Haydi Öğrenelim!
Despotluk:
(fr.t.i.) 1- Bir ülkeyi zora ve baskıya dayanarak yönetme, millete istediği gibi hükmetme, istibdat, dikta, diktatörlük, despotizm. 2- (teşmil.) Karşısındakine zorla hükmetme, zorbalık. 3- Rum dînî başkanlığı. 4- Bizans İmparatorluğu’nda despotlar tarafından kurulan bağımsız devletlere verilen isim. “Mora Despotluğu.”
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Doğu Timor:
Doğu Timor Bayrağı: Mayıs 2002 yılında resmi olarak ilan edildi ve göndere çekerek resmi anlamda bayrağını kullanmaya başladı. Kırmızı zemin üzerine bayrağın göndere gelen kısmında siyah ve altın sarı renkleri bulunmaktadır. Kırmızı renk şimdiye kadar kaldığı yönetimlerde dökülen kanları ve halkını temsil ederken, sarı renk güneşi ve özgürlü temsil etmekte ve en uç kısımda yer alan ve siyah renk ise yası, ölümü temsile etmektedir. Siyah rengin ortasında bulanan ve beyaz renk olana beşgen yıldız ise halkını ve adaları temsil etmektedir. (Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )
Doğu Timor:
Milli Marşı: "Pátria" (Türkçe: Anayurt) Doğu Timor'un millî marşı. İlk defa 1975 yılında Portekiz'den bağımsızlığını ilan ettiğinde kullanılmıştır. Endonezya'dan bağımsızlığını tekrar ilan ettiğinde resmî olarak millî marş ilan edildi. Marş Afonso de Araujo tarafından bestelenmiştir. Sözleri Francisco Borja da Costa tarafından yazılmıştır.(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )
Doğu Timor:
Genel Bkş: Ülkenin ekonomisi, mermer, kahve, sandal ağacı ve yağ ihracatına dayanır. Doğu Timor, geçmiş dönemlerde dünyanın en fakir ülkeleri arasındayken, ABD ile olan yakınlaşmaları sonucunda, ilerleme kaydettiği söylenebilir. • (Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )
Doğu Timor Milli Tk:
milli tk.lakabı: Yükselen Güneş (O Sol Nascente)(Konusu: Lakap Milli Tk., Kökeni: )
Doğuhan:
(t.i. erk.) Doğu ülkesinin hükümdarı, hakimi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Doğukan:
(t.i. erk.) (bkz:: Doğuhan)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
doğum:
ad 1. doğmak eylemi. "Erken doğumlar sorun oluyor" 2. TOPLUMBİLİM TERİMİ yeni bir bebeğin dünyaya gelmesi. 3. bir kimsenin doğduğu yıl. "Lütfen, doğumlarınızı yazmayı unutmayın" 4. istemeyerek gebe kalmanın önlenmesi için uygulanan yöntemlerin tümü. 5. doğurmayı sınırlandırma siyasası. "Hükümet doğum denetimi konusuna ağırlık veriyor" 6. doğum yaparken duyulan doğal sancı. 7. MEC. yeni bir duruma geçilirken ya da yaratıcı bir işe hazırlanırken çekilen zorluklar.(Konusu: , Kökeni: )
Doğumhane:
(b.i) Doğumevi.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )
Doğunun Limanları:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Amin MAALOUF Kitabın Konusu: İsyan Kitabdar adlı bir kişinin yaşam hikayesi, başından geçen olaylar, doğumundan bu zamana kadar olan herşeyi anlatmaktadır. Kitabın Ana Fikri: Bu Dünya’da insanın başına hergün değişik olaylar gelebilir. Bunlara hazırlıklı olmak ve gerekirse savaşmak kendimize yapacağımız en büyük iyilik olur.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
doğurmak:
1. yavru dünyaya getirmek, doğum yapmak. 2. MEC. kendini göstermesine, ortaya çıkmasına yol açmak. "Günümüzde ekonomik bağımlılık dışa bağımlılığı doğurmaktadır"(Konusu: , Kökeni: )
Doğuş:
Orhan BALTACI (d:1974; ö:)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )
doğuş:
ad 1. doğmak eylemi ya da biçimi. 2. GÖKBİLİM TERİMİ bir gökcisminin, gözlem yerinin gözerimi düzlemi üzerinde görünmesi.(Konusu: , Kökeni: )
Doğuş ve Aydınlık Partisi:
Kısa Adı: DAP Genel Merkezi: Sincan, Ankara Kuruluş Tarihi: 15.05.2012 Genel Başkanı: Dursun Ali Bacıoğlu Sona Eriş Tarihi: * Sona Eriş Nedeni: * Siyasi Pozisyonu: * İdeoloji: * NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
Doğuştan:
(congenital) Doğumdan önce bulunan; doğum sırasında var olan. Konjenital.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Dojo:
İdman yapılan yere denir.(Konusu: Aikido Terimi, Kökeni: )
DOJO:
(dojo) Aydınlığın bulunduğu mekan. (Esas adı Shomen'dir)(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
DOJO KUN:
(dojo kun) Dojo prensipleri.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Dok:
(ing.i. docke) 1- Gemi inşâ veya tâmirinde kullanılan üstü örtülü havuz. 2- Rıhtımlarda ticârî malların konduğu büyük depo. 3- Hafif olması gereken yelkenlerde kullanılan iyi cins yelken bezi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)
Doksan:
(esk.i. türk. tokuz, ondan) 1- (Futbolda) Kısa ve uzun kale direklerinin 90 dereceyle birleştiği yer. 2- (Kadında, kızda) Bacak arası, kasık.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Doksana Asmak:
(d.) (Futbolda) Topu tam Doksan'a atarak gol yapmak. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Doksofobi:
(ing.i. doxophobia) fikir beyan etmekten veya takdir görmekten korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
doksoloji:
(ing.i. doxology) övgü, ilahi ve benzerlerini inceleyen alan. (-loji'ye uygun değildir.)(Konusu: Loji İle Biten, Kökeni: İngilizce)
Doktor:
(fr.i. docteuhöen) 1- Gözlüklü kimse. (genellikle gözlüklü erkek) 2- İşinin ustası, hırsız dolandırıcı, usta hilekar. Örn:: Müellif Zar Doktoru Rızaya ayrıca selam yollar. (Hulki Aktunç. Yeraltı Destanları) 2- Gezgin satıcı özellikle uyuşturucu satıcısı torbacı. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Doktor:
(fr.i. docteur < lat.) 1- Hekim, tabip. 2- Bir ilim dalında doktora yapmış kimseye verilen ilmî unvan ve bu unvânı almış kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Doktor İlhami Bey:
Kerime Nadir'in yazdığı Hıçkırık kitabındaki ana karakter. İlk başta doktor olarak geldiği köşkün daha sonra damadı olmuştur. Nalan'ın kocasıdır ve de Handan'ın babasıdır. Nalan ilk başlarda duyduğu aşkı günden güne azalmıştır ve ilgisiz kişiliği ortaya çıkmıştır(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )
Doktor Ragıp:
Peyami Safa'nın yazdığı Dokuzuncu Hariciye Koğuşu kitabının baş kahramanı. Bakımlı ve kültürlü bir doktor. Kendine güven duyan bakımlı bir tip. Doktor Ragıp Uzun boylu, yakışıklı, sıhhatli, kendine güvenen bir insan. Dış görünüşünün mükemmelliğine karşılık iç dünyası basit ve kozmopolit fikirlere sahip bir genç.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )
Doktora:
(fr.i. doctorat < lat.) 1- Bir fakülteyi bitirip yüksek lisans yaptıktan sonra bir ilim dalında hazırlanan ve belli bir yönetmeliğe göre jüri önünde sınavla kabul edilen ilmî çalışma. 2- Bu çalışma ile elde edilen pâye.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Doktorlu:
(fr.sf. türk. ek) Hileli. (iskambil kağıdı, zar) Örn:: Doktorlu kağıt - İşaretli iskambil sirkaf yapılmış kağıt. (Hulusi Kodaman, Zar-Kağıt Oyunları ve Hileleri)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Doktorluk:
(fr.t.i.) Hekim olma durumu, hekimlik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Doktrin:
(fr.i. doctrine < lat.) 1- Felsefî, siyâsî, dînî bir sistemi oluşturan dogma ve kavramların bütünü, öğreti, meslek. 2- Belirli bir konuyla ilgili, belli bir anlayış ve düşünceye dayalı dogma ve kavramların bütünü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Doktriner:
(fr.sf.) Doktrin ile ilgili, doktrine bağlı. Öğretisel.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Doku:
Bir şarabın ahengi veya ağızda bıraktığı his.(Konusu: Şarap Terimi, Kökeni: )
doku:
ad 1. YAŞBİLİM (BİYOLOJİ) TERİMİ insan, hayvan, bitki gibi canlılarda gövdenin ya da organların yapı öğelerinden birini oluşturan benzer gözeler bütünü. Benzer: nesiç 2. MEC. bir bütünün yapısı ve özelliği. \"Bu toplumun siyasal dokusu değişiktir\" 3. YERBİLİM TERİMİ bir kayacın iç yapısı.(Konusu: , Kökeni: )
dokubilim:
Histoloji veya doku bilimi, bitki ve hayvan dokularının bileşimini ve yapısını özelleşmiş işlevleriyle bağlantılı olarak inceleyen bilim dalı. Doku biliminin temel amacı dokuların hücre ve hücreler arası maddelerden organlara dek tüm yapı aşamalardaki düzenini saptamaktır.(Konusu: , Kökeni: )
Dokumahane:
(b.i) Dokuma tezgâhlarının bulunduğu ve çalıştığı, dokuma işinin yapıldığı yer.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )
dokunma:
ad 1. dokunmak (I) eylemi. Benzer: temas 2. RUHBİLİM TERİMİ nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık gibi türlü niteliklerini deri altındaki sinir uçları aracılığıyla duyumsama eylemi.(Konusu: , Kökeni: )
dokunulmak:
dokunmak eylemine konu olmak. "Ona dokunulmak söz konusu değil"(Konusu: , Kökeni: )
Dokuz:
(Tekvando Ter.) Ahop.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Dokuzlar Kuralı:
(rule of nines) Yanık alanı yüzeyinin, tüm vücut yüzeyine oranını saptamaya yarayan kural. Baş-boyun % 9, kollar, göğüs, karın, her iki bacak % 18, genital bölge % 1. (Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
dokuzuncu:
( DOKUZ SAYISININ SIRA SIFATI) sıfat sırada sekizinciden sonra gelen.(Konusu: , Kökeni: )
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Peyami SAFA Kitabın Konusu: Fakir ve dizinden rahatsız olan bir çocuğun, kendisinden dört yaş büyük bir kıza aşık olması, beraberliğe dönüşmeyen bu aşkın getirdiği sıkıntı ve heyecanlardan dolayı rahatsızlığının artması ve nihayet ameliyat edilmesi romanın konusunu şekillendirir. Kitabın Ana Fikri: Bize verilen öğütleri ciddiye almalı ve hayallerin peşinden koşmamalıyız. Aksi takdirde kaybeden yine biz oluruz. Karakterler:Nüzhet, Doktor Ragıp, Nurefşan, Hasta Çocuk, Paşa.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Doküman:
(fr.i. document < lat.) 1- Bir gerçeği, bir olguyu gösteren, bir savın doğruluğuna apaçık inanç veren, tanıklık eden şey. 2- Bir kimsenin niteliğini, bir şey üzerindeki hakkını ya da kendisine verilen bir hakkı bildiren resmi kağıt. Belge, vesîka.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Dokümantasyon:
(fr.i. documentation) Bir araştırma, bir çalışma için gerekli belgeleri toplama, belgelere dayandırma. “Dokümantasyon merkezi.”(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Dokümanter:
(fr.sf. documentaire) Belgelere dayanan, belge niteliğinde olan, belgesel.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Dol Dola Getirmek:
(d.) 1- İnandırmak, İkna etmek. 2- Yanlış bilgi vererek kandırmak, aldatmak. (bkz:: Dolduruşa Getirmek) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Dolama otu:
(paronychia serpilifolia) Karanfilgiller familyasından yeşil ve beyaz renkte küçük çiçekleri bulunan bir çeşit bitkidir. Yaprakları beyazımtırak yeşildir. Kökü kullanılır. Faydası:: Dolama ve çıbanların tedavisinde kullanılır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Dolambaçlı Deyim:
(Alm. Umschreibung - Fr. circonlocution - İng. eupheism) Bir şeyi uzatıp süsleyerek söylemek; "ıtnab".(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Dolantı:
(Alm. lntrige - Fr. ıntrigue - İng. ıntrigue) Oyun yazarınca bilinerek düzenlenen karışıklıklar. Tragedyada kişileri yıkıma, komedyada ise gülünçlü bir çözülüşe götüren çatallaşmalar.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Dolantı Komedyası:
(bkz:: Entrika Komedyası)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Dolap Çeviren:
(bkz:: Entrikacı)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Dolar:
(ing.i. dollar < alm. Taler) Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Avustralya başta olmak üzere bâzı devletlerin para birimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)
dolaşım:
ad 1. dolaşmak eylemi. 2. GÖVDEBİLİM (ANATOMİ) TERİMİ yüreğin çalışmasıyla kanın ve akkanın damarlar içinde sürekli yer değiştirmesi. 3. ECO. malların ve özellikle paranın elden ele geçmesi.(Konusu: , Kökeni: )
dolaşım sistemi:
Yaşamsal faaliyetler sonucunda oluşan atık maddeler vücuttan dışarı atılır. Vücut içerisinde oluşan tüm bu sistem dolaşım sistemi ile oluşmaktadır. Vücuttaki yapı birimlerinde açığa çıkan amonyak ve karbondioksidin boşaltım organlarına taşınma görevini yerine getiren sisteme dolaşım sistemi denir.(Konusu: , Kökeni: )
dolayı:
“–DEN DOLAYI” BİÇİMİNDE KULLANILIR ilgeç (edat) yüzünden, ötürü, nedeniyle. "Aceleciliğinden dolayı işleri karıştırır"(Konusu: , Kökeni: )
dolayısıyla:
belirteç 1. doğrudan doğruya olmayarak, dolaylı bir biçimde. "Onu dolayısıyla ilgilendirir" 2. ilgeç (edat) –den ötürü, nedeniyle, yüzünden. "İş dolayısıyla sık görüşürüz"(Konusu: , Kökeni: )
Dolaylı Kırma:
Bir oyuncunun rakibinin açığını atılan her iki zarın sayısını da kullanarak kırması.(Konusu: Tavla Terimi, Kökeni: )
Dolaylı vuruş - Endirekt vuruş:
Rakibin 6 pip sayısından fazla uzaktaki pulunu zar kombinasyonu ile vurmak.(Konusu: Tavla Terimi, Kökeni: )
Doldurmak:
(f.) 1- Soyunmaya fırsat bulamadan dışkılamak, donuna dışkılamak 2- Erkeklik organını tamamen sokmak. 3- (Esnaf için) Satılmak istenen bir mala ederinden fazla fiyat biçip satıcıyı aldatmak. 4- Kumar oynanan zarın İçine civa yerleştirmek. (bkz:: Dolduruşa Gelmek, Dolduruşa Getirmek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Dolduruş Yapmak:
(d. eşanl.) Dolduruşa Getirmek. Örn:: Dolduruş yapıyorsun abi. (Fakir Baykurt, Camekanda Bir Gün) Dolmuş Yapmak'da denir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Dolduruşa Gelmek:
(d.) Aldanmak, kanmak, özellikle kendi kendisinin ya da bir eşyasının nitelikleri konusundaki abartılı sözlere kanmak. Dolmuşa Gelmek diye de söylenir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Dolduruşa Getirmek:
(d.) (Birisinin) Kanmasını, aldanmasını sağlayacak şeyler söylemek. Dolmuşa Getirmek'de denir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Dolfin:
(Yüzme Ter.) Kelebek stilde bacak hareketi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Dolgun:
(sf.) Hileli, civalı. (zar) (bkz:: Dolu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Dolikosefal:
(fr.sf. dolichocéphale) Kafa tasının uzunluğu genişliğinden fazla olan, uzun kafalı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Dolma:
(i.) 1- Yalan. Uydurma. 2- Hile. Esrarlı sigara. Örn:: Esrar Hint Kenevirinden üretilen bir çeşit reçinaydı. Tabletler halinde satılır ufalanarak tütüne karıştırılıp sigara kağıdı ile dolma yapılırdı. (Kayhan Sağlamer, Türk Mafiası) 3- Hilecinin oyunu kazanacağı biçimde sıralanıp dizilmiş İskambil destesi. Örn:: Dolandırıcının kullandığı para tomarı altı ve üstünde gerçek para ortasında ise para biçiminde kesilmiş gazete kağıdı vb. vardır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Dolma Yemek:
(d.) 1- Yalana kanmak. Örn:: Biz yemeyiz kızım bu dolmaları. Bar kızı değilmiş artisti imiş. Hangi artist be. (Attila İlhan, Kurdlar Sofrası) 2- Hileye aldanmak. Örn:: Matiz- Baksana bana ben dolma yer miyim be. (Ortaoyunu, Hamam)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Dolma Yutmak:
(eşanl.) Dolma Yemek. Örn:: Hacivat- Karagöz ben böyle dolma yutmam. Karagöz- Yutmazsan çiğne çiğne tükür. (Karagöz, Salıncak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Dolmacı:
(sf.i.) 1- Yalancı. Kıtıpiyoz Bir çorbacı Dolmacıdır Adamım. (Hilmi Tüner, Adamım) 2- Hilekar. (bkz:: Dolma)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Dolmen:
(fr.i. keltçeden) Dikili iki taş üzerine kapak gibi yatırılmış bir taştan meydana gelmiş taş devri anıt mezarı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Dolmuşa Gelmek:
(bkz:: Dolduruşa Gelmek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Dolmuşa Getirmek:
(bkz:: Dolduruşa Getirmek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Dolmuşçuluk:
(i.) Biri sahte dolmuş sürücüsü, diğer ikisi sahte yolcu olan üç kişi tarafından gerçekleştirilen yankesicilik. Arabaya binmek isteyen gerçek yolcu ben önce ineceğim diyen sahte yolcu tarafından indi-bindi esnasında soyulur.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Dolu:
(sf.) 1- Esrarlı (sigara). 2- Civalı (zar). Örn:: Daima dubara gelir dolu zar. (Ahmet Rasim, Şehir Mektupları) 3- Silahlı (kimse).(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
dolu:
sıfat 1. içi boş olmayan, boş yeri kalmamış bulunan, alabileceği kadarını almış olan, dolmuş1. \"Çukur suyla doluydu\" 2. boş yeri kalmamış olan, her yeri tutulmuş bulunan, boş yeri yok. \"Sinema bu kez doluydu\" 3. bir yerde sayıca çok olan, pek çok. \"Ağaçta meyve doluydu\" 4. (ateşli silahlar için) içinde mermisi bulunan. \"Çifte dolu, kurcalamayın\" 5. boş zamanı bulunmayan. \"Bu hafta doluyuz\" 6. çok miktarda nicelik kapsayan. \"Buzdolabı yiyecek doluydu\" 7. BİTKİLİM TERİMİ içinde boşluk bulunmayan. \"Bitkide dolu sap dik tutucudur\" 8. ad (halk öykülerinde) içki doldurulmuş bardak, içki. \"Hak âşıklığı odur ki pir elinden dolu içer\" 9. sıfat MEC. bir duygunun güçlü etkisinde olan. \"Sevgi dolu bir sesle konuşuyordu\"(Konusu: , Kökeni: )
Dolu Kalkma:
(Güreş Ter.) Alttaki güreşçinin üstündekinin paçasından tutarak ayağa kalkması. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Dolunay:
(t.i. ka.erk.) Tam yuvarlak halde görünen ay, bedir, bedr-i tam. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)
Dolunay Partisi:
Kısa Adı: DAP Genel Merkezi: Mamak, Ankara Kuruluş Tarihi: 29.01.2015 Genel Başkanı: Serdar Okuyucu Sona Eriş Tarihi: FAAL Sona Eriş Nedeni: FAAL Siyasi Pozisyonu: * İdeoloji: * NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
Domaıne:
Şarap malikanesi anlamına gelen Fransızca bir kelimedir. Burgonya'da çok sık kullanılır.(Konusu: Şarap Terimi, Kökeni: )
Domates:
(solanum lycopersium) Patlıcangillerden bir çeşit bitkidir. Ürünü için yetiştirilir. Vatanı Meksika ve Peru'dur. Yabani türünün meyveleri yuvarlak ve kiraz kadar küçüktür. Domatesin içeriğinde lycopin denilen bir madde bulunur. A, B, C vitamileri bakımından zengindir. Gövde ve yapraklarında solanin denilen zehirli bir alkoloid bulunur. Faydası:: Bol idrar söktürür. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını ve kanın durulmasını sağlar, damar sertliğini giderir. Romatizma ve nikriste faydalıdır. Safra ve böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Üremiyi düşürür. Hazmı kolaylaştırır. Kabızlığı giderir. Mide ve bağırsakların düzenli bir şekilde çalışmasını sağlar. Cilde tazelik ve pembelik verir. İsiliği ve mayasılı giderir. Nasırların sökülmesine yardımcı olur. Çıbanların olgunlaşmasını sağlar. Arı sokmasında ve yanıkların tedavisinde faydalanılır. Kansere karşı korur. Midesi zayıf olanlar, böbrek ve mesanelerinde iltihap olanlar, suyunu içmelidirler.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Domates:
(yun.i.) [Meksika yerlilerinin dilindeki tomatl’dan İspanyolca aracılığıyle Avrupa dillerine giren kelime Türkçe’ye Yunanca telaffuzu ile geçmiştir] 1- Patlıcangillerden, yaprakları tüylü, meyvesi etli, soğuğu sevmeyen, otsu bir ılık bölge bitkisi. Solanum lycopersicum. 2- Bu bitkinin yemeğe konan, salçası yapılan, çiğ olarak yenen, içi çok sulu kırmızı meyvesi. [Sırık domatesi, kır domatesi, yeşil domates gibi çeşitleri vardır](Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Domatesli:
(yun.sf.) Domatesle veya domates salçası ile pişirilmiş. “Domatesli pilâv.” “Domatesli omlet.” “Domatesli et.”(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Domatofobi:
(ing.i. domatophobia) evlerden ya da bir evde olmaktan korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Dominant:
(fr.sf. dominant) 1- Benzerleri içinde güç ve önem yönünden başta gelen, etki, sayı ya da önemce üstün olan benzerlerine baskın çıkan, egemen durumda olan. Hâkim, baskın; başat. 2- (müz.) Güçlü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Dominik Cumhuriyeti:
Resmi Tam Adı: Dominik Cumhuriyeti İspanyolca: República Dominicana (Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )
Dominik Cumhuriyeti:
Yer Aldığı Kıta: Kuzey Amerika Kıtası'nda, Karayipler'de (Batı Hint Adaları) yer alan ada ülkesi.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )
Dominik Cumhuriyeti:
Bağımsız Ülke: Birleşmiş Milletler üye ülke. Haiti'den 27 Şubat 1844 yılında bağımsızlığını kazanmıştır.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )
Dominik Cumhuriyeti:
Yönetim Şekli: İktidar Yapısı: Üniter Devlet. İktidar Kaynağı: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )
Dominik Cumhuriyeti:
İdari Yapısı: 1 Başkent: Santo Domingo. 31 Eyalet: 1- Azua 2-Baoruco 3- Barahona 4-Dajabon 5- Distrito Nacional 6- Duarte 7- El Seibo 8- Elias Pina 9- Espaillat 10- Hato Mayor 11- Independencia 12- La Altagracia 13- La Romana 14-La Vega 15- Maria Trinidad Sanchez 16- Monsenor Nouel 17- Monte Cristi 18- Monte Plata 19- Pedernales 20- Peravia 21- Puerto Plata 22- Salcedo 23- Sabana de la Mar 24- San Cristobal 25- San Jose de Ocoa 26- San Juan 27- San Pedro de Macoris 28- Sanchez Ramirez 29- Santiago 30- Santiago Rodriguez 31- Valverde.(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )
Dominik Cumhuriyeti:
Komşuları: Porto Riko'nun Batısında, Küba ve Jamaika'nın Doğusunda yer alır. Venezuela ile deniz sınırı vardır. Adanın Batı kısmında Haiti bulunur.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )
Dominik Cumhuriyeti:
Resmi Dili: İspanyolca(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )
Dominik Cumhuriyeti:
Para Birimi: Dominik Pesosu Para Birimi Kodu: DOP(Konusu: Ülke Para Birimi, Kökeni: )
Dominik Cumhuriyeti:
Plaka Kod: DOM(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )
Dominik Cumhuriyeti:
Tel. Kodu: +1 809, +1 829, +1 849 Bölge 1 – Kuzey Amerika Kıtası Numaralandırma Plan Alanı içindedir.(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )
Dominik Cumhuriyeti:
Dini: Hristiyanlık, Musevilik (Yahudilik), Budizm Mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )
Dominik Cumhuriyeti:
Dominik Cumhuriyeti Bayrağı: Günümüzdeki hali ile 1863 yılından bu yana kullanılmaktadır. Bayrak, mavi, kırmızı ve beyaz renklerden oluşmaktadır. Yatay ve dikey olarak bayrağı dört eşit parçaya bölen beyaz haç, ülkenin bağımsızlık mücadelesi esnasında hayatını kaybeden ulusunu sembolize etmektedir. Kırmızı renk özgürlük savaşı esnasında akan kanı, mavi ise daimi özgürlüğü ifade etmektedir. Ülkenin resmi kurumları tarafından kullanılan bayrağında, ülkenin arması tam ortada yer almaktadır.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )
Dominik Cumhuriyeti:
Milli Marşı: Himno Nacional(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )
Dominik Cumhuriyeti:
Genel Bkş: Hispanyola Adası denilen bir adanın içerisinde olan Dominik Cumhuriyeti, Karayipler'de (Batı Hint Adaları) yer alıyor. • Şeker kamışı en önemli tarım ürünüdür. Bunun yanında, kahve, kakao, pirinç, domates, portakal, tütün, mango ve avokado önemli diğer ürünleri arasında bulunur. •(Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )
Dominik Cumhuriyeti:
DNI Dominik Cumhuriyeti'nin Dış İstihbarat Teşkilatı. Direccion Nacional de Inteligencia (Ulusal İstihbarat Başkanlığı)(Konusu: Ülke İsth. Teş., Kökeni: )