MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Bop Bop:

(d. si. bob'dan) Poker oyunu.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Kırım Özerk Cumhuriyeti:  

Kırım Özerk Cumhuriyeti Bayrağı: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )

Kırım Özerk Cumhuriyeti:  

Milli Marşı: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )

Kırım Özerk Cumhuriyeti:  

Genel Bkş: Kırım tarihsel açıdan, Rusya’nın ‘sıcak denizlere inme’ ihtiyacının karşılanması için hayati önemde. Özellikle Sivastopol Limanı, Moskova’nın Karadeniz üzerinden Akdeniz ve ötesinde hakimiyet kurma arzusunun sembolü olarak görülüyor. •(Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )

Kırınmak:  

(T.K.O.) Anadolu'da dans etmek anlamına.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Kırıntı:  

(i.) Küçük tanelere ayrılmış esrar.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

kırışma:  

isim Kırışmak işi kimya Genellikle aşırı ölçüde kurutucu kullanılması veya boyanın çok kalın uygulanması sonucunda yüzeyde buruşukluk oluşması(Konusu: , Kökeni: )

Kıristal:  

(yun.i. krystallos'tan) 1- Kokain. 2- Metamfetamin.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kıristal Lamba:  

(d. yun. lampos'tan) Güzel gergin meme.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kıristali Çizdirmek:  

(d. yun. türk.) Çıldırmak, delirmek, ussal dengesini yitirmek. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kırk Ambar:  

(d. türk. fars. enbar'dan) Değişik birçok sigara izmaritinin tütünü karıştırılarak elde edilmiş tütün.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

kırk hadis:  

Hz. Peygamber’in, “Ümmetimden kim benden kırk hadis ezberleyip naklederse kıyamet günü benim dostluğumu ve yardımımı elde etmeye hak kazanır.” hadisine dayanarak çeşitli konularla ilgili yazılan ve kırk hadisi içeren eserlerin ortak adı, hadisi erbain.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Kırk Yıl:  

Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Halit Ziya UŞAKLIGİL Kitabın Konusu: Yazarın hayatını başından geçenleri anılarını anlatmaktadır. Kitabın Ana Fikri: Tam olarak kesin bir ana fikir olmamakla beraber devrin karmaşıklığı hakkında bilgi vermektedir.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Kırk Yıldır Patriğin Eşeğini Sıkmak:  

(d. türk. k.ler yun. patrikhis'ten) Çok tecrübeli, görmüş geçirmiş, külyutmaz olmak. Örn:: Biz yahu Thyandafilos Ahmet kırk yıldır bu İstanbul'da patriğin eşeğini. Gerisi hamhom şaralop.. (Atilla İlhan, Sokaktaki Adam)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kırkayak:  

(i.) Tren, tren katarı.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kırkdamarotu:  

(cryptogamae) Damarlı çiçeksiz bitkilerdendir. 100 kadar çeşidi vardır. Kibritotları, atkuyrukları ve eğreltiotları bu familyadandır. Yol kenarlarında ve kumlu topraklarda yetişirler. Faydası:: Burun kanamasını keser. Kesiklerde ve çıbanda faydalıdır. Balla karıştırılıp yenecek olursa, nefes darlığını giderir. Yaraları iyileştirir. Kandaki şeker miktarını düşürür.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Kırkıncı Hocacılar:  

Said Nursi’nin ölümünden bu yana Nurcular 10’dan fazla gruba bölündü. En etkin grup Fethullah Gülen cemaati. Ancak, Nurcular içinde bir isim var ki, Said Nursi’nin ölümünden bu yana “talebeler” içindeki saygın önder konumunu hiç kaybetmiyor. Bu isim, Nurcular arasında Kırkıncı Hoca olarak tanınan Mehmet Kırkıncı. Said-i Nursi’nin, “Evlerinizi medrese yapın” çağrısına uyup Erzurum Karanlık Kümbet Medresesi’ni kuran Kırkıncı, yaşamını burada sürdürüyor. 12 Eylül darbesinden iki yıl sonra MGK Başkanı Genelkurmay Başkanı Kenan Evren’e mektup yazan Kırkıncı Hoca, “Dini güçlendirmek, milleti güçlendirmektir” demiş, ima yoluyla da olsa anayasa referandumunda cemaat desteğine karşılık, cemaate destek arzusunu dile getirmişti. Bu tavrı nedeniyle Nurcular arasında eleştirilse de, müritleri ve Gülen’i Nurcu yapan hocası olduğu için, Gülen Cemaati taraftarları arasında özel bir otoriteye sahip.(Konusu: Din (Tarikat), Kökeni: )

Kırklareli:  

Kırıkkale Tarihi;'nin bilinen ilk sakinleri tüm Trakya bölgesinde olduğu gibi Traklardır. MÖ 6. yüzyılda Yunanistan'a kadar uzanan büyük bir imparatorluk kuran İran soylu kavim Perslerin eline geçen bölge, MÖ 4. yüzyılda Büyük İskender önderliğindeki Makedonlar, MÖ 2. yüzyılda ise Romalıların hakimiyetine girer. Roma İmparatorluğu'nun 4. yüzyılda ikiye bölünmesiyle Doğu Roma İmparatorluğu'nun payına düşen Kırklareli, bu dönemde birçok Bulgar ve Peçenek istilası görmüştür. Osmanlı döneminde Edirne Vilayeti'ne bağlı bir sancak merkezi olan Kırklareli, 93 Harbi'nde (1878) Rus, Balkan Harbi'nde (1912) Bulgar ve de I. Dünya Savaşı'ndan sonra (1920-1922) Yunan işgali yaşamış, Türk Kurtuluş Savaşı'nın Türkler açısından zaferle sonuçlanmasıyla birlikte 10 Kasım 1922'de Türk topraklarına katılmıştır.(Konusu: İl Tarihi, Kökeni: )

Kırklareli:  

Kırklareli İlçeleri: 1-Merkez 2-Babaeski 3-Demirköy 4-Kofçaz (01.04.1959) 5-Lüleburgaz 6-Pehlivanköy (01.04.1958) 7-Pınarhisar (01.03.1953) 8-Vize.(Konusu: İl İlçeleri, Kökeni: )

Kırklareli:  

Kırklareli; Doğudan Karadeniz, Güneyden Tekirdağ, Batıdan Edirne Kuzeyden Bulgaristan ile komşudur.(Konusu: İl Komşuları, Kökeni: )

Kırklareli:  

Tel. Kodu: 288(Konusu: İl Tel Kodu, Kökeni: )

Kırklareli:  

Plaka Kodu: 39(Konusu: İl Plaka Kodu, Kökeni: )

Kırklareli:  

Nesiyle Meşhur: Hardaliye, Peyniri meşhurdur.(Konusu: İl Nesiyle Meşhur, Kökeni: )

Kırklareli:  

Kırklareli'nde Gezilecek Yerler: Kıyıköy Mağarası, Selvez Koyu, Kıyıköy Camii, Kıyıköy Kalesi, Pabuçdere, Panayır İskelesi Koyu, Poliçe Koyu, Kanlıgeçit Höyüğü, Aşağı Pınar Höyüğü, Beğendik Köyü, Kıyıköy Kastro Sahili, Pınarhisar Kalesi, Vize Kalesi, Balkaya Köyü, İğneada Limanköy, İğneada Longoz Ormanları, Dupnisa Mağarası, Zindan Baba Türbesi.(Konusu: İl Gezilecek Yerler, Kökeni: )

Kırklareli:  

Genel Bakış: Marmara Bölgesinin Istıranca (Yıldız) Dağları ve Ergene Ovası bölümleri üzerinde yer alan hudut ili. •(Konusu: İl Genel Bakış, Kökeni: )

Kırklarelispor:  

TARAFTAR GRUBU: Efsane 39(Konusu: Lakap Türk Tk., Kökeni: )

Kırlangıç:  

Bilimsel Adı: Chelidonichthys lucerna. Familyası: Deniz Balığı. Diğer Adı: Kırmızı Kırlangıç. Akdeniz ve Marmara''nın fazla göç etmeyen, yerli balığıdır. Kısmen Karadeniz'de rastlanır. Denizlerin sahil yakınlarında 5-300 metre derinliklerin diplerinde çiftler halinde yaşar. Küçüklerine derviş balığı denir. Ortalama 25-50 santimetre olur. 15-20 yıllık yaşamı vardır. Küçük kabuklular, yumuşakçalar, deniz bitkileri ve böceklerle beslenir. Etinin lezzet ve yararıyla, her mevsimde bulunmasıyla ekonomik değeri yüksektir. Diğer Akdeniz ve Avrupa ülkelerinde de bol tüketilir. Ege Denizi’nde Aralık-Mart ayları arasında ürerler. Yakın akrabası olan Öksüz’den, bu balığın pembe-gri veya komple gri sırtı, ve öksüzün ördek gagasını andıran ağız yapısı ile ayrılır. Çok gelişmiş solungaçları ve gırtlak yapısı medeniyle uğultu, inilti gibi değişik frekanslarda ses çıkarırlar. Bu ses nedeniyle bir birçok balıkçı tarafından inleyen balık diye adlandırılır ve uğursuz sayılır. HANGİ AYDA YENİR: Ocak ile Eylül ayları arasında tüketilebilir. (Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )

Kırlangıçotu:  

(hilaliye) Gelincikgiller familyasından, Nisan - Mayıs ayları arasında sarı renkli çiçekler açan, 30 - 70 cm yüksekliğinde çok yıllık otsu bir bitkidir. Kuzey Anadolu bölgesinde yetişir. Çiçekleri dallarının ucundadır. Bitkinin tamamında ve özellikle yapraklarında sarı renkli boya maddesi ve alkoloidler vardır. Sapı kırıldığı zaman sarı renkli bir süt akar. Zehirlidir. Faydası:: Sütü siğil ve nasırların tedavisinde kullanılır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Kırlent:  

Koltuk ve yataklarda kullanılan küçük yastık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kırma Mercan:  

Bilimsel Adı: Pagellus aceme. Familyası: Deniz balığı. Beyaz etli balık. Mercan ailesindendir. 0-400 metre bazen de 700 metre derinliklere inebilmektedir. Yaşam çevresi taşlık, kayalık ve dibe yakın yerlerdir. Boyları 35-40 santimetreye ulaşabilir. Eti beyaz gevrek ve lezzetlidir. Marmara Çanakkale Boğazı ve Ege'de bolca bulunur. Ekonomik değeri yüksektir. Denizlerdeki ısıya göre ilkbahardan başlayarak Ağustos'a kadar üremeleri sürer. Etçil balık olan mercanlar çeşitli küçük balıklar, kabuklular ve omurgasızlarla besinlenir.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )

Kırmak:  

(f.) 1- Kaçmak, savuşup ortadan kaybolmak. Örn:: Aha Nereye kırıyorsun? Bir yere gidemezsin. Böyle mi pazarlık ettik? (Sait Faik, Medarı Maişet Motoru) 2- Gitmesi gereken bir yere (işe, okula) Gitmemek. Örn:: Okulu kırdım abi. Sarayda muhallebi yedim. (Engin Ardıç, Doğru Söyleyeni Dokuz Köyden) 3- Esrar ufalamak, esrarı küçük parçalara ayırmak. 4- Uyuşturucu maddeyi bir başka uyuşturucu ile karıştırmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

kırmızı:  

(a.i.) 1- kanın rengi, al, kızıl. 2- (sf.) bu renkte olan.(Konusu: Renkler, Kökeni: Arapça)

Kırmızı Bayrak:  

(Atletizm Ter.) Atletizmde hareketin geçersiz olduğunu belirten bayrak.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Kırmızı Bayrak:  

(Sutopu Ter.) Kale hakeminin köşe atışını göstermek için kullandığı bayrak.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Kırmızı Burunlu Komedyen:  

(İng. red-nosed comedian) İkinci sınıf, kaba oyunlu pantomim sanatçısı. Daha çok, gece kulüplerinde ve eğlence yerlerinde bulunur.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Kırmızı Çorap:  

(d. a. fars. kureb' a. curab'den) Eşcinsel erkek, edilgin eşcinsel erkek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kırmızı Fener:  

(d. a. yun. phanari'den) Genelev. Randevu evi. Örn:: Abanozun kırmızı fenerleri turistik olarak yeniden açılacak deniliyor. (Özdemir Kaptan, Arka Beyoğlu'nun Kısa Geçmişi Argosu).(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

kırmızı figürlü ışık:  

Yaya figürlü kırmızı ışıkta: Yaya geçidinin yayalara kapalı olduğunu gösterir.(Konusu: , Kökeni: )

Kırmızı Havuz Balığı:  

Bilimsel Adı: Carassius auratus. Familyası: Akvaryum balığı. Kırmızı Havuz Balığı Bundan bin yıl önce Çinliler tarafından evcilleştirilmiştir. Yabanileri, akrabaları sazanlar gibi, donuk gümüş veya tunç rengindedir. Balık lârvaları plankton ile beslenmeye başlar ve büyüdükçe diğer sazan türlerinin besinlerini de oluşturan balık yumurtaları, lârvalar, kabuklu ve omurgasızlarla beslenirler. Bakteriyel ülser hastalığına sebebiyet veren Aeromonas salmonicida bakterisini taşıyarak sazan türlerine zarar verebilirler. Havuz balıkları her türlü hayvansal ve bitkisel madde yerler. Çenelerinde diş olmadığından, havuz balıkları ancak küçük cisimlerle yosun gibi yumuşak besinleri yiyebilirler.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )

Kırmızı Işık:  

(Eskrim Ter.) Tuşun geçerli olduğunu belirten elektronik uyarı. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

kırmızı ışık:  

Kırmızı ışık: Yolun trafiğe kapalı olduğunu bildirir. Aksini gösteren bir işaret yoksa hiç bir yöne hareket edilmez, durulur.(Konusu: , Kökeni: )

Kırmızı İşaret:  

(Sutopu Ter.) Kale çizgisinden iki metre uzaklıktaki çizgi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Kırmızı Kart:  

(gnl.ter.) Oyundan ihraç gerektiren kart. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Kırmızı Kuş:  

(d. a. türk.) Barbitürat cinsi bir tür uyuşturucu. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kırmızı Yaka:  

(d. a. türk. esk.) Polis.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kırmızıbiber:  

(guinea pepper) Olgunlaşarak kızarmış yıllık biberin kurutularak toz haline getirilmiş şeklidir. Faydası:: Hazmı kolaylaştırır. Mide tembelliğini giderir. İştah açar. Kusmayı önler. İshali keser. Mide ve bağırsaklarda gaz birikmesini önler. İshali keser. İdrar ve ter söktürür. Cinsel istekleri kamçılar. Grip ve soğuk algınlığında faydalıdır. Merhemi lumbago, nevralji ve romatizmada faydalıdır. Egzama, yüksek tansiyon, üremi veya damar sertliğinden şikayet edenler kullanmamalıdır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Kıro:  

(sf.i.) Kaba saba, görgüsüz, taşralı. (kimse) Örn:: Ulan şuna bak bayaa iyi oynuyor kıro yenecek yavui.. (Fakir Baykurt, Tiftik Spor) Örn:: Artık kadınlar, tapon işadamları, kıro turistler charter uçuşuyla gelmiş amele takımıydı burada. (Engin Ardıç, Doğru Söyleyeni Dokuz Köyden) (bkz:: Kırzo)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kırpık:  

(i.) Köşeleri yuvarlatılmış tavla barbut zarı. Örn:: Kenarları eğelenerek yapılan harbi zara (kırpık) derler.(Hulusi Kodaman, Zar-Kağıt Oyunları ve Hileleri)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kırpılmak:  

(f.) 1- Parası alınmak. 2- Kumarda yenilmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kırpmak:  

(f.) 1- (Birisinin) Parasını almak. 2- (Kumarda) Birisinden para kazanmak. Yenmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kırro:  

(bkz:: Kıro)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kırşehir:  

Kırşehir Tarihi; Selçuklular döneminden sonra 1243 yılında yapılan Kösedağ Savaşı’yla Moğollar tamamıyla Anadolu’ya hakim oldular. Daha sonra Kırşehir çeşitli beyliklerin egemenliği altında sık sık el değiştirmiştir. Son olarak Kırşehir II. Murat zamanında tam ve kesin olarak Osmanlılar yönetimine girmiştir. Kırşehir 1921’de bağımsız mutasarrıflık haline gelmiştir.(Konusu: İl Tarihi, Kökeni: )

Kırşehir:  

Kırşehir İlçeleri; 1-Merkez (12.06.1957) 2-Akçakent (20.05.1990) 3-Akpınar (04.07.1987) 4-Boztepe (20.05.1990) 5-Çiçekdağı 6-Kaman (01.09.1944) 7-Mucur. (Konusu: İl İlçeleri, Kökeni: )

Kırşehir:  

Kırşehir; Doğu ve Güneydoğudan Nevşehir, Güneyden Aksaray, Batı ve Kuzeybatıdan Kırıkkale, Kuzeydoğu ve Doğudan Yozgat, Batıdan Ankara ili ile komşudur.(Konusu: İl Komşuları, Kökeni: )

Kırşehir:  

Tel. Kodu: 386(Konusu: İl Tel Kodu, Kökeni: )

Kırşehir:  

Plaka Kodu: 40(Konusu: İl Plaka Kodu, Kökeni: )

Kırşehir:  

Nesiyle Meşhur: Onyx (Oniks) Taşı, Cevizi meşhurdur.(Konusu: İl Nesiyle Meşhur, Kökeni: )

Kırşehir:  

Kırşehir'de Gezilecek Yerler: Aşık Paşa Türbesi, Kesikköprü Kervansarayı, Seyfe Gölü Kuş Cenneti, Kalehöyük Arkeoloji Müzesi, Kırşehir Müzesi, Mucur Yeraltı Şehri, japon Bahçesi, Ahi Evran Camii ve Türbesi, Kırşehir Uzun Çarşı, Kırşehir Cacabey Medresesi, Termal Kaplıcaları.(Konusu: İl Gezilecek Yerler, Kökeni: )

Kırşehir:  

Genel Bakış: İç Anadolu Bölgesinde yer alır. • Kayseri ve Nevşehir ile birlikte Kapadokya diye anılan üçgenin kuzeyindedir. •(Konusu: İl Genel Bakış, Kökeni: )

Kırt:  

(ono. ü.) Keserim, kesip öldürürüm, kesildi, öldü gibi anlamlarda kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kırtekin:  

(t.i. erk.) (bkz:: Kıralp)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Kırtipil:  

(sf.) 1- (İnsan için) Zavallı kılığı kıyafeti uyumsuz saçı sakalı birbirine karışmış. Örn:: Bana kırtipil demezler kibar düşkünü derler enayi.. Kırtipil diye senin gibi üstündeki elbise İğreti durana gerier. (Sait Faik, Kumpanya) 2- (Nesne için) Kırık dökük, değersiz, bakımsız. Örn:: berbat bir herif kendisinden daha kırtipil kemanı çenesine dayamış taksim etmeğe çabalıyor. (Osman Cemal, Kaygılı Çingeneler)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kırzo:  

(sf.i.) Kaba saba, görgüsüz, taşralı. (kimse) Örn:: Bu gazoz soğuk mu la kırzo? (Muzaffer Buyrukçu, Mağara) Kıro, Kırro)'da denir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kıs Kıs:  

Sessiz ve alaylı gülmek" anlamında. NOT: Yansımalardan Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )

kısa:  

sıfat 1. boyu, uzunluğu az olan. "Kısa öğrenciler önde oturuyordu" 2. az süren, az zaman alan, uzun olmayan. "İşi kısa zamanda bitirdiler. Kısa yoldan köye vardık" 3. çok ayrıntısı bulunmayan, ayrıntıya inmeyen, özet durumunda olan. "Durumla ilgili kısa bilgiler verdiler" 4. belirteç uzatmayarak, kısaltarak, kısaca. "Kısa konuşmak iyidir" 5. ad uzun olmayan şey. "Sözün kısası iyidir" 6. sıfat HALK AĞZINDAN az, kıt. "Kadına saçı uzun aklı kısa demişler" 7. bir şeyi yeterince uzun ya da geniş yapmamak. "Eteği biraz kısa tutmuşlar" 8. bir şeyi gerektiği denli ayrıntılı olarak ele almamak, bir konuyu geniş bir biçimde vermemek. "Zaman darlığı nedeniyle konuşmasını kısa tutmuştu" 9. süreyi geçirmeden, çok uzatmadan. 10. kesin bir biçimde.(Konusu: , Kökeni: )

Kısa Dönem Askerlik:  

Kısa Dönem yada kısa dönem askerlik ; 4 yıllık bir üniversite bitirmiş ve yedek subay olmamış T.C erkeklerinin 1 aylık bir eğitimden sonra 6 ay olarak yaptıkları askerliktir. Kısa dönem askerler 1 aylık eğitim ve yemin töreninden sonra Onbaşı daha sonrada çavuş olurlar.. kısaca poşet , galoş gibi isimlerle anılırlar. Uzun dönem askerler pek çekemezler.. Çünkü uzun dönem asker, askerliği boyunca 3-4 dönem kısa dönem askeri görür.(Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )

kısa rok:  

şahın G1; kalesinden F1 hanesine gelmesidir. siyah için soldaki, beyaz için sağdaki kalenin yanına şah çekilir ve kale de siyah için şahın sağına, beyaz için soluna konur.(Konusu: satranç terimi, Kökeni: )

Kısa Smaç:  

(Voleybol Ter.) Top pasörün elindeyken smaçörün havada olup topa vuruş için hazır olması. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Kısa Vuruş:  

(Masa Tenisi Ter.) Topu karşı tarafta fileye çok yakın bir bölüme atmak. Drop Shot. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

kısaca:  

sıfat 1. oldukça kısa, biraz kısa. "İçlerinden kısaca biri söze karıştı" 2. belirteç kısa olarak, özetle. "Sonunda, kısaca söylemek gerekirse, iş olmayacak"(Konusu: , Kökeni: )

Kısalık:  

Bir şarap yutulduktan ya da tükürüldükten sonra ağızda bıraktığı tadın kalıcı olmaması ve bir iki saniye içinde kaybolmasıdır. Tanenin ağızda bıraktığı burukluk, ağızda kalıcılık kavramında dikkate alınmaz.(Konusu: Şarap Terimi, Kökeni: )

Kısamahmut:  

(dalakotu) Ballıbabagiller familyasından; Haziran - Eylül ayları arasında pembe ve seyrek olarak da beyaz renkli çiçekler açan, otsu bir bitkidir. 10 - 30 cm boyundadır. Yaprakları; karşılıklı, tüylü, kenarları dişili ve küçük bir meşe yaprağı şeklindedir. Çiçekleri üst yapraklarının koltuğunda gruplar halindedir. Meyvesi küçüktür. Çiçekli bitkide uçucu bir yağ, acı maddeler, tanen, glikozitler vardır. Faydası:: Vücuda kuvvet verir. Ateşi düşürür. İdrar söktürür. Mesane taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Aybaşı tutkluğunu giderir. Öksürüğü keser.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

kısas:  

1- Aynıyla karşılık verme, herhangi bir hakkı aynıyla ödeme, misilleme yapma, eşitleme. “Ve onlar için (Tevrat’ta) hükmettik: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş; yaralamalarda da kısas vardır. Ama kim hayır için kısastan vazgeçerse, bu, geçmiş günahlarının bir kısmına kefaret olacaktır...” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 5/45 nci Ayet) 2- Kasıtlı adam öldürme ve yaralamalarda suçlunun işlemiş olduğu suça aynı cinsten denk bir cezanın verilmesi. Kur'an-ı Kerim’e göre haksız yere adam öldürmek en büyük suçtur. Bu suçu işleyen kendi dokunulmazlık hakkını da kaybeder. Öldürülen kişiyle kan bağı bulunan akrabaları katilden kan bedeli almazlarsa veya af yoluna gitmezlerse kısas isteğinde bulunabilirler. Örn:: “Allah’ın öldürülmesini yasaklamış olduğu bir canı haksız yere öldürmeyin. Kim ki haksız yere öldürülürse biz onun velisine kısas konusunda bir yetki verdik. Onlar da bu (kısası uygulama) konusunda aşırı gitmesinler.” (Kur'an-ı Kerim İsra suresi 17/33 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

kısasıenbiya:  

1- Peygamberlerin hayat hikâyeleri, onların başından geçen önemli olaylar, kıssalar. 2- Hz. Âdem’den itibaren bütün peygamberlerin hayat hikâyelerini, başlarından geçen önemli olayları ve dini tebliğ çalışmalarını konu edinen bütün eserlerin ortak adı.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Kısayol:  

İşletim sistemi altında çalışan herhangi bir programı hızlı bir biçimde çalıştırmanıza İmkan tanıyan bağlantılara kısayol denir. Örneğin Word programını çalıştırmak için, masaüstünde yaratılacak kısayol simgesini kullanabilirsiniz.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Kısım Kısım:  

(be) Ayrı ayrı, bölüm bölüm, bölük bölük, parça parça. "Malları kısım kısım ayırdık"(Konusu: İkileme, Kökeni: )

Kısıtlama:  

Rakibin iyi zarlarının kısıtlanması. Tavla Taktikleri.(Konusu: Tavla Terimi, Kökeni: )

kıskançlık:  

ad kıskanç olma huyu, kıskanca yaraşır davranış.(Konusu: , Kökeni: )

Kısmet:  

(a.i. ka.) 1- Bölme, pay etme, hisselere ayırma. 2- Talih, nasip, kader. 3- Şayi olan hisseyi tayin etme belirtme.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

kısmı:  

sıfat bir şeyin yalnızca bir bölümünü kapsayan.(Konusu: , Kökeni: arapça)

Kıspet:  

(Güreş Ter.) Yağlı güreşte deriden yapılmış dar paçalı meşin pantolon. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

kıssa:  

1- Hikâye, hikâye etme ve anlatma, haber verme. Örn:: “(Ey Muhammed!) Biz sana bu Kur’an’ı vahyetmekle kıssaların en güzelini de anlatıyoruz. Sen daha önce (bu kıssaları) bilmiyordun.” (Kur’an-ı Kerim Yusuf suresi 12/3 ncü Ayet) 2- Kur’an-ı Kerim’deki geçmiş peygamberler ve milletlerle ilgili ibretli ve tarihi olay(lar). Örn:: “Peygamberlerin kıssalarından senin kalbini sağlamlaştıracak her şeyi sana anlatıyoruz.” (Kur’an-ı Kerim Hud suresi 11/120 nci Ayet) Kur'an-ı Kerim’de kıssa anlatımından amaç; insanların ibret almasını sağlamaktır. Yoksa tarihî bir olayın yalın bir hâlde anlatılması amaçlanmamıştır. Kur'an-ı Kerim’in anlattığına göre Allah’a isyan eden ve başkalarının hukukuna saygı göstermeyen milletler yok olmuş, iyiler ve ilahî emirlere göre hayat yaşayanlar ise varlıklarını ve medeniyetlerini devam ettirmişlerdir. Kur'an-ı Kerim kıssa sanatıyla insanlara iyilikten yana bir tavır sergilemelerini öğretmeyi amaçlamıştır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Kıssa Han:  

(İsl. Tiy.) İslam ülkelerinde hikaye anlatıcı.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Kışçı:  

(i.) İşleyeceği ya da işlediği suçu kış mevsimini hapisanede geçirmek üzere ayarlayan kimse, kış mevsimlerini hapishanede geçirmeyi adet edinmiş suçlu. Örn:: Benim suçum yoktur hanım ablacığım. Ben kışçıyım. Kışçı mısınız? Kışçı ne demek? (Adnan Veli, Mapusane Çeşmesi)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kışkırtıcı An:  

(Alm. Reizmoment - İng. ınciting moment) Seyircinin duyguları üstünde kışkırtıcı nitelikte yapan an.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Kışlamak:  

(ono.f. kış'tan) 1- (Birisini) Kovmak, başından atmak. 2- ([Kış] mevsiminden) Kış mevsimini hapisanede geçirmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kışlatmak:  

(f.) (Birisini) Birisinin başına musallat etmek, başına sarmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kıtıpiyos:  

Zayıf, cılız, güçsüz kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kıtır:  

(a.i. hetir'den) Yalan, uyduruk, düzmece, aslı esası olmayan. (söz, haber vb)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kıtır Atmak:  

(d.) Yalan söylemek, uydurmak, kafadan atmak. Örn:: Hacivat- (Gelir.) Bahçelerde olur fesleğen ile ıtııır. (Gider.) Karagöz- (Gelir.) Doğrudan hiç hazzetmem atarım kıtııır (Gider.) (Karagöz, Kanlı Nigar) Örn:: Vecdi, Suphi ve ben bunu gizliyor çok sıkışırsak acele Almanya'ya gitti diye kıtır atıyorduk. (Öztürk Serengİl, Yeşilçamı Benden Sorun)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kıtırbom:  

(a.i. ? ono.) Yalan, palavra, temelsiz söz, haber vb. Örn:: bre tümen tümen kıtırbom bre tümen tümen palavra bre işçiye yalan ölüye iftira atan. (Peyami Safa, Cingöz Recai'den Nazım Hikmete). (bkz:: Bom)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kıtırcı:  

(i.) Yalancı, palavracı. Örn:: Şu şaşı Onnik sevdası pişeli baldızımda Ne kıtırcı maviler köpürüyor suların beyazında. (Metin Eloğlu, Karpuz)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kıtipiyoz:  

(yun.sf. kata? yun. piyos, kim? hangi?) Yararsız, değersiz, düşük nitelikli. (nesne, şey, kimse) Örn:: Hicazdan mı, hüzzamdan mı, uşşaktan mı kıtipiyoz bir taksim yaptı. (Osman Cemal Kaygılı, Çingeneler) Örn:: Her ay bu kıtipiyoz eve 70 bin bayılıyorum. (Yankı, Kibariye İle Röportaj) Kıtıpiyos diye de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kıvam:  

(Viskozite) Boyanın akmaya karşı direnci. Yüksek kıvamlı boya yavaş akar; az kıvamlı boya çabuk akar.(Konusu: Boya Terimi, Kökeni: )

Kıvanç:  

(t.i. ka.erk.) 1- Sevinç, memnuniyet. 2- Övünen, güvenen, iftihar eden. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

Kıvanç Tatlıtuğ:  

Dizi Karakteri: Behlül Dizi Adı: Aşk-ı Memnu. 4 Eylül 2008 ile 24 Haziran 2010 tarihleri arasında Kanal D'de yayınlanan romantik ve drama türündeki Türk televizyon dizisi.(Konusu: Film & Dizi Karakteri, Kökeni: )

Kıvırcık:  

(sf.i.) Başkalarının işine karışmayan kendi halinde. (mahkum) Örn:: Geri kalanlar kıvırcık mahkum Koyun gibi hepsi. (Turhan Temuçin, Azrailin Öbür Adı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kıvırmak:  

(f.) 1- Elde etmek, kazanmak. Örn:: Ne saat be Sırf sedef namussuzum. Mektep ettik mi en aşağı yüz bini kıvırırız Pilaki. (Süavi Süalp, Nuriye Hanımın Saati) 2- Verdiği sözden dönmek, söylediğini yapmamak için geçerli geçersiz birçok laf etmek. Örn:: Biz böyle pazarlık etmedik ama. Ne dedin sen bana? Hayır kıvırma Erkekçe konuş. (Muzaffer Buyrukçu, Sevincin Damarları) 3- Yaltaklanmak, çirkin bir biçimde yakınlık göstermek, bir çıkar elde etmek İçin birisine hoş görünmeye çabalamak. Örn:: Bana boşuna kıvırma lavuk şapçılar Galatada. (Sözcüğün ikinci ve üçüncü anlamları için: Kıvırtmak biçiminde de söylenir.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kıyak:  

(sf.i.) 1- iyi, hoş, üstün. (şey, kimse) Örn:: Geçen sene aşağıdaki gazinoda Kör Cıvanın takımı vardı. Onlar daha kıyaktı. (Ahmet Rasim, Fuhş-i Atik) Örn:: Ama öyle kıyak bir mektup yazacaksınki okuyanın iki gözü patlak terkos borusu şakır şakır gidecek. (Adnan Veli, Mapusane Çeşmesi) 2- (i.) (Birisinin yararına, hoşuna gidecek) Olumlu bir davranış. Örn:: Arada şöfere kıyak olsun diye bi cigara tutulur. İcabında paraları toplayan muavine yardım edilir. (Hasan Kaçan, Hasanın Saksısı) (bkz:: Kafayı Kıyak Yapmak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kıyak Çekmek:  

(d.) Eşanl. Kıyak Yapmak. Örn:: Babası tamirci. Parası çok yok ama bize de kıyağını çeker kızcağız. (Aydın Ulun, Sinyal Yaparak Geçiniyoruz)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kıyak Geçmek:  

(d.) Eşanl. Kıyak Yapmak. Örn:: iki buçuk lira da bahşiş attın mı daha bir özenli muamele görüyorsun daha doğrusu kıyak geçiyorlar çay söylerler, kolonya tutarlar. (Engin Ardıç, Huoop Hadi Beyler Haftayım)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

WhatsApp