olarak kullanılır. Ahmet b. Kays, as-habdan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Ahnes:
(a.i. erk.) Basık ve sivri burunlu. Daha çok lakap olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Ahra:
(a.i. ka.) Daha layık, münasip, uygun.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
ahretlik:
1- Ahiret kardeşi. 2- Dünyanın süsüne ve gösterişine değer vermeyip kendisini ibadete veren, çokça hayır işleyen kimse. 3- Evlatlık alınan kimsesiz çocuk.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Ahsa:
(a.i. ka.erk.) Arabistan'ın Kuveyt-Katar kısmına verilen isim. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
Ahsen:
(a.i. ka.erk.) Daha güzel, çok güzel, en güzel. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Ahsen-i takvim: En güzel şekil. Kur'an-ı Kerim'in Tin suresinin 3. ayetinde insanın ahsen-i takvim üzere yaratıldığı beyan buyurulmaktadır. Ahsen kelimesi, Kur'an'da 16 yerde zikredilmiştir.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
ahsenihadis:
“Sözün en güzeli” anlamında Kur’an-ı Kerim’in isimlerinden biri. Örn:: “Allah ahsenihadisi, birbiriyle uyumlu ve bıkılmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi.” (Kur’an-ı Kerim Zümer suresi 39/23 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
ahsenitakvim:
1- Allah tarafından insana verilen en güzel şekil, yaratılışındaki fiziksel ve manevi güzellik. 2- Allah’ın, insanı yerine getirmesini buyurduğu sorumlulukları taşıyabilecek bir donanım ve yeterlilikte yaratmış olması. Örn:: “Biz insanı ahsenitakvim üzere yarattık.” (Kur’an-ı Kerim Tin suresi 95/4 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Ahtapot:
Bilimsel Adı: Octopoda. Familyası: Deniz balığı. Kalamarlar, mürekkep balıkları ve nautiloidler ile birlikte kafadan bacaklılar sınıfında gruplandırılırlar. Ahtapot balığı ülkemizin denizlerinde sık rastlanan bir deniz canlısıdır. Ahtapot balığı bütün denizlerde bulunmakla beraber, ılık sularda daha çok bulunurlar. Bir çok ülkede çeşitli yemekleri yapılarak tüketilmektedir. Derin denizlerde kayalıklar arasında bulunan yarıklarda gizlenerek yaşarlar. Ahtapotlar çekingen ve ürkek canlılardır. Ahtapotlar, Istakoz, Yengeç, İstiridye ve Midye gibi canlılarla beslenirler. Ahtapotların tükürüğü zehirli olup, avlarını tükürük bezlerinin zehriyle felce uğrattıktan sonra yerler. Halsizlik ve uyuşuklukla başlayan zehirlenme, soluk alma güçlüğü ve ölümle sonuçlanabilmektedir. Ahtapot balığı, yumurtlayarak üreyen bir deniz canlısıdır. Dünya üzerinde 50'den fazla ahtapot çeşidi bulunmaktadır. Ahtapotlar saatte 40 km hıza ulaşabilirler. Bu hız, deniz canlıları kıyaslandığında, Baraküda balığının maksimum hızına neredeyse eşdeğer bir hızdır. (Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )
Ahtapot:
(yun.i. (oktapodi) sekiz ayak ahtapot) 1- Sırnaşık. 2- Çıkarcı asalak. 3- Batak. İçinden çıkılması güç yer. 4- Edilgin eşcinsel erkeklerle para karşılığında İlişkiye giren etkin eşcinsel erkek fahişe.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Ahtapot:
(yun.i. octo podos “sekiz ayak”) (hayb.) 1- Kafadan bacaklılardan, Sekiz ayaklı, ayaklarında vantuzlar (emiciler) bulunan, vücûdu kısa ve yuvarlak, kabuksuz bir cins dokunaçlı mürekkep balığı türü. Deniz hayvanı. 2- (hlk.) Kansere benzeyen, genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir çeşit ur, polip.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Ahter:
(f.i. ka.) Yıldız. (Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Farsca)
Ahtu:
(yun. esk.i. (ahti) çok arzulamaktan) (Özellikle etkin durumda olan kimse İçin) Cinsel ilişki.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Ahu:
(f.i. ka.) 1- Ceylan, karaca, gazal. 2- Güzel, ince alımlı kadın. 3- Gözleri ceylan gözüne benzeyen kadın. 4- Kardeş, dost.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Ahu Tuğba:
Tuğba ÇETİN (d:1955; ö:) (Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )
Ahududu:
(ağaççileği) Gülgillerden; böğürtlen gibi çalı halinde, dikenli bir bitkidir. Kümeler halindedir. Kendiliğinden yetişir. Meyvesi duta benzer. Sarımtırak kırmızı portakal renginde, sulu ve güzel kokuludur. Meyvesi toplanıp, kurutulur. Reçel, şurup ve likör yapılır. Meyve olarak da yenir. Faydası:: Kanı temizler, vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Terletir ve idrar söktürür. Kabızlığı giderir. Vücuda dinçlik verir. Romatizma, mafsal kireçlenmesi, nikris, boğaz, bademcik ve göz iltihaplarında kullanılır. Kansızlık ve veremde çok iyi bir gıdadır. Ateş'i düşürür. Üre ve şeker hastalarına da faydalıdır. Mide ülseri olanların kullanmamaları gerekir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Ahver:
(a.i. erk.) 1- Müşteri yüzlü, güzel gözlü adam. 2- Zeki, akıllı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Ahves:
(a.i. erk.) Cesur, kahraman, yiğit.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
ahyar:
1- Hayırlılar, iyiler, hayrı çok olanlar, manevi bakımdan zengin olanlar, cömertler, şerefliler. 2- Çok hayırlı, erdemli, yararlı ve seçkin kimseler, peygamberler. Örn:: “Sizin ahyarınız hanımlarına hayırlı olanlarınızdır.” (Hadis) Örn:: “Doğrusu onlar bizim katımızda ahyardandır. İsmail’i, Elyesa’yı, Zülkifl’i de an. Hepsi de ahyardandır.” (Kur’an-ı Kerim Sad suresi 38/47-48 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Ahzab Savaşı:
(bkz:: Hendek Savaşı)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Ahzab Suresi:
(a.i. سورة الأحزاب ḥizb’in çoğul şekli aḥzāb) ahzâb suresi; topluluk, grup, parti, bölük gibi manalara gelir. kur'anı kerim'de 33 ncü sure, 21 nci cüz, 417 nci sayfadadır. 73 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 90 ncı sıradadır. al'i imran suresi'nden sonra mümtehine suresi'nden önce medine döneminde inmiştir. medine'de inen 28 tane sureden biridir. bu sûrede, müslümanlara karşı savaşmak üzere birleşen arab kabilelerinden bahsedilir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)
Ahzab suresi:
Kur’an-ı Kerim’in otuz üçüncü suresidir. Medine’de inmiştir, yetmiş üç ayettir. Adını, yirmi ve yirmi ikinci ayetlerde geçen “ahzab” kelimesinden almıştır. Hendek Savaşı’nda Hz. Peygamber’e karşı savaşmak üzere toplanıp Medine’yi kuşatmaya gelen müttefik düşman kuvvetlerine “ahzab” adı verilmiştir. Sure Hz. Peygamber’in kâfir ve münafıklara itaat etmeyip Allah’tan kendisine gelen vahye uymasını emreden ayetlerle başlar. Tevhit inancını kabul eden bütün müminlerin dost ve kardeş oldukları ve birbirleriyle eşit haklara sahip oldukları anlatılır. Mekkeli müşriklerin oluşturdukları güçle Medine’ye saldırdıklarında münafıkların savaştan kaçışları ve korkaklıkları tasvir edilir. Müslümanların münafıklar gibi korkak olmamaları tavsiye edilir. Savaş sonrasında elde edilen ganimetlerle ekonomik açıdan gelir seviyeleri yükselen müminlerin israfa kaçmamaları üzerinde durulur. Bu çerçevede Hz. Peygamber’in eşlerine de Peygamberin kendilerine vermiş olduğu dünyalıktan daha fazlasını istememeleri hatırlatılır. Evlilik kurumu ve evliliği ayakta tutan ahlaki değerler üzerinde durulur. Evlilikte iffetli olmanın önemi vurgulanır. Evlilik dâhil Hz. Muhammed’in hayatın tüm alanlarında örnek olduğu anlatılır. İffetli kadınları huzursuz eden eylemlere ve özellikle dedikodulara karşı müminlerden uyanık olmaları istenilir. Surenin sonunda müminlere, Hz. Musa’ya eziyet eden Yahudiler gibi, Hz. Muhammed’e eziyet etmemeleri emredilir. Müminlerden Resulullah’a itaat etmeleri ve getirdiği vahye tam bir teslimiyetle bağlanmaları istenir. Onun getirmiş olduğu vahyin emanet olduğu vurgulanır. Emanete riayet etmenin müminlerin temel niteliklerinden biri olduğu söylenerek sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
AIBA:
(Boks Ter.) Uluslararası Amatör Boks Birliği. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Ai Hanmi:
Uke ve Nage’nin aynı ayaklarının önde olduğu uyumlu duruş.(Konusu: Aikido Terimi, Kökeni: )
Aidis:
(bkz:: Adidas)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Aids:
(ing.i. (Acquired Immune Deficiency Syndrome “kazanılmış bağışıklığın yetersizliği hastalığı” kelimelerinin baş harflerinden)) (hek.) Kandaki lenfositlere girip çoğalan ve lenfositleri yok ettiği için vücûdu enfeksiyonlara karşı korumasız duruma getiren virüslerin yol açtığı, irsiyetle alâkası olmayan bulaşıcı hastalık. [İlk defa 1981 yılında tespit ve târif edilmiştir; özellikle kan yoluyle bulaşır. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)
Aikidoka:
Aikido yapan kişi.(Konusu: Aikido Terimi, Kökeni: )
Aikikai:
Aiki cemiyeti. Bu sözcük , kurucu tarafından aikidonun yaygınlaştırılması için oluşturulmuş organizasyon için kullanılır.(Konusu: Aikido Terimi, Kökeni: )
aile:
ad 1. aralarında evlilik ve kan bağı bulunan, koca, karı, çocuklar, kardeşler vb.nin oluşturduğu, toplum içindeki en küçük bütün. 2. koca, karı ve çocuklardan oluşan topluluk. 3. özdeş soydan gelen, evlilikle genişleyen kimseler zinciri; aralarında kandaşlık ve hısımlık bulunan kimselerin tümü. 4. aynı evde oturan hısım ve yakınların oluşturduğu bütün. 5. HALK AĞZINDAN karı, eş.. "Adam ailesini elinden tutup oturttu" 6. erek birliği olan ve birlikte çalışan kimselerin tümü. "Bizim banka ailesine yeni kişiler katıldı" 7. ana özelliği bir olan hayvan, bitki ya da dil topluluğu. 8. yasalara göre aile yükümlülüğünü taşıyan kimse. 9. genellikle ailede sözü geçen, yaşlı kimse, ailenin büyüğü.(Konusu: , Kökeni: arapça)
aile:
ad 1. aralarında evlilik ve kan bağı bulunan, koca, karı, çocuklar, kardeşler vb.nin oluşturduğu, toplum içindeki en küçük bütün. 2. koca, karı ve çocuklardan oluşan topluluk. 3. özdeş soydan gelen, evlilikle genişleyen kimseler zinciri; aralarında kandaşlık ve hısımlık bulunan kimselerin tümü. 4. aynı evde oturan hısım ve yakınların oluşturduğu bütün. 5. HALK AĞZINDAN karı, eş.. \"Adam ailesini elinden tutup oturttu\" 6. erek birliği olan ve birlikte çalışan kimselerin tümü. \"Bizim banka ailesine yeni kişiler katıldı\" 7. ana özelliği bir olan hayvan, bitki ya da dil topluluğu. 8. yasalara göre aile yükümlülüğünü taşıyan kimse. 9. genellikle ailede sözü geçen, yaşlı kimse, ailenin büyüğü.(Konusu: , Kökeni: )
Air Ball:
(Basketbol Ter.) Hücumda topun çembere ya da arkalığı değmemesi durumu.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Aişe:
(a.i. ka.) 1- Yaşayan, zenginlik ve bolluk gören. Yaşayış. Aişe binti Ebu Bekir. Peygamberimiz (s.a.s)'in hanımlarından. Muhterem annelerimizden biri olan Aişe (r.a.) İslami bilgisi ve fakihliği ile de meşhurdur. (bkz:: Ayşe)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
ait:
sıfat değgin, ilgilendiren, ilgili, ilişik, –e düşen, ... için. "Bana ait bir iş varsa, söyleyin"(Konusu: Dilbilgisi, Kökeni: )
Ajan:
(fr.i. agent < Lat) 1- Bir devlet ya da bir kuruluşça görevlendirilip onun amacı için gizli olarak çalışan kimse. Eş anlamlısı: Casus, Çaşıt, Yeni gizmen. 2- Bir kurumun, bir kuruluşun, bir ortaklığın işini bir başka yerde onun adına yapan, yürüten kimse. Eş anlamlısı: Temsilci. 3- (kim.) Etkili madde, etken.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ajanda:
(fr.i. agenda < Lat) Unutulmaması gereken notların yazılmasında, kullanılan takvimli bir tür defter. Eş anlamlısı: Andaç.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Latince)
Ajanlık:
(fr.i.) Ajan olma durumu ve ajanın yaptığı iş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ajans:
(fr.i. agence) 1- Haber toplayıp yayma işiyle uğraşan kuruluş. 2- Bir bankanın veya ticârî kuruluşun merkeze bağlı olarak çalışan küçük şûbesi. 3- (esk) Radyoda haber bülteni.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ajda:
(t.i. ka.) 1- Filiz, sürgün. 2- Çentik çentik olan şey.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)
Ajda Pekkan:
(lakabı/müz.) Süperstar(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )
Ajdar:
Mehmet Anık(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )
Ajitasyon:
(agitation) Huzursuzluk, tedirginlik, iç çalkantısı.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Ajitasyon:
(fr.i. agitation) 1- (is) Bir insanı, bir topluluğu bir kimseye, bir topluluğa yada devlete karşı, sonradan ağır sonuçlar doğuracak kötü bir eylem yapmaya yönlendiren önceden tasarlanmış girişim, kışkırtma, kışkırtı, körükleme. 2- (mecaz) Duygu sömürüsü yapma. 3- (mecaz) İnsanın zihninde ve duygu dünyasında sarsıntı yaratma. 4- (tıp) Hastada çırpınma durumu. Çırpıntı. 5- (ruhb) Kişinin ruhsal gerginliğini dışa vurması sonucu oluşan etrafına karşı saldırganlık durumu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ajur:
(fr.i. ajour) (h.di.) Bir işleme veya kumaşta süs ve desen yapmak maksadıyle iplikler arasında bırakılan, düzenli boşluklar şeklindeki ince iş. Eş anlamlısı: Antika, gözenek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ajurlu:
(fr.t.sıf.) Her tarafı ajur tarzında dokunmuş olan veya ajuru bulunan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)
ajurne:
turnuvada belirli bir zaman zarfında tamamlanamayıp başka bir güne bırakılan parti.(Konusu: satranç terimi, Kökeni: )
Ak Dağlar:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Ahmet TOPAL Kitabın Konusu: Ruslar’ ın Kafkasya’ya saldırıları sırasında, İstanbul’a göç etmek zorunda kalan Kafkas kökenli milletlere mensup kadın ve çocukların, Saray’a girmeleriyle birlikte başlayan entrikalar, yani Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünü nedenleriyle birlikte gözler önüne sermektir. Kitabın Ana Fikri: Entrikalarla dolu bir hayatın ne kadar huzursuz ve kötü sonuçlar doğuracağını ortaya koyan bir kitap.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Ak Deliği:
(d.) (bkz:: Hak Deliği)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Ak Pak:
1- Çok temiz, tertemiz. "Masada ak pak bir örtü vardı" 2- Saçı sakalı aklaşmış (erkek) ya da saçı aklaşmış (kadın). "Bekleme odasında ak pak bir hanım oturuyordu" NOT: Yakın Anlamlı Kelimelerden Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )
Ak Sedir:
(b.i.) Kaplama malzemesi olarak mobilyacılıkta kullanılan açık kahverengi ağaç.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ak Tahta:
(Bisiklet Ter.) Varış çizgisi paralelinde bulunan 2 metre boyutunda olan ve yarışçı numaraları ve süreyi gösteren levha. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Ak Topraklar:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Emine IŞINSU Kitabın Konusu: Ak Topraklar'ın Türk yurdu oluşu Dede Korkut'un ağzından anlatılmakta. Selçuklu Devleti’nin kuruluşundan Malazgirt Savaşı’na kadar olan savaşlar ve olaylar anlatılmaktadır. Kitabın Ana Fikri: Bir devleti oluşturan sistemin çok iyi işlemesi ile elde edilen zaferler kalıcıdır.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Ak Toz:
(d.) Eroin.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
AKA:
(aka) Kırmızı.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Aka Gündüz:
Hüseyin Avni FİNCİ (d:1886; ö:1958) Enis AVNİ, Emin ALİ isimlerinide kullanmıştır.(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )
Akabe:
(a.i. erk.) 1- Sarp geçit, çıkılması zor yokuş. 2- Tehlike. Atlatılması zor güçlük, muhtıra.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
akabe:
1- Tehlikeli ve dar geçit. 2- Köleyi hürriyetine kavuşturma, bir yetim veya yoksulu doyurma, sabırlı ve haktan yana kimselerden olma gibi erdemli davranışlar. Örn:: “Sen akabenin ne olduğunu nereden bileceksin? (Akabe) bir köleyi hürriyete kavuşturmak, aç kalmış bir insanı, akraba olan yetimi veya hiçbir şeyi olmayan yoksulu doyurmaktır.” (Kur’an-ı Kerim Beled suresi 90/13-16 ncı Ayet) 3- Allah’a giden yolda dervişin önüne çıkan aşılması güç engel.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Akabe:
Birinci ve İkinci Akabe Biatleri’nin yapıldığı, Kâbe’ye üç kilometre uzaklıkta olan ve Mina sınırları içinde kalan kayalık bir yer.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Akabe Biatleri:
Akabe denilen yerde 621-622 yıllarında Medineli Müslüman bir grupla Hz. Peygamber arasında yapılan iki anlaşma. Hz. Peygamber, Cahiliye Devri âdetlerine göre hac görevini yerine getirmek ve Mekke çevresinde kurulan fuarlara katılmak için Mekke’ye gelen Araplar arasında İslam’ı yaymak istiyordu. Peygamberliğinin on birinci yılı olan 620 yılının hac mevsiminde Medineli altı kişilik bir grupla tanıştı. Onlar İslamiyet’i kabul ettiler. Bu grup Medine’ye dönüp Evs ve Hazrec adlı iki kabileye Hz. Peygamber ve İslam dini ile ilgili bilgi verince, onlar da ertesi yıl Hz. Muhammed’le buluşacaklarına söz verdiler. Medine’den on iki kişilik bir grup Hz. Peygamber’le Akabe’de buluştular. Hiçbir şeyi Allah’a ortak koşmayacaklarına, hırsızlık ve zina yapmayacaklarına, çocuklarını öldürmeyeceklerine, birbirlerine iftira etmeyeceklerine, Allah’ın emirlerine uyacaklarına dair Hz. Peygamber’e söz verip biat ettiler. Peygamberliğin on ikinci yılı olan 621 yılı zilhicce ayında Akabe’de yapılan bu biate Birinci Akabe Biati denir. 622 yılı hac mevsiminde Resulullah’ı Medine’ye davet etmeye karar veren ikisi kadın yetmiş beş Medineli Mekke’ye gelip Hz. Muhammed’le Akabe adlı yerde gizlice görüştüler. Onu Medine’ye davet ettiler ve hicret etmesi durumunda yardımlarını esirgemeyeceklerine, onu koruyacaklarına ve İslam’ı yayacaklarına dair söz verdiler. Bu ikinci anlaşmaya da İkinci Akabe Biati denir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Akad:
(t.i. erk.) Doğruluğuyla, dürüstlüğüyle tanınmış kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Akadan Çapraz:
(Güreş Ter.) Rakip güreşçinin arkasından alınan çapraz durum. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Akademi:
(fr.i. académie < Yun.) 1- Yüksekokul. (1982 yılına kadar) Üniversite seviyesindeki bâzı yüksek okullara verilen isim. “Devlet Mîmarlık ve Mühendislik Akademisi.” “Güzel Sanatlar Akademisi.” 2- (is.) Çıplak modelden çalışılmış, yapılmış insan resmi. 3- (esk.) (kimi ülkelerde) İlim, sanat ve edebiyat dallarında bilgin, yazar veya sanatçılardan oluşan kurul ve bu kurulun görev yaptığı kurum. Encümen-i dâniş. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Akademici:
(yun.i.) Plastik sanatlarda kurallara bağlı resim ve heykel çalışması yapan kişi veya sanatçı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yun+Tür)
Akademik:
(fr.sıf. académique) Akademi seviyesinde, ilmî ve ciddî eser, çalışma.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Akademisyen:
(fr.i. académicien) 1- Akademiye mensup kimse, akademi üyesi. 2- Üniversite vb. yerlerde araştırma, eğitim ve öğretim faâliyetlerinde bulunan kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Akademya:
(it.i. Accademia) Akademi. Bilginler, yazarlar, sanatçılar kurulu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Akait:
1- İnanılan şeyler, akideler, dinî inançlar, gönülden bağlanılan, düğüm atmışçasına kesinlikle inanılan şeyler, itikatlar. 2- İslam dininin temel inanç esasları ve hükümleri. 3- Kur’an-ı Kerim ve hadisler çerçevesinde İslam dininin iman esaslarını konu edinen ilim alanı. Akait ilmi Allah’ın varlığını, birliğini, sıfatlarını, fiillerini, yaratmada ve hükmetmede eşsizliğini, ahiretle ilgili konuları, meleklere, kitaplara ve peygamberlere imanı, kaza ve kaderle ilgili konuları ele alır. Ayrıca inançsızların İslam dinine karşı yapmış oldukları itirazlara cevaplar üretmeyi konu edinir. İslam dininin akide sistemi, dinin temelidir. Bu temel olmadan ibadetlerin ve yerine getirilen emir ve yasakların Allah katında bir değeri yoktur. İslam bilginleri, mükelleflerin önce İslam akaidini öğrenmelerini tavsiye etmişlerdir. Bu konuyla ilgili hicri II. asırdan itibaren Müslümanlar arasında çalışmalar yapılmıştır. Akaitle ilgili ilk ve en önemli çalışmalardan birini Ebu Hanife yapmıştır. El-Fıkhu’l-Ekber adıyla bilinen bu çalışma akait ilminin temel eserlerinden biridir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Akaju:
(fr.i. acajou < Port.) (bitb.) 1- Tespih ağacıgillerden, kırmızımtrak kerestesi çok sert ve güzel cilâ tuttuğu için mobilyacılıkta kullanılan bir ağaç, maun, mahun. 2- (sıf.) Bu ağacın kerestesinden yapılmış veya aynı kırmızımtrak renkte boyanıp cilâlanmış mobilya. “Akaju dolap.”(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Akala:
(ing.i.) (bitb.) 1- Meksika’da bir yer adından isim. 2- Orta boyda, odunsu dalı oldukça az, gövdesi dik ve güçlü, yaprak ve kozaları orta büyüklükte, Amerikan tohumundan yurdumuzda üretilen, verimli bir pamuk türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)
Akalın:
(t.i. erk.) Alnı açık, suçu olmayan, onurlu. Akalın (Besim Ömer Paşa) Türk hekim. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Akalp:
(t.i. erk.) 1- Doğruluğu ve dürüstlüğüyle tanınan kimse. 2- Cömert, eli açık yiğit.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
akan:
sıfat akmakta olan, akma özelliği olan. "Çeşmeden şu anda akanı, ilerde akar sanmayın"(Konusu: , Kökeni: )
Akanay:
(t.i. ka.) Yıldız kümesi.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)
Akansel:
(t.i. erk.) 1- Akarsu. 2- Uzun mesafeler geçerek denize dökülen akarsu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Akapni:
(acapnia) Kandaki karbondioksidin azalması.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Akar:
(t.i. erk.) 1- Akıp geçen. 2- Gelir getiren.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)