MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Nakavt:

1. Boksta, bir yumrukla rakibi yere serip ayağa kalkamayacak duruma getirme. 2. Mecaz: Tam anlamıyla etkisiz bırakma, susturma.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Şef:  

(fr.i. chef) Bir tür uyuşturucu madde. LSD lizerjik asit dietilamid.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Şef:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şef Kürsüsü:  

(Alm. Kappelmeisterpult - Fr. pupitre - İng. music stand) Orkestra şefinin notalarını koyduğu kürsü.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Şefaaddin:  

(a.i. erk.) Dinin, Allah ile kul arasınadaki aracılığı, dinin şefaati. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Şefaat:  

(a.i. ka.erk.) Birinin suçunun bağışlanması ya da dileğinin yerine getirilmesi için o kimseyle başkası arasında yapılan aracılık, dua. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

şefaat:  

1- Birinden başkası adına ricada bulunma, aracı olma, kusurlarının bağışlanmasını dileme. 2- İyi bir işe aracılık etmek, kötü işlerden ise sakındırmak. Örn:: “Kim güzel bir iş için şefaatte bulunursa (o güzel işin sevabından) o kişiye bir pay verilir. Kim de kötü bir iş için şefaatte bulunursa (o kötü işin günahından) o kişiye bir pay verilir.” (Kur’an-ı Kerim Nisa suresi 4/85 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Şefaati:  

(a.i. erk.) Şefaatle ilgili.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Şefakat:  

(a.i. ka.) Şefkat, acıyarak ve esirgeyerek sevme.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Şefi:  

(a.i. erk.) Şefaat eden. (bkz:: Şafi)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Şefik:  

(a.i. erk.) Şefkatli, acıması olan, esirgeyici.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Şefika:  

(a.i. ka.) (bkz:: Şefik)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Şefkat:  

(a.i. ka.erk.) Sevecenlik, acıma ve sevgi duygusu. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

Şefkat:  

Yanlış: Şevkat Doğru: Şefkat(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Şeflik:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şeftali:  

(fars.i. şeftalu'dan) 1- (Genç kızda, genç kadında) Göğüs, meme. Örn:: Göz kırptı- Şeftalilerin hepsini toplatma bize de kalsın. (Orhan Kemal Evlerden Biri) 2- Dişilik organı, vagina. Örn:: Canım benim, Tatlım Şeftalisi güzel hayatım. (İrfan Yalçın, Genelevde Yas) Örn:: Şeftalisi ala benziyor. (Bir halk türküsünün ve bir yerli filmin adı.) 3- Kalçalar, kıç. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Şeftali:  

(prunus persica) Gülgiller familyasından; ılıman bölgelerde yetişen bir ağaç ve meyvesidir. A provitamini bakımından zengindir. Faydası:: Çiçekleri kabızlığı giderir ve bağırsak solucanlarını düşürür. Meyvesi hazmı kolaylaştırır. İdrar yollarını temizler. Bol miktarda idrar söktürür. Kabızlığı giderir. Susuzluğu giderir. Ve vücuda serinlik verir. Basur memelerinden doğan şikayetleri giderir. Safra kesesi ve böbrekler için faydalıdır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Şehadet:  

(a.i. erk.) (bkz:: Şahadet)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

şehadet:  

1- Tanıklık, şahitlik, bir şeyin doğruluğuna inanma. Örn:: “Kim Allah’tan başka tanrı olmadığına ve benim onun peygamberi olduğuma şehadet ederse Allah o kişiye cehennemi haram kılar.” (Hadis) 2- Kendisinden tanıklık istenen kişinin görmüş olduğu bir olayı Allah’ın huzurunda bulunuyor gibi bir duyguyla dosdoğru haber vermesi, şahitlik yapması. Örn:: “Hainin, zina yapanın, Müslüman kardeşine düşmanlık besleyenin şehadeti kabul edilmez.” (Hadis) 3- Kesin olarak bildiği veya gördüğü bir şeyi mahkeme önünde veya sorulduğunda dosdoğru haber verme. Örn:: “Allah katında şehadeti gizleyen kimseden daha zalim kim vardır. Allah yapmış olduğunuz şeylerden habersiz değildir.” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/140 ncı Ayet) 4- Gözle görülür şeyler, varlıklar, dünya. Örn:: “O Allah ki ondan başka ilah yoktur. O, gaybı da şehadeti de bilir…” (Kur’an-ı Kerim Haşr suresi 59/22 nci Ayet) 5- “Allah’tan başka tanrı olmadığına ve Hz. Muhammed’in onun kulu ve elçisi olduğuna inanırım.” anlamına gelen “Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü” cümlesini gönülden, inanarak, anlamını bilerek söyleme. Örn:: “Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli / Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.” (M. A. Ersoy) 6- Allah yolunda veya onun korunmasını emrettiği kutsal değerler olan, din, vatan, namus, mal ve can güvenliği için mücadele ederken ölme, şehitlik.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Şehalem:  

(f.a.i.) Er. Evrenin hükümdarı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Fars+Ar)

Şehamet:  

(a.i. erk.) Zeka ve akılla birlikte olan yiğitlik, cesaret.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Şehba:  

(a.i. erk.) 1- Kır, akçıl. 2- Haleb şehri.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Şehbal:  

(f.i. ka.) Kuş kanadının en uzun tüyü.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Şehid:  

(a.i. ka.erk.) 1- Allah yolunda canını feda eden müslüman, İslam uğruna ölen müslüman, şehadet mertebesine erişen kimse. 2- Fikri, inancı, ülkesi uğruna ölenler için de teşmilen kullanılmaktadır. Vatan şehidi. 3- Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Ayrıca isimlerde ek yapılabilir. Şehidcan, Şehidnur, Şehidhan. - Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

Şehim:  

(a.i. erk.) Akıllı ve kurnaz yiğit.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Şehime:  

(a.i. ka.) (bkz:: Şehim)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Şehinşah:  

(f.i. erk.) 1- Şahların şahı, en büyük hükümdar. 2- Daha çok unvan olarak verilir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

şehir:  

ad 1. ilçe ve ilçeden büyük yerleşim yeri. Benzer: şehir 2. TOPLUMBİLİM TERİMİ nüfusunun çoğu ticaret, sanayi ya da hizmet alanında çalışan, tarımsal etkinliklerin olmadığı yerleşim alanı. 3. TARİH TERİMİ ilkçağda, bir ya da birkaç kentten oluşan ve kendi yasalarıyla yönetilen devlet. Benzer: kent içi kara ve deniz yolları. 3. kent içi iletişimi.(Konusu: , Kökeni: farsca)

şehit:  

1- Şahit olan, tanıklık eden, kesin bir haberi veren, bilen, hazır olan. 2- Allah’ın dininin tüm insanlığa ulaştırılması ve bu esnada ortaya çıkan engelleri kaldırırken Allah yolunda ölen veya öldürülen Müslüman. Örn:: “Allah yolunda öldürülmek, şehide karıncanın ısırması kadar bile acı vermez.” (Hadis) 3- Allah yolunda veya Allah’ın kutsal kabul ettiği din, vatan, namus, mal ve can güvenliği için cihat ederken öldürülen mümin. Allah yolunda öldürülen kimselere şehit denmesinin nedeni, onların cennetlik olduklarına Müslümanlar tarafından şahitlik edilmesi, meleklerin de şehitlerin imanlı bir şekilde öldüklerine şahitlik etmeleri, Allah huzurunda her zaman diri olmaları veya doğrudan cennete giderek Allah’ın onlar için hazırladığı çeşitli nimetleri görmelerindendir. Peygamberlik makamından sonra gelen en yüce makam, şehitliktir. Örn:: “Kim Allah’a ve Resulüne itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine nimetler verdiği peygamberler sıddıklar, şehitler ve salih kişilerle beraber olacaklardır. Bunlarla arkadaşlık ne güzeldir.” (Kur’an-ı Kerim Nisa suresi 4/69 ncu Ayet) 4- Allah’tan bir bağış olmak üzere savaş dışında haksız yere öldürülen, suda boğularak, deprem, sel, yangın gibi doğal afetlerle veya tıbbın çare bulamadığı bir hastalık nedeniyle ölen mümin. Örn:: “Ümmetimin şehitleri azdır. Allah yolunda şehit olanlardan ayrı olarak koleradan, karın ağrısından, yangından, suda boğularak, deprem ve göçük altında kalarak ölen müminler şehittir. Doğum esnasında ölen (mümin) kadın da şehittir.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Şehla:  

(a.i. ka.) 1- Koyu mavi ela göz. 2- Hafif, tatlı şaşı.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Şehlevent:  

(f.i. erk.) Leventlerin şahı, boylu poslu, canlı, yakışıklı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Şehmuz:  

(f.i. erk.) Şah, hükümdar soyundan gelen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Şehnaz:  

(f.i. ka.) 1- Türk musikisinde mürekkep bir makam ve perde. 2- Çok nazlı.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Şehnaz Dilan:  

Şehnaz VRESKALA (d:1960; ö:)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

Şehper:  

(f.i. ka.) Kuş kanadının en uzun tüyü.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Şehrar:  

(f.i. ka.erk.) Şehri süsleyen, şehre süs veren. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Farsca)

Şehrazat:  

Şehrazat Kemali SÖYLEMEZOĞLU (d:1952; ö:) (Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

Şehrazat:  

(f.i. ka.) Kendi kendine yaşayan, özgür.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Şehri:  

(f.i. ka.erk.) 1- Şehirli. 2- Nazik, terbiyeli. 3- Aya ait, aylık. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Farsca)

Şehriban:  

(f.i. erk.) Şehrin büyüğü, ileri geleni.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Şehrinaz:  

(f.i. ka.) Türk müziğinin en eski makamlarından. (Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Şehriyar:  

Namık Kemal'in yazdığı Cezmi kitabındaki ana karakter. Şahın karısıdır. Kırkında olmasına rağmen ince bir güzelliğe sahib, kuvvetli bir bünyesi olan, karakter bakımından ise; iradesi zayıf, fesad düşkünü, menfaatçi bir kadındır.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Şehriyar:  

(f.i. ka.erk.) Padişah, hükümdar. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Farsca)

Şehrud:  

(f.i. erk.) Büyük çay, nehir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

şehvet:  

1- Aşırı sevgi, şiddetli arzu ve istek. 2- Kişinin insan olarak ulaşmak isteği şeylere karşı duymuş olduğu sınırsız arzu, dünya nimetlerine karşı aşırı istek. “Daha sonra başka bir toplum geldi ve namazı boş verip kendi şehvetlerinin, dünyevi tutkularının peşine düştüler. Böyle yaptıkları için de çok yakında azgınlıklarının karşılığını göreceklerdir.” (Kur’an-ı Kerim Meryem suresi 19/59 ncu Ayet) 3- İnsan soyunun devamı için Allah tarafından kadın ve erkeklerin doğasına yerleştirilen cinsel arzu ve istek. İslam dini, şehvetin öldürülmesi ve yok edilmesi gibi aşırı tutuma yol açan anlayışları benimsemez. Şehvetin insan neslinin devam edebilmesi için temel bir duygu olduğunu kabul eder ve bu ihtiyacın nikâhla helal yoldan karşılanmasını ister. Örn:: “Kadınlara, oğullara, kantar kantar altın ve gümüşe, nişanlı atlar ve develere, ekinlere karşı şehvet ve arzu insanlara güzel gösterildi…” (Kur’an-ı Kerim Al'i İmran suresi 3/14 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Şehzat:  

(f.i. erk.) (bkz:: Şahzat) (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

şeker hastalığı:  

birl. i. tıp. Pankreastaki çalışma hatâsından kaynaklanan ve kanda glikozun yükselmesi veya düşmesine sebep olan, belirtileri idrarda şeker bulunması, çok su içip çok yemek yeme ve sık idrara çıkma, ânî terleme, titreme, sinirlenme, halsizlik, ânî zihnî durgunluk ve hâfıza kaybı şeklinde olan hastalık, şeker, diyabet.(Konusu: , Kökeni: )

Şeker Kız:  

(d.) Bir tür uyuşturucu, ilaç metadona. Şen Kız da denir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Şeker Kız Candy:  

Japonya’da 1975 yılında Nakayoshi isimli dergide Kyoko Mizuki yazdı, Yumiko Igarashi çizdi. Yetimhanede büyüyen Candy'nin çektiği zorlukları izlerdik. Aşklarını da tabii. Önce Antony diye bir çocukla çıkıyordu. Sonra o çocuk öldü, Terry diye bir elemanla ilişki yaşamaya başladı. Serinin sonunda da yanlış hatırlamıyorsam hemşire olmuştu.(Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )

Şeker Portakalı:  

Kitabın Türü: Çocuk Romanı Kitabın Yazarı: Jose Maura De VASCONCELOS Kitabın Konusu: Ailesinden baskı gören ve bu yüzden aradığı değerleri başkasında bulan bir çocuğun, ilk başta korkması ve sonra da onu babası olarak görmesi. Kitabın Ana Fikri: Çocukların çocuk olduğu unutulmayıp gereken ilgiyi ve şefkati göstermenin önemi vurgulanmıştır(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Şekerleme:  

(i.) Uyuşturucu ilaç, uyuşturucu, draje, hap, depresan.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Şekib:  

(f.i. erk.) Sabır, tahammüllü, dayanıklı. Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Şekibe:  

(a.i. ka.) (bkz:: Şekib)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Şekibe:  

(fars.i. şekiba'dan) Dişilik organı, vagina, ferç.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

şekil:  

ad 1. ➽biçim. 2. bir konuyu açıklamaya yarayan resim. "Kitaptaki şekiller iyi çizilmiş" 3. davranış biçimi, tutum, yol. "O şekilde davranırsan kavga çıkar" 4. bir olayın, kavramın ya da düşüncenin vb. değişik oluş biçimi. "Aşkın kaç şekli var ki?" 5. toplumsal bir bütünün örgütleniş biçimi. "Devletin yönetim şekli cumhuriyetti" 6. olma biçimi, durum. "Birçok maden doğada bileşikler şeklinde bulunur" 7. MATEMATİK TERİMİ kimi matematiksel varlıkların gösterilmesine yarayan çizim. "ör Üçgen bir geometrik şekildir" 8. anlatış biçimi. "Sorunun şeklini değiştirip yeniden sordu" 9. YAZIN TERİMİ ➽biçim. 10. uygun bir biçime girmesini sağlamak, biçimlendirmek. 11. herhangi bir biçimde sonuca ulaştırmak.(Konusu: , Kökeni: )

Şekime:  

(a.i. ka.) Dayanıklılık, dayanma, karşı koyma.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Şekûr:  

(eş-Şekûr) “Yapılan iyilikleri çok büyük sevap vererek ödüllendiren, kendisine karşı yapılan ibadetleri ve ahlaki davranışları karşılıksız bırakmayan.” anlamında Allah’ın Esmâ-i Hüsnâ'sından biri. Örn:: “Kim bir iyilik yaparsa iyiliğine karşı kat kat sevap veririz. Allah Şekûr ve Gafur’dur.” (Kur’an-ı Kerim Şura suresi 42/23 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Şekure:  

(a.i. ka.) Çok şükreden, şükredici, değer bilen.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Şekür:  

(a.i. erk.) Şükreden, şükredici. Allah'ın isimlerinden. (bkz:: Abdüşşekür).(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Şeküre:  

Orhan Pamuk'un yazdığı Benim Adım Kırmızı kitabının ana karakteri. Kocası savaşa gitmiş, iki çocuklu bir kadın. Kara’nın sevgilisi.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Şelale:  

(a.i. ka.) Büyük bir akarsuyun yüksekten düşmesiyle meydana gelen büyük çağlayan, çavlan.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Şeleme:  

(Fr. chuintement) Tiyatro konuşmasında, "s" harfinin yerine "ş" ve "u" harflerini söyleme.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Şelf:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şellafe:  

(a.i.) Fahişe, orospu. Örn:: Şellafe ertesi gece gene numara yapar. (Sermet Muhtar Alus, İstanbul Kazan Ben Kepçe) Özellikle küçük yaştaki fahişe.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Şem'a:  

(Kar.) Perde arkasında yakılan ışık. (bkz:: Meşale)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Şem'a Çanağı:  

(Kar.) Meşale Çanağı)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Şema:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şemail:  

(a.i. erk.) 1- Huylar, davranışlar, alışkılar. 2- Bir kimsenin dış görünüşünün özellikleri.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

şemailişerif:  

1- Hz. Muhammed’in ahlak ve alışkanlıklarını konu edinen eserler. 2- Kur’an-ı Kerim’in Müslümanlar için örnek olarak gösterdiği Hz. Peygamber’i ibadet, ahlak, hayat tarzı, davranışları, kişisel özellikleri ve fiziki yapısı ile ele alıp anlatan ilim, bu konuda yazılan kitaplar.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Şematik:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şematizm:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şemdin:  

(a.i. erk.) Dinin mumu, dinin aydınlığı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Şemdinli-Derecik Sınır Kapısı:  

Bulunduğu İl: Hakkari Açıldığı Tarih: 14.02.2011 Bağlandığı Ülke: Irak Karşıdaki Sınır Kapısı: Geçiş Şekli:Karayolu Hakkında: (Konusu: Sınır Kapıları, Kökeni: )

Şemi:  

(a.i. erk.) 1- Mumla, ışıkla ilgili, ışıklı. 2- Mum yapan ya da satan kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Şemim:  

(a.i. erk.) Güzel kokan, güzel kokulu, güzel koku.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Şemime:  

(a.i. ka.) Güzel kokulu şey.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Şeminur:  

(a.i. ka.) Mum ışığı, mum aydınlığı.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Şempanze:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şems:  

(a.i. erk.) Güneş.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Şems Suresi:  

(a.i. سورة الشمس) şems suresi; adını, sûrenin ilk kelimesi olan ve "güneş" anlamına gelen "şems"ten alır. kur'an-ı kerim'de 91 nci sure, 30 ncu cüz, 594 ncü sayfadadır. 15 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 26 ncı sıradadır. kadir suresi'nden sonra, büruc suresi'nden önce mekke döneminde inmiştir. mekke'de inen 86 tane sureden biridir. bu sûrede insanın yaratılışında var olan iki özellik ele alınır: iyilik ve kötülük. insanın yaratılışında, iyi olmak da kötü olmak da kabiliyet olarak vardır.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)

Şems suresi:  

Kur’an-ı Kerim’in doksan birinci suresidir. Mekke’de inmiştir. On beş ayettir. Adını ilk ayette geçen ve ‘güneş’ anlamına gelen “şems” kelimesinden almıştır. Sureye, güneşin, sabah aydınlığının, ayın, gündüzün, gecenin, yeryüzünün ve insanın kişiliğinin önemine vurgular yapılarak başlanır. İnsanlar, bu varlıkların yaratılışı üzerinde düşünmeye ve bunların yaratılışındaki güzellikler ile yaratıcının mükemmelliği arasında ilgi kurmaya çağırılırlar. Allah’ın, insanlara doğru yolu da yanlış yolu da gösterdiği anlatılır. Doğruları bulmak için sadece doğruyu göstermek yeterli olmadığından, Allah’ın insanlara peygamber göndererek onları doğruyu bulma konusunda desteklediği haber verilir. Surede, sapıklıklarına değinilen Semud kavminin hem peygamberlerini, hem de peygamberlerinin getirmiş olduğu hakikatleri ve mucizeleri yalanlamaları anlatılır. Kendilerine mucize olarak gönderilen deveyi öldürerek ilahî yasalara meydan okumaları yerilir. Onların bu isyanlarına karşı, Allah’ın Semud kavmini helak ettiğini ve tarih sahnesinden sildiğini bildiren ayetle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Şemseddin:  

(a.i. erk.) Dinin güneşi, dinin insanlara verdiği aydınlık. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır. (Şemsettin)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Şemsi:  

(a.i. erk.) Güneşe ait, güneşle ilgili.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Şemsifer:  

(a.f.i. ka.erk.) Güneşin aydınlığı, parlaklığı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Ar+Fars)

Şemsinisa:  

(f.a.i. ka.) Kadınların güneşi. Güneş gibi kadın.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Fars+Ar)

Şemsinur:  

(a.i. ka.) Güneşin ışığı, nuru.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Şemsiye:  

Yanlış: Şemşiye Doğru: Şemsiye(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Şemspare:  

(a.f.i.) Güneş parçası. Çok parlak. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Ar+Fars)

şemşiye:  

ad 1. yağmurdan, güneşten korunmak için kullanılan, bir sapın üzerinde bulunan esnek tellere gerilmiş, açılıp kapanabilen, su geçirmez kumaştan yapılmış, taşınabilir eşya. 2. bu biçimde olan, genellikle plajlarda, bahçelerde kullanılan büyük güneşlik. 3. BİTKİLİM TERİMİ aynı noktadan çıkan eşit uzunluktaki sapçıkların ucunda bulunan şemsiye görünüşündeki çiçek topluluğu.(Konusu: , Kökeni: arapça)

Şen:  

(f.i. ka.) Neşeli, sevinçli. Daha çok iki isimlerde kullanılır. Şener, Şenol.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Şen:  

(fars.sf.) Eşcinsel edilgin eşcinsel. (erkek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Şen Çocuk:  

(d. fars. türk.) Edilgin eşcinsel. (genç erkek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Şen Kız:  

(bkz:: Şeker Kız)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Şenal:  

(f.t.i.erk.) (bkz:: Şen)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Fars+Tür)

Şenalp:  

(f.t.i. erk.) Neşeli, canlı yiğit.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Fars+Tür)

Şenaltan:  

(f.t.i. erk.) (bkz:: Altan)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Fars+Tür)

Şenay:  

(f.t.i. ka.) Ayın parlaklığı, güzelliği.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Fars+Tür)

şenay:  

Şenay (ekiz) Yüzbaşıoğlu, (19 Ocak 1947[1][2], İstanbul - 4 Ocak 2013, İstanbul), Türk şarkıcı ve söz yazarı. Sev Kardeşim ve Hayat Bayram Olsa şarkıları ile tanınmıştır 1970'te Şerif Yüzbaşıoğlu ile Şenay evlendi.[3](Konusu: gerçek adı, Kökeni: )

Şenbay:  

(f.t.i. erk.) Neşeli, sevinçli, mutlu, varlıklı kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Fars+Tür)

Şencan:  

(f.t.i) Canlı, neşeli, hareketli yapısı olan kimse. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Fars+Tür)

Şendoğan:  

(f.t.i.) Sevinçli, neşeli ol. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Fars+Tür)

WhatsApp