MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Manisa:

Manisa; Doğudan Uşak ve Kütahya, Güneyden Aydın ve Denizli, Kuzeyden Balıkesir ve Batıdan İzmir ili ile komşudur.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Katranköpüğü:  

(agaric) Çayır mantarlarındandır. şapkasının alt yüzü dilim dilimdir. Faydası:: Solunum yolları hastalıklarında kullanılır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Katrat:  

Basımcılıkta harfler arasına konulan boş metal parça; dizgi aracı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Katre:  

(a.i. ka.) Damla. Damlayan şey.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Katrilyon:  

Çok büyük bir sayı (Türk sisteminde 10¹⁵).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Katsaridafobi:  

(ing.i. katsaridaphobia) hamamböceğinden korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Katyon:  

Pozitif elektrik yükü taşıyan iyon (kimyada).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kauçuk:  

Doğal veya yapay lastik; esnek, su geçirmez madde.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kauçuklu:  

Kauçuk (lastik) içeren veya onunla kaplanmış.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kav:  

Şarapların bekletildikleri mahzene verilen ad.(Konusu: Şarap Terimi, Kökeni: )

Kavak:  

(sf.i.) Çok uzun boylu, (kimse) yapısı ince boyu uzun. (kimse)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kavakağacı:  

(populus) Söğütgiller familyasından, sulak yerlerde yetişen bir çeşit ağaçtır. Akkavak, titrekkavak, tellikavak, servikavağı, karakavak, Hollandakavağı gibi çeşitleri vardır. Hekimlikte karakavak kullanılır. Karakavak 25-30 metre boyunda, gövdesi kalın bir ağaçtır. Yaprakları üçgen şeklinde, dişli ve tüysüzdür. Yaprak tomurcukları tanen, uçucu yağ, mum, salisin ve populin adı verilen glikozitleri taşır. Faydası:: Kavak tomurcuklarından hazırlanan merhemler basur memelerinin ve romatizmanın lokal tedavisinde kullanılır. Karakavak odunun yakılmasından kömür elde edilir. Mide ve bağırsaklardaki gazı giderir. Yine bu kömürden yapılan diş tozları da dişlerin temizlenmesinde ve dişetlerinin kuvvetlendirmekte kullanılır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Kaval:  

(yun.sf.i. khaulos, lahana sapından) 1- Görgüsüz, kaba saba kimse. Örn:: Kocası kavalın biri ya sıkı herif. Kocasına söyler iş uzar. (Orhan Kemal, Gurbet Kuşları) 3- Aptal, salak. (kimse) Örn:: Orospu çocukları Ben sersem miyim yoksa kaval mı? (Attila İlhan, Kurdlar Sofrası)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kavallamak:  

(yun.f. türk. e.) Sürekli konuşarak, hep aynı davranışlarda bulunarak (birisinin) canını sıkmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kavalye:  

1. Bir kadına eşlik eden erkek. 2. Dans partneri.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kavalyelik:  

Bir kadına eşlik etme, refakat etme durumu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kavanço:  

(İt.i. caveza'dan) 1- Takas. 2- Bir nesneyi yerine benzer bir nesne koyarak alma. 3- Bir işi, bir görevi o iş ve görevle ilgisi olmayan sorumlu bulunmayan birisine yükleme, yerme, devretme. Kamanço da denir. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kavanço:  

(Halk ağzı) Büyük kavanoz veya kaba kap.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kavanço Edilmek:  

(d. İt. türk.) (Bir nesne, bir görev vb.) El değiştirmek, (Birisine) Verilmek, devredilmek. Örn:: Bizim eski pabuçlar, elbiseler, çamaşırlar hep Tornavidaya kavanço ediliyor. Arada sırada kendisine tosladığım rakı paraları da ayrı. (Osman Cemal, Kaygılı Çingeneler)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kavanço Etmek:  

(it.f. türk.) 1- Kavanço eylemini yapmak. 2- (Kumarda) Hilesiz zar ya da kağıtla hileli olanı değiştirmek. Örn:: Kahvecinin getirdiği kağıtları çaktırmadan kaldırdım cebimdeki doktorlu kağıdı hemen kavanço ettim. (Hulusi Kodaman, Zar-Kağıt Oyunları ve Hileleri) (bkz:: Kamanço Etmek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kavanoz:  

(İt.i. campanas, küçük vazo'dan) 1- Fahişe. 2- Edilgin eşcinsel erkek, lubunya. 3- Makat, Anus 4- Dişilik organı vagina. Örn:: Hacivat- Bizim evde turşu kursalar bana küp al diye söylerlerdi. Karagöz~ Sizinkinin bir ufacık kavanozu var oraya kuracaklar hem de hıyar turşusu. (Karagöz, Çeşme)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kavanoz:  

Camdan yapılmış, kapaklı saklama kabı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kavanoz:  

Yanlış: Kavonoz Doğru: Kavanoz(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Kavara:  

(em.i. kagor, gübre) Yellenme, gaz çıkarma, osuruk. Örn:: Baktım ki iş yahşi olmayup davulcu gavarası tarzı araya gideceğim. (Evangelinos Misailidis, Seyreyle Dünyayı - Temaşa- i Dünya ve Cefakar-u Cefakeş). Gavara'da denir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kavare:  

(i.) Esrar. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kavas:  

(a.i. erk.) Okçu, tüfekçi, tüfekli alet.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Kavasya:  

(Eski kullanım) Karışıklık, düzensizlik; katavasya ile benzer anlamda.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kavela:  

Ahşap parçaları birleştirmede kullanılan küçük silindirik pim.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kavern:  

Yer altında oluşmuş büyük boşluk; mağara benzeri yapı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kavi:  

(a.i. erk.) 1- Yakar, yakıcı. 2- Kuvvetli, güçlü. 3- Sağlam inanılır. 4- Zengin varlıklı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Kavi:  

(el-Kavi) “Her şeye gücü yeten, kudret sahibi, gücünde ve kuvvetinde kendisine denk olmayan, yarattığı varlıklara da dilediği kadar kuvvet veren.” anlamında Allah’ın Esmâ-i Hüsnâsından biri. Örn:: “Şüphe yok ki Allah, kendi dinine yardım edene yardım eder. O Kavi ve Azizdir.” (Kur'an-ı Kerim Hac suresi 22/40 ncı Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Kavis:  

(a.i. erk.) 1- Yay. 2- Gökyüzü, ay, burcu(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Kavite:  

(cavity) Boşluk; organlarda doğal ya da patolojik olarak bulunan küçük boşluklar; diş çürüklerindeki boşluk.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Kaviy:  

(a.i. erk.) 1- Kuvvetli, güçlü, dayanıklı, metin muhkem, sağlam. 2- Şiddetli, zorlu. 3- Kudret sahibi herşeye gücü yeten. Cenab-ı Hakk'ın güzel isimlerinden biri. Kur'an-ı Kerim'de 10'dan fazla yerde geçer.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

kavli sünnet:  

(bkz:: Sünnet) (Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Kavram:  

(t.i. ka.erk.) 1- Bir nesnenin zihindeki soyut ve güzel tasarımı, mefhum. 2- Nesnelerin ya da olayların ortak özelliklerini kapsayan ve ortak bir ad altında toplayan genel tasarım. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

kavram:  

ad 1. bir nesnenin, bir duygunun ya da düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımı, anlamı, anlam yükü. \"Sevgi kavramını sevgi sözcüğü tam olarak anlatabilir mi?\" 2. FELSEFE TERİMİ nesnelerin ya da olayların ortak özelliklerini içine alan ve onları bir ortak ad altında toplayan genel tasarım. 3. DİLBİLİM TERİMİ ortak özellikler taşıyan bir dizi olguya ya da nesneye ilişkin genel nitelikli bir anlam içeren, dilsel kökenli her türlü simgesel tasarım, bir nesne ya da olgunun zihinsel imgesi. 4. HALK AĞZINDAN elle bir kavramayla alınabilen nesne, avuç dolusu, tutam.(Konusu: , Kökeni: )

kavramcılık:  

FELSEFE TERİMİ ad tümellerin ya da genel adların taşıdığı kavramların nesnede var olan nitelikleri anlatmakla birlikte, bunların birer kavram olmaları dolayısıyla, kendi başlarına var olmadıklarını yalnızca bilinç tasarımları olduklarını öne süren öğreti.(Konusu: , Kökeni: )

kavşak:  

ad 1. ırmak, yol gibi uzayıp giden şeylerin birleştikleri ya da kesiştikleri yer. 2. GÖVDEBİLİM (ANATOMİ) TERİMİ birbiriyle kesişen iki damarın bağlantı noktası. 3. MEC. türlü olasılıkların bir araya geldiği durum. "Olayı açık seçik görmeyi sağlayan bir kavşaktayız"(Konusu: , Kökeni: )

kavşak figürleri:  

(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

kavşak içi yön levhası (havalimanı):  

(B-6) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası, işaret edilen yönde bir havaalanı veya bir havalimanına ulaşılacağını gösterir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

kavşak içi yön levhası (kamp yeri):  

(B-7) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası, belirtilen mesafede bir kamp alanı olduğunu bildirir ve kamp alanına yönlendirme için kullanılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

kavşak içi yön levhası (metro):  

(B-5c) Trafik Bilgi İşareti: sürücülere, kavşak öncesi yön levhasıyla verilen bilgileri kavşağa girdiklerinde teyit eder ve hatırlatır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

kavşak içi yön levhası (şehir merkezi):  

(B-5a) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası kavşak öncesi yön levhasını teyit eder, adı geçen yerleşim yerine ok yönünden ulaşılacağını bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

kavşak içi yön levhası (turistik mahal):  

(B-5b) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası, ok yönünde belirtilen mesafede bir turistik mahal olduğunu bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

kavşak numarası:  

Kavşak numarası, otoyollarda kullanılan Kavşak isim levhaları bünyesinde ve kaplama üstü yön levhası üzerinde ayrı bir işaret levhası olarak kullanılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

kavşak öncesi şerit seçimi levhası:  

(B-4) Trafik Bilgi İşareti: çok şeritli yollarda kavşak yaklaşımlarında gidilecek yere göre uygun şeride girilmesini belirtir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

kavşak öncesi yön levhası:  

(B-1a) Trafik Bilgi İşareti: kavşağa yaklaşan sürücülerin gitmek istedikleri yönü (yerleşim merkezlerini) emniyetli bir uzaklıktayken seçmelerini sağlar, yol numaralarını bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

Kavuk Devirmek:  

(Ort. O.) Kavuklu'nun kavuğunu yere düşürmeden bir baş hareketiyle devirmesi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Kavuk Giydirmek:  

(d. esk.) Aldatmak, kandırmak. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kavukçu:  

(sf. esk.) Yalancı.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kavuklu:  

(Ort. O.) Orta oyunun Pişekar ile söz düellosuna giren, Orta oyununun en önemli tipi. Kavuklu, dilimli ve sarıklı bir kavuk, kırmızı çuhadan kaftan giyer. Eski adı Nekre'dir. Kavuklu'nun peşinde bir cüce ya da kambur bulunurdu. (bkz:: Nekre)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Kavuklu Arkası:  

(Kar. Ort. O.) Kavukluyu izleyen kişi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Kavun:  

(cucumis melo) Kabakgiller familyasından; vatanı Küçük Asya olan, sürüngen gövdeli, iri meyveli bir yıllık bir bitkidir. Yaprakları oldukça büyüktür ve yürek biçimindedir. Çiçekleri, yapraklarının koltuğundan çıkar. Meyvesi sulu ve güzel kokuludur. Faydası:: Sinirleri yatıştırır. Rahat bir uyku verir. Böbrekleri ve kanı temizler. Cilde temizlik verir. İdrar söktürür. Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesine yardım eder. Nikris ve romatizma şikayetlerinin hafiflemesini sağlar. Akciğer veremi ve kansızlıkta da faydalıdır. Kabızlığı giderir. Basur memelerinin şikayetlerini azaltır. Vücuda serinlik verir. Mide ve bağırsaklarda ülser veya iltihap olanlarla, şeker hastaları ve yüksek tansiyonlular yememelidir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Kavuşum:  

(t.i. ka.erk.) 1- Yeryuvarlağı bir uçta kalmak üzere yerin güneşin ve herhangi bir gezegenin bir doğru üzerine gelmeleri. 2- İçtima. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

Kaya:  

(t.i. erk.) 1- Büyük ve sert taş kütlesi. 2- Kayalık sarp dağ.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

kaya:  

ad 1. çok büyük taş kütlesi. 2. YERBİLİM TERİMİ ➽kayaç.(Konusu: , Kökeni: )

Kaya Balığı:  

Bilimsel Adı: Gobio gobio. Familyası: Sazangiller (Cyprinidae) familyasına ait sürü içinde yaşamayı seven bir tatlı su balığı türü. Yaklaşık 500 türü kapsayan kaya balıkları ailesinin Türkiye sularında yaşayan 31 türü vardır. En bilinenleri beyaz kaya balığı, sadece Ege’de bulunan sarı kaya balığı, kırmızı dudaklı kaya balığı, kömürcü kaya balığı, çizgili kaya balığı ve cüce kayabalığıdır. Ilıman ve sıcak denizlerin kıyı bölgelerinde ve dipte yaşayan kaya balıklarının ortalama uzunluğu 15-20 santimetreyi bulur. Ortalama ömürleri altı-sekiz yıldır. Akdeniz’de Mart-Eylül, Ege Denizi ile Karadeniz’de ise Nisan-Eylül aylarında ürer. Uzun üreme dönemi içinde 12-18 kez yumurtlarlar; yapışkan yumurtalarını midye kabukları veya taşları altına bırakır; üreme dönemindeki erkek bireylerde yuva koruma davranışı gözlenir. Yumurtası küçük ve armudidir. En çok görülen kaya balığı çeşitleri: Tekir Kayası, Saz Kayası, Hurma Kayası, Hortum Kayası, Kömürcü Kayası, Sarı Kaya. Kaya balığının Azman Kaya, Tokbakbaş Kaya gibi türleri de bulunuyor. Ancak bu türler genel itibariyle Kömürcü Kayası türünün alt türleridir.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )

Kaya Levreği (Granyöz):  

Bilimsel Adı: Argyrosomus regius. Familyası: sciaenidae ailesine ait bir balık türüdür. Diğer Adı: Ağzının içindeki sarı renk dolayısıyla "sarı ağız" ve "halili" olarak da adlandırılmaktadır. Eti beyazdır. Ekonomik değeri yüksek olan balık, derin suları sever ve etçil olarak beslenir. İlkbahar ortalarından ağustos ayına kadar süren bir üreme dönemine sahiptir. Avcı balıklar olup Hamsi ve Sardalya ile birçok kabuklu türünü tüketir.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )

Kayaalp:  

(t.i. erk.) Kaya gibi güçlü er.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Kayacan:  

(t.i. erk.) Canı kaya gibi güçlü.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

kayaç:  

YERBİLİM TERİMİ ad yerkabuğunun yapı gereci olan ve doğada büyük yer tutan, bir ya da birkaç mineralden oluşmuş kütle.(Konusu: , Kökeni: )

Kayaer:  

(t.i. erk.) Kaya gibi güçlü er.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Kayakoruğu:  

(kulakotu) Damkoruğugiller familyasından; tam ve etli yapraklı odunsu veya otsu bir bitkidir. Çiçekleri salkım biçimindedir. Yeşil kısmı acıdır. Faydası:: Yeşil kısımları zeytinyağı ile karıştırılıp, merhem yapılır. Cilt iltihaplarında, egzamada, nasır tedavisinde kullanılır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Kayalara Gelmek:  

(d.) Çok güç bir durumda olmak, olumsuz koşullarda bulunmak. Örn:: Nooldun be lombaki.. Kayalara geldin mi şimdi İşte böyle acı acı koyarım adama Döt lalesi. (Erdal Belenlioğlu - Latif Demirci, Haberci)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

kayalık:  

ad · sıfat kayaları çok olan (yer).(Konusu: , Kökeni: )

Kayan:  

(t.i. ka.erk.) 1- Akarsu sel. 2- Yassı, düz, kat kat oluşmuş taşlar. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

Kayansel:  

(t.i. erk.) (bkz:: Kayan)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Kayar Sahne:  

(Alm. Schiebebühne - Fr. scene coulissante - İng. sliding stage) İleri, geri ya da sağa ve sola, ray üstünde kaydırılabilen sahne.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Kayarlamak:  

(a.f. kayar, nalın, mıhlarını yenileme, türk. e.) Sövmek, küfretmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kayarto:  

(çing.i.) 1- Karagözcü argosunda Zenci karakterlere verilen ad. (Uğur Göktaş, Karagöz Terimleri Sözlüğü) 2- Herhangi biri özellikle dolandırıcılık vb. konularda cahil, saf kimse. Örn:: Bul. mangırı bol bir kayarto söğüş sayende biz de geçinelim. (Orhan Kemal, Devlet Kuşu) (bkz:: Hıyarto)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kayarto:  

(Ort. O.) Zenci cariye, halayık.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Kayarto:  

Çok yıpranmış, eskimiş veya gevşemiş (argo kullanım).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kaydını Görmek:  

(d. a. kayd, türk.) (Birisini) Öldürmek. Örn:: Civarın en büyük en eski kagir evidir, han gibi ben tanınmışım bikere yoksa kendim gider kaydını görürdüm. (Hulki Aktunç, Yanardöner)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kaydırak Pas:  

(Voleybol Ter.) Pasörden fileye yakın hücumcuya atılan bombeli pas. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Kaydırma Rayı:  

(Alm. Schiene - Fr. rails pour travelling - İng. raiLs) Kayar sahnenin, üzerinde hareket ettirildiği dişli ray.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Kaydırmaca:  

(i.) Bir tür uyuşturucu kullanma yöntemi, eroin ya da kokain kalaylı kağıt üzerine konulup alttan ısıtılır çıkan duman koklanıp çekilir. Örn:: -Kokaini nasıl kullanıyorsunuz? -Doğrudan burundan çekilir, sigara içine sarılıp esrar gibi çekilir, kaydırmaca yapılır -O da ne demek? (Erhan Akyıldız, Sahte Cennetin Tutsakları)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

kaygan:  

sıfat ıslak ya da düz olduğu için kolayca kayan ya da üzerinde kolayca kayılan (nesne).(Konusu: , Kökeni: )

kaygan yol:  

(T-8) Trafik Tehlike Uyarı İşareti: yol yüzeyinin kaygan olduğunu bildirir. kayganlığa buzlanma, yağmur ya da kar sebep olmuş olabilir. bu levha görüldüğünde hız azaltılmalı, söz konusu yolda sert fren yapılmamalıdır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

Kaygısız:  

(i.) Esrar. Örn:: Esrara da Kaygusuz adını takmışlardır. (Abdülbakİ Gölpınarlı, Tasavvuftan Dilimize Geçen Deyimler ve Atasözleri)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kaygun:  

(t.i. erk.) 1- Etkili, hüzünlü, dokunaklı. 2- Akdoğan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Kaygusuz:  

(bkz:: Kaygısız)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kayhan:  

(t.i. erk.) Sert, güçlü sesli okuyucu, kayayı bile delecek güçte sesi olan okuyucu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Kayı:  

(t.i. erk.) 1- Yağmur, sağanak, bora. 2- Oğuz boylarından Osmanlı hanedanının mensup olduğu boy. 3- Sağlam, güçlü, sert.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Kayıhan:  

(t.i. erk.) Güçlü hükümdar.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Kayık:  

(i. esk.) Hamamda giyilen nalın, takunya.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kayıkhane:  

(b.i) kayıkların çekilip bağlandığı, korunmalarını sağlayan üstü kapalı yer.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )

Kayınağacı:  

(akgürgen) Kayıngiller familyasından; kış aylarında yapraklarını döken güzel görünüşlü bir orman ağacıdır. Dalları salkım gibidir. Kabukları halka halkadır. Kabuk ve dallarının kuru distilasyonundan kayınağacı katranı elde edilir. Faydası:: Müzmin bronşit, verem tedavisinde kullanılır. Diş ağrısını keser. Kabuklarının suda kaynatılmasıyla elde edilen suyla yüz lekeleri, çiller giderilir. Kıllar temizlenir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Kayınbirader:  

Yanlış: Kayın Birader Doğru: Kayınbirader(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Kayıntı:  

(i.) 1- Yemek yiyecek. Örn:: Garsonlar kan ter içinde hala doymayan bu seçkin ve kalburüstü kalabalığa kayıntı taşıyor. (Süavi Süalp, Gene İyi Dayandık) 2- Esrar çektikten sonra duyulan açlığı bastırmak için yenen yiyecek. 3- Yemek yeme. Örn:: Kızın gözleri değil anasının cigarası bir bir de lokma biçimliydi. Bütün mesele kayıntı meselesi. (Orhan Kemal, Avare Yıllar) Örn:: Dürdane hanım sizinle birlikte bi kayıntı. Şey yani beraber bi yemek yesek diyorum. (Altan Erbulak - Orhan Alev, İki Üşütük)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kayıntı Geçmek:  

(d.) Yemek yemek, karnını doyurmak. Örn:: Şerefle Korna hemen Hicaz makamından bir kayıntı geçtiler. (Oğuz Aral, Utanmaz Adam) Kayıntı Çekmek, Kayıntı Etmek, Kayıntı Yapmak biçimlerinde de kutlanılır. Örn:: 0 halde burda açlığa talim et. Kaç gündür bir balık ekmek bile kayıntı etmedin. (Süavi Süalp, Nuriye Hanımın Saati) Örn:: Kayıntı yapmaya geldim sonra konuşuruz. (Muzaffer Buyrukçu, Büyük Oyundan Bir Parça)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

kayınvalide:  

bileşik · ad ➽kaynana.(Konusu: , Kökeni: )

Kayıp:  

(a.i. gayb, gaib, yitik'ten) Mahvolmuş, yok olmuş, ölü. Örn:: Benimle uğraşma, sen benimle uğraştın mı kayıpsın. (Muzaffer Buyrukçu, Onlar)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

kayıp:  

ad 1. ➽yitim,yitme. 2. sıfat · ad ➽yitik.(Konusu: , Kökeni: arapça)

Kayıp Aranıyor:  

Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Sait Faik ABASIYANIK Kitabın Konusu: Nevin adlı bir kadının mutluluğu, huzuru arayış çabası anlatılmaktadır. Kitabın Ana Fikri: İnsan hiç kimseye, hiç bir söze önem vermeden hakkında söylenenlere kafa tutarak dolaşmamalıdır. Bu ukalâlık ve kendini beğenmişliğin bir göstergesidir. Karakterler: Cemal, Nevin, Konsolos Vildan Bey, Özdemir, Biletçi Çocuk, Kamarot İrfan.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Kayıp Hedef:  

(Atıcılık Ter.) Atıştan sonra belirgin şekilde parçalanmayan, vurulmayan hedef. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Kayıpsın:  

(d. a. türk. e.) Neredesin, ne zamandır ortada yoksun anlamında kullanılır. T.iç.bk. Ayıpsın(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kayısı:  

(prunus armeniaca) Gülgillerden 4-6 metre boyunda bir çeşit meyve ağacıdır. Meyvesi cevizden büyük, derisi ince, açık turuncu renkte, eti sulu, tatlı ve güzel kokulu, tek ve sert çekirdeklidir. Şekerpare, şam, tokaloğlu, imrahor, muhittinbey, hacıkız, hasanbey, darende gibi çeşitleri vardır. Faydası:: Sinir zafiyetini giderir. Uyku verir. Beyin yorgunluğunu geçirir. İştah açar ve hazmı kolaylaştırır. Nekahat devresini kısaltır. Raşitizmde faydalıdır. Kansızlığı tedavi eder. Kabızlığı giderir. Yüz ve boyunlara tazelik ve güzellik verir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Kayış:  

(i.) Hırsızlık.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kayış Atmak:  

(d.) Kaytarmak, farkında değilmiş gibi yapıp üstünde durmamak, önem vermezmiş gibi yapmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kayış Balığı:  

Bilimsel Adı: Ophidion barbatum. Familyası: Deniz Balığı. Denizlerimizde seyrek rastlanan, 2-3 metreden 150 metreye kadar derinliklerde, üstü bitkilerle örtülü kumsal, çakıllı diplerde fazla göç etmeden yaşayan bir balıktır. Yumuşakçalar, kabuklular ve küçük balıklarla beslenir. Boyları maksimum 30 santimetre olabilir. Bahar-yaz sonu üreme yapıp 15-18,000 yumurta döker. Eti lezzetlidir.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )

WhatsApp