MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Saint Vincent ve Grenadinler:

Yönetim Şekli: İktidar Yapısı: XXXX İktidar Kaynağı: Anayasal Monarşi altında Parlamenter Demokrasi.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Kazım:  

(a.i. erk.) 1- Öfkesini yenen kimse. Hırsını dizginleyen. 2- Kinini yenen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Kazım Kartal:  

Kazım DİLCAN (d:1936; ö:2003)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

Kazıma Sirkaf:  

(d. türk. çing.) İskambil kağıdının Yumurta'sı kazınarak yapılan hile. Örn:: Kazıma sirkaf bugün demode olmuş gibidir. (Hulusi Kodaman, Zar-Kağıt Oyunları ve Hileleri) (bkz:: Sirkaf, Boyalı Sirkaf)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kazımak:  

(f.) 1- (Kumarda, alışverişte, dolandırıcılıkta) Birisinin bütün parasını son kuruşuna kadar almak. Örn:: Heriflerin hepsini kazıdım. Dinime İmanıma kim geldiyse temiz, kim geldiyse temiz. (Tarık Dursun K. Rıza Bey Aile Evi) 2- (Birisinin) Aklını çelmek için sürekli konuşmak, (birisini) laf kalabalığına getirmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kazınmak:  

(f.) Kazımak eylemine konu olmak. Örn:: Kazınmadan buradan çıkmak yok. Herkese metanlı viski dayan. (Süavi Süalp - İsmail Gülgeç, Kolombo Şakir)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kazma:  

(sf.i.) 1- Kaba saba, görgüsüz. (kimse) Örn:: Şu pırlanta gibi çocukluktan çıkara Çıkara şimdiki halimi bu kazmayı çıkardım asın. (Metin Üstündağ, Yeryüzü Tutanağı) 2- Benzin istasyonunda pompa elemanı.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kazmir:  

(Genellikle “kaşmir” ile karışır) Yumuşak, kaliteli yün veya bu yünden yapılan kumaş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kazolit:  

Hafif, gözenekli yapı malzemesi (yalıtım vb. amaçlarla kullanılır).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

KAZU:  

(kazu) Sayı, rakkam.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

KB:  

"Depolama alanının büyüklüğünü belirtmek için kullanılan ""Kilobyte"" teriminin kısaltmasıdır."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

KBPS:  

Dalga geçiş hızını ölçmek için kullanılan ölçüm birimine verilen addır ve bir saniye içerisinde gerçekleşen veri akış hızını temsil eder. Örneğin 1 Kbps, saniyede 1 KB (1024 byte) veri aktarımı yapılabileceği anlamına gelir.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

KEAGE:  

(keage) Yelpaze biçiminde gelişen.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

Kebabe:  

(hindistaneriği) Cava, Sumatra ve Borneo'da yetişen "piperaceae"nin kurumuş meyvesidir. Taze iken % 6-15 terementi ruhunun polimeri bir esans ve kübebik asidden mürekkep bir reçine ve kübebin denilen kristalize, lezzetsiz bir cevher ihtiva eder. Faydası:: Mide ve idraryolları hastalıklarında kullanılır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Kebabiye:  

(a.i. kebbe'bden) İçilip atılmış sigara, sigara izmariti. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Keban Barajı:  

Keban Barajı, Elâzığ ilinin Keban ilçesinde, Fırat Nehri üzerinde, 1965-1975 yılları arasında inşa edilmiş olan elektrik enerjisi üretimi amaçlı barajdır. Keban Baraj Gölü bu özellikleriyle Türkiye’nin Atatürk Barajı'nın gölünden sonra en büyük yapay gölüdür. Doğal göllerle bir arada sıralandığında Van Gölü, Tuz Gölü ve Atatürk Baraj Gölü'nün ardından 4. sırada yer almaktadır.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )

Kebap:  

(a.sf.) Rahat, kolay. (iş, edim, eylem)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kebe:  

Kalın keçeden yapılmış örtü veya giysi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kebere:  

Turşusu yapılan, küçük tomurcuklu bir bitki (kapari).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kebereotu:  

(kedi tırnağı) Bir çeşit çalıdır. Fransa'da ve ülkemizin Akdeniz bölgesinde yetişir. Yemişi nohuttan büyüktür. Turşusu yapılır. Kökünün kabukları kullanılır. Faydası:: İdrar söktürür, vücuda rahatlık verir. İştah açar. Skorbüt tedavisinde kullanılır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Kebir:  

(a.i. erk.) 1- Büyük, ulu azim. 2- Yaşça büyük yaşlı. 3- Çocukluktan çıkmış genç. 4- Allah'ın isimlerinden. Abdülkebir şeklinde kullanılmalıdır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Kebir:  

(el-Kebir) “Zatının ve sıfatlarının özü bilinemeyecek kadar ulu, yüce ve aşkın olan, kudret ve hükümranlığının sınırı olmayan, hiçbir şeye ihtiyaç duymayan ve yaratılmışlara benzemeyen.” anlamında Allah’ın Esmâ-i Hüsnâ'sından biri. Örn:: “(Allah) görüleni de görülmeyeni de bilendir, Kebir ve en yüce olandır.” (Kur’an-ı Kerim Rad suresi 13/9 ncu Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Kebire:  

(a.i. ka.) (bkz:: Kebir) (Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

kebire:  

1. Büyük günah. Örn:: “Kebirenin en büyükleri şunlardır: Allah’a ortak koşma, ana babaya isyan etme ve yalan yere tanıklık yapma.” (Hadis) 2- Yapılması Kur’an-ı Kerim ve sünnetle kesin olarak yasaklanan, yapanlara ahirette cehennem azabı vadedilen, dünyada da hukuki yaptırımlar gerektiren ve yapıldığında büyük kötülüklere sebep olan suç. Kebirenin neler olduğu konusunda âlimler farklı görüşler ortaya koymuşlardır. Bazı âlimler kebirenin sayısını yedi yüze kadar çıkarmışlardır. Her günah kendisinden küçük olana göre büyük, büyük olana göre de küçüktür. Günahlardan tövbe edilecek olursa, günahlar kebire olmaktan çıkar. Buna rağmen Hz. Peygamber yedi büyük kebireden kaçınmayı emretmiştir. Bu kebireler şunlardır: Allah’a ortak koşma, haksız yere adam öldürme, namuslu kadınlara ve erkeklere zina iftirasında bulunma, zina suçu işleme, savaştan kaçma, sihirbazlık yapma, yetimlerin malını yeme, anne babaya isyan etme, emredileni yapmama ve yasakları yapma. “Eğer siz yasaklanan kebireden kaçınırsanız küçük günahlarınızı bağışlar ve sizi cennete girdiririz.” (Kur'an-ı Kerim Nisa suresi 4/31 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Kebuter:  

(f.i. ka.) Güvercin.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Kebze:  

(bkz:: Keyif)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Keçe:  

(i.) 1- (Özellikle yasadışı ve toplumca ayıp sayılan İşlerde) Deneyimli, görmüş geçirmiş, feleğin çemberinden geçmiş kimse. 2- Hakarete, sövgüye, dayağa aldırmayan kimse.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Keçel Pehlivan:  

İran kukla oyununun baş oyuncusu. Kel Pehlivan'da denir. Özel bir giysisi yoktur. Başının dazlaklığı tek özelliğidir. Sofu gibi görünür. Bilgiçtir, üstelik bütün İranlılar gibi, az çok şair yanı vardır. Karagöz ile akrabalığı olduğu söylenir.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Keçelek Baz:  

(İsl. Tiy.) İran'da ilkel bir güldürü.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Keçelenmek:  

(f.) Keçe niteliği taşır olmak, alışmak. Keçeleşmek biçiminde de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Keçi:  

(sf.i.) 1- Edilgin eşcinsel. (erkek) Örn:: Böyle aşkın ızdırabını dedim yapıştım keçiye sardım teybe labunyayı biraz da geriye alıp dinlettim cümie aleme. (Ömer Pınar, Sohbet Babında) (bkz:: Erkeç) 2- Esrar. Örn:: Tiryakileri arasında bizde mal duman, nefes keyf, kaynar gubar, sarı kız dalga, paspal gonca, keçi hurda püf gibi argoya geçmiş türlü adları vardır. Gelibolulu Mustafa Ali - Orhan Şaik Gökyay, Ziyafet Sofraları)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

keçi:  

HAYVANBİLİM (ZOOLOJİ) TERİMİ ad 1. gevişgetirenlerden, yeryüzünün her yerinde eti, sütü, derisi ve kılı için yetiştirilen, memeli evcil hayvan. 2. bu hayvanın dişisi. 3. sıfat MEC. inatçı.(Konusu: , Kökeni: )

Keçi Kılıklılar:  

(Yun. Tragos: Keçi) Arion'un ditirambos korosu üyelerini keçi kılığına sokması üzerine, bu koroya verilen ad. Tragedya adı buradan gelir: Tragos + ede. (bkz:: Ode)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Keçi sedefotu:  

(keçisedefi) Baklagiller familyasından; Haziran - Ağustos ayları arasında açık mor renkli çiçekler açan 50 - 100 cm boyunda çok yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları koyu yeşildir. Çiçekleri gövde ve dalların ucunda salkımlar şeklindedir. Meyvesi; esmer kırmızımtırak renkli, tüysüz ve çok tohumludur. Toprak üstündeki kısımların içeriğinde "tanem" ve "galegin" adlı alkoloid ve acı maddeler vardır. Bitkinin tamamı toplanıp, kurutulur. Faydası:: Anne sütünü artırır. Az miktarda verildiği takdirde kandaki şeker miktarını düşürür. Fazla kullanmamak gerekir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Keçiboynuzu:  

(harnup) Baklagiller familyasından; Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz havzasında yetişen 6-10 metre boyunda, kışın yaprak dökmeyen bir ağaç ve onun meyvesidir. Çiçekleri yeşilimtıraktır. Meyvesi 10-20 cm boyunda, yassı, etli, açılmayan ve koyu renklidir. çeriğinde yağ, sakkaroz, glikoz, selüloz ve azotlu bileşikler vardır. Çiğ yendiği gibi reçel ve likör de yapılır. Faydası:: Mide ve bağırsak hastalıklarına faydalıdır. Göğsü yumuşatır, balgam söker ve bronşları boşaltır. İshali keser. Sigara tiryakileri için faydalıdır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Keçileri Koyunlardan Ayırmak:  

Tiyatrocuların kullandığı bir deyimdir. Beceriklileri beceriksizlerden ayırmak anlamına gelir.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Keçili:  

(i. esk.) Kağıt 100 liralık, 100 liralık banknot. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kedi:  

Miyav(Konusu: Hayvan Sesleri, Kökeni: )

kedi:  

HAYVANBİLİM (ZOOLOJİ) TERİMİ ad 1. kedigillerden, köpekdişleri çok gelişmiş, kasları güçlü, çok çevik, yabanıl türleri de bulunan, evcil, küçük, memeli bir hayvan. 2. kediye benzeyen. 3. MEC. uysal ve sokulgan (kimse). 4. yaşı çok küçük. 5. olanakları, gücü sınırlı, güçsüz, varlıksız bir kimsedir, yapacağı iş, vereceği şey büyük olamaz. 6. insan, yolsuz olduğunu bildiği bir işi yaparken kendisini mazur göstermek için bahane uydurur. 7. kötülük yapan kişi bunun gerekçesini kolayca bulur.(Konusu: , Kökeni: )

Kedi Balığı:  

Bilimsel Adı: Scyliorhinus canicula. Familyası: Deniz balığı. Köpekbalığı ailesindendir. Sıcak ve ılıman denizlerin 3 metreden 1000 metreye varan derinliklerinde fazla göç etmeden yaşar. Kabuklular, omurgasızlar ve balıklarla beslenir. Boyları ortalama 80-150 santimetre olur. Kuşlar gibi çiftleşip yumurtlayarak ürer. Bahar aylarında yumurtalarını bir torba içinde kayalıklar arasına bırakır. Bir mevsimde birkaç kez yumurtlayabilir. Kuluçka süresi 15 gündür. Eti lezzetli olup yenilebilir. Aynca sportif avcılığı da yapılır.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )

Kediayağı:  

(antennaria diocia) Bileşikgiller familyasından; Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgesinde yetişen, beyazımsı ve yumuşak sık tüylü bir bitkidir. Çim ve çalılar arasında bulunur. Çiçekleri kullanılır. Faydası:: Öksürüğü keser. Göğsü yumuşatır ve balgam söktürür. Bronşit ve safra kesesi hastalıklarında kullanılır. İdrar söktürür.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Kedici:  

(bkz:: Kedicilik)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kedicilik:  

(i.) Kedici hırsızın eylemi, işi balkona, pencereye asılmış halı, örtü vb.yi kedi fırlatarak düşürüp çalma.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kedinanesi:  

(yabani sümbül) Ballıbabagiller familyasından; kırlarda yetişen beyaz ve pempemsi çiçekli bir bitkidir. İstanbul ve İç Anadolu bölgesinde görülür. Kediler çok sever. Faydası:: Hazım sistemini düzeltir. Hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazlarını söktürür. Karın ağrılarını giderir. Astım grip ve bronşitin sebep olduğu nefes darlığını geçirir. İdrar söktürür. Bağırsak solucanlarını düşürür. Ağrılı aybaşı kanamalarında faydalıdır. İktidarsızlığı giderir. Sinirleri yatıştırır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Kediotu:  

(valeriana) İkiçenekliler sınıfının, kediotugiller familyasından; kökü az etli, çok yıllık bir otsu bitkidir. Boylarına göre iki gruba ayrılır. Bir kısmının boyu 5-50 santimetre kadardır. Diğerleri ise, 2 metreyi bulabilirler. En yaygın türü tıbbi kediotudur. Yurdumuzda büyük yapraklı kediotu, küçük kediotu ve dağ kediotu gibi türleri vardır. Tıbbi kediotu: Avrupa ve Kuzey Asya'da yabani olarak yetişir. Öneminden ötürü kültür bitkisi olarak da yetiştirilir. 1-1,5 metre yükseklikte çok yıllık bir kediotu türüdür. Gövdesinin içi boştur. Yarprakları karşılıklı olarak dizilmiştir. Sapları kısa, kenarları dişlidir. Çiçekleri büyük, beyaz veya pembe renklidir. Meyveleri küçük ve tüylüdür. Rizom ve köklerinde nişasta, şeker, reçine, chatin, valerin ve uçucu bir yağ vardır. Kökü tazeyken kokusuzdur. Kuruduğu zaman keskin fena bir kokusu vardır. Faydası:: Sinirleri telkin eder. Nevrasteni ve isteride faydalıdır. Ateş düşürür, spazm çözer. Sinirsel baş ağrılarını, sinirsel çarpıntıları teskin eder. Tıbbi kediotunun kökünden elde edilen kediotu esansı isteri, kore ve epilepside kullanılır. Baş dönmesi, taşıt tutması ve heyecanlanma hallerinde kullanılır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

kefaet:  

1- Eşitlik, denklik, benzerlik, yeterlilik, küfüv. 2. Evlenecek olan kadın ile erkek arasında dinî, ahlaki, ekonomik ve sosyal bakımdan olması gereken yakınlık ve denklik. Ailede mutluluğun oluşumunda ve devamında kefaet önemli bir etkendir. Kur'an-ı Kerim özellikle, dinî ve ahlaki kefaet üzerinde durmuştur. Hz. Peygamber de Kur’an-ı Kerim’deki emirleri açıklar mahiyette şöyle söylemiştir: Örn:: “Bir kadınla dört şey sebebiyle evlilik yapılabilir. Soyu, malı, güzelliği ve dini için. Siz bunlardan dini ve ahlakı güzel olanı seçin ki mutlu olun.” “Ey Ali! Üç şeyi erteleme: Vakti girdiğinde namazı, hazır olduğunda cenazeyi defnetmeyi ve kefaet sahibi birini bulduğunda kızı evlendirmeyi.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Kefal:  

Bilimsel Adı: Mugil cephalus. Familyası: Deniz Balığı. Diğer Adı: Avrita, Topan, Topbaş, Koklan balığı. Orijinal adı Dubar olan balığa yunanca Kefalos adı verilmesindeki sebep, bol bulunduğu adalardaki kefalos koyundan gelir. Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz’de sürüler halinde yaşar. Denizlerimizde 6 türü yaşıyor: Has Kefal, Altınbaş Kefal, Dudaklı Kefal, Mavri Kefal, Sivriburun Kefal, Rus Kefali. Ortalama ömrü ise 15 yıldır. Çok zeki, güçlü ve çevik bir balık olan kefal avı çok zahmetlidir. Oltaya çok zor atlar. En verimli avı, serpme ağla yapılır. Haziran-Eylül döneminde ürerler. Bir defada 3.500-7.000 adet arasında yumurta verirler. 4-5 günlük kuluçka süresinden sonra larvaları yumurtadan çıkar. Kış aylarında beyaz ve lezzetli etiyle sofraların vazgeçilmezidir. Likorinoz denilen tütsülüsü de çok makbuldur. Bir kefal türü olan Has Kefal'in kurutulmuş yumurtaları çok aranan bir deniz ürünü, bir mezedir. HANGİ AYDA YENİR: Ocak, Şubat, Mart, kefalin lezzetli olduğu dönemlerdir. (Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )

Kefal:  

(yun.i. kephalos, baş, kafa'dan) 1- Sonuna kadar içilmeden atılmış sigara, büyük sigara izmariti. Örn:: Kefale bak kefale diye geçirdi. Cigarasızlıktan da geberiyorum. Onu oradan almalı ama nasıl? (Orhan Kemal, Suçlu) 2- (Öğrenci İçin) Geçer not, zayıftan yüksek not. 3- Erkeklik organı, penis. 4- Bir yalanı hemen ciddiye alan, heyecanlanıp olay varmış gibi konuşmaya dalan kimse. Eşanl. Sazan.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kefal:  

Genellikle denizlerde yaşayan, sürü hâlinde gezen bir balık türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kefal Tutmak:  

(d. yun. türk.) 1- Büyücek bir sigara izmariti bulmak. 2- (Öğrenci) Sınavda, sınıf bitirmede (beklemediği halde) geçer not almak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

kefalet:  

1- Bir şeyi bir şeye ekleme, katma, bitiştirme. 2- Birinin bakım ve gözetim sorumluluğunu üstlenme. Örn:: “Ben ve yetimin kefaletini üstlenen kimse cennette yan yanayız.” (Hadis) 3- Bir hakkın güvenceye bağlanması amacıyla bir kimsenin asıl borçluya kefil olması, alacaklı karşısında borçlunun sorumluluğunu üstlenmesi.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Kefalgiller:  

Kefal balıklarını kapsayan balık familyası.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kefaller:  

Kefal balığının çoğulu; deniz ve tatlı sularda yaşayan balık türleri grubu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

kefaret:  

1- Yerine getirilmeyen bir ibadeti, işlenen bir günahı veya yapılan bir hatayı telafi etmek umuduyla kesilen kurban, verilen sadaka veya tutulan oruç. 2- Dinin koymuş olduğu yasakları çiğnemek suretiyle veya yanlışlıkla ya da bir zorunluluk sonucu işlenen bir günahın bağışlanması için yerine getirilmesi gereken mali veya bedenî ibadet. Örn:: “Allah, sizi kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerden ötürü sorumlu tutmaz. Fakat bilerek yaptığınız yeminlerden ötürü sorumlu kılar. Bu yemini bozmanın kefareti ailenize yedirdiğinizin orta derecesinden (yemeği) on fakire yedirip doyurmak, yahut onları giydirmek, ya da bir köleyi hürriyete kavuşturmaktır. Bunu bulamayan kimse üç gün oruç tutsun. İşte yemin ettiğiniz zaman yeminlerinizi bozmanın kefareti budur. Yeminlerinizi yerine getirin. Allah şükredesiniz diye ayetlerini size böyle açıklıyor.” (Kur'an-ı Kerim Maide suresi 5/89 ncu Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

kefaretihac:  

Hac için ihrama giren kişinin bazı yasakları çiğnemesi durumunda işlemiş olduğu suça karşılık kurban, oruç ve sadaka türünden ödemesi gereken ceza.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

kefaretisavm:  

Ramazan orucunu bilerek bozan kimsenin bir köleyi özgürlüğüne kavuşturması, buna gücü yetmezse altmış gün peş peşe oruç tutması, bu da mümkün değilse altmış fakiri doyurması biçiminde yerine getirmesi gereken ceza.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

kefaretiyemin:  

Allah adına yemin edip de yeminini bozan bir kimsenin on fakire sabahlı akşamlı yemek yedirmesi veya elbise giydirmesi ya da bir köleyi özgürlüğüne kavuşturması, buna da gücü yetmiyorsa üç gün peş peşe oruç tutması biçiminde yerine getirmesi gereken ceza.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Kefen:  

(a.sf.i.) 1- (Futbolda) Kolay, beleş. (gol) 2- (i.) Kağıt para. 3- Başkalarından yararlanmayı (örneğin sigara almayı) alışkanlık edinmiş. (kimse)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

kefen:  

Ölen kimselerin yıkanıp kurulandıktan sonra gömülmek için sarıldıkları beyaz bez. Cenazenin kefenlenmesi farzıkifayedir. Yapılmadığı zaman bütün Müslümanlar sorumlu sayılır. Erkeklerin kefeni üç, kadınlarınki ise beş parçadan oluşur. Savaşlarda şehit olanlar kefenlenmeden elbiseleriyle gömülür. “Din kardeşinizi kefenlediğinizde kefenleme işini güzel yapınız.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Keffaret:  

(a.i. ka.) 1- Günahı örten anlamına gelir. 2- Günahların ödenmesi gereken bedeli.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

kefil:  

(bkz:: kefalet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Kefir:  

Sütün özel maya ve bakterilerle fermente edilmesiyle elde edilen, probiyotik açısından zengin içecek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

kehanet:  

(bkz:: kâhin)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Kehf Suresi:  

(a.i. سورة الكهف) kehf sûresi; adını içinde söz konusu edilen ve "mağara arkadaşları" demek olan " ashâb-ı kehf"den almıştır. kur'an-ı kerim'de 18 nci sure, 15 nci cüz, 292 nci sayfadadır. 110 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 69 ncu sıradadır. gaşiye suresi'nden sonra, nahl suresi'nden önce mekke döneminde inmiştir. ancak, 28. âyetin medine'de nâzil olduğu rivayeti de vardır. surede, inançları sebebiyle öldürülmekten kurtulmak için bir mağaraya sığınan ve ashab-ı kehf (mağara arkadaşları) olarak isimlendirilen Romalı gençlerin yaşamı; Mmsa'nın yaşadığı olaylar; zülkarneyn ve yecüc ve mecüc konuları anlatılır.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)

Kehf suresi:  

Kur'an-ı Kerim’in on sekizinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Yüz on ayettir. Ashabıkehf diye bilinen mağaradaki gençlerin inançlarını koruma uğruna verdikleri mücadeleden bahsettiği için sureye bu ad verilmiştir. Surede, insanlar iman etmeye ve salih amel işlemeye teşvik edilir. Allah’ın göndermiş olduğu Kur’an-ı Kerim’de herhangi bir yanlışlık ve çelişkinin olmadığı bildirilir. Her türlü putperestlik ve şirk reddedilir. Yahudi ve Hristiyan düşüncesindeki Allah’a çocuk isnat etme anlayışı kınanır. Hz. Peygamber’in, İslam’a davet yöntemi övülür ve müşriklerin yalanlamalarına karşı Hz. Peygamber teselli edilir. Surede, putperest bir kavim içinde Allah’ın varlığına ve birliğine inanan, inançlarını açıkça dile getiren, daha sonra da siyasi yetkililerin kendilerini öldürmekten veya dinlerinden döndürmelerinden endişe eden gençlerin iman mücadelesine yer verilir. Zorba yöneticilerin işkencesinden kurtulmak ve inançlarını korumak için gençlerin mağaraya gizlenmeleri anlatılır. Bu gençlerin mağarada Allah tarafından yüzlerce sene uyutulması ve sonra da uyandırılmasıyla ölümden sonra dirilme arasında ilgi kurulur. Mağaradaki genç yiğitler övülerek insanların inançlarını koruma uğrunda gayretli olmaları teşvik edilir. Surede, zaman zaman dünya ve ahiret karşılaştırması yapılır. İnsanın, Allah’ın rızasını tercih edip ahiret için hazırlık yapması öğütlenir. Allah’ın kendilerine nimetler verdiği iki insan tipi karşılaştırılır. Bunlardan, malı ve çocuklarının çokluğu ile övünen, ürününden fakirlere pay ayırmayan ve yaratılış amacını unutan kişinin mal ve mülkünün yok oluşuna işaret edilir. Malının ve mülkünün zekâtını veren, fakirleri gözeten diğer kişi ise örnek olarak gösterilir. Surede, ağırlıklı olarak Musa Peygamber ile “salih bir kul” arasındaki arkadaşlık ilişkisine de değinilmiştir. Tefsirciler, bu salih kulun Hızır olduğunu söylemişlerdir. Kıssaya göre Musa Peygamber, Hızır’ın ilminden yararlanmak için ona arkadaşlık teklif etmiş, o da yapacağı şeylerin iç yüzünü sormaması şartıyla kabul etmiştir. Fakat Musa Peygamber dayanamayıp her seferinde kendisine ters gelen olayların iç yüzünü sorunca Hızır beraberliklerine son vermiş ve Hz. Musa’nın kavrayamadığı olayların iç yüzünü anlatmıştır. Surede, Zülkarneyn kıssasına da yer verilir. Onun doğuya ve batıya yapmış olduğu seferlere ve gitmiş olduğu yerlerdeki insanları uyarması anlatılır. Zülkarneyn’in bazı insanları diğerlerinin şerrinden korumak amacıyla yapmış olduğu setten bahsedilir. Surede, inkârcıların yapmış oldukları amellerin boşa gidip ahiretteki uğrayacakları azap üzerinde durulur. Müminlere ise Allah’ın hazırlamış olduğu Firdevs Cennetinin tasviri yapılır. İlmin ve hikmetin önemi üzerinde durulur. Allah’ın ilminin sonsuzluğu vurgulanır. Allah’a kavuşup onun katında güzel bir yer edinebilmek için iman etmenin ve salih amelde bulunmanın önemini belirten ayetle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

KEI:  

(kei) Sistem, eğitim metodu, branş.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

KEIKOKU:  

(keikoku) Faullu davranışa cezai uygulama.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

Kek:  

(ing.sf.i. cake'ten) 1- Aptal, bön. (kimse) Örn:: Bana Arap Kadri derler. Adamı paspas gibim ezerim ulan kek Tarzan.. (Haşan Kaçan - Latif Demirci, Tarzan) 2- Taşralı, köylü. (bkz:: Keko) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kek:  

Fırında pişirilen, un, şeker ve yumurtayla yapılan tatlı yiyecek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

kekelemek:  

nesnesiz (nesne almayan) eylem 1. damak sesleriyle başlayan sözcüklerin ilk hecelerini yineleye yineleye güçlükle konuşmak. 2. MEC. korku, coşku gibi bir nedenle, ne söyleyeceğini şaşırıp sözcükleri birbirine karıştırmak.(Konusu: , Kökeni: )

Kekeme:  

(Kar.) Karagöz oyununda kekeleyerek konuşan tip.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Kekemelik:  

(Alm. Stottern) Fizyolojik bir kusurdan ya da sinir merkezindeki bir bozukluktan ileri gelen söyleyiş (diksiyon) kusuru.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Kekez:  

(sf.i.) Edilgin eşcinsel. (erkek) Örn:: Senün ey köhne kekez hattı-ı siyahun gelicek, Yüzüne kara sürüb eyledi teşhir felek. (Nevizade, Atai Hezliyat)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kekik:  

(thymus) İkiçenekliler sınıfının, ballıbabagiller familyasından; odunsu saplı, karşılıklı küçük yapraklı, sürüngen, çok yıllık timol kokulu alçak bir bitkidir. İçeriğinde thymol vardır. Güney Amerika'da yetişen thymus vulgaris türünden hafif sarı renkli uçucu kekikyağı elde edilir. İçeriğinde timol ve karvakrol vardır. Midevi, idrar söktürücü ve antiseptik olarak kullanılır. Yurdumuzda yabani kekik ve başlı kekik çok miktarda yetişir. Ancak mercanköşk türlerinin çoğu da kekik yerine kullanılmaktadır. Faydası:: Bedeni kuvvetlendirir. Hazmı kolaylaştırır. İştahsızlığı giderir. Sinirleri kuvvetlendirir. Kalp çarpıntılarını keser. Yemeklerin bozulmasını önler. Bağırsak iltihabını iyileştirir. Salgı bezlerinin düzenli çalışmasını sağlar. İdrar söktürür. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardım eder. Böbreklerde ve mesanedeki mikropları öldürür. Cinsel isteği kamçılar. Tansiyonu geçici olarak yükseltir. Hastalıklara karşı direnme gücünü artırır. Çocuklarda görülen kansızlığı giderir. Kan dolaşımını düzenler. Müzmin öksürük, astım, bronşit ve iltihaplı zatülcenp'e faydalıdır. Grip, beyin nezlesi ve anjinde şikayetlerin azalmasına yardımcıdır. Kekik suyu ile banyo romatizma ağrılarını dindirir. Kandaki şeker miktarını azaltır. Hamileler ve guatrı olanlar kullanmamalıdır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Keklemek:  

(f. İng türk.) Aldatmak, kandırmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Keklik:  

(i.) 1- Toy ve güzel genç kız, genç kadın. Örn:: Üç kadın patron yeni keklikler bulmak üzere arada bir İstanbul'a gelip dönerlerdi. (Kayhan Sağlamer, Türk Mafiası) 2- (Dolandırıcı, kumarbaz, fahişe vb. için) Bilgisiz, deneyimsiz, saf kimse. Örn:: Nermin Abla- Bir keklik düşmüş. Paralı. Su gibi içiyor. Ama biraz dertli. İstersen bir dene. (Güner Sümer, Bozuk Düzen)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Keko:  

(sf.i.) 1- Aptal, bön. Örn:: -Yaşa lan Keko demokrasi var desene. Siz sizseniz ben de ben desene. (Orhan Kemal, Saka) 2- Taşralı, köylü, kent yaşamına alışamamış. (kimse) (bkz:: Kek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

KEKOMI:  

(kekomi) Direkt.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

Kel Alaka:  

(d. fr. quei, ne, hangi, a. alaka) Ne ilgisi var? ne münasebeti var? anlamlarında kullanılır. (bkz:: Alakaya Çay Demlemek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kel Mahmut:  

Rıfat Ilgaz'ın yazdığı Hababam Sınıfı kitabındaki ana karakter. Kel Mahmut, Mahmut Hoca ya da Mahmut Alnıgeniş, Rıfat Ilgaz tarafından yazılmış olan Hababam Sınıfı romanlarında , oyunlarında ve bu eserlerden uyarlanan filmlerde sınıfın bulunduğu okulun, yaşlı disiplinli ama aynı zamanda iyi kalpli müdür muavini ve tarih öğretmenidir. Okulun paragöz ve öğrenci düşmanı müdürüne karşı öğrencileri korumaya çalışır. Rıfat Ilgaz karakteri kendi ortaokul öğretmeni Nihat Dicle'den esinlenerek yaratmıştır.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

kelam:  

1- Söz. Örn:: “İnsan, kendine göre hiçbir sakıncasının olmadığına inandığı bir kelam eder, bu kelam sebebiyle doğu ile batı arası kadar Allah’ın rahmetinden uzaklaşır.” (Hadis) 2- Söz söyleme. Örn:: “Selam kelamdan öncedir.” (Hadis) 3- “Dilediği varlıkla kendine özgü bir biçimde konuşması.” anlamında Allah’ın ezelî sıfatlarından biri. Allah’ın peygamberlerine vahiy göndermesi ve ilham etmesi onun kelam sıfatının gereğidir. Allah’ın bazı peygamberlerle konuştuğunu Kur'an-ı Kerim haber vermektedir. Onun konuşması insanların konuşması gibi harf ve ses aracılığıyla olmayıp kendine özgüdür(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

kelam ilmi:  

1- İslam dininin inanç esaslarını konu edinen ilim. 2. Allah’ın zatından, sıfatlarından, isimlerinden, fiillerinden, başlangıç ve sonuç itibariyle tüm yaratılmışların durumlarından İslam dininin kurallarına göre bahseden ilim. 3- İslam inanç esaslarını dışardan gelen saldırılara karşı savunmayı ve onların İslam dinini bozmak için yapmış oldukları saldırılara karşı İslam’ı korumayı amaç edinen ilim.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Kelam Sallamak:  

(d. a. kelam, türk.) 1- Anlamlı, güzel bir söz söylemek. 2- Çoğunluğun bildiği bir sözü olur olmaz kullanmak. 3- Anlamsız saçma sapan bir sözü akıllıca bir şeymiş gibi söylemek. (Bu son anlamında Kelam Sıçmak biçiminde de kullanılır.) (bkz:: Hikmet Sıçmak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kelami:  

(a.i. erk.) Söze ilişkin, sözle ilgili.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Kelav:  

(çing.i.) Orospu, fahişe. Örn:: Kelavlar, kevaşeler, dans pistinde kırmızı eteklerini uçurup. (Metin Kaçan, Ağır Roman) Örn:: Eşcinsellerin konuşmalarını anlamak için öğreniyordu. Kendi aralarında kelav dedikleri fuhuş yapan eşcinsellerin. (Ümit Oğuztan, Kraliçe Sisi)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kelebeğe Bağlamak:  

(d. fars. kalek'den, türk.) 1- Daha doğru bir tutum uygulamak varken riske girmek. 2- İşlemekte olan bir düzeni yok yere bozup riske atmak. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kelebek:  

(t.i. ka.) 1- Vücudu kanatlan ince pullarla ve türlü renklerle örtülü, dört kanatlı, çok sayıda türü olan böcek. 2- Narin, ince kadın.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Kelebek:  

(Yüzme Ter.) İki kolun aynı anda suya atılıp su içinde kırılarak geri çekildiği, vücudun kıvrılma hareketi oluşturarak suda kaydığı yüzme tekniği. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

kelebek:  

ad 1. HAYVANBİLİM (ZOOLOJİ) TERİMİ pulkanatlılardan, yaklaşık yüz yetmiş bin türü bulunan, gövdesi ve kanatları ince pullarla, türlü renklerle örtülü, dört kanatlı böceklere verilen ortak ad. 2. gevişgetiren hayvanların karaciğerlerine yerleşerek genellikle öd yollarını tıkayan bir cins asalak kurtçuk ve bu asalağın yol açtığı hastalık. 3. çile durumundaki ipliklerin elle sarıldığı çıkrık. 4. vida, somun gibi şeylerin kolay çevrilmesine yarayan kelebek biçimindeki bölümü. 5. sıfat kelebek biçiminde olan. 6. ad HALK AĞZINDAN oltanın misina sarılan ağaç yeri.(Konusu: , Kökeni: )

Kelebekçi:  

(i.) Otomobil soyan kimse, otomobil faresi. (Özellikle kelebek camından yararlanarak otoya giren soyguncu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Keleğe Gelmek:  

(d. fars. türk.) (Birisinin) Uygunsuz bir davranışından olumsuz etkilenmek. Hileye aldanmak oyuna kanmak. Örn:: Konsomasyon var di mi oğlum Rıza?.. Keleğe gelmiyelim. (Tuncer Erdem, Tufaya Gelenler)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kelek:  

(fars.sf.i.) 1- Aptal, budala. (kimse) Örn:: Amma keleksin be Melek. Herhalde geceyi senin koynunda geçirecek değiliz. (Ferhan Şensoy:, Kazancı Yokuşu) Örn: Ulan kelek ne bu karnenin hali. Bi de utanmadan gösteriyo. (Latif Demirci, The Selamın Aleykum) 2- (Kumarda) Saf, toy hileden anlamayan oyuncu. Örn:: İşte o yıllarda daha çok kelek yerine konuldum diyebilirim. (Celalettin Çetin, Kumarbazlar Arasında) 3- (Belirli bir yasadışı çevrede) Ortama yabancı kendisine değer verilmeyen. (kimse) Örn:: Kelek adam olmamak İçin esrara başlayan genç daha sonra eroinin tuzağına düşmüş. (Erhan Akyıldız, Sahte Cennetin Tutsakları) 4- Uygunsuz, hilekarca. (davranış): Bize kelek bi numara yapmadın ya Tarzan?.. (Tekin Aral - Latif Demirci, Tarzan) 5- i. Kötü davranış, uygunsuzluk, dalavere. Aslanım biraz dedim çıktım tenteden bülyo musun maksat bi kelek olmasın.. (Hulki Aktunç, Madi Hayat in the Dark) Örn:: Bir sürü arkadaşım vardı. Hiçbirinden kelek falan görmedim. (Arda Uskan, Kibariye)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kelek Atmak:  

(bkz:: Kelek Yapmak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kelek Ayak:  

(d. fars. türk.) Uygunsuz davranış, kötü tutum, hile, dalavere. Örn:: bakarım adamın kelek ayağı var yan çizerim. (Ahmet Çakal, Serseriler Arasında)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kelek Yapmak:  

(d. fars. türk.) Uygunsuz davranışta bulunmak, kazık atmak, (birisine) beklemediği bir anda hile, dalavere yapıp zarara sokmak. Örn:: Mehtap birazcık şehla olan bakışlarını şoförün ensesinde gezdirerek, Ona göre hesap tut dedi. Arabana iki karı attın diye kelek yapmaya kalkma. (Süavi Süalp, Gene İyi Dayandık) Örn:: İcabında arkadaşsınız. Kelek yaptı be. (Ahmet Çakal, Serseriler Arasında) Örn:: Hani çok ayile terbiyesi gördüm hesapta. Bana kelek yapmıyacak çok güzel zengin kızlarla arkadaşlık filan yapmak istiyorum. (Haşan Kaçan, Hasanın Saksısı) Kelek Atmak diye de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Keleklik:  

(fars.i. türk.) 1- Kelek niteliği durumu, keleğe özgü davranış. 2- Uygunsuzluk. Örn:: Huop Zarbolar ufukta Bi keleklik olmasın.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kelepçe:  

(Alm. Versteifungstück - Fr. levier - İng. toggle) Bir tahta parçasını başka bir tahta parçasına sağlamca eklemede kullanılan demir kelepçe.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Keler:  

Bilimsel Adı: Squatina sguatina. Familyası: Deniz balığı. Köpekbalığı ailesindendir. Sıcak ve ılıman denizlerin 5-100 metre derinlerinde sahil yakınlarında veya 70-400 metre açıklarında kumlu çamurlu alanlarda fazla göç etmeden yaşar. Boyu 2 metreye ulaşabilir. Büyük ağzıyla dipteki ölü veya diri balıkları, omurgasızlarla sürü halindeki balıkları yutarcasına yiyerek beslenir. Bahar sonu yaz aylarında dişiler gruplar oluşturarak sahillere yakınlarda döllenir. 18-20 ay sonra tek başlarına 10-18 arası canlı yavru doğurur. Yüzgeçlerinin eti yenebilir karaciğerinden yağ ve vitamin elde edilir.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )

Keleş:  

(Rus tasarımcı Mihail Kalaşnikov'un adından b.i.) Otomatik tüfek AK-47. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kelim:  

(a.i. erk.) 1- Söz söyleyen, konuşan. 2- Kelimullah: Tur'u Sina'da Cenab-ı Hakla konuşmasıyla Hz. Musa'ya verilen unvan. 3- Sure-i Kelim: Taha suresi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Kelime:  

(a.i. ka.) (bkz:: Kelim)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

WhatsApp