Haydi Öğrenelim!
Özok:
(t.i. erk.) Özü ok gibi güçlü olan.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Keşanlı Ali Destanı:
Kitabın Türü: Tiyatro Kitabın Yazarı: Haldun TANER Kitabın Konusu: İşlemediği bir suç yüzünden hapishaneye atılan bir delikanlının başından geçen olaylardır. Kitabın Ana Fikri: Kitap bize, kendi kişiliğimizin dışında başka bir kişiliğe bürünmememizi ve daima dürüst, namuslu olmamızı anlatmak istiyor. Karakterler: Ali, Zilha, Cafer, Selim.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
keşf:
1- Perdeyi ve örtüyü kaldırma, bir şeyi açığa çıkarma. 2- Kalp gözüyle görme. 3- Tasavvufta, aklın ve duyuların yetersiz kaldığı kabul edilen konularda ilham yoluyla bilgi edinme.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Keşfi Bey:
Recaizade Mahmut Ekrem'in yazdığı Araba Sevdası kitabının ana karakteri. Bihruz’un daireden arkadaşıdır. Sürekli olarak yalan söyler, yalanlarıyla Bihruz'u kandırır.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )
Keşif:
(a.i. erk.) Açma, meydana çıkarma.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
keşiş:
1. Hristiyanların âlim, zahit ve ileri gelen din adamı, kıssis. Örn:: “İman edenlere düşmanlıkta en ileri gidenlerin Yahudiler ve müşriklerin olduğunu görürsün. Müminlere sevgice en yakın olanların ise (Peygambere gelerek görüşmelerde bulunan, onun peygamberliğini takdir eden ve) ‘Biz Nasranileriz.’ diyenler olduğunu görürsün. Çünkü onların içinde büyüklük taslamayan keşişler ve ruhbanlar vardır.” (Kur’an-ı Kerim Maide suresi 5/82 nci Ayet) 2- Hristiyanlık’ta bir tarikata bağlı olarak hiç evlenmeden yaşayan din adamı veya papaz. 3- Bazı dinlerde ıssız bir yerde tek başına veya manastırlarda toplu hâlde mistik bir hayat süren, dünyadan elini eteğini çekmiş kimse.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Keşişhane:
(b.i) Keşişlerin yaşadığı yer, manastır.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )
Keşkek Aleyhisselam:
(d. türk. ar.) Salak, hödük. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Keşlemek:
(f.) Oralı olmamak, aldırmamak, önem vermemek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Keşsavak:
(i.) Saf, çapkın, toy, zampara.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Keşten Gelmek:
(d.) Aldırış etmemek, önem vermemek. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Ketal:
Organik kimyada, ketonlardan türeyen bir bileşik türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Ketçap:
Domates bazlı sos.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Keten Tohumu:
d. (d. a. kettan'dan, fars. tuhm'dan, türk. e.) Önemsiz, değersiz kimse, aptal anlamlarında kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Ketenpere:
(i.) 1- Dolandırıcılık. 2- Hile, Tuzak. Örn:: Ayağımızla tuzağa düşmüşüz. Şimdi tam ketenperedeyiz demek ki. (Cahit Kayra, Bodrum Üzerine Çeşitlemeler)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Ketenpereci:
(i.) Dolandırıcı, Hilekar, oyunbaz.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Ketenperecilik:
(i.) Ketenpereci'nin edimi, eylemi, mesleği. Örn:: Bİz öyle adi İşlere girmeyiz. Bizim işimiz ketenperecilik. Sen hiç dezenfekte nedir bilir misin? (Süavi Süalp, Dezenfekte Şirketi)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Ketenpereye Gelmek:
(d.) 1- Dolandırılmak. 2- Aldanıp hileye, tuzağa düşmek. Ketenpereye Düşmek diye de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Ketenpereye Getirmek:
(d.) 1- Dolandırmak. 2- Hile yapmak. Örn:: Seni muhtar bile seçtirdik. İşleri ketenpereye getirdik. (Süavi Süalp - Bülent Arabacıoğlu, Gündüz İnsan Gece Hırt) 3- Tuzağa düşürmek. Ketenpereye Düşürmek biçiminde de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Ketentohumu:
(graine de lin) Keten denilen kireçli topraklarda yetişen otsu bir bitkinin tohumudur. İçeriğinde sabit yağ, müsilaj, protein, siyanogenetik bir glikozit olan linamarin vardır. Ketenyağında asitler vardır. Boya ve muşamba sanayiinde kullanılır. Faydası:: Akciğer hastalıkları bronşit ve soğuk algınlığında faydalıdır. Lavman olarak kullanılırsa kabızlığı giderir. Müzmin öksürüğü keser. Dolama, köpekmemeleri ve her türlü çıbanın tedavisinde faydalıdır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Keton:
Organik kimyada bir bileşik sınıfı (karbonil grubu içeren).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Ketonlar:
Vücutta bir enerji kaynağı ve bir yüksek yağlı enerji üretiminin önemli bir parçası olarak kullanılır.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )
Kevar:
(a.i. ka.) Büyük Sahra'da önemli bir vaha.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Kevaşe:
(çing.i.) Orospu, fahişe. Örn:: Kolera Sokağının en kral kevaşesi Eda. (Metin Kaçan, Ağır Roman)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kevgir:
(fars.i. kefgir'den) 1- Birçok yara almış kimse. 2- Hayat kadını, fahişe. 3- Edilgin eşcinsel erkek, müptezel edilgin eşcinsel.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kevkeb:
(a.i. ka.erk.) Yıldız gökyüzündeki parlak cisimleri ifade eden genel isim. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
Kevni:
(a.i. erk.) Var olmayla, varlıkla ilgili.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Kevser:
(a.i. ka.) 1- Maddi ve manevi çokluk, kalabalık nesil. 2- Cennette bir havuzun ırmağın adı. 3- Kur'an-ı Kerim'de en kısa sure.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
kevser:
1- Sınırsız bolluk, maddi ve manevi çokluk. 2- Hz. Peygamber’e cennette verilecek olan ırmak veya havuz, havzıkevser. Hz. Peygamber, Kevser havuzunda Müslümanlığı çok güzel bir biçimde yaşayan ümmetini konuk edecektir. Hz. Muhammed, İslam’a aykırı işler yapanların bu nimetten yararlanamayacaklarını haber vermiştir. Örn:: “(Ey Muhammed) Biz sana kevseri verdik. Rabb’in için namaz kıl ve kurban kes. Şüphesiz sana soyu kesik diyenlerin kendilerinin soyu kesiktir.” (Kur'an-ı Kerim Kevser suresi 108/1-3 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Kevser Suresi:
(a.i. سورة الكوثر) kevser suresi; çok nimet demektir; ayrıca cennette bir havuzun da adıdır. kur'an-ı kerim'de 108 nci sure, 30 ncu cüz, 602 nci sayfadadır. 3 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 15 nci sıradadır. adiyat suresi'nden sonra tekasür suresi'nden önce mekke döneminde inmiştir. mekke'de inen 86 tane sureden biridir. erkek çocukları yaşamadığı için peygamberimize müşrikler, nesli kesik manasına "ebter" dediler. sûrede buna cevap verilmiştir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)
Kevser suresi:
Kur’an-ı Kerim’in yüz sekizinci suresidir. Mekke’de indirilmiştir. Kur’an-ı Kerim’in en kısa suresi olup üç ayettir. Adını birinci ayette geçen “kevser” kelimesinden almıştır. Surede, Yüce Allah tarafından Hz. Muhammed’e dünyada ve ahirette verilen birçok hayır ve nimetten bahsedilir. Kevser Irmağı veya Havuzunun da bu nimetlerden biri olduğu nakledilir. Bu sure aracılığı ile Hz. Peygamber, kendisine verilen nimetlere karşılık Allah’a şükretmeye çağırılır. Bu şükrünün göstergesi olarak ondan namaz kılması ve kurban kesmesi istenir. Hz. Peygamber’in erkek çocukları yaşamadığı için ona ‘soyu kesik’ anlamında “ebter” diyenlere “asıl soyu kesik olanlar onlardır.” denilerek cevap verilir. Hz. Muhammed bu cevapla teselli edilir. Çünkü Hz. Peygamber’in soyu bugün bile kızı Hz. Fatıma vasıtasıyla devam ettiği gibi dünyadaki milyarlarca Müslümanın da Hz. Peygamber’in manevi çocukları olduğuna işaret edilir. Sonuçta inkârcıların gerçek anlamda soyu kesik kimseler olduğu vurgulanır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Key:
(ing.i. K harfinin okunuşundan) Bir tür uyuşturucu. (Aslında evcil hayvan ameliyatlarında anestezi için kullanılır.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Keyan:
(t.i. erk.) Büyük hükümdar, şah.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Keyf:
(bkz:: Keyif)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Keyfer:
(f.i. ka.erk.) 1- Karşılık. 2- Mükafat veya mücazat. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Farsca)
Keyfi Gıcır Olmak:
(d. a. keyf, türk.) Neşeli olmak, işleri iyi gitmek, durumu iyi olmak. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Keyhan:
(f.i. ka.erk.) Dünya. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Farsca)
Keyhüsrev:
(f.i. erk.) 1- Adil ve ulu padişah. 2- Keykavus'un torunu, Siyavuş'un oğlu olan meşhur hükümdar.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Keyif:
(a.i.) Esrar. Örn:: Esrar mevki ve muhite göre elsine-i avamda bir çok namlarla tanınmaktadır. Şöyle ki: Ampes, Antin, Dalga, Dem, Diş, Dud, Duman, Duymaz, Fino, Fülfül, Gence, Gubar, Hanteriş, Herde, Hindi Baba, Hud, Karabiber, Kaynar, Kebze, Keyf, Kirme, Nefes, Paspal, Sarı Kız, Siyah, Yunan, Yuf, Zabit. (Muallim Şövalye Haşan Bahri, Esrarkeşler)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Keykavus:
(f.i. erk.) 1- Adil, necip. 2- Keyaniyan'ın II. padişahı olup Keykubat'ın torunu ve halefidir. Key'lerin ikinci padişahı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Keykubad:
(f.i. erk.) 1- Büyük ve ulu padişah. 2- Keykavus'un dedesi olan ünlü padişah. 3- Key'lerin ilk padişahı. Türk dil kuralları açısından "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Keymafobi:
(ing.i. cheimaphobia) soğuktan korkma. cheimatophobia olarakta yazılır.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Keys:
(a.i. erk.) Zeka, anlayış, kavrayış.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Keyvan:
(f.i. ka.) Satürn yıldızı.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Keyyis:
(a.i. erk.) 1- Akıllı, anlayışlı, kavrayışlı. 2- İnce zarif.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Keyyise:
(a.i. ka.) (bkz:: Keyyis)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Kezban:
(f.i. ka.) 1- Bir yeri yöneten kadın kahya. 2- Ev kadını, evine ve kocasına bağlı kadın.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Kezban:
(fars.sf.i.) Yeni, toy travesti. (erkek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kezer:
(f.i. erk.) Kahraman.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
KI:
(ki) İç güç, enerji, kalp, ruh.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
KI HON:
(ki hon) İç gücü pratiğe aktarma da ilk öğrenim.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
KIAI:
(kiai) İç enerji, mücadele çığlığı.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
kıble:
Başta namaz olmak üzere bazı ibadetleri yaparken yönelinen taraf, Kâbe. Kıbleye dönmek namazın şartlarındandır. Kasıtlı olarak kıbleye dönmemek namazı bozar. Kıblenin kesin olarak bilinememesi durumunda namaz kılacak kişinin kıbleyi araştırması gerekir. Araştırdıktan sonra yanlış bir yöne dönse bile kıldığı namaz geçerli olur. Örn:: “(Ey Peygamber) Biz senin sık sık yüzünü göğe çevirdiğini görüyoruz ve şimdi seni hoşnut edecek bir kıbleye döndürüyoruz. Artık yüzünü Mescidiharam’a çevir. Ve siz nerede olursa olsun yüzünüzü namaz esnasında kıbleye döndürün.” (Kur'an-ı Kerim Bakara suresi 2/144 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
kıble ehli:
(bkz:: ehlikıble)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Kıbrıs:
Kıbrıs; Güneybatı Asya'da bulunan ve Akdeniz'deki Sicilya ve Sardinya'dan sonra üçüncü büyük adasıdır. Kıbrıs Cumhuriyeti, Birleşik Krallık'a bağlı üs bölgeleri dışında de jure olarak adanın tamamını yönetir. 1974'ten beri de facto olarak ikiye bölünmüş olan adanın kuzeyinde yer alan %36'lık bölgesinde günümüzde yalnızca Türkiye tarafından tanınan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bulunur.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )
Kıbrıs Cumhuriyeti:
Resmi Tam Adı: Kıbrıs Rum Cumhuriyeti İngilizce: The Republic of Cyprus Yunanca: Kipriaki Dimokratia(Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )
Kıbrıs Cumhuriyeti:
Yer Aldığı Kıta: Avrupa Kıtası'nda, Kıbrıs adasının Güneyinde yer alan ada ülkesi.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )
Kıbrıs Cumhuriyeti:
Bağımsız Ülke: Birleşmiş Milletler üye ülke. Birleşik Krallık'tan (Büyük Britanya) 16 Ağustos 1960 tarihinde bağımsızlığını kazanmıştır. Türkiye ve BM üyesi olmayan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tarafından tanınmamaktadır. Türkiye tarafında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi şeklinde hitap edilmektedir.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )
Kıbrıs Cumhuriyeti:
Yönetim Şekli: İktidar Yapısı: Üniter Devlet. İktidar Kaynağı: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )
Kıbrıs Cumhuriyeti:
İdari Yapısı: 6 Bölge: 1- Larnaka 2- Limasol 3- Baf. 4- Lefkoşe (Kuzey kısmı hariç) 5- Gazimagosa (Farmagusta) (Büyük bölümü K.K.T.C.kontrolünde) 6- Girne (Büyük bölümü K.K.T.C.kontrolünde)(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )
Kıbrıs Cumhuriyeti:
Komşuları: Kuzeyinde Türkiye, doğusunda Levant, güneyinde Mısır ve batısında Yunanistan ile deniz komşusudur.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )
Kıbrıs Cumhuriyeti:
Resmi Dili: Yunanca, Türkçe, İngilizce(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )
Kıbrıs Cumhuriyeti:
Para Birimi: Euro veya Avro Para Birimi Kodu: EUR(Konusu: Ülke Para Birimi, Kökeni: )
Kıbrıs Cumhuriyeti:
Tel. Kodu: +357 Bölgeler 3/4 – Avrupa Kıtası numaralandırma Plan Alanı içindedir.(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )
Kıbrıs Cumhuriyeti:
Dini: Hristiyanlık Mezhebi: Pretestanlık, Roma Katolik Kilisesi, Ortodoks Kilisesi NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )
Kıbrıs Cumhuriyeti:
Kıbrıs Cumhuriyeti Bayrağı: 16 Ağustos 1960'ta kabul edildi. Adadaki iki toplumun ortak bayrağının "tarafsız" olması gerektiği düşünüldüğünden, Türk ve Yunan bayraklarındaki kırmızı ve mavi renklerden özellikle kaçınıldı. Barışı simgeleyen beyaz zemin üzerine Kıbrıs adasının haritası, antik çağlardan beri işletilen ve adaya adını veren bakır madenlerini simgeleyen sarı renkle temsil edilmiştir. Haritanın altında yine barışı temsil eden ve adada bol bulunan bir bitki olan iki yeşil zeytin dalı bulunur. Bayrağın ebatı 3:5 oranındadır.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )
Kıbrıs Cumhuriyeti:
Milli Marşı: "Imnos is tin Eleftherian" (Özgürlük Marşı) Dionysios Solomos’un 1821’de yazdığı 158 kıtalık şiirine dayanır. 1821’de Osmanlı Devleti’ne karşı giriştiği Yunan Ayaklanmasından ilham alınmıştır. Şiirin ilk iki kıtası marşı oluşturur. Bestesi Nikolaos Mantzaros’a aittir. İlk Yunan Kralı Otto, kraliyet marşını kullanmaya devam etmeyi uygun gördüğünden ancak Otto tahttan indirilip I. Yorgi kral olduktan sonra bu marş ulusal marş olarak kabul edilmiştir. Kıbrıs Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu, 16 Kasım 1966 tarihinde Yunan marşının müziğini ulusal marş olarak kabul etmiştir.(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )
Kıbrıs Cumhuriyeti:
Genel Bkş: Kıbrıs Adası coğrafi konumi nedeni ile Afrika ve Avrupa kıtaları arasında kuş türlerinin konaklama ve geçiş noktasıdır • (Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )
Kıbrıs Cumhuriyeti Milli Tk:
milli tk.lakabı: Mavi Beyazlılar (I Galanolefki)(Konusu: Lakap Milli Tk., Kökeni: )
Kıck:
Tekme anlamına gelen İngilizce bir terimdir. IRC'de (internet üzerinde sohbet ederken), kanal operatörlerinin istenmeyen katılımcıları sistemden uzaklaştırması anlamına gelir.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Kıç Atmak:
(d.) Aşırt, İlgi duymak, aşırt ilgi duyduğunu belli etmek, pek hevesli olmak. Örn:: Hem de Şişlide oturuyor kaltak. Apartımanda Gel gör ki İncİnin pijamalarını dikicem diye kıç atıyor. (İrfan Yalçın, Pansiyon Huzur)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kıç Attırmak:
(d.) 1- (Birisinin) İlgisini uyandırmak. (bkz:: Kıç Atmak 2- Galip gelmek, üstün çıkmak, yenmek. Keskin zeka keramete kıç attırır. (atasözü)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kıç Üstü Oturmak:
(d.) 1- Başarısız kalmak, becerememek. Yenilmek. 2- Söyleyecek söz bulamayıp kalakalmak. Hiçbir şey yapamamak ne yapacağını bilemeyip kalakalmak. Örn:: Parasız ne yaparsın be? Vallahi adım atamazsın adım. Kıçının üstüne oturur açlıktan geberirsin. (Atilla İlhan, Sokaktaki Adam)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kıçı Kırık:
(d.) Önemsiz, değersiz, aşağılık, İtibarsız.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kıçı Tavana Vurmak:
(bkz:: Aklı Durmak Kıçı Tavana Vurmak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kıçımın Kenarı:
(d. türk. a. kenar, türk. e.) (Bir kimse İçin) Bilgisiz, tecrübesiz, önemsiz, değersiz gibi anlamlarda kullanılır. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kıçına Tekmeyi Atmak:
(d.) Kovmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kıçında Pireler Uçuşmak:
(d.) Henüz uyuyor olmak, başkaları uyandığı halde hala uyuyor olmak. Örn:: Kimi seğirtti bu deyyusun evine. Haber verecek. Kardaşın boğulmuş Salim. Bu uykuda kıçında pireler uçuşuyor. (Mehmet Şeyda, Tasdiki Gelmedi)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kıçından Ayrılmamak:
(d.) (Birisi ya da bir hayvan) Bir kimsenin hep yanında olmak. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kıçını Kaldıramamak:
(d.) Tembel, uyuşuk, hımbıl kimseler için kullanılır. Örn:: Sen kıçını kaldıramadın da ondan ziliz. Etraf keriz dolu haydisene.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kıçını Sokmak:
(d.) Herhangi bir nesne ya da kişiye fazlaca İlgi gösteren pek değer veren kişiler İçin onun olsun ne yaparsa yapsın anlamında söylenir. Örn:: Ööf kovduk işte canım. Gelme bi da dedik. Parasını kıçına soksun. (İrfan Yalçın, Pansiyon Huzur)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kıçını Yırtmak:
(d.) 1- Çok uğraşıp didinmek. 2- Çok yüksek sesle bağırmak. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kıçının Çatalını İndirip Bindirmek:
(d.) 1- Kırıtmak. 2- Bir çıkar elde etmek ya da birisiyle yakınlık kurmak için yaltaklanmak, şirin görünmeye çabalamak. Örn:: Onbeş günümü verdim solucana, kıçının çatalını İndire bindire gelir sürtünürdü. beni uyuturmuş kaltak. (Leyla Erbil, Eski Sevgili)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kıçının Kılları Ağarmak:
(d.) 1- Yaşlanmak, çok İhtiyarlamak. 2- Yaşlanmış edilgin eşcinsel erkekleri nitelemek İçin de kullanılır. (Kıçının Kılları Enginar Çiçeği Gibi Ağarmak biçiminde de söylenir.) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kıçının Kıllarıyla Balık Avlamak:
(d.) Çok şanslı olmak, şansı şaşılacak kadar iyi gitmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kıçıyla Balık Yakalamak:
(d.) Çok şanslı olmak. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
kıdem:
“Varlığının başlangıcı olmayan ve varlığında başkasına ihtiyaç duymayan.” anlamında Allah’ın ezelî sıfatlarından biri. Kıdem, Allah’ın ezelî olması anlamına gelir. Allah’ın sonradan yaratılan bir varlık olmadığını, varlığının kendinden olduğunu ifade etmek için kullanılır. Allah’ın dışında hiçbir varlık için kıdem sıfatı kullanılmaz.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
KIKEN:
(kiken) Tehlike.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
KIKEN:
(kiken) Görev, ödev.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
kıkırdak:
ad 1. GÖVDEBİLİM (ANATOMİ) TERİMİ kemik denli sert olmayan, sağlam, bükülgen, esnek ve damarsız bağdokusu. 2. kesilmiş sığırda, hayvanın göğüs boşluğunun arka tarafının alt bölümünde bulunan parça. 3. koyun kuyruğunun eritilip yağı alındıktan sonra kalan gevrek artığı. 4. sıfat bu gevrek artıktan yapılan.(Konusu: , Kökeni: )
Kıkırdamak:
(ono. f.) 1- Kıkır kıkır gülmek. 2- Donmak, dondurucu soğukta kalıp çok üşümek. Örn:: Donacak mıyız?.. Aman.. Galatasaray önünde kıkırdayacak mıyız? (Ahmet Rasim, Fuhş-i Atik) 3- Ölmek. (bkz:: Kakırdamak) (Kakırdamak; daha çok ölmek anlamında, Kıkırdamak; ise üşümek donmak anlamında kullanılır.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kıl:
(sf.i.) Kılığı ve görünümünden, davranışlarından hoşlanılmayan. (kimse) Örn:: Artık bu kıl herif yarım saat uyur. (Oğuz Aral, Utanmaz Adam) Örn:: amansız paralar kaldıran ve de son derece yetenekli, azıcık kıl. (Engin Ardıç, Doğru Söyleyeni Dokuz Köyden). Örn:: Kıl herif her yerden kazançlı çıkıyor. cezasını bitirmesine az kaldığı için af çıksın istemiyor. (Yalçın Doğan, Kodes A.Ş.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
kıl:
ad 1. kimi hayvanların derisinde, insan vücudunun belli yerlerinde çıkan, üstderi ürünü olan ipliksi uzantı. 2. keçi tüyü.(Konusu: , Kökeni: )
Kıl Atmak:
(d.) Can sıkacak, ortalığı bulandıracak bir söz söylemek ya da bir davranışta bulunmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kıl Çekmek:
(d.) Dalkavukluk etmek, yaltaklanmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kıl Kapmak:
(d.) Huylanmak tedirgin olmak, kuşkulanmak. Örn:: Ööle zart zurt üstüme gelme kıl kaparım. (Ömer Pınar, Muhabbet Babında) Kıllanmak diye de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kılavuz:
(t.i. erk.) Yol gösteren, rehber.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kılbaz:
(i. türk. fars. baz oynayan anlamında e.) Dalkavuk, yaltakçı, yağcı. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )