Haydi Öğrenelim!
azimet:
1- Israrla isteme, kastetme, kesin karar verme. Örn:: “Felek her türlü esbab-ı cefasın toplasın gelsin, Dönersem kahpeyim millet yolunda bir azimetten” (N. Kemal) 2- Sonradan çıkan bazı durumlar göz önüne alınmadan emir ve yasakların ilk defa konuluş biçimi. 3- Allah’ın yapılmasını emrettiği ve yapılmamasını istediği konularda tam bir titizlik gösterip bu emir ve yasaklara içtenlikle ve kararlılıkla uyma. Kur’an-ı Kerim’in gerek inanç, gerek ibadet gerekse haram ve helal konularında emirlerine titizlikle uymak azimettir. Azimetin sınırlarını Allah ve Peygamberi belirler.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Eklektik:
(fr.i.sf. éclectique) (fels.) Eklektizmi benimsemiş kimse veya görüş, seçmeci.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Eklektizm:
(fr.i. eclectisme) (fel.) Seçmecilik. Farklı düşünce sistemlerinden seçilen öğretilerin ayrı bir sistem içinde birleştirilmesi. Eklektizm, öğretilerin alındığı sistemlerin bütününü benimsemediği gibi, aralarındaki çözümleme amacını da gütmez. Dolayısıyla, düşünce sistemlerini birleştirme ya da uzlaştırma yöntemi olan Senkretizm'den farklıdır.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)
Eklektizm:
(fr.i. éclectisme < yun.) (fels.) Değişik felsefe meselelerinin telif edilebilir görüşlerini bir araya toplayarak yeni bir sistem meydana getirme usûlü ve bu usûlü benimseyen görüş, seçmecilik, iktitâfiye.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Eklem:
Kemiklerin uç uca gelip birleştikleri yer.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )
eklem:
GÖVDEBİLİM (ANATOMİ) TERİMİ ad insanda ve omurgalı hayvanlarda gövde kemiklerinin uç uca gelerek birleştikleri yer. Benzer: mafsal(Konusu: , Kökeni: )
eklem bacaklılar:
Birbirine eklenmiş halkalardan oluşan, böcekler, örümcekler, kabuklular, çok ayaklılar vb. bölümlere ayrılan hayvan sınıfı. Eklem bacaklılar ya da Arthropoda, omurgasızların en büyük şubesidir. Arthropoda (arthros: eklem, podos: ayak), "eklemli ayaklılar" anlamına gelmektedir.[2] Vücutları; baş (caput veya cephalo), göğüs (thorax) ve karın (abdomen) olmak üzere üç bölgeden meydana gelir. Her bölge çeşitli sayıda segmentten (parçadan) ibarettir. Vücudun her bir segmenti esnek bir deriyle birbirine bağlanmıştır. Vücut yüzeyi, sert bir madde olan kitinden meydana gelen bir dış iskeletle örtülüdür.(Konusu: , Kökeni: )
Eklemek:
(f.) Vurmak, (özellikle) tokat, yumruk vurmak. Örn:: Matiz- Şu Acemin suratına bir ekleyeyim. Haydaa. (Ortaoyunu, Hamam)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
eklesiyoloji:
(ing.i. eclesiology) kilise mimarisini ve dekorasyonunu inceleyen bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Eklimetre:
(fr.i. éclimètre < yun.) Topoğrafya çalışmalarında eğim ölçmeye yarayan âlet.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ekmek:
(f.) 1- Söz verdiği halde buluşmaya gelmemek, birlikteyken bir bahane uydurarak ayrılmak, birisini herhangi bir biçimde yalnız bırakmak. Örn:: Benim kalktığım yere Feriha'nın yanına oturdu. Muharrem ustayı nasıl ektiğini anlatmaya başladı. (Tarık Dursun K. Evlere Şenlik) Örn:: Bir yere yetişmek için giderken başkalarını geride bırakmak, geçmek. 2- Yarışta ya da herhangi bir nedenle kovalanırken mesafeyi açmak. Örn:: Keh Keh.. Herifleri ne biçim ektik ama patron öyle değil mi? (Necdet Şen, Hızlı Gazeteci Şaban) 3- (Ciddi bir bağlantıda bulunulan kişiyle) İlişkisini kesmek. Örn:: Anneni bilmediğin bir eski İstanbul Sokağında ekmiş, babanı nerede ektiğini İse büsbütün unutmuşsun (Attila ilhan, Kurdlar Sofrası) 4- (Herhangi bir şeyi) Bir yerde unutarak düşürerek yitirmek. 5- (Özellikle tokat, yumruk) Vurmak. 6- (Para vb.ni) Harcamak, boşuna tam karşılığını almadan ya da keyif uğruna sarf etmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Ekmek ağacı:
(artocarpus) Dutgillerden; tropik asya adalarında yetişen ve her mevsimde mahsul veren bir bitkidir. Meyveleri ananasa benzer. İçeriğinde bol miktarda nişasta vardır. Meyve ve yaprakları yenir. Ekmek yapmak için de kullanılır. Faydası:: Besleyicidir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Ekmek Elden Su Gölden:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Refik Halid KARAY Kitabın Konusu: Kitapta eski soylu zengin bir ailenin torunu olan Ferhan'ın tekrar o zenginliğe kavuşmak umuduyla Duranbeylilerin ablak oğlu Saim ile evlenip pişman oluşu anlatılmaktadır. Kitabın Ana Fikri: Çok fazla para belli bir süre mutluluk getirir fakat; bütün mutlulukları yanında getirmez. Hatta fazlası hüzün de getirebilir. Karakterler: Ferhan, Saim, Numan, Şahande Hanım. (Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Ekmeklik:
(i.) (Kumarda) Saf, toy, kolayca yenilen oyuncu, hileye kolaylıkla aldanan oyuncu. Örn:: Şeşbeşse şeşbeş. Liramızı göz göre tırtıkladınız. Ulan bunlar bizi ekmeklik ettiler. Pandeli Haydi yuvarla şunları Kesik Süleyman. (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Ekmel:
(a.i. erk.) l- Daha, pek kamil, mükemmel ve kusursuz olan. 2- En uygun, en eksiksiz. 3- Ekmel-i Enbiya: Hz. Rasûlullah (s.a.s). 4- Dinin tamamlanması. Maide suresi ayet, 3. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Ekmeleddin:
(a.i. erk.) 1- Dinin en olgunu, en olgunlaştırdığı isim. 2- Dinin tamamı. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Eko:
(fr.i. écho < lat. < yun.) Yankı, aksisedâ. [Dilimizde daha çok gazino, diskotek vb. yerlerde, müzik sesinin bâzı elektronik cihazlarla bir yere çarpıp aksetmiş hissini verecek şekilde yankılandırılması ve bunu sağlayan düzenek anlamında kullanılmaktadır](Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
ekofizyoloji:
(ing.i. ecophysiology) canlıların fiziksel fonksiyonları ve çevresiyle olan akrabalıklarını inceleyen bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
ekohidroloji:
(ing.i. eco-hidrology) canlıların su döngüsüyle olan hareketlerini inceleyen bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
ekojeomorfoloji:
(ing.i. eco-geomorphology) organizma ile jeomorfoloji arasındaki etkileşimleri inceleyen bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Ekol:
(fr. école < lat. < yun.) Felsefede, ilmin herhangi bir dalında, resim, edebiyat vb. sanat kollarında bir kimsenin başlattığı ve diğerlerinin devam ettirdiği, belli özellikleriyle kendisine benzer olanlardan ayrılan tarz, usûl, yol, okul, mektep.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ekolali:
(fr.i. écholalie) (ruhb.) Başkasının söylediği sözleri ya da tümceleri anlamsızca, yankı gibi yineleme hastalığı. Yankılı konuşma.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
ekoloji:
(ing.i. ecology) çevrebilim. yaşayan canlıların çevreleriyle ve birbirleriyle olan ilişkilerini inceleyen bilim dalı. biyoloji alt dallarından zooloji'nin alt dalı olan entomoloji'nin alt dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Ekoloji:
(fr.i. écologie < yun.) Canlı varlıkları, yaşadıkları tabiî çevre ile ve birbirleriyle olan ilişkileri bakımından inceleyen bilim dalı, çevre bilimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ekolojik:
(fr.sf. écologique) Çevre bilimine, çevreye âit, çevreyle ilgili.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ekolojist:
(fr.i. écologiste) Ekoloji ilmiyle uğraşan kimse, çevre bilimci.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ekolojizm:
(fr.i. ecologisme) Olgulara bütünsel olarak ve doğa merkezli bakış açısıyla yaklaşan bir düşünce akımı.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)
Ekolu:
(fr.sf.) Sese, aksetmiş hissi verecek şekilde kısa aralıklarla tekrarlamalar yaptıran, eko etkisi meydana getiren. “Ekolu mikrofon.” “Ekolu düzenek.”(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ekonometri:
(fr.i. économétrie) İktisat ilminin, iktisâdî olayları istatistik ve matematik aracılığı ile ölçülebilir duruma getiren dalı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ekonomi:
(fr.i. économie < yun.) 1- Bir ülke, toplum ve kuruluştaki mal ve hizmetlerin, üretim, tüketim ve dağıtıma âit hususların bütünü, iktisat, iktisâdiyat. “Ülke ekonomisi.” “İşletme ekonomisi.” “Ev ekonomisi.” “Âile ekonomisi.” 2- Bu konu ile uğraşan ilim dalı. 3- Gelir ve gideri idâre ile kullanma, tutum, tasarruf, iktisat.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ekonomik:
(fr.sf. économique) 1- Ekonomiyle ilgili. 2- Az masraflı, hesaplı, bütçeye uygun, idâreli, iktisatlı, iktisâdî.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ekonomik Davranmak:
(fr.t.) Gereksiz harcamadan kaçınmak, tutumlu davranmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ekonomist:
(fr.i. économiste) Ekonomi uzmanı, iktisatçı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ekonomizm:
(fr.i. economisme) Her şeyin ekonomik sebeplerle belirlendiği ve işçi sınıfı mücadelesinin yalnızca ekonomik bir mücadele olduğunu ileri süren düşünce akımı.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)
Ekopraksi:
(echopraxia) Birinin hareketlerini aynen tekrar etme. Taklit.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Ekopraksi:
(fr.i. échopraxie) (ruhb.) Başkasının devinimlerini ve davranışlarını anlamsız bir biçimde yineleme.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ekose:
(fr.sf. écossais < lat.) Birbirlerini dikine kesen çeşitli renk ve genişlikteki çizgilerin meydana getirdiği kare ve dikdörtgenlerden ibâret desen, böyle desenli kumaş. “Ekose mantoluk.” “Ekose yünlü.”(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ekran:
(bkz:: Gergi)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Ekran:
(fr.i. écran) 1- Üzerine ışık yoluyle bir görüntü aksettirilen düz yüzey. 2- (teşmil.) Sinema, televizyon. “Ekrana çıkmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ekran Çözünürlüğü:
"Ekranınızda görüntülenen piksel sayısını belirtmek için kullanılan değerdir. Monitör ne kadar büyükse, görüntüleyebileceği piksel sayısı da o kadar artar. Dolayısıyla görüntü kalitesi de genellikle yüksek olur. 15 inçlik bir monitör, dikey olarak 768 piksel, yatay olarak 1.024 piksel görüntüleyebilir. Bu durum, kısaca ""1.024 x 768"" şeklinde İfade edilir ve monitörün desteklediği maksimum çözünürlüğü temsil eder."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Ekran Filtresi:
Özellikle birkaç yıl öncesinin teknolojisi ile üretilen eski monitörlerde yüksek radyasyon yayılımı ve ekranda parlama oluşması gibi sorunlar mevcuttur. Bu sorunlar hem görüntünün kalitesini olumsuz yönde etkilerler, hem de göz sağlığınızı tehdit ederler. Böyle bir durumla karşı karşıya kalmamak için özel ekran filtreleri geliştirilmiştir. Bu filtreler, görüntü olarak koyu renkli bir cam paneli andırırlar ve ekranın önüne yerleştirilerek kullanılırlar. Yeni nesil monitörlerin büyük çoğunluğunda radyasyon ve parlama sorunu ortadan kaldırılmıştır. Bu yüzden ekran filtresi kullanımı da artık eskisi kadar gerekli değildir.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Ekran Koruyucu:
"Fareyi veya klavyeyi önceden belirtilen bir süre boyunca kullanmadığınızda devreye girerek monitörü kapatan ya da ekranda hareketli / hareketsiz resimler görmenizi sağlayan özel programlara verilen isimdir. Bu tür programların geliştirilmesindeki ilk amaç, özellikle eski teknolojiler ile üretilen monitörlerde görülen ""ekran yanması"" sorununu önleyebilmektir. Çünkü bu tip monitörlerde aynı görüntü uzun süre ekranda kalırsa katot tüpünün iç kısmında bulunan fosfor tabakasında bozulmalar meydana gelebiliyordu. Ancak bu sorun, yeni nesil monitörlerde tamamen aşılmış durumda. Bu yüzden ekran koruyucular, artık sadece görsellik ya da enerji tasarrufu gibi nedenler için kullanılıyor."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Ekranı Kaplama:
""Ekranı Kapla"" düğmesini (başlık çubuğunun sağ tarafında, ortada bulabileceğiniz simge) tıklayarak, ekrandaki bir pencereyi tüm ekrana yaymak anlamına gelir. Bu pencereyi eski boyutuna getirmek için yine aynı simgeye tıklamanız yeterli olacaktır."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Ekrem:
(a.i. erk.) 1- Daha, en kerim. 2- Çok şeref sahibi, pek cömert, çok eli açık. Ekremü'l-Ekremin: Cenab-ı Hak. (Alak suresi: 3)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
ekrem:
1- En şerefli, asil, seçkin. Örn:: “Sizin, Allah katında en ekrem olanınız Allah’ın emir ve yasaklarına uyarak onun koruması altına girenlerinizdir.” (Kur'an-ı Kerim Hucurat suresi 49/13 ncü Ayet) 2- Cömert, bağışı ve affı çok olan; şeref ve cömertlikte hiçbir benzeri olmayan. Örn:: “Yaratan Rabbinin adıyla oku. O, insanı alaktan yarattı. Oku, ekrem olan Rabbin kalemle yazmayı öğretti.” (Kur’an-ı Kerim Alak suresi 96/1-5 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Ekrem Bora:
Ekrem Şerif UÇAK (d:1934; ö:2012)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )
Ekrem Keleş (vekâleten):
Görev Başlangıcı: 31 Temmuz 2017 Görev Bitişi: 15 Eylül 2017 tarihleri arasında Diyanet İşleri Başkanlığını yapmıştır. Sonra Gelen: Ali Erbaş (Konusu: Diyanet Bşk., Kökeni: )
Ekremülekremin:
“Cömertliği, bağışı ve affı her şeyi kuşatan; şerefte, izzette ve cömertlikte eşi ve benzeri olmayan.” anlamında Allah.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Ekren Büyüklüğü:
"Bilgisayarlarla birlikte kullanılan monitör veya standart bir televizyon gibi görüntü sağlayan aygıtların büyüklüğü belirtilirken, ekranın çapraz iki kenarının birbirlerine olan uzaklığı ölçülür. Elde edilen rakam ise ekran büyüklüğünü temsil eder. Her zaman hatırlanması gereken nokta, bir ekranın çok büyük olmasının, onun kaliteli görüntü sunabileceği anlamına gelmediğidir. Ayrıca ölçülen ekran boyutları ile gerçek görüntü alanı arasında her zaman belli bir fark bulunur. Yüksek kaliteli aygıtlarda bu fark çok daha düşüktür; böylece görülebilir gerçek ekran boyutunun da mümkün olan en yüksek değere ulaşması sağlanır."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
ekrinoloji:
(ing.i. eccrinology) dış salgı bilimi. dış salgı bezleri ve salgılarını konu alan bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Eksantrik:
(fr.sf. excentrique < lat.) 1- Ekseni dönme merkezinden geçmeyen çember, tekerlek vb. 2- İç içe olduğu halde merkezleri ayrı olan çemberler. 3- (mec.) Kimseye benzemediği için tuhaf karşılanan, alışılmışın dışında olan, garip, şaşırtıcı, değişik davranış veya kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Eksantrik kasılma:
Kasılma sırasında kasın boyunun uzadığı kasılma türü.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )
Ekselans:
(fr.i. excellence < lat.) 1- Bakandan cumhurbaşkanına kadar yüksek mevki sâhibi yabancılar ve elçiler için kullanılan unvan sözü. 2- (kısa.) Bu unvânı taşıyan kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
eksen:
ad 1. bir cismi iki eşit parçaya bölen gerçek ya da sanal çizgi. Benzer: mihver 2. MATEMATİK TERİMİ uzayda yön, uzaklık, açı, bakışım, konum ya da devinimleri ölçmek için kullanılan durağan bir doğru, yarım doğru ya da doğru parçası. 3. MATEMATİK TERİMİ üzerinde bir pozitif yön varsayılan sonsuz doğru. 4. dingil. 5. MEC. bir şeyin ağırlık noktası ya da merkezi, çevresinde başka şeylerin bulunduğu şey. "Bu romanın eksenini bir ölüm oluşturuyor" 6. GÖKBİLİM TERİMİ çevresinde bir cismin ya da geometrik bir biçimin döndüğü ya da döner kabul edildiği doğru.(Konusu: , Kökeni: )
Eksentrik Kasılma:
(Biy.Sp.Ter.) Kas boyunun uzadığı kasılma.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Ekshibisyonizm:
(exhibitionism) Dış genital organlarını ani ve şaşırtıcı bir biçimde, kompulsif olarak, tanımadığı yabancı kişilere göstermesi ile belirgin cinsel sapıklık, teşhircilik, gösterimcilik.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Eksibisyonizm:
(fr.i. exhibitionnisme) (ruhb.) göstermecilik, teşhircilik. cinsel organını açık yerlerde karşıt cinse veya çocuklara göstererek doyum bulma şeklindeki cinsel davranış bozukluğu.(Konusu: İzm ile Biten, Kökeni: fransızca)
eksik:
sıfat · ad 1. var olması gerekirken bulunmayan, gerekliği duyumsanan, gereksinilen (şey). "Eksiklerimiz çok" 2. (bütüne göre) bir bölümü olmayan. "Sınıftan üç kişi eksik, hasta olmuşlar" 3. bütünlenmemiş olan, bir bölümü yok olan, bütün olmayan, kusurlu. "Bu iş eksik, tamamlayın" 4. yok ya da az. "İnsanda dert eksik olur mu?" 5. olmaması olmasından iyidir, olmamasını yeğlerim, istemem, gereği yok. 6. gebersin, ölsün.(Konusu: , Kökeni: )
Eksitasyon Sendromu:
(excitation syndrome) Hareketliliğin artması, aşırı konuşma, uykusuzluk, neşe, öfke, huzursuzluk, saldırganlık gibi davranışlarla seyirli psikotik hâl.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Eksitus:
(exitus) Ölüm.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Ekskavatör:
(fr.i. excavateur < lat.) Mafsallı bir kol üzerinde hareket ederek keskin kenarlı kepçelerle toprağı kazan ve çıkan toprağı bir tarafa yığan kazı makinesi, kazmaç, kazar atar.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
eksobiyoloji:
(ing.i. ecsobiyology) (biy.) güneş sistemindeki gezegenler üzerindeki hayatı ve bu hayat şartlarını konu alan bilim dalı. uzayın dışındaki hayatı inceleyen dal.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Eksodos:
(Yun. Exodos - Çıkış) Antik koronun orkestradan çıkarken oyun bitiminde söylediği şiirli ezgi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Eksotik:
(Alm. Exotisch - Fr. exotique - İng. exotic) Bir tiyatro yapıtında yabancı ülkelerle ilgisi bulunan. (olay, konu, tip, renk vb.)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Eksotizm:
(Alm. Exotismus - [Fr. exotisme - İng. exotism) Bir tiyatro yapıtında, kendi ulusuna göre, yabancı ülkelerden alınmış ve orayı yansıtan şey. (olay, tip, renk, vb.)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Ekspansiyon:
(fr.i.) 1- (fiz.) Genleşme, hacimce büyüme. 2- Yayılma. 3- Gelişme, büyüme.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ekspansiyonist:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Eksper:
(fr.i. expert < lat.) Bir konu üzerinde uzman olup söz söyleme yetkisi bulunan, o konuda fikirlerine baş vurulabilen kimse. Bilirkişi. “Sigorta eksperi.” “Tütün eksperi.” “Çay eksperi.”(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Eksperimantal:
(fr.sf.) Deney yoluyla elde edilen, deneye başvurularak yapılan, deneyle ilgili, deneyli, tecrübi. Deneysel.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Eksperimantalist:
(fr.i.) Exsperimantalizm yandaşı. Deneyselci.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Eksperimantalizm:
(fr.i.) (fels.) Bilginin varsayımsal olduğunu, gerçek bilginin ancak deneye dayanılarak elde edilebileceğini öne süren öğreti. Deneyselcilik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Eksperlik:
(fr.t.i.) Eksperin yaptığı iş, uzman olduğu konu üzerinde fikrini söyleme, hüküm ve görüşlerini bildirme. “Eksperlik ücreti.”(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ekspertiz:
(fr.i. expertise) Eksperlerin kendi alanlarıyle ilgili bir konuda yaptıkları inceleme. “Ekspertiz raporu.”(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ekspirasyon:
Nefes verme.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )
Ekspirasyon:
(Biy.Sp.Ter.) Soluk verme.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Eksport:
(fr.i.) (tic.) Dış ülkelere mal satma işi. Dışsatım.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ekspozisyon:
(fr.i. exposition) Sergileme işi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ekspres:
(fr.i. express < ing.) 1- Yolculuğu sırasında ara duraklarda durmayıp sâdece büyük durak veya iskelelere uğrayan ve çok süratli giden deniz veya kara taşıtı. Karşıtı: POSTA. 2- Özel bir araç veya görevliyle en kısa zamanda yerine ulaştırılan mektup vb. için kullanılır, özel ulak. 3- (sf.) (teşmil.) En süratli şekilde yapılan, giden, olan vb. “Ekspres servis.” “Ekspres kargo.”(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ekspresyon:
(fr.i.) (fels.) Ruhsal olayların, iç gerçeğin belirgin göstergelerle, anlatımlarla dışa verilmesi, özellikle insan ruhunun algılanabilir biçimde, yüz anlatımı ya da sözle kendini dışa vurması. Dışavurum.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ekspresyonist:
(fr.i. expressionniste) (fels.) Sanat alanında ekspresyonizmi benimseyen kimse veya görüş, dışa vurumcu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ekspresyonist Tiyatro:
(Alm. Expressionistisches Theater - Fr. theôtre expressioniste - İng. expressionistic theater) Naturalizmin aşırı doğa kopyacılığına ve empresyionizmin dış izlenim düzenine karşı bir tepki olarak doğmuş ve 1910'dan 1924'e kadar sürmüş bir tiyatro akımıdır. Tiyatro alanında ekspresyonizm, ilk olarak Almanya'da uygulanmıştır. Alman ekspresyonist yazarları, naturalist çevre oyunlarına, empresyonist atmosfer ve duygu oyunlarına ve simgeli düşünce oyunlarına karşı, iç gerçeği, salt insanı eksen olarak alan oyunlar yazmışlardı. Baba, çocuk, karı, koca, öğretmen, asker gibi çok genel tiplerden hareket eder, bunlara özel nitelikler vermezler. Konuyu tektonik bir örgü yerine kopuk kopuk ancak tüm anlam bakımından ortak bağı olan tablolar sistemi ile işlerler. Naturalizmin, gerçeğe uymuyor sakıncasıyla oyundan çıkarıp attığı monologu, ekspresyonistler, iç dünyanın doğrudan doğruya anlatımı sayarak yeniden kullanırlar. Ekspresyonist tiyatro, yönetim, dekor ve ışıkta yalınlık arar. Örnek: Hasenclever "Der Sohn" (Oğul)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Ekspresyonizm:
(fr.i. expressionnisme) (fel.) dışa vurumculuk, anlatımcılık. dışa vurumculuk, sanat eserini, sanatkarın iç dünyasının dışarıya aksettirilmesi olarak tanımlayan 20. yüzyıl sanat akımı. politik istikrarsızlık ve ekonomik çöküntü ortamında Almanya'da pozitivizm, naturalizm ve empresyonizm akımlarına karşı olarak ortaya çıkmıştır.(Konusu: İzm ile Biten, Kökeni: fransızca)
Ekspresyonizm:
(Alm. Expressionismus - ausdrucks kunst) Dışavurumculuk: Sanat alanında genel olarak iç yaşantının ve iç gerçeğin dışa vurulması. Bu akım resim sanatında başlamış ve sonra edebiyata geçmiştir. Tipik bir Alman akımıdır.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Ekspresyonizm:
(fr.i. expressionnisme) (fels.) Sanat eserini, sanatkârın iç dünyâsının dışarıya aksettirilmesi olarak tanımlayan akım, anlatımcılık, dışa vurumculuk.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ekstansiyon:
(extantion) Germe, gerilme, uzama, uzatma.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Ekstansiyon:
Açma.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )
Ekstensif:
(Biy.Sp.Ter.) Yaygın.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Ekstensiyon:
(Yüzme Ter.) Avantaj sağlamak için vücudu azami ölçüde uzatma durumu. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Eksternal:
(Biy.Sp.Ter.) Dış.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Ekstra:
(fr.i. extra) 1- Çok iyi cins, kalitesi çok üstün olan: “Ekstra zeytinyağı.” “Ekstra tütün.” 2- Belli bir târifenin dışında olan, olağan dışı, açıktan verilen. “Ekstra ücret.”(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ekstrafor:
(fr.i. extra-fort) Esnememesi için elbiselerin etek, kol, yaka gibi kenar kısımlarına ve perdelere geçirilen ince ketenimsi şerit.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ekstrasellüler:
(Biy.Sp.Ter.) Hücre dışı.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Ekstrasistol:
(fr.i. extrasystole) (tıp) Kalbin organik bir hastalığına bağlı olmayıp daha çok sinir ve mîde ile, ayrıca aşırı tütün kullanmakla ilgili olarak ortaya çıkan, kalp ve damarlarda iki kasılma arasında fazladan oluşan kasılma.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ekstre:
(fr.i. extrait < lat.) 1- Öz, hulâsa, özet: “Şeftâli ekstresi.” 2- Hesap özeti, hesap dökümü. “Kredi kartı ekstresi.”(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ekstrem:
(fr.sf. extrême) 1- En uç, en son, son uç. 2- Aşırı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ekstremadura:
Resmi Tam Adı: Ekstremadura(Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )
Ekstremadura:
İspanya'ya 26 Şubat 1983 tarihinde bağlanan Özerk Bölge.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )
Ekstremadura:
Yönetim Şekli: İspanya'ya bağlı Özerk bölge.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )