MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Bilge Hatun:

(t.i. ka.) Kutluk Han'ın annesi. Türk hükümdarı. (VIII.yy-)

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




düşünür:  

ad düşünme yeteneği çok üstün, düşünmeyi kendine uğraş edinmiş, genel sorunlarla ilgili yeni ve kendine özgü düşünceleri olan, yeni düşünceler üreten kimse. Benzer: mütefekkir(Konusu: , Kökeni: )

düşürmek:  

–İ; –İ•–E 1. düşmesine yol açmak, düşmesini sağlamak, düşmek eylemini yaptırmak. "Muhalefet hükümeti düşürmek istiyor" 2. (taş, solucan, çocuk, yavru için) vücuttan atmak. 3. –İ•–DEN değerli bir nesneyi ucuz ya da kolay ele geçirmek. "Bu arabayı iyi düşürdük doğrusu"(Konusu: , Kökeni: )

Düşüş:  

(bkz:: Tersine Kerteleme)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Düttürük:  

(ono. sf.i.) 1- Dengesiz, zirzop. Örn:: Zaten korkağın, düttürüğün biri. Ya bir halt ettiyse? (Orhan Kemal, Suçlu) 2- Garip kılıklı. (kimse)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Düz:  

Dokusu sert ve kaba olmayan şaraplar için kullanılır.(Konusu: Şarap Terimi, Kökeni: )

Düz:  

(si.i. duzf'dan) Bir tür rakı, anasonsuz rakı, duziko. Örn:: -Bir şişe düz alabilirsin a Hristo - Ena bukali duzikoke diyo bires.. (Ahmet Rasim, Fuhş-i Atik) Örn:: Her iki meyhaneye para tutanlar gelir seçme mezelerle Mihyoti düzünü içerler. (Sermet Muhtar Alus, Eski Galatanın Eğlence Yerleri) (bkz:: Duziko)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Düz:  

(Badminton Ter.) Ağın üstünden zemine paralel yapılan yatay ve hızlı vuruş. Drive. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Düz Bastı Gitmek:  

(d.) Ağır küfretmek, uzun uzun sövmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Düz Gard:  

(Boks Ter.) Boksörün genelde ön cepheden kendini korumak, hücumda rahat etmek için aldığı temel duruş. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Düz Koşu:  

(Atletizm Ter.) Genellikle orta ve uzun mesafe koşularında görülen adım atışların normal, temponun hafif olduğu koşu.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Düz Nefes Olmak:  

(d. türk. a. nefes) 1- Başarmak, (birisi karşısında) güç bir işi becermek. 2- (Birisiyle) Başa çıkmak. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Düz Tutuş:  

(Halter Ter.) Tutuş kuvvetinin az olduğu parmakların hepsinin barın bir tarafında olduğu tutuş şekli.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Düz Vuruş:  

(Tenis Ter.) Topa falso ve spinsiz vuruş şekli. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Düzce:  

Düzce Tarihi; M.Ö. 1390-800 yılları arasında hüküm süren Hititler'e kadar uzanır. Orhan Gazi’nin komutanlarından Konuralp Bey’in Bizans Tekfurları ile 1323’te yaptığı savaşlar sonucu Osmanlı topraklarına katılan Düzce, 1869 yılına kadar Kastamonu Vilayeti Bolu Mutasarrıflığı, Göynük Kasabası’na bağlı bir bucak olarak tarihte yer almıştır. 57. Türkiye Hükûmeti ve 9. Türkiye cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in onayı ile Bolu iline bağlı iken il statüsü verilerek Türkiye'nin 81. ili olmuştur.(Konusu: İl Tarihi, Kökeni: )

Düzce:  

Düzce İlçeleri: 1-Düzce (03.12.1999) 2-Akçokoca (03.07.1934) 3-Cumayeri (04.07.1987) 4-Çilimli (20.05.1990) 5-Gölyaka (04.07.1987) 6-Gümüşova (29.12.1993) 7-Kaynaşlı (09.12.1999) 8-Yığlıca (01.06.1954)(Konusu: İl İlçeleri, Kökeni: )

Düzce:  

Düzce; Doğudan Bolu, Batıdan Sakarya, Kuzeyden Zonguldak ve Karadeniz ile komşudur.(Konusu: İl Komşuları, Kökeni: )

Düzce:  

Tel. Kodu: 380(Konusu: İl Tel Kodu, Kökeni: )

Düzce:  

Plaka Kodu: 81(Konusu: İl Plaka Kodu, Kökeni: )

Düzce:  

Nesiyle Meşhur: Fındık, Tütün kolonyası meşhurdur.(Konusu: İl Nesiyle Meşhur, Kökeni: )

Düzce:  

Düzce'de Gezilecek Yerler: Samandere-Güzeldere-Aydınpınar-Sarıyayla-Saklıkent ve Aktaş Şelaleleri, Konuralp Müzesi, Melen Çayı, Hemşin Cami, Kurugöl Kanyonu, Aktaş Şelalesi, Fakıllı Mağarası, Akçakoca Ceneviz Kalesi, Çayağzı Plajı, Melenağzı Plajı, Karaburun Plajı, Edilliağzı Plajı, Çuhallı Plajı, Değirmenağzı Plajı, Kale Plajı, Çınar Plajı, Kalkın Plajı, Kadınlar Plajı, Limoncuk Plajı, Akçakoca Turizm Merkezi, Efteni Gölü ve Kaplıcası, Konuralp Müzesi ve Türbesi, Sakarca, Topuk, Kardüz, Odayeri, Torkul Yaylaları, Antik Tiyatro (40 Basamaklar), Mermer Köprü, Cumayeri–Ahmet Dede Türbesi, Çilimli–Karaköy Şeyh Müslihittin Türbesi.(Konusu: İl Gezilecek Yerler, Kökeni: )

Düzce:  

Genel Bakış: Karadeniz Bölgesi‘nin Batı Karadeniz Bölümü’nde yer alır. (Konusu: İl Genel Bakış, Kökeni: )

Düzeltmek:  

(f.) 1- Elde etmek, sağlamak. Örn:: Bi kaç kişiyle daha çarpışırsam yolluğu düzeltirim. (Oğuz Aral, Utanmaz Adam) 2- (Birisini) Dövmek. 3- Özellikle yüzüne vurarak dövmek. 4- Düzmek, cinsel ilişkiye alet etmek. Örn:: Ben hizmetçiyi iyi düzeltirken şoför de bizim hanımı iyi ediyor. (Engin Ardıç, Buhu Yazan Tosun)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Düzen:  

"Bir metin sayfasının genel görünümünü tanımlamak için kullanılan terimdir. Sayfa yapısı, grafiklerin yerleştirilmesi ve metnin dizilimi gibi her türlü unsur, ""düzen"" teriminin kapsamına girer."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

düzen:  

ad 1. belli yasa, kural, ilke ya da yönteme göre oluşturulmuş, kurulmuş olan durum. \"İşyerinin düzenine uyulur\" Benzer: nizam 2. soyut şeylerin ya da somut nesnelerin bir ereğe, bir sıraya göre yerleştirilmesi. \"Düşünce düzeniyle sözlüğün abecesel düzeni uyuşmuştu\" 3. işlerin yolunda gitmesinden doğan duruluk, uyum. \"Hastalık evin düzenini alt üst eder\" Benzer: ahenk 4. birtakım şeylere verilen, işe yarar ve beğeniyi okşayan biçim, yerleştirme. \"Kitabın kapak düzeni iyiydi\" Benzer: tertip 5. bir devletin uyguladığı yönetim biçimi. \"Gericiler düzeni değiştirmek istiyor\" Benzer: rejim 6. TOPLUMBİLİM TERİMİ toplumsal bir yapı içinde karşılıklı işlevsel ilişkiler içinde bulunan öğelerin oluşturduğu bütünlük. Benzer: nizam 7. MÜZİK TERİMİ müzik aygıtlarında sesleri uygun duruma getirme, ses ayarı. Benzer: akort 8. MEC. dolap3, hile. \"Onun düzenine aldanma\" 9. HALK AĞZINDAN bez dokumakta kullanılan el tezgâhı. 10. işler duruma getirmek. \"Bir düzen kuralım, gerisi gelir\" 11. MEC. hileye başvurmak. \"Dosta düzen kurmak olmaz\" 12. dağınıklıktan kurtarmak, düzenlemek, düzene koymak, düzene sokmak. 13. HALK AĞZINDAN akort etmek. \"Kerem, sazına düzen verip çalmaya başladı\"(Konusu: , Kökeni: )

Düzen Açıklaması:  

(Alm. Bühnenanweisung - İng. stage direction) Bir tiyatro yapıtında, yazarın, dekor, giysi, aksesuvar, efekt, müzik, oyuncuların görünüş, davranış ve karakterleriyle ilgili olarak çoğu kez içinde yaptığı tanımlama, açıklama.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Düzen Müzen:  

Annem köye gittiğinden beri evde düzen müzen kalmadı. NOT: "M" Harfi Eklenerek Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )

Düzen Yardımcısı:  

(bkz:: Asistan)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

düzenlemek:  

1. düzenli, düzgün bir duruma getirmek, dağınıklıktan kurtarmak, düzen vermek, düzene koymak, düzene sokmak, doğru işlemesini sağlamak. "İşi düzenlemek zaman aldı" 2. hazır bir duruma getirmek, yapmak, hazırlamak. "Bir toplantı düzenlemek kolay değil" 3. MÜZİK TERİMİ akort etmek. 4. MÜZİK TERİMİ düzenleme2 yapmak.(Konusu: , Kökeni: )

düzenli:  

sıfat her şeyi yerli yerinde bulunan, düzen verilmiş olan, düzene konmuş, düzgün, yerli yerinde, dağınık olmayan, düzeni olan. "İşin düzenli yapılmasını sağlayın" Benzer: muntazam(Konusu: , Kökeni: )

Düzenli Kronometre:  

Bir oyuncunun her bir sırayı tamamlaması gereken süre miktarı. Düzenli kronometre her sıranın sonunda resetlenir. İşlemeye başladığında, bir oyuncunun Global Kronometresi işlemeye başlar. (Konusu: Tavla Terimi, Kökeni: )

düzensiz:  

sıfat hiçbir şeyi yerli yerinde bulunmayan, düzeni olmayan ya da düzeni bozuk olan, karışık, dağınık, düzgün bulunmayan.(Konusu: , Kökeni: )

Düzey:  

(t.i. ka.erk.) Seviye karşılığı olarak uydurulmuş olmayan. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

düzey:  

ad 1. bir yüzeyin ya da bir noktanın, bir yerin bir düzleme göre yükseliş bakımından belirttiği yatay sınır. \"Irmağın su düzeyi düşüyor\" Benzer: seviye 2. MEC. bir kimsenin ya da nesnenin başka kimselere ya da nesnelere göre olan değer ve yücelik derecesi. \"Biz onun düzeyine inemeyiz\" Benzer: seviye(Konusu: , Kökeni: )

Düzgün:  

(t.i. ka.erk.) 1- Girintisi, çıkıntısı, pürüzü olmayan. 2- Düzeltilmiş, tesviye edilmiş. 3- İyi düzen verilmiş. 4- İntizamlı, nizamlı. 5- Yolunda, rayında. 6- Kadınların yüzlerine sürdükleri beyaz veya kırmızı boya. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

düzgün:  

sıfat 1. eğri büğrü olmayan, doğru. \"Düzgün bir yolda hız yapılır\" 2. girintisiz çıkıntısız, pürüzsüz, düz. \"Düzgün bir masa yok mu?\" 3. her şeyi yerli yerinde ve eksiksiz, iyi düzenlenmiş, iyi yapılmış, kusursuz. \"Düzgün bir giysi dikemiyorlar\" 4. belirteç eksiksiz bir biçimde, kurala uygun olarak. \"Düzgün konuşma öğrenilebilir\" 5. MATEMATİK TERİMİ kenarları ya da ayrıtları birbirine eşit olan (biçim).(Konusu: , Kökeni: )

düzgün:  

ad 1. kadınların, teni pürüzsüz göstermesi, gergin tutması, tene renk vermesi için yüzlerine sürdükleri boyalı ve sıvıca krem. Benzer: fondöten 2. HALK AĞZINDAN kadınların kullandıkları allık, pudra, sürme gibi gereçlerin ortak adı.(Konusu: , Kökeni: )

Düziko:  

(bkz:: Duziko)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Düzine:  

(ita.i. dozzina < lat.) Aynı cinsten nesnelerin on iki tânesinin meydana getirdiği takım.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Düzmek:  

(İskambil oyununda) Kağıtları hileli biçimde sıralama. Örn:: -Soma var mısın dedim? - Kağıt düzersin oynamam. -Kağıtları hep sen yap -Gene düzersin. (Samim Aşkın, Halk Plajı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Düzülmek:  

(Alışverişte, oyunda, kumarda) Kanmak, yenilmek, özellikle hileye aldanarak kaybetmek. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

DVD:  

""Digital Versatile Disc"" teriminin kısaltmasıdır ve bir çeşit depolama ünitesi için kullanılır. Görünüm olarak CD'ye benzer; ancak sunduğu kapasite standart bir CD'nin çok daha ötesindedir. Öyle ki; bir CD 650-700 MB'lık veri depolama alanı sunabilirken, bu rakam DVD'lerde 4.7 ile 17 GB arasında değişebilir.DVD'ler ilk olarak yüksek kalitede video filmler için geliştirilmiş olsalar da, günümüzde müzik, multimedya ve bilgisayar alanlarında da ağırlıklarını yoğun bir şekilde hissettiriyorlar."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

E.S.:  

(Alm. Edison-gewinde - Fr. culot edison - İng. edison-screw) "Edison Screw" sözcüğünün kısaltılması. Edison vidası. Dev vida. Projektör lambalarında kullanılır.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

ebabil:  

Kur'an-ı Kerim’in Fil Suresind adı geçen ve Hz. Peygamber’in doğumundan kısa bir süre önce (M.S.570) Kâbe’yi yıkmaya gelen Habeşli komutan Ebrehe ve askerlerine taş yağdırarak yok eden dağ kırlangıcı; keçisağan da denilen kuş sürüsü. Örn:: “Ey Muhammed! Rabbinin fil ordusuna neler yaptığını bilmiyor musun? Onların kurnazca planlarını alt üst etmedi mi? Onların üzerlerine sert taşlar atan Ebabil kuşları gönderdi ve onları yenilmiş yaprak gibi (delik deşik) yaptı.” (Kur'an-ı Kerim Fil suresi 105/1-5 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Eban:  

(a.i. erk.) Eban b. Osman b. Affan: Hz. Osman'ın üçüncü oğlu olup valilik etmiştir. Cemel vakasında Hz, Aişe'ye refakat etmiştir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Ebbedullah:  

(a.i. erk.) Allah ebedi eylesin, daim eylesin.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

ebcet:  

Arap alfabesindeki harflerin taşıdığı sayı değerlerine dayanan hesap sistemi. Ebcet hesabına göre, Arap alfabesindeki her harfin bir rakam değeri vardır. Bu rakamlar, önemli olaylara tarih düşürmede kullanılır. Ebcet hesabında harflerin sayısal değerleri şöyledir: Elif – 1 - s - 60 b – 2 - Ayın - 70 c – 3 -f - 80 d – 4 - Sad - 90 h – 5 - k - 100 v – 6 - r - 200 z – 7 - ş - 300 Ha – 8 - t - 400 Tı – 9 - Se - 500 y – 10 - Hı - 600 Kef – 20 - Zel - 700 l – 30 - Dad - 800 m – 40 - Zı - 900 n – 50 - Gayın - 1000(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

ebdal:  

(bkz:: abdal)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Ebe:  

(i.) İskambil oyunlarında kağıt dağıtan oyuncu. Örn:: Kağıtları birinci defa dağıtacak oyuncuyu yani ebeyi seçmek. (Hulusi Kodaman, Zar-Kağıt Oyunları ve Hileleri)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Ebecen:  

(t.i. erk.) Akıllı çocuk.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

ebedi:  

(sf.) 1- (zaman olarak) sonu olmayan, sonsuz. "Atatürk, ebedi uykusuna dalmıştı" 2- (canlılar ya da soyut kavramlar için) hep yaşayacak olan, ölümsüz.(Konusu: , Kökeni: Arapça)

Ebedi Nizam Partisi:  

Kısa Adı: ENPA Genel Merkezi: Maltepe, Ankara Kuruluş Tarihi: 30.11.2007 Genel Başkanı: Bekir Sıtkı Karaduman Sona Eriş Tarihi: FAAL Sona Eriş Nedeni: FAAL Siyasi Pozisyonu: Sağ İdeoloji: İslamcılık NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )

ebediyen:  

belirteç 1. sonsuza değin, sonsuz olarak, sonsuzluğa kadar. 2. (olumsuz tümcelerde) hiçbir zaman, sonsuza değin. "Böyle yaparsan onu ebediyen göremezsin"(Konusu: , Kökeni: arapça)

Ebediyyet:  

(a.i. erk.) Sonu olmayan gelecek. İsim olarak kullanılmaz.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Ebegümeci:  

(i.) 1- Bir aşağılama sözü olarak kullanılır. Örn:: Hadi ordan ebegümeci bayırlarda senin gibisi çok. 2- Önemsiz, boş anlamında kullanılır. Örn:: -Bir tane atarsam? - O senin dediğin ebegümeci. (Orhan Kemal, Müfettişler Müfettişi)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Ebegümeci:  

(hubbaz) Ebegümecigillerden; çiçekleri ilaç, yaprakları da sebze olarak kullanılan ve genellikle tarla kenarlarında kendi kendine yetişen bir ottur. 20-70 cm. boyundadır. Yaprakları sarmaldır. Mayıs - Ağustos ayları arasında çiçek açar. Yaprak ve çiçeklerinde fazla miktarda müsilaj vardır. Yaprak ve çiçekleri kurutulmadan kullanılır. Faydası:: Göğsü yumuşatır, öksürüğü keser. Mide ve bağırsakların muntazam çalışmasını sağlar. Kabızlığı giderir. Mide bulantısı ve kusmaları önler. Ateşi düşürüp, vücuda rahatlık verir. Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir. Nezle, bronşit, nefes darlığı tedavisinde kullanılır. Lapası çıbanların olgunlaşmasını sağlar. Burun kanamasını durdurur. Dişeti hastalıklarını tedavi eder. Mide ağrısını keser. Burun tıkanıklığını giderir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Eber:  

(a.i. ka.erk.) Hayırlı, şerefli, faziletli. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

ebeveyn:  

İnsanın dünyaya gelmesine, sevgiyle yetiştirilip eğitilmesine ve büyümesine sebep olan ana baba. İslam dini, ana babaya sevgi ve saygıyla davranmayı, iyilik etmeyi, onların dine aykırı olmayan isteklerini yerine getirmeyi emreder. Onlara karşı her türlü kötü davranışı yerer ve “öf” demeyi bile hoş görmez. Örn:: “Rabb’in, yalnızca kendisine ibadet etmenizi ve ebeveyninize iyilik etmenizi emreder. Onlardan birisi yahut her ikisi, senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırlarsa sakın onlara ‘öf’ bile deme, onları azarlama! Onlara en güzel şekilde (kibar ve nazikçe) konuş. Onlara olan şefkatinden dolayı alçakgönüllü davran ve: ‘Ey Rabbim! Onlar beni nasıl şefkatle yetiştirdilerse sen de onlara merhamet et.’ de.” (Kur'an-ı Kerim İsra suresi 17/23-24 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Ebher:  

(a.i. erk.) En parlak.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Ebonit:  

(fr.i. ébonite < ing.) Isıtılmak sûretiyle kükürtle işlenerek sıcağa soğuğa dayanıklı hâle getirilmiş ve sertleştirilmiş kauçuk.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Ebra:  

(a.i. erk.) 1- Ürkme, kaçma. 2- Birden bire ölme.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Ebrar:  

(a.i. erk.) 1- Hayır sahipleri. 2- İyiler, dindarlar, özü sözü doğru olanlar. Şeş Ebrar: Altı hayır sahibi, Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

ebrar:  

1- İyiler, hayır sahipleri. 2- İtaat edenler, Allah’a gönülden bağlı olanlar, sadıklar. Örn:: “Ebrardan olanlar ahirette nimetler içerisindedirler. Koltuklarına oturmuş vaziyette (sevinçle) birbirlerine bakarlar.” (Kur’an-ı Kerim Mutaffifin suresi 83/22 nci Ayet) 3- Dinin emirlerine hakkıyla uyan ve bu emirleri içtenlikle yapanlar. “Ey Rabb’imiz! Bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, ruhumuzu ebrarla beraber al.” (Kur'an-ı Kerim Al'i İmran suresi 3/193 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Ebru:  

(f.i. ka.) 1- Kaş. 2- Bulut renginde, buluta benzer, bulut gibi dalgalı, bulutlu. 3- Kağıt üzerine kendine has usulle yapılan, mermer, damarları gibi dalgalı şekilli süsleme. Ciltçilikte ve hüsn-i hatt'ta kullanılır.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

ebter:  

1- Sonunda hayır ve bereket olmayan (iş). Örn:: “Besmele ile başlanmayan her iş ebterdir.” (Hadis) 2- Hayır ve iyilikle anılmayan (kimse). Örn:: “Dağda gez belde gez, insafı koyma/İnsafsız olana ebter demişler.” (Yesarî) 3- Arap kültüründe kendisini takip edecek, neslini devam ettirecek erkek çocuğu olmayan veya yaşamayan. Müşrikler ebter ifadesini Hz. Peygamber için kullanmışlardır. Kur'an-ı Kerim, onları bu ifadesini reddedip gerçek ebterin hakikati inkâr eden kimse olduğunu söylemiştir. Çünkü, Hz. Peygamber’in soyu Hz. Fatıma yoluyla devam ettiği gibi, getirdiği din de kıyamete kadar devam edecektir. Dolayısıyla Hz. Peygamber’in soyunun devamı ve getirdiği dini kabul edenlerin çokluğu bakımından bir ebterlik söz konusu değildir. Örn:: “Ey Muhammed! Biz sana kevseri verdik. Onun için Rabbine kulluk et ve kurban kes. Asıl ebter olan şüphesiz seni kötüleyendir.” (Kur'an-ı Kerim Kevser suresi 108/1-3 ncu Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Ebu:  

(a.i. erk.) Baba, ata. (bkz:: Ebi, peder)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Ebu Ali Sina:  

(a.i. erk.) (İbn Sina). Ali Sina'nın babası anlamında. Ünlü Türk bilgini.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Ebu Cehil:  

(a.i. erk.) (Ebu'l-Hakem Amr b. Hişam b. el-Muğire) İslam'ın doğuşunda müslümanların en büyük düşmanlarından. Mekkeli müşrik. Müslümanlara en büyük işkeneler onun tarafından yapıldı. Cehalet ve bilgisizliğin babası anlamında Ebu Cehil denildi. Hakkında ayetler indi. Bedir savaşında İslam mücahidi İbn Mes'ud tarafından öldürüldü.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Ebu Davud:  

(a.i. erk.) Süleyman b. el-Eşas es-Sicistani. Kütüb-i Sitte'den birisi olan Sünen-i Ebu Davud'un müellifi. Büyük hadis bilgini. 500.000 hadis arasından seçtiği 4800 hadisten oluşan Sünen'i, ahlak, tarih ve fıkıhla ilgili meseleleri içerir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Ebu Davut:  

(bkz:: sünen)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Ebu Eyyub El-Ensari:  

(a.i. erk.) Asıl adı Halid b. Seyd'dir. Sahabedendir. Rasûlullah Medine'ye geldiğinde ilk önce onun evinde misafir oldu. İstanbul'a kadar gelip Bizanslılarla savaştı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Ebu Hanife:  

(a.i. ka.) (Nu'man b. Sabit) Hanefi mezhebinin kurucusu. Müetehid, alim. (Küfe 699-Bağdat 787). Kabil'den gelen büyük babası Kufe'ye yerleşti. İslami ilimler sahasında mükemmel bir eğitim gören İmam-ı Azam ictihad edebilecek seviyeye geldi. Devrinin en meşhur bilginidir. Küfe kadılığı teklifini reddedince Halife Mansur onu hapse attırdı. Hapishanede iken vefat etli.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Ebu Hanife Numan b. Sabit:  

(bkz:: Hanefi mezhebi)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Ebu Hureyre:  

(a.i. erk.) Suffe ashabındandır. Birçok hadis rivayet etmiştir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Ebu Ubeyde B. El-cerrah:  

(a.i. erk.) (571-639) (Amr b. Abdullah). İslami ilk kabul eden sahabelerden biri. Cennetle müjdelenmiştir. Çeşitli cephelerde ordu komutanlığı yaptı. Suriye'de vefat elti.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Ebu Zer:  

(a.i. erk.) Altın sahibi, servet ve zenginlik sahibi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Ebu Zer El-Gıfari:  

(Ar.) Er. Sahabedendir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Ebubekir:  

(a.i. erk.) Deve yavrusunun babası. Hulefa-i Raşidin'in ilkidir. Hz. Ebubekir'in lakabı. Rasûlullah (s.a.s)'ın nübüvvetinden önce de sonra da en yakın arkadaşı olmuştur.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Ebubekir:  

İlk Müslümanlardan, dört halifenin birincisi. Hz. Ebubekir(ö.13/634), Araplarca meşhur olan ‘Fil Olayı’ndan üç yıl kadar önce dünyaya gelmiştir. Babasının adı Ebu Kuhafe Osman, annesinin adı ise Selma bt. Sahr’dır. Hz. Peygamber’den iki veya üç yaş küçük olduğu rivayet edilmiştir. ‘Cehennemden azat edilen’ anlamında ‘Atik’ lakabıyla isimlendirilmiştir. Çünkü o, İslam’dan önce de saygınlığı, dürüstlüğü ve putlara tapmayan tevhit ehli kişiliği ile anılmıştır. Hz. Peygamber tarafından ona Abdullah ismi verilmiştir. Hz. Peygamber’in İsra ve Miraç olaylarını tereddütsüz kabul ettiği için ‘Sıddik’ lakabıyla da meşhur olmuştur. Hz. Ebubekir, gençliğinde Hz. Peygamber’le arkadaş olmuş ve onunla beraber bazı ticari seferlere katılmıştır. Hz. Muhammed peygamberliğini ilan edince ondaki eşsiz kişiliği bilen Hz. Ebubekir hemen Müslüman olmuştur. Hz. Ebubekir’in çalışmalarıyla Mekkeli birçok kimse İslamiyeti kabul etmiştir. Araplar arasında soy ilmini en iyi bilen Hz. Ebubekir olduğu için, Hz. Muhammed bir yere İslam davetçisi gönderirken o yerle ilgili toplumsal bilgileri Hz. Ebubekir’den almıştır. İslamiyet’in Mekke’de yayılış yıllarında bütün malını İslam uğrunda harcayan Hz. Ebubekir, hicret esnasında da Hz. Peygamber’e arkadaş olmuştur. Onun hicret arkadaşı olması Kur’an-ı Kerim’de de vurgulanmıştır. İslam’ın Medine döneminde de Hz. Peygamber’e olan yardımını devam ettirmiş ve Müslümanların yapmış olduğu bütün savaşlara katılmıştır. Hicretin sekizinci yılında Müslümanlar hacca giderken Hz. Peygamber’i temsil etme görevi Hz. Ebubekir’e verilmiş ve hac emiri olmuştur. Hz. Peygamber’den onunla ilgili övücü nitelikte birçok hadis rivayet edilmiştir. Hz. Muhammed’in vefatından sonra Müslümanların ortak seçimiyle halife olmuştur. İki yıl süren halifelik döneminde İslam toplumunu sağlam bir temele oturtmak için gayret etmiş ve onun halifeliği döneminde Kur’an-ı Kerim tek kitap hâline getirilmiştir. Hz. Ebubekir’in, sahabelerin en âlimlerinden biri olduğu konusunda Müslümanların hepsi ittifak etmiştir. Hz. Ebubekir, 634 yılında Medine’de vefat etmiş ve Ravzayımutahhara’ya Hz. Peygamber’in yanına defnedilmiştir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Ebücehil karpuzu:  

(acıhıyar) Kabakgillerden elma iriliğinde meyvesi çok acı ve ishal yapıcı bir bitkidir. çeriğinde "colocynthine" vardır. Zehirlidir ve 2 gramdan fazlası öldürebilir. Haricen kullanılır. Faydası:: Romatizma, mafsal ve nikris ağrılarını dindirir. Kaşıntıları geçirir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Ebyar:  

(a.i. ka.erk.) Pek ak, pek beyaz. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

Ece:  

(t.i. ka.) 1- Baş reis. 2- Kraliçe. 3- Ana. 4- Yaşlı kadın. (Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Ecegül:  

(t.i. ka.) (bkz:: Ece) (Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Ecehan:  

(t.i. ka.) (bkz:: Ece) (Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

ecel:  

1- Süre, belirlenmiş vakit. Örn:: “Ey iman edenler! Belirli bir ecele kadar borçlandığınız vakit onu yazınız (senetleşiniz).” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/282 nci Ayet) 2- Ölüm için belirlenen ve takdir edilen zaman. Örn:: “Allah sizi topraktan yarattı ve sizin için bir ecel belirledi.” (Kur'an-ı Kerim En'am suresi 6/2 nci Ayet) 3- Hayatın son bulması, ölüm vaktinin gelmesi. Örn:: “Her topluluk için bir ecel vardır. Onların eceli geldiği zaman bir an olsun onu ne geciktirebilirler ne de öne alabilirler.” (Kur'an-ı Kerim A'raf suresi 7/34 ncü Ayet) Kur'an-ı Kerim’e göre dünyanın, medeniyetlerin, toplumların ve insanın bir eceli vardır. Bu eceli de Allah’tan başka kimse bilemez.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Ecemiş:  

(t.i. erk.) Çok bilmiş. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Ecer:  

(t.i. erk.) Yeni, güzel, iyi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Echer:  

(a.i. ka.) 1- Son derece güzel kadın. 2- Gündüz iyi görmeyen karmaşık gözlü.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Ecir:  

(a.i. erk.) 1- Bir iş ya da emek karşılığı verilen şey. 2- Sevap. 3- Aziz sevgili.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

ecir:  

1- Ücret, karşılık. Örn:: “(Nuh Peygamber) Milletine şöyle dedi: Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden hiçbir ecir istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan âlemlerin Rabb’i Allah’tır.” (Kur'an-ı Kerim Şuara suresi 26/108-109 ncu Ayet) 2- İbadetlere ve güzel davranışlara verilen ahiret mükâfatı, sevap. Örn:: “Allah, iman eden ve iyi işler yapanlara günahlarının bağışlanacağını ve büyük bir ecre kavuşacaklarını vaat etmiştir.” (Kur'an-ı Kerim Maide suresi 5/9 ncu Ayet) 3- Başa gelen bela ve felaketlere sabretmenin karşılığı olarak verilecek olan ilahî mükâfat, ödül. Örn:: “…(Unutmayın ki) Sıkıntılara sabredenlere ecirleri hesapsız verilecektir.” (Kur'an-ı Kerim Zümer suresi 39/10 ncu Ayet) 4- Mehir. Örn:: “(Nikâh akdi sırasında) Kadınlar için belirlenen ecirlerini bir hak olarak onlara veriniz…” (Kur’an-ı Kerim Nisa suresi 4/24 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Eciş Bücüş:  

Ediş Büdüş diye 'iki tane samimi arkadaş' biçimi de bulunur.. çarpuk çurpuk, eğri büğrü, düzgün yanı olmayan, çirkin bir biçim almış bulunan. ne idiğü belirsiz, bozuk, saçma sapan, şekilsiz anlamlarına gelen söz öbeği. NOT: İkisi de Anlamsız Kelimelerden Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )

Ecmel:  

(a.i. ka.erk.) En güzel, en yakışıklı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

ECU:  

Avrupa satranç birliği.(Konusu: satranç terimi, Kökeni: )

Ecved:  

(a.i. erk.) 1- En iyi olan. 2- Eli açık cömert. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak okunur.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Eczahane:  

(b.i) İlaçların yapıldığı ve satıldığı yer.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )

Eda:  

(a.i. ka.) 1- Naz, cilve. 2- Kurum, caka. 3- Alınan şeyi geri ödeme. 4- Bir vazifeyi yerine getirmek.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

eda:  

1- Yerine getirme, bir hakkı hak sahibine ödeme, verme. Örn:: “Allah, emanetleri layık olanlara eda etmenizi emreder.” (Kur’an-ı Kerim Nisa suresi 4/58 nci Ayet) 2- Bir borcu ödeme, bir görevi hakkıyla ifa etme. Örn:: “Birbirinize güvenirseniz, kendisine güvenilen kimse emaneti eda etsin, Rabbi olan Allah’tan korksun. Şahitliği gizlemeyin, şahitliği gizleyen günah işlemiş olur. Allah yaptıklarınızı bilir.” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/283 nci Ayet) 3- İslam dininin yapılmasını emrettiği bütün ibadetlerin ve yüklediği sorumlulukların şartlarına uygun olarak vaktinde yerine getirilmesi. Örn:: “Allah’a imandan sonra en faziletli amel vaktinde eda edilen namazdır.” (Hadis) 4- Kur'an-ı Kerim’i tecvit kurallarına uygun olarak okuma.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Edabali:  

(t.i. erk.) (Öl: 1325) Osman Gazi'nin kayınpederi ve hocası. Osmanlı imparatorluğunun kuruluşunda önemli bir rolü oldu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

edafoloji:  

(ing.i. edaphology) toprak bilim. toprağın hayat üzerindeki etkilerini inceleyen toprak bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Edagül:  

(t.i. ka.) (bkz:: Eda)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

edep:  

1- İyi ahlak, güzel terbiye, eğitim. Örn:: “Beni Rabbim terbiye ettiği için edebim güzel oldu.” (Hadis) 2- Utanma, zarafet; insanlara söz ve hareketlerinde güzel davranışta bulunma. Örn:: “Bir baba çocuğuna edepten daha güzel bir miras bırakmaz.” (Hadis) 3- Bir toplumda örf, âdet ve kural hâlini almış iyi tutum ve davranışlar veya bunları kazandıran bilgi. Örn:: “Çocuklarınızı şahsiyetli yetiştiriniz ve onların edeplerinin güzel olmasıiçin çalışınız.” (Hadis) 4- Allah’ın razı olmadığı her türlü işten el çekme, günahlardan sakınma yollarını bilme ve kulluğun hakikatini kavrayarak ibadet etme. 5- Allah ve Resulünün emrettiği bütün istekleri yerine getirip sakındırdıklarından kaçınarak elde edilen güzel huy. Örn:: “Edep bir tac imiş nur-ı Huda’dan, / Giy ol tacı emin ol her beladan.” (Sarı Mehmet Paşa)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

WhatsApp