MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Mehtap:

(f.i. ka.) 1- Ay aydınlığı, ay ışığı. Dolunay. 2- Alay, eğlence, zevklenme. Türk dil kuralı açısından "b/p" olarak kullanılır.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Şendur:  

(f.t.i. erk.) Neşeli, sevinçli olması devam etti, sürdü.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Fars+Tür)

Şenel:  

(f.t.i.erk.) Şen ve mutlu ev. Bölge, il.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Fars+Tür)

Şener:  

(f.t.i. ka.erk.) Mutlu, neşeli kimse. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Fars+Tür)

Şener Şen:  

Dizi Karakteri: Ali Haydar Dizi Adı: İkinci Bahar. 1998-2001 yılları arasında Atv'de yayımlanmış olan Türk televizyon dizisi.(Konusu: Film & Dizi Karakteri, Kökeni: )

Şener Şen:  

Ne Darılacak Kadar Güvenin, Ne de Gönül Koyacak Kadar Sevin İNSANLARI.(Konusu: , Kökeni: )

Şengil:  

(f.t.i. erk.) İyi yürekli, hoş sohbet kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Fars+Tür)

Şengül:  

(f.t.i. ka.) Gülün en güzel hali.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Fars+Tür)

Şengül:  

(d. fars. şen gul'den gül) Eşcinsel edilgin eşcinsel. (özellikle erkekler için kullanılır) Örn:: Hatta bizdeki Şengül (Şengül Hamamı) budur. Şengül kelimesi gulam, gulampara manasına farisi olup meful çocuk demektir. (Dr. Rıza Nur, Hayat ve Hatıratım)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Şengül Hamamı:  

(d.) (İstanbulda eski bir hamamın adından) Eşcinsel hamamı, erkek eşcinsellerin buluştuğu hamam. Örn:: Şengül hamamında kurulmuş pazar. Kalender hammamın destinin yazar. (anonim, destan)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Şengün:  

(f.t.i. ka.) Sevinçli, ferah gün.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Fars+Tür)

Şeniz:  

(f.i. ka.erk.) Sevinçli, mutlu iz, hatıra. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Farsca)

Şenkal:  

(f.t.i. ka.erk.) Her zaman neşeli kal. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Fars+Tür)

Şenlik:  

(fars.i. türk.) Izgara, koç yumurtası. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Şenlik:  

(bkz:: Festival)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

şenlik:  

ad 1. şen olma durumu. 2. belli günlerde yapılan, coşkulu, eğlendirici gösterilerin ortak adı, bayram. \"Malatya’nın kayısı şenliği başladı\" 3. belli bir sanat dalına ya da sanatçıya ayrılmış gösteri dizisi. \"Adana Altın Koza Film Şenliği sona erdi\" Benzer: festival 4. MEC. sevinç, neşe. \"Şenliğinize biz de katılalım mı?\"(Konusu: , Kökeni: )

Şennur:  

(f.a.i. ka.erk.) Neşeli ve nurlu insan. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Fars+Ar)

Şenol:  

(f.t.i. ka.erk.) Şen ve mutlu ol. (bkz:: Şenel)(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Fars+Tür)

Şensal:  

(f.t.i. erk.) Neşeni çevrene yay, herkes neşelensin.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Fars+Tür)

Şensoy:  

(f.t.i. erk.) Neşeli soydan gelen kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Fars+Tür)

Şentürk:  

(f.t.i. erk.) Neşeli, canlı, mutlu türk.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Fars+Tür)

Şenyaşar:  

(f.t.i. erk.) Yaşamı, neşeli mutlu geçen kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Fars+Tür)

Şenyurt:  

(f.t.i. erk.) Neşeli, mutlu insanların yurdu; ülkesinde yaşayan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Fars+Tür)

Şenyurt Sınır Kapısı:  

Bulunduğu İl: Mardin Açıldığı Tarih: 04.09.1953 Bağlandığı Ülke: Suriye Karşıdaki Sınır Kapısı: Derbesiye Geçiş Şekli: Karayolu Hakkında:(Konusu: Sınır Kapıları, Kökeni: )

şer:  

1- Kötü, fena, kötü iş, bela, musibet. Örn:: “Hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlı olabilir. Sevip hoşunuza giden bir şey de sizin hakkınızda şer olabilir.” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/216 ncı Ayet) 2- Günah. Örn:: “Kim zerre kadar hayır yaparsa karşılığını görür, kim de zerre kadar şer işlerse o da karşılığını görür.” (Kur’an-ı Kerim Zilzal suresi 99/7-8 nci Ayet) 3- Bu dünyada hukuki yaptırımları ve kınamayı, ahirette de cehennem azabını ve Allah’ın gazabını gerektiren kötü sözler, inançlar, davranışlar. “Şüphesiz Allah, müminleri o günün (kıyametin) şerrinden korumuş, onların yüzlerine aydınlık; gönüllerine ferahlık vermiştir.” (Kur’an-ı Kerim İnsan suresi 76/11 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

şer’î:  

1- Şeriatla ilgili ve şeriata uygun olan. 2- Söz ve davranış olarak dine uygun olan, dinin nayladığı. 3- İslamiyetin temel kurallarına uygun olan.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Şerafeddin:  

(a.i. erk.) Dinin şereflisi, büyüğü. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Şerafet:  

(a.i. erk.) Şerefli olma hali. Soydanlık, asalet. Hz. Muhammed (s.a.s)'in soyundan olma.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Şerare:  

(a.i. ka.) Kıvılcım. (Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Şerbetçiotu:  

(mayaotu) Kendirgiller familyasından; yurdumuzda da yetişen tırmanıcı gövdeli, çok yıllık bir otsu bitkidir. Gövde ince ve serttir. Yaprakları uzun saplıdır. Kullanılan kısımları dişi çiçek durumları, çiçekler üzerinde bulunan salgı tüyleri ve köküdür. Çiçeklerin terkibinde uçucu yağ, acı maddeler, reçineler, tanen gibi maddeler vardır. Faydası:: Vücudu kuvvetlendirir. Sinirleri yatıştırır. Uyku verir. Şehveti azaltır. İdrar söktürür. Kanı temizler. iştah açar. Mide ağrılarını giderir. Romatizma ve böbrek taşlarının sebep olduğu şikayetleri giderir. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Bira imalinde kullanılır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Şeref:  

(a.i. erk.) 1- Yücelik, ululuk, izzet, seçkinlik. İyi ahlak ve faziletler sonucu meydana gelen manevi yücelik. 2- İyi ün. İftihar edilecek şey.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

şerefe:  

1- Balkon, loca, kale burcundaki girintili çıkıntılı siper. 2- Minarede gövdeyi çepeçevre dolaşan ve kenarları korkuluklu, müezzinin ezan okuması için yapılmış yer. Örn:: “Allah’a giden yol buralardadır / Kapılar açılır şerefelerden / Buradan uğurlanır mübarek aylar, / Bayram buralardan başlar arifelerden.” (A. N. Asya)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Şerefhan:  

(a.t.i. erk.) Büyük, yüce hükümdar.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Ar+Tür)

Şerefnaz:  

(a.f.i. ka.) Çok nazlı. (Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Ar+Fars)

Şeren:  

(t.i. erk.) Tezcanlı, çevik.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

şerh:  

1- Yayma, açma ve genişletme. 2- İlk bakışta ne demek istediği açıkça anlaşılamayan metinlere yorumlar getirmek suretiyle açıklama yapma. 3- Bir şeyi açıklamak ve yorumlamak amacıyla yazılan kitap. Örn:: “Ellerde gezen kutlu Kitab’ın, yedi yüz / Yıldır yazarız, bitmedi hâlâ şerhi.” (A. N. Asya)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Şeria Nehri:  

Şeria Nehri ya da Ürdün Nehri veyâ Erden Nehri, Orta Doğu'da Büyük Rift Vadisi boyunca akan ve Lût Gölü'ne dökülen bir nehir. 251 kilometre uzunluğundadır. Şeria Nehri, İsa'nın Yahya tarafından vaftiz edildiğine inanılan nehir olması nedeniyle Hristiyanlıkta önemli bir hac merkezidir.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )

Şeriat:  

(a.i.) 1- Kabadayılığın, gangsterliğin uyduğu kurallar bütünü, racon düzeni. 2- Racon kesen kabadayı topluluğu, bir anlaşmazlığı çözen gangster kurulu. Örn:: Evet bu topluluğa yeraltı dünyası Şeriat adını verecektir. Yani ünlü kabadayılardan oluşan bir mahkemedir bu. (Delalettin Çetin, Kumarbazlar Arasında) Şeriat Mahkemesi diye de söylenir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

şeriat:  

1- Suya, suyun kaynağına ulaştıran yol, insanların kana kana su içtikleri kaynak, takip edilmesi gereken açık ve doğru yol. Örn:: “… Her biriniz için bir şeriat ve yol belirledik, Allah dileseydi sizi bir tek ümmet yapardı…” (Kur’an-ı Kerim Maide suresi 5/48 nci Ayet) 2- Kur’an-ı Kerim ve sünnet. Örn:: “Çalış dedikçe şeriat, çalışmadın durdun/Onun hesabına birçok hurafe uydurdun.” (M. A. Ersoy) 3- Allah’ın peygamberler aracılığıyla insanlara gönderdiği dinî kurallar bütünü. 4- Kur’an-ı Kerim’deki ayetlerden, peygamberin sözlerinden çıkarılan dinî kurallar. 5- İslam dininin namaz, oruç, hac, zekât, cihat, nikâh vb. amel ve uygulamaya yönelik hükümleri. 6- Allah’ın, Hz. Muhammed aracılığı ile insanlara gönderdiği İslam dini.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Şeriat Evi:  

(d. a. türk.) Dişilik organı, vagina, ferç.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Şerif:  

(a.i. erk.) Şerefli, kutsal. Soylu temiz.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

şerif:  

1- Şerefli, asaletli, saygın, onurlu, yüce. 2- Allah’ın koymuş olduğu helal ve haram sınırlarına uyarak din bilincini yükselten kimse. 3- Hz. Peygamber’in torunu Hz. Hasan’ın soyundan gelen mümin.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Şerif:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şerife:  

(a.i. ka.) (bkz:: Şerif)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Şeriflik:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

şerik:  

(bkz:: şirk)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

şerit:  

ad 1. dar ve uzun kumaş parçası, kurdele. 2. dar ve uzun kıyı parçası. "Denizle tepeler arasında bir kara şeridi uzanıyordu" 3. herhangi bir maddenin dar, düz, ince ve uzun parçası. "Daktilonun şeridi eskimiş" 4. bir karayolunda trafik çizgileriyle ayrılmış yol bölümlerinin her biri. "Araba sol şeride girip hızını artırarak önündekini geçti" 5. HAYVANBİLİM (ZOOLOJİ) TERİMİ şeritgillerden, yassı vücutlu, birbirine kenetlenmiş boğumları olan ve kimisi metrelerce uzun boyda olabilen bir bağırsak asalağı. Benzer: tenya 6. GÖKBİLİM TERİMİ birbirine yakın ve koşut iki çizgi arasında kalan alan parçası ya da tayfta birbirine yakın iki dalga boyu arasında kalan parça.(Konusu: , Kökeni: arapça)

şerit düzenleme levhaları:  

(B-50a) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhaları, ilave şeritlerin (tırmanma şeritlerinin) başlangıç ve bitimlerini bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

şerit düzenleme levhaları:  

(B-50b) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhaları, ilave şeritlerin (tırmanma şeritlerinin) başlangıç ve bitimlerini bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

şerit düzenleme levhaları:  

(B-50c) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhaları, ilave şeritlerin (tırmanma şeritlerinin) başlangıç ve bitimlerini bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

şerit düzenleme levhaları:  

(B-50d) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhaları, ilave şeritlerin (tırmanma şeritlerinin) başlangıç ve bitimlerini bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

şerit düzenleme levhaları:  

(B-50e) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhaları, ilave şeritlerin (tırmanma şeritlerinin) başlangıç ve bitimlerini bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

şerit düzenleme levhaları:  

(B-50f) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhaları, ilave şeritlerin (tırmanma şeritlerinin) başlangıç ve bitimlerini bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

şerit düzenleme levhaları:  

(B-50g) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhaları, ilave şeritlerin (tırmanma şeritlerinin) başlangıç ve bitimlerini bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

şerit düzenleme levhaları:  

(B-51a) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhaları, seyir yönündeki ve karşı yönden gelen trafiğe tahsis edilen şerit veya şeritlerin bildirilmesi amacıyla kullanılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

şerit düzenleme levhaları:  

(B-51b) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhaları, seyir yönündeki ve karşı yönden gelen trafiğe tahsis edilen şerit veya şeritlerin bildirilmesi amacıyla kullanılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

şerit düzenleme levhaları:  

(B-51c) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhaları, seyir yönündeki ve karşı yönden gelen trafiğe tahsis edilen şerit veya şeritlerin bildirilmesi amacıyla kullanılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

şerit düzenleme levhaları:  

(B-51d) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhaları, seyir yönündeki ve karşı yönden gelen trafiğe tahsis edilen şerit veya şeritlerin bildirilmesi amacıyla kullanılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

Şermende:  

(f.i. ka.) Utangaç, çok utanan, mahcup.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Şermin:  

(f.i. ka.) Utangaç, mahcup.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Şerofobi:  

(ing.i. cherophobia) neşe, eğlence, şenlik ve gösterişten korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

şeş:  

ESKİMİŞTİR ad altı, (6).(Konusu: , Kökeni: farsca)

Şetaret:  

(a.i. ka.) Neşe, sevinç, şenlik.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Şetlant:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şettariye Tarikatı:  

Şettariye Tarikatı; 15. yy. başlarında Abdullah Şettâr tarafından kurulmuş olan İşkiyye tarikatı kollarından biridir. Genellikle Hindistan Cava ve Sumatra bölgelerinde yayılmıştır. Kendilerine has zikir ve ibâdet törenleri vardır. Tarikat âdabında İslâmî esaslara sıkı sarılmayı benimseyen şettârîlerin, özel tekkeleri bulunmaktadır.(Konusu: Din (Tarikat), Kökeni: )

Şevket:  

Halide Edip Adıvar'ın yazdığı Yaprak Dökümü kitabının baş karakteri. Babası gibi iyi yetişmiş, karakterli, namuslu bir gençtir. Ailesine de son derece bağlıdır. Ali Rıza Bey’in tek oğludur. Ali Rıza Bey’in terbiyesine ve ahlakına en çok emek harcadığı çocuğudur. Bir süre ailenin bütün yükü onun omuzlarına binmiştir. Çalıştığı yerden para çalmak suçundan hapse atılmıştır.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Şevket:  

(a.i. erk.) Azamet, büyüklük, ululuk, debdebe, haşmet.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Şevket Altuğ:  

Dizi Karakteri: Fiko (Fikret Aksu) Dizi Adı: Süper Baba. 1993-1997 yılları arasında atv'de yayımlanmış olan dram türündeki Türk televizyon dizisi.(Konusu: Film & Dizi Karakteri, Kökeni: )

Şevki:  

(a.i. erk.) Şevkle ilgili, şevke ait, neşeli.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Şevkidil:  

(a.f.i. ka.) Gönül neşesi, gönül sevinci.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Ar+Fars)

Şevkiye:  

(a.i. ka.) (bkz:: Şevki)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

şevrotin:  

(chevrotin) Çapı 5 mm’den büyük saçma.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Şevval:  

(a.i. ka.erk.) Hicri takvime göre yılın 10. ayı, ilk üç günü şeker bayramıdır. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

şevval:  

Ramazan ve zilkade ayları arasında bulunan ve kamerî ayların onuncusu olan ay. Şevval ayının birinci günü ramazan bayramıdır. Şevval ayı içinde altı gün oruç tutmak Hz. Peygamber tarafından tavsiye edilmiştir. Örn:: “Kim ramazan orucuna ilaveten şevvalde altı gün oruç tutarsa bütün sene oruç tutmuş gibi sevap alır.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Şevval Sam:  

Dizi Karakteri: Gülbeyaz Dursunoğlu Dizi Adı: Gülbeyaz. 13 Aralık 2002 ile 27 Haziran 2003 tarihleri arasında Kanal D'de yayımlanan dizi, bir sezon sürdü ve 26. bölümü ile sona erdi.(Konusu: Film & Dizi Karakteri, Kökeni: )

Şey:  

(a.i. şey) 1- Edilgin eşcinsel erkek. Örn:: Sen beni şey mi sandın ulan. (Orhan Duru, Bunu Benden İşit) 2- Cinsel organ. Örn:: Şeyimi yer o benim. Nah bunu yer. (İrfan Yalçın, Genelevde Yas) 3- Cinsi münasebet. Örn:: Şeye gitmiyorsun kızım işe gidiyorsun. (Orhan Kemal, Bir Filiz Vardı) (bkz:: Şaapmak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

şey:  

ad 1. elle tutulabilen cansız varlık, nesne, madde, eşya. 2. genellikle o anda anımsanamayan ad ya da sözcük yerine kullanılan sözcük. 3. belli bir anlam içermeksizin eşya, nesne, durum, eylem, olay, söz vb.nin adı yerine kullanılır. \"Şeyi evde unuttuk\"(Konusu: , Kökeni: )

şey:  

(i.) (fels.) herhangi bir düşünce konusunu göstermeye yarayan, düşünen bilincin konusu olabilen düşünsel varlık ya da duyularla kavranabilen cisimsel varlık.(Konusu: Felsefe Terimi, Kökeni: Arapça)

Şey Etmek:  

(d. a. türk.) İlişkide bulunmak. Örn:: Sonra hanımefendiyi başkaları şey eder. (Muzaffer Buyrukçu, Onlar) (bkz:: Şaapmak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Şeyban:  

(a.i. erk.) Saçlarına ak düşmüş yaşlı kimse. Moğol hükümdarlarından birisi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Şeybe:  

(a.i. ka.) (bkz:: Şeyban)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Şeyda:  

(f.i. ka.) Aşk çılgını, çok tutkun, aşık.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Şeydagül:  

(f.i. ka.) (bkz:: Şeyda)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Şeydanur:  

(f.a.i ka.) (bkz:: Şeyda)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Fars+Ar)

Şeyh:  

(a.i. erk.) 1- Yaşlı adam, ihtiyar. 2- Kabile ve aşiret reisi. 3- Bir sahada üst seviyeye gelmiş, otorite. 4- Tekke ve zaviye reisi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

şeyh:  

1- Üstat, hoca, âlim. 2- Reis, kabile başkanı. 3- Tasavvufta doğruyolu göstermeye yardımcı olmak, bilgi vermek, ahlaken eğitmek ve çeşitli dini konularda bilgilendirmek üzere bir tekke ve zaviyede ibadetle meşgul olan dervişlere başkanlık eden kimse, tarikat piri, mürşit. Örn:: “Şeyhim güldür ben onun yaprağı / İlahî yaprağı gülden ayırma” (Eşrefoğlu Rûmi) 4- Hz. Peygamber’in hadislerini rivayet eden hadis âlimi, muhaddis.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Şeyh Küşteri:  

(Kar.) İran'ın Küşter kasabasından Bursa'ya gelerek yerleşmiş ve söylentiye göre ilk Türk Karagöz'ünü perdeye yansıtmış olan kişi. Eski Karagöz ustaları, onu "Pirimiz Şeyh Küşteri" diye anarlar.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

şeyhayn:  

1- İslam tarihi, hadis, fıkıh gibi ilimlerde derinleşerek öne geçen ilk iki kişi. 2- Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer. 3- İki büyük hadis âlimi olan Buhari ve Müslim. 4- Hanefi Mezhebi’nin iki büyük imamı, İmam Ebu Hanife ve İmam Ebu Yusuf.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

şeyhülislam:  

Tarihte Osmanlı Devletinde ilmiye sınıfının başı olan ve sadrazamdan sonra devletin ikinci en büyük görevlisi. İslam âleminde hicri IV. miladi X. yüzyılda ortaya çıkan bu kavram, meşhur fıkıh ve İslam bilginlerine verilen bir şeref unvanıdır. Osmanlılar ilk defa II. Murat zamanında, devlet yapısında şeyhülislamlığa yer vermiştir. II. Murat bu makama Fahrettin A’cemi’yi (ö. 865/1460) atamıştır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Şeyim:  

(bkz:: Sehem)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Şeyma:  

(a.i. ka.) 1- Bedeninde ben veya benzer bir izi olanlar. 2- Hz. Peygamber'in süt kardeşi.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Şeytan:  

(ibr.i. haşatan'dan a. şeytan) Baht, talih, şans.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Şeytan:  

(İbr. satan - Lat. diabolos - Fr. diable - İng. devit - Alm. teufel) Halk efsanelerinde ve Goethe'nin "Faust" adlı yapıtında "meplins topheles". Ortaçağ oyunlarında kötülüğün simgesi. Bu rolü oynayanlar, her yanında çirkin yüzler bulunan deriden giysiler giyerlerdi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

şeytan:  

1- İnatçı, haddi aşıp kibirlenen, azgın, taşkın, şerli olan bütün kötü varlıklar. Örn:: “Biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Şeytanlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabb’in dileseydi bunu yapamazlardı. Artık onları, uydurdukları şeylerle baş başa bırak.” (Kur’an-ı Kerim En'am suresi 6/112 nci Ayet) 2- İblis. Örn:: “Şeytan, onların (Âdem ile Havva’nın) ayağını kaydırdı, içinde bulundukları nimet yurdundan (cennetten) çıkardı.” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/36 ncı Ayet) 3- Allah’ın, “Âdem’e itaat et.” emrine karşı gelip isyan ettiği için ilahî rahmetten kovulan cinlerin inkârcı olanlarından gizli varlık. Örn:: “Ey Âdemoğulları! Ben sizden şeytana ibadet etmeyin diye söz almadım mı? O, sizin apaçık düşmanınızdır. Yalnızca bana ibadet edin. En doğru yol budur.” (Kur’an-ı Kerim Yasin suresi 36/60-61 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Şeytan Aramak:  

(d. a. türk.) Kumar oynamak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Şeytan Dönemeci:  

Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Agatha CHRISTIE Kitabın Konusu: Olaylar bir kulüpte eski bir memur olan emekli bay Porter ‘in okuduğu gazetedeki bir haber üzerine başlamaktadır. Kitabın Ana Fikri: (Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

şeytan taşlama:  

Hac görevini yerine getiren Müslümanların haccın vaciplerinden olmak üzere kurban bayramının birinci, ikinci ve üçüncü günleri Mina’da şeytanı sembolize eden küçük kule şeklindeki üç ayrı yapıya, şeytanı lanetlemek amacıyla yedişer tane taş atmaları.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Şeytana Kurşun Atmak:  

(d. a. türk.) (Erkek) İlişkide bulunmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Şeytanı Bol Olmak:  

(d. a. türk.) Bahtı açık olmak, talihli olmak, şanslı olmak, genellikle şansa bağlı oyun oynayan kişilere söylenir. Örn:: Şeytanınız bol olsun ağalar.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Şeytanı Uyanmak:  

(d. a. türk.) Şansı iyiye dönmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Şeytanteresi:  

(hıthıt) İran, Suriye, Afganistan ve Horasan dağlarında yetişen şeytanotu adlı bitkinin köküne yapılan kesiklerden akan koyu bir maddedir. Sarı esmer renkli, yumuşak balmumu kıvamında reçineli zamktır. Faydası:: Bağırsak gazlarını giderir. Hazmı kolaylaştırır. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. Balgam söktürür. İsteri ve sinir hastalıklarında yatıştırıcı olarak kullanılır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

WhatsApp